«
  1. Ana sayfa
  2. MAKALELER
  3. Yılbaşı Kutlamak

Yılbaşı Kutlamak

YILBAŞI KUTLAMAK

Abdurrezzâk el-Muhâcir

 

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle…

Dînini bütün dînlere üstün kılan Allâh’a hamd olsun. Salat ve selâm bu hak dînin son Peygamberinin ve O’na ihsan ilkesince tâbi olan tüm haniflerin üzerine olsun.

Allâh’u Teâlâ her ümmete bir râsul göndererek hak dînin emir ve yasaklarını bildirmiştir. Her peygamber kavmi için tâbi olunup takip edilecek ‘en güzel örnek’tir. Bu tevhid davetçilerinin sonuncusu Efendimiz aleyhisselâmdır. O sallallâhu aleyhi ve sellem’in yaşantısı Kur’an’dır. Müslüman olduğunu iddia eden her kul, hayatının her alanında peygamberinin yolundan gitmeli; O’nun yaptıklarını yapmalı, kaçındıklarından uzak durmalı ve hareket metotlarını öğrenerek bunu hayatında tatbik etmelidir.

Fakat günümüz toplumlarında durum bunun aksinedir. Söze gelince “Elhamdulillâh Müslümanım” diyenler yaşantılarıyla sözlerini yalanlamaktadırlar. Batının sözde medeniyet, özde ise İslâmsızlıkla dolup taşan inanç ve âdetleri dünyanın hemen hemen her yerini sarmış durumdadır. Müslümanlık dillerden düşmez iken, insanlar sanki büyülenmişçesine “daha ne kadar batılılaşırız” kaygısına düşmüşlerdir. Bakınız peygamber efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem bu durumu bizlere asırlar öncesinden şöyle buyurarak bildirmiştir.

“Şüphesiz siz, sizden öncekilerin yollarını karışı karışına, arşını arşınına aynen izleyeceksiniz. Hatta onlar bir keler deliğine girseler sizde oraya gireceksiniz. Denildi ki: Ey Allâh’ın Rasûlü! Bunlar Yahûdîler ve Hıristiyanlar mı? ‘Onlardan başka kim olacak’ buyurdu.” (Buhâri; Müslim)

Doğru sözlü Peygamberimiz ümmetinin düşeceği durumu haber vererek bu tehlikeye karşı tedbir almamız gerektiğini hatırlatmaktadır. Şimdi hiç kimse bu kadar bozukluğu nasıl düzeltebilirim? Benim buna gücüm yetmez. İnsanlar beni kınarlar… gibi düşüncelere kapılmasın. Bu vesveselere kapıları kapatmak için şunları düşünebiliriz:

En başta bizler Allâh’u Teâlâ’nın sevip râzı olduğu bir kul olmak için uğraşmalıyız. O’nun korumasında olana kim zarar verebilir ki? Ardından Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’in hayatını hatırlayalım. On üç sene verilen bir mücâdele ve ardından İslâm Devleti…

Her Müslümanın asli vazifelerinden bir tanesi de “emri bil ma’ruf ve nehyi anil münker”dir. Yani iyiliği emretmek ve kötülükten de sakındırmaktır. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır. “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (ma’rufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Âli İmrân: 104)

Bu kısa hatırlatmanın sonrasında asıl konumuza geçelim. Yılbaşı kutlaması nedir? Bu günlerde sakınılması gereken şeyler nelerdir? Noel veya cristmas olarak isimlendirilen 25 aralık günü Hıristiyanlar’ın dîni bayramıdır. İsa aleyhisselâm’ın doğduğu gün olarak kabul ettikleri aralık 25’i 26’ya bağlayan gecede çeşitli eğlenceler düzenlerler. Ev, cadde, sokak ve çam ağaçları süslenir, o geceye has hindi kızartılır, hediyeler alınır, tebrik kartları dağıtılır, temsilî olarak noel babanın gelmesi canlandırılır, içki içilir, dans edilir ve türlü hayâsızlıklar… Kısacası bu Hıristiyanların dîni bir bayramıdır ve onlara hastır.

Müslüman olduğunu iddia eden bir kimsenin bu günü bayram edinmesi kesinlikle câiz değildir. Bu günü bayram edinmese dahi onlar gibi eğlenerek, onların âdetlerini uygulayarak yeni bir yılın gelişini kutlaması da câiz değildir. Allâh Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem sahâbesini ve dolayısıyla da bizleri her dâim kâfir ve müşriklere benzemekten sakındırmıştır. O’nun aleyhisselâm hareket metotlarından bir tanesi de “müşriklere muhalefet” fıkhıdır. Bu hakikati Medine Yahûdileri’nin dilinden İmam Müslim rahimehullâh şöyle nakletmektedir. “Bu adam (Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem) bize âit hiçbir şey bırakmak istemiyor, ne varsa bize muhalefet ediyor.”

Allâh Subhânehu ve Teâlâ âyeti kerîmelerinde Yahûdi ve Hıristiyanların ancak kendi dinlerine mensub olanlardan râzı olacaklarını ve onları veli, dost edinmeyi Müslümanlara yasak kıldığını bildirmiştir.

Allâh’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Sen onların dinlerine uymadıkça, yahûdi ve hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: ‘Şüphesiz doğru yol, Allâh’ın yoludur.’ Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların hevalarına uyacak olursan, senin için Allâh’tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.” (Bakara: 120)

Bir başka ayette ise şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler, yahûdi ve hristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allâh, zalimler topluluğuna hidayet vermez.” (Mâide: 51)

Peygamber efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem ise şöyle buyurmaktadır: “Kim bir kavme benzerse, O da onlardandır. (Ebû Dâvûd; Ahmed)

Hadîsi şerifin şerhinde İmam Muhammed bin Abdurrauf el-Munavî şöyle demiştir: “Yani dış görünüşünde onlar gibi giyinmesi, onlar gibi davranması, onların ahlâkıyla ahlâklanması, onların yolundan gitmesi, giyim kuşamında ve bazı fiillerinde onların yolunu tutmasıdır. Yani gerçek bir benzeme, dışı ile içi birbirine tam uymaktır.”

İmâm İbni Teymiyye rahîmehullâh ise şöyle demiştir:  “Bu hadis en azından onlara benzemenin haramlığını gerektirir. Zâhiri ise onlara benzeyenin küfrünü gerektirmektedir.”

Yine ittifak edilen bir kaide ise şöyledir: “Kâfirlere dîni olan alâmetlerinde tâbi olmak küfürdür.”

Âyet, hadîs ve imâm sözlerinden de anlaşılacağı üzere İslâm âdeti olmayan bu kutlamalara katılmak kesinlikle câiz değildir. Şeytan ve avânesi son sürat görevlerini yaparlarken bizler buna seyirci kalmamalıyız. Toplumların asıl değerlerini unutturarak İslâm’dan uzaklaşması için tüm yollarını deneyen bozgunculara geçit vermemeliyiz. Her birey en yakınından başlayarak insanları bu ve benzeri İslâm’a aykırı durumlara karşı uyarmalıdır. Başarı Allâhu Subhânehu Teâlâ’dandır.

Ya Rabbi! Sen bizleri hakkı hak olarak bilip ona tabi olanlardan, batılı da batıl olarak bilip ondan da uzak duranlardan kıl. Allâhumme âmin.

Alemlerin Rabbi olan Allâh’a hamd olsun.