«
  1. Ana sayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Talâkta kinâyeli lafızlar kullanmanın hükmü nedir?

Talâkta kinâyeli lafızlar kullanmanın hükmü nedir?

Soru: Talâkta kinâyeli lafızlar kullanmanın hükmü nedir?

Sorunun tam metni: Selâmun aleykum Hocam. Eşimle tartıştık ve “ayrılacaksan söyle ben de bileyim” dedi. Ben de boşanmayı kastetmeden “bu saatten sonra senle olmam” dedim. Bunun hükmü nedir, bu konudaki delîller nelerdir?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

Kardeşim, Rabbimiz pişman olacağımız sözleri ve işleri yapmaktan seni ve cümlemizi korusun. Allâhumme âmin. 

Öncelikle bilmelisin ki! Evlilik hayatının güzel geçmesi sevgi bağıyla elde edilecek olan bir nimettir. Bu sebeble bunu zedeleyecek olan işlerden uzak durmak gereklidir. Boşamaya yani talaka benzer lafızların söylenmemesi de bunlardan biridir. Çünkü eşlerin birbirlerine söylediği bu ve bunun gibi sözler kolay kolay unutulmaz. Sıkıntı ve acı verir. Sonra talâkın şakası yoktur. Söz ağızdan çıkar ve üzerine hüküm binâ edilir. Bu nedenle gerçekten boşanma niyetinde olmadan bu gibi lafızları kullanmak doğru değildir. Soruna gelirsek:  

Talâk yani boşanma lafızları ya açıktır ya da kapalıdır. Açık olanlara “sarih”, kapalı olanlara “kinâyeli söz” denir. 

Sarih talâk sözleri: “Seni boşadım” ve “boşsun” gibi lafızlardır. Bu tür lafızlarda niyet aranmaz ve söz tev’îl de edilemez. İttifakla talâk gerçekleşir. Sen böyle bir söz söylememişsin.

Kinâyeli talâk sözleri ise: “Ailenin yanına git” gibi lafızlardır. Bu tür lafızlar hem talâka hem de başka bir mânâya gelme ihtimali olan lafızlardır. Senin söylediğin de bu tür lafızlara benzemektedir. Kinâyeli sözlerde niyet olmadan talâk gerçekleşmez. Bu görüş, Mâlik, Şâfiî ve Buhârî gibi cumhur imâmların görüşü olup, râcih olandır. Nitekim İmâm Buhârî rahîmehullâh, “es-Sahîh”inde şöyle bir başlık atmıştır: “Senden ayrıldım yahut seni salıverdim veya sen serbestsin yahut başıboşsun veya talâk kast edilen bir söz söylediği takdirde bu, onun niyetine göredir.” [es-Sahîh: 7/43.]  

İmâm Kurtubî rahîmehullâh ise konuyu açıklayarak şöyle demiştir: “Talâk sarih ve kinâyeli olmak üzere iki türlüdür. Sarih sözün ayrıca niyet ihtiyacı yoktur. Sadece lafzın kendisiyle talak meydana gelir. Kinâyeli lafzın ise niyette ihtiyacı vardır. [el-Câmiu: 3/133.]    

Talâk olma veya olmama ihtimali bulunan her bir (kinâyeli) sözün, o sözü söyleyen kimse bununla talâkı kastettiğini söylemedikçe onun için talâk olarak kabul edilmesi câiz olmaz. Eğer bu konuda ikrârda bulunursa o vakit ikrârı ile boşaması söz konusu olur. Aksi takdirde nikâhı ibtâl etmek câiz olmaz. Çünkü yakîn ile nikâhın sıhhati üzerine icmâ vardır.” [el-Câmiu: 3/135.] 

Bu görüşün delîlleri hakkında İmâm İbn Abdi’l-Berr rahîmehullâh şöyle demiştir: “Talâka dair bütün kinâye sözlerde bu konudaki asıl delîl Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in kendisiyle evlenip de: ‘Senden Allâh’a sığınıyorum’ diyen kadına: ‘Sen himayeye alan birisine sığındın, haydi ailene git’ şeklindeki sözleridir. [Buhârî] İşte bu bir talâk idi. Diğer taraftan Ka’b bin Mâlik de Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine hanımından ayrılmasını emredince hanımına: ‘Ailenin yanına git’ [Buhârî] demiş bu ise talâk olmamıştı. İşte bu, böyle bir sözün niyete ihtiyacı olduğunun ve ancak bu sözü söyleyenin niyetine göre onun hakkında hüküm verileceğinin delîlidir. İşte talâka da diğer bir mânâya da gelme ihtimalleri bulunan sair kinâye lafızlarının durumu da böyledir. Doğrusunu en iyi bilen Allâh’tır.” [el-Câmiu: 3/136.]    

Sonuç olarak senin söylediğin: “Bu saatten sonra seninle olmam” sözlerin de kinâyeli lafzılar hükmündedir. Talâka niyet etmediğinden söylediklerinin nikâha zararı yoktur. 

 

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1436h./2015m.