«
  1. Ana sayfa
  2. Akaid Soruları
  3. Temyiz mahkemesine başvurmanın hükmü nedir?

Temyiz mahkemesine başvurmanın hükmü nedir?

Soru: Temyiz mahkemesine başvurmanın hükmü nedir?

Sorunun tam metni: Selâmun aleykum. Sizin temyiz mahkemesinin küfür olduğu görüşünden döndüğünüz söylenmekte. Bu doğru mudur? Doğru ise bize delillerinizi gösterin; yok değil ise hakkın ortaya çıkması adına meseleyi etraflıca anlatın. Allâh ecrinizi versin.

Cevâb: Ve aleykum selâm. Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

Allâh sana rahmet etsin kardeşim bilmelisin ki! Tâğûtî mahkemelerden hüküm istemek küfürdür. Bu mahkemenin adliye yahut istinaf veyahut temyiz mahkemesi olması arasında fark yoktur. İkrâh hali haricinde bu mahkemelerden hüküm isteyen bir kimse –Allâh bizleri korusun– kâfir olur. Bizim tâğûta muhâkeme olma noktasındaki inancımız budur. Bu, malûm fitne 10 sene önce ilk çıkmaya başladığında böyleydi, elhamdülillâh bugün de hiç değişmedi. Zîrâ bizim inancımız muhkem âyetlere, sarih hadîslere ve kat’i icmâya dayanmaktadır. Nasların zamanların yahut mekânların değişmesiyle, değişmeyeceği ise bilinen bir gerçektir. Hak ortadadır, ondan sonra sapıklıktan başka bir şey yoktur.

Bizi dînine az da olsa katkıda bulunmakla şereflendiren Allâh’a hamd olsun ki, 2011 yılında bu fitneye çare olması niyetiyle sitemizde de yayınladığımız “Tâğûta Muhakeme Olmayı İstiyorlar” adlı kitâbı kaleme aldık. Bu kitâbımızı okuyan farklı cemaat ve kesimlere mensûb kimselerden faydasına yönelik birçok sözler işittik. Size de bu kitâbı –başından sonuna kadar– okumanızı tavsiye ediyoruz. Okumuş iseniz bir kez daha okuyun, mutlaka faydasını görürsünüz. Rabbim tüm Müslümanlara dünyâ ve âhiret hayırlar versin.       

Bundan sonra:

“Temyiz” kelimesi, Arap lügatinde: “Ayırmak, seçmek, bir şeyi diğerinden seçip tarif etmek, iyiyi kötüden ayırmak” anlamlarına gelmektedir. Türkçeye de Arapçadan geçmiş ve zikredilen manalarda kullanılmaktadır. Ancak bilindiği üzere bir kelimenin veya kavramın kullanıldığı ilim dalına ve yerine göre taşıdığı anlam değişir; değişebilir. [Bak: “M-y-z” Maddesi: İsfahânî, el-Müfredat; el-Firûzâbâdî, el-Kâmûsu’l-Muhît; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab; el-Cevherî, es-Sıhâh, İbn Fâris, Mucemu Makâyisi’l-Luğa; Zebidî, Tâcu’l-Arûs…]

Temyiz kelimesi Türkçede mahkeme kelimesine “Temyiz Mahkemesi” kullanımında olduğu gibi sıfat olarak geldiğinde bundan “Yargıtay” anlaşılır. Yargıtay ise: “Adliye Mahkemelerinde veri­len hükümlerin temyiz edilebileceği yani (sistemin kanununca) incelenerek doğrudur ya da yanlıştır hükmüne varacağı ve ayrıca kanunla belirlenmiş bazı konulara ilk ve son derece mahkemesi olarak da bakmaya yetkili üst mahkemedir.”

Temyiz Mahkemesi’nin Arapça karşılığı “Mahkemetu’n-Nakz” olup, Türkçe ifadesiyle nakzeden yani bir önceki hükmü bozan mahkemedir.

Nitekim Şeyh Sefer Havâlî  bu konuda şöyle demiştir: “Biz şimdi İslâm Dünyâsı’nın birçok ülkesinde bu (tâğûtî) mahkemeleri görmekteyiz. Kendi isimlendirmelerine göre önce ibtidaiyye (dâvaya ilk olarak bakan adliye) mahkemeleri daha sonra temyiz mahkemeleri adı altında mahkemeler kurmuşlardır. Temyiz mahkemeleri, ibtidaiyye mahkemelerinde görülen dâvalara bakar, onların verdiği hükümleri onayan ya da bozan müstesna mahkemelerdir. Temyiz mahkemesinin üstünde yüksek mahkeme, anayasa mahkemesi veya yüksek yargı meclisi vardır ve tabi ki, yargısı da şer’î değildir. Bununla beraber idârî mahkemeler, ticâret mahkemeleri, medenî mahkemeler, cezâ mahkemeleri, işçi mahkemeleri gibi çeşitli mahkemeleri vardır ve tüm bu mahkemelerin kendilerine göre kaynakları vardır.

Hatta günümüzde durum daha da ileri gitmiştir. İlk olarak bu şekilde mahkemeler kurulur. Arkasından bu mahkemeler de uygulanacak hükümleri öğrenmek için hukuk fakülteleri kurulur. Yeni yeni kanunlar çıkarılır. Liseden başlayıp doktora yapmaya kadar uzanan bağımsız hukuk fakülteleri vardır. Öğrenci, uzman profesörler tarafından burada okutulur. Hukuk fakültesinden mezun olan öğrenci yargı merdiveni basamaklarında dünyâlık bir basamağa tayin olur. Sonra yüksek mahkemeye geçinceye kadar ya da oraya başkan oluncaya kadar yükselir de yükselir. Bu makam, o ülkedeki Allâh’ın indirdiği hükümler dışında hüküm verildiği en son makamdır.” [Sefer Havâlî, Şerhu Tahkimi’l-Kavanin: 75-76.]

Yukarıda ifâde olunduğu üzere, temyiz mahkemesi dendiğinde anlaşılması gereken, Adliye Mahkemelerinin verdikleri kararların kendisine itiraz edildiği Yargıtay Mahkemesi’dir. Bu mahkeme, Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararı düzenin kanun ve yasalarınca ele alır ve inceler. Sonuçta ya bozma ya da onama hükmüne karar verir.     

Tutuklu veya tutuksuz sanıklar için temyiz mahkemesine başvurabilmenin tek yolu(!) tâğûtun temyiz mahkemesine başvurarak verilen hükmün bozulmasını istemektir. Bozulma istemi de ancak verilen hükmün sistemin kanun ve yasalarına uymama iddiasına dayanır.

Daha açık bir ifâdeyle Adliye Mahkemesi’nin (küçük mahkemenin) verdiği hükmü yani infâz ettiği kararını, Yargıtay Mahkemesi’ne (büyük mahkemeye) düzenin yasalarına göre hukuka aykırılık ya da usulsüzlük gerekçesiyle bozdurmak için başvurmaktır. Şeyh Sefer Havâlî’nin de söyledikleri bundan başkası değildir. 

Buna misâl verecek olursak: Ebû Cehil’in, Dâru’n-Nedve kanunlarına göre mahkeme ettiği bir kimsenin, çıkan hükmü, -Ebû Cehil yoluyla- daha üst makamdaki Ebû Leheb’e şikâyet ederek, Dâru’n-Nedve kanunlarına göre uygun olmadığı gerekçesiyle tekrar muhâkeme yoluyla bozulması için başvurmasıdır.  

Anlaşılacağı üzere, Adliye Mahkemesi’nin verdiği hükme itiraz yoluyla Yargıtay Mahkemesi’nde görüşülmesi için başvurmak, birden fazla hüküm istemini de beraberinde getirmektedir. Zîrâ Adliye Mahkemesi’nin hükmü Yargıtay Mahkemesi’nde muhâkeme olunmakta, Adliye Mahkemesi’nde verilen hüküm bozulsun veya onansın bu Yargıtay Mahkemesi’nin vereceği birinci hükümdür. Eğer hüküm hukuksuz(!) olduğu gerekçesi ile bozulup, dâva yeni bir hüküm için yeni bir mahkemeye sevk edildiğinde, yeni mahkemenin vereceği hüküm ise ikinci hükümdür. 

Bunlar, reddetmekle emrolunduğumuz tâğuti sistemin halen(!) yürürlükteki lânetli kanunlarıdır. [Not: Temyize dair kanun maddelerini okumak isteyenler kitâbımızın pdf formatından bakabilirler.]  

Sonuç olarak, yeni bir mahkeme açmakla, Adliye Mahkemesi’nde verilen hükmü bir üst mahkemeye yani İstinaf’a yahut Yargıtay’a götürmek arasında İslâmî olarak bir fark bulunmamaktır. Tâğûta hüküm(!) için başvurmak her ne ad alırsa alsın İslâm Dîni’ne göre hükmü aynı olup, kişiyi –ikrâh haricinde– İslâm Milletinden çıkaran küfürdür.

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1438h./2017m.