«
  1. Ana sayfa
  2. AHLAK
  3. Zikrin Faydaları

Zikrin Faydaları

Beni zikredin” buyuran yüce Allah’ın ismi ile…

Zikir, geniş boyutları olan bir kavram. Zikirle ilgili olarak ehlisünnet âlimlerinin (Allah-u Teâla kendilerinden razı olsun) çeşitli eserleri mevcuttur. Bendeniz de, bu yazıyı onlardan birisi olan değerli âlim, muttaki zat İbn Kayyim el-Cevziyye’nin bir eserinden faydalanarak hazırladım. Kendisi İslâm ümmetine faydalı olan birçok faydalı eser bırakmıştır. O, maneviyata önem veren biri olarak, Kurânî bir kavram olan zikrin faydalarından bahsetmiş ve kendisi de zakirâne bir hayat yaşamıştır. Allah-u Teâla, ona rahmet eylesin.

Bizler de bu büyük imamızın yaptığı gibi, zikrin faydalarını kendi düzenlememiz ile maddeleştirdik. Bu maddeler elli tane oldu. Her maddede zikirle birlikte zakire de değinerek konuyu işlemeye çalıştık. Rabbimizden dileğimiz, faydalı kılmasıdır.

50 maddede zikir ve zakir:

(1.) Zikir, şeytanı ve şeytanileri kovar. Şeytan, zakirden uzaklaşmak zorunda kalır. Zikirden uzak kalana ise şeytan yaklaşır, hatta onunla arkadaş olur.

(2.) Zikir, ilahi rızaya ermenin bir vesilesidir. Zakirden Allah-u Teâla razı olur. Allah-u Teâla’nın rızası ise her şeyin üstündedir.

(3.) Zikir, kalbi sekineti sağlar. Zikirle birlikte kalbin manevi sıkıntıları kalp üzerindeki etkilerini kaybederler. Zakir, zikir ile iç huzurunu temin ve tesis eder.  

(4.) Zikir, zakiri zahiren ve batınen güçlendirir. Kalbi ve bedeni güçlendiren zikir, kalbi ve bedeni parlatır. Zikir, kalbin gıdası olup, güçlendikçe, bedene de etki eder; heybet verir, zahiri ve batıni heybeti arttırır.

(5.) Zikir, rızkın bereketli olmasına bir vesiledir. Zakir, Allah-u Teâla’nın izniyle maddi ve manevi birçok rızka nail olur. Kulun maddi rızıklara ihtiyacı olduğu gibi manevi rızıklara da ihtiyacı vardır. Zikir bunun karşılanmasını sağlar.

(6.) Zikir, hikmet kazandırır. Zikir, zakirin diline yansıyarak, dilinden hikmet pınarlarının çağlamasına vesile olur. Bu vesileyle de, zakirin konuşması etkileyici ve güzeldir.

(7.) Zikir, Allah-u Teâla’ya yakınlaşmaya (kurbiyete) vesile olduğu gibi; yine Allah-u Teâla’yı sevmeye de (muhabbete) bir vesiledir. Allah-u Teâla’yı sevme halinde de, Allah-u Teâla’nın da kulu seveceği umulur. Allah-u Teâla’nın kulunu sevmesinin ve kulun Allah-u Teâla’ya kurbiyeti ne kadar değerlidir bir düşün! Büyük bir şeye ulaştıran şeyde elbette çok değerlidir. Zakir ise, zikriyle büyük ve değerli mertebelere kavuşan kişidir.

(8.) Zikir, zakiri manevi ölülerden ayırır. Zikir edenle etmeyen ölü ile diri gibidir. Zikir, maneviyatı canlı olanların yoluyken, maneviyatı ölü olanlar ise zikirden gaflet içinde olanlardır.

(9.) Zikir, Allah’ın gözetimi altında (murakabede) olduğu şuurunu kazandıran bir büyük uyarıcıdır. Murakebe şuuru ile ihsan mertebesine çıkılır. Zakir de, muhsin kişidir.

(10) Zikir, hicret şuuru kazandırır. İnsan dünyadan ahirete hicret eden bir muhacirdir. Zikir ise, muhacirin azığıdır. Zakir, kalp dinginliği ile bu hayatın geçici, ahiret hayatının ise ebedi olduğu şuuruyla hareket eder. O, yoldaki yolcu olduğunun farkındadır. Bu farkındalığı da hayatına ve diline yansır.

(11.) Zikir, kalbin gıdasıdır. Balığın sudan uzak kalması neyse, kalbin zikirden uzak kalması da odur. Nasıl ki, balık sudan ayrı kaldığında ölüyorsa, kalpte zikirden ayrı kalırsa ölür. Balığın suya ihtiyacı olduğu gibi, kalbinde zikre ihtiyacı vardır. Zakir kalbin ihtiyaçlarını vererek kalbini ölmekten koruyan kişidir.

(12.) Zikir, hasenedir. Haseneler ise seyyieleri siler. Zakir, hasenelerle mutluluğa yol alan, gafil ise mutsuzluk bataklığına saplanan kişidir.

(13.) Zikir, haşyete vesiledir. Zikir ile zakirin kalbini Allah-u Teâla’nın korkusu (haşyetullah) kaplar. Haşyetullah ile hareket edenler de dünyada günahlardan korunurken, ahirette de (inşallah) ateşten korunacaklardır.

(14.) Zikir, gaflet uykularından, gönül berraklığına uyanıştır. Gafletin derin uykularda ki kalpler zikirle uyanırlar. Zakir ise gaflet perdesinin altındaki gaflet uykusundan zikir ile uyanan ve kalben uyanık kalan kişidir.

(15.) Zikir, insana Allahu Teâla’ya sığınma şuuru verir. Hayat imtihanında kişi nice zorluklarla karşı karşıyadır. Bunların üstesinden gelinebilmesinde zikrin büyük bir rolü vardır. Zikirle kişinin büyük bir makama sığınması (istiaze), O’ndan istemesi (istiane) gerçekleşir. Zakir de ancak Allahu Teâla’ya sığınan ve yine ancak O’ndan isteyen bir kul olarak yaşar.

(16.) Zikir, insana marifet kapılarını aralar. Zikir arttıkça maneviyatta artar. Zakir ile gafilin Allah-u Teâla’yı tanımaları aynı değildir. Marifet arttıkça, muhabbet ve haşyette artar.  

(17.) Zikir, kolay erişilen, azim bir fazilettir.  Allah-u Teâla’yı anmak, ibadetlerin en faziletlilerinden olup, maddi ve manevi ikramların kula ulaşmasına bir vesiledir. Zikir, öyle büyük bir nimettir ki, ona ulaşmak zor değil, bilakis kolaydır. Hayatta nice şeylere zorluklarla ulaşabilen insanın önüne zikirle birlikte kolaylıklar kapısı açılır. Dilini oynatan nice iman ehli büyük ikramlara kavuşmaktayken, zakir de, büyük ikramlara kavuşup çok kazanan kişidir.

(18.) Zikir, nedametlerden arınma ve korunma yoludur. Hesap gününde, gaflet ehli pişmanlık ehliyken, zakirin ise salah ehli saidlerden olması umulur.

(19.) Zikir, bir kalkan olup, kişinin maddi ve manevi olarak korunmasına vesiledir. Zikir, zakiri kötülüklerden güvene ve emniyete taşır. Bu itibarla zakir, koruyan tarafından korunan kişidir.

(20.) Zikir, büyük nimetlerden bir büyük nimettir. O, Allah-u Teâla’nın kuluna ikramlarından bir ikram, hediyelerinden bir hediyedir. Zakir ise bu büyük nimetten ve ikramlardan payını alan saadet ehliyken, gafil bunlardan kaçan ve kaçınan kişidir.

(21.) Zikir, kalple dili birbirine bağlayarak, dili hakka kılavuzlar. Zikir ile zakir, dilini hakka yöneltir; gafil ise dilini batıla çevirir. Hakkın batıldan üstün olduğu gibi zakirde gafilden üstündür. Zakir dilini hakka çevirdiğinden Cenab-ı Hak onun dilini korur, gafil ise batılla uğraşmasının karşılığı olarak dili onun düşmanı olur. Kalbin durumu nasılsa dilden çıkanda öyle olacağından, zakirin kalbi durumu dilinden yansır. Kalpte parlayan hikmetin nurları dilden söz olarak çıkar. Namaz, insanı kötülüklerden alıkoyduğu gibi, zikirde dile kötülüklerden alıkoyar.

(22.) Zikir, kurbete vesiledir. Zikir, zikredeni Allah-u Teâla’ya karşı yabancılıktan kurtarır, zikretmeyen ise Allah-u Teâla’ya karşı yabancıdır.

(23.) Zikir, gafletten uyandırır. Zikir, kişinin ağır gaflet uykularından uyanışına vesileyken, zakir de, teyakkuz halindeki kalbi uyanık kişidir. Uykudan münezzeh olan Mevlamız, dilerse zakirin gözlerini uyutur, kalbini ise uyanık tutar.  

(24.) Zikir, ahiret şuuru kazandırır. Zikir, yakın olan dünyayı kulun kalbinden uzaklaştırır, uzak sanılan ahirete yaklaştırır. Zikirle kişi yakın bir ahiret şuuruna kavuşur. O ahiret ki kesin varılacak yerdir. Zakirde zikirle dünya kalbinde küçüldükçe küçülür, ahiret ise büyüdükçe büyür. Ahiret özlemi pekiştikçe pekişir ve zakir ahiret insanı olur.

(25.) Zikir, yakin kazandırır. Sözlerin muhatabına etkinliği yakine göredir. Zakir, yakin yolunda ilerleyen kişidir.

(26.) Zikir, hayırlı ümmetinin yoludur. Bu ümmetin hayırlıları zakirlerdir. Bakmaz mısın, usve-i hasenenin dili hep dualıdır. Zakir de, ümmetin evlatlarından hayırlı kişidir.

(27.) Zikir, paha biçilmez bir değerdir. Şuurlu bir zakir için zikir, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha sevimlidir. Zikirden gafil olmak ise büyük bir yitiktir.

(28.) Zikir, dareyn kurtuluşuna vesiledir. Dünyada günahlardan, ahirette cehennemden kurtuluş zikirledir. Zakir, ehli selamet ve ehli necat olup,  Daru’s-selâm’a kavuşacak kişidir.

(29.) Zikir, manevi kazanımların membaıdır. Allah-u Teâla’yı zikretmek kazanılması çok zor olan milyon haseneye ulaştırır; dile kolay gelen bu milyon hazine bir dilini oynatmakladır. Bu nimeti kaçıran ne tembeldir. Hatta denizköpükleri kadar çok seyienin yine milyon silinmesi ne büyük bir kazançtır. Kim böyle bir şeyi istemez? Ya yüce Allah-u Teâla’nın zakire verdiği bir milyon dereceyi kim kaçırmak ister? Kaçırana nasipsiz denir. Oysa zakir, nasiptar kişidir.

(30.) Zikir, huzura açılan huzur kapısıdır. O öyle bir kapıdır ki, o açılınca huzursuzluk kapısı kapanır. Zakir ise huzur kapından girip, huzursuzluk kapılarını kapayan kişidir. 

(31.) Zikir, zakire ruhi heybet kazandırır. O, ruhani zayıflık halinden kurtulur ve ruhani gücü (maneviyatı) elde eder.

(32.) Zikir, galibiyete vesiledir. Kulun, Allah-u Teâla’yı zikri ne kadar güçlü olursa iblisin ordularına galip gelmekte o derece çabuk ve devamlı olur. Zakir, izni ilahi ile iblislerin askerlerinin hemezatına karşı nusret ehlidir.

(33.) Zikir, felaha ermenin yoludur. Felaha erende helaka uğramaz. Zakir de helak olmaktan korunup, felaha eren kişidir.

(34.) Zikir, şükrün başıdır. Nimetlere şükür zikirledir. Zakir şakirdir. Allah-u Teâla, zikirle nimetleri arttırır. Şükredenlere nimetler arttırılıp, onlar nimetlerin zevalinden korunurlarken, zikir de maddi ve manevi fakirliğin önünde bir set, bir engel olur.

(35.) Zikir, muttakilerin bereketli azığıdır. Takvayı yüklenen muttakilerin dilinde zikir eksik olmaz. Takvaya ermede muttakiler arasına girmede zikrin rolü büyükken, zakir de takvaya eren müttaki kuldur.

(36.) Zikir, cemalullaha ermenin yoludur. Mükâfat ve makam sahipleri zikirle yol alanlardır. Allah-u Teâla’nın rızası, cennet ve cemalullah ne büyük mükâfattır. İşte zakirler lütfu ilahi ile bu makamlara ve mükâfatlarda kavuşacak kişilerdir.

(37.) Zikir, kalbi yumuşatır. Kalbin katılığının tedavisi zikirdir. Gaflet ehlinin kalbi demir gibidir. Zikir öyle bir ateştir ki demir kalpler onunla erir. Zakirin kalbi de zikirle, katılık ve kabalıktan kurtulmuş ve korunmuş olur.

(38.) Zikir, kalbin şifasıdır. O halde zakirin kalbi şifada, gafilin kalbi marazdadır.

(39.) Zikir, Allah-u Teâla’ya dost olmaya bir vesileyken, vuslat ehli zakirde Allah-u Teâla’nın velisi olan kişidir.

(40.) Zikir, gafletten ve tehlikelerinden uzaklaştırır. Zakiri Allah müdafaa eder. Gafil ilahi müdafaadan uzaktır. Gaflet ehli şeytanın ve şeytanlaşanların saldırılarına açıktır.

(41.) Zikir, övgüye vesiledir. Allah-u Teâla, zakirlerle meleklerine övünür. Allah-u Teâla’nın kulu ile övünmesi kul için büyük bir şerefken, zakir bu şerefe nail olan kişidir.

(42.) Zikir, meclislerin bereketidir. Dünyadaki cennet bahçeleri zikir meclisleridir. Ahiretteki cenneti arzulayan kişi, dünyadaki cennetten gafil kalamaz. Zakir, zikriyle meclisleri bereketlendiren kişidir.

(43.) Zikir, mağfiretin yoludur. Zikir meclisleri meleklerin, malayani meclisleri şeytanların meclisleridir. Zikir meclislerini bulduklarında melekler birbirlerine seslenerek: “Gelin ihtiyacınız olan şey burada” diyerek diğer melekleri o meclise çağırırlar. Gelen melekler öyle çoğalırlar ki, o topluluğun çevresini dünya semasına kadar çepeçevre kuşatırlar. Oradakiler izni ilahi ve vesile-i zikir ile mağfiret olunurlar, böylece zikir,  mağfirete bir vesile, zakir de affa nail olur.

(44.) Zikir, zakire cesaret verir. Korkaklığı giderir. Zakir, şecaat ehlidir.

(45.) Zikir, nifaka karşı bir emandır. Zakir, Allah-u Teâla’yı çok zikir ile nifaktan korunur. Münafıklar ise, Allah’ı çok az anarlar.

(46.) Zikir, amellerin lezzetlilerinden birisidir. Zakir de zikir ile bu lezzeti birebir yaşayan kişidir. Zikir ile kalp, en leziz gıdayı alır.

(47.) Zikir, kalbe yansıdıktan sonra, simaya ve bedene de yansır. Kalbi nurladıran zikir, simayı ve bedeni de nurlandırır. Bu vesileyi ile zakir de nurlanır. Bu nurun izleri hem dünyada, hem de (inşaAllah) ahirette görülecektir.

(48.) Zikir, hayırlı anları mekânlara yansıtır. Zikir vesilesiyle mekânlar zakirin zikrine şahadet ederler ve edeceklerdir.

(49.) Zikir, hayırdır; hayırlı olmaya bir vesiledir. Abidlerin, âlimlerin, zahidlerin, mücahidlerin en hayırlıları Allah-u Teâla’yı en çok zikredenleridir. Zakir de, hayırlı bir yoldan giderek, hayra eren kişidir.

(50.) Zikir, zorlukları kolaylaştırır; meşakkatleri hafifletir. Zakir, zikir ile meşakkatler karşısında manevi bir dirence kavuşur. Böylece zorluklar kolaylaşır. Hem de zakir, zikir ile manevi desteği celb eder.

Şimdi ey okuyucu! Biz zikri, ehli bidatin yolu üzere anlayan ve uygulayan kişiler değiliz. Dinimizde olmayan her türlü uyduruk inanç ve uygulamayı red ediyoruz. Ancak Kur’ân’ı Kerim’de ve Sünneti Seniye’de bizlere aktarılanlara iman edip, onları hayata geçirme gayreti ile salih selefimizin yolunu da takip etmeye çalışıyoruz.

Zikir konusu da, Kur’ân’ı Kerim’de ve Sünneti Seniye’de bahsi geçen ve geniş kapsamı olan mühim konularındandır. Bu mühim konuyu kavrayan ve hayatının çeşitli yönlerinde de ehli zikir olan her Müslüman da aslında zakirdir. Şu farkla ki; kimi Müslüman, (her yerde ve her şekilde) Rabbimizi çok zikreder, kişisi ise az. Rabbim, bizleri (her yerde ve her şekilde) zatını çok anan ve bu vesile ile de rızasını kazanandan eylesin. Allahumme âmin.

Muvahhid zakirlere selâm ve dua ile…

Esedullâh Saîd el-Muallim