«
  1. Ana sayfa
  2. FIKIH
  3. Tahkîm -Hakem Tayin Etmek-

Tahkîm -Hakem Tayin Etmek-

Mukaddime: 

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle… 

Hamd, -âlemlerin Rabbi olan- Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlüdür…

Bundan sonra:

Tahkîmin Tanımı:

Tahkîm, lügatte “hakem tayin etmek” demektir. Istılâhta ise: “İki kişinin kendi rızaları ile aralarındaki bir anlaşmazlığı şeriata göre çözmesi için, birisini tayin etmeleri” demektir. Tayin edilen kimseye “muhakkem” ve “hakem” denilir.

Tahkîmin arabuluculuk ve sulh yolu ile anlaşmazlığı çözmek mânâsında olduğu da söylenmiştir. Zîrâ sulhla alınması caiz olan şeyde tahkîm câiz olur. Sulhla alınması caiz olmayan şeylerde ise tahkîm caiz olmaz. Bu sebeble had ve kısaslar bunun dışındadır.

Tahkîmin Meşruluğu:

Hakem tayini ile alakalı Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

“Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allâh da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allâh, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.” (Nisa: 4/35)

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in Beni Kurayza Yahudileri hakkında Sa’d bin Muâz’ı hakem tayin etmesi meşhur olup, bu vakıa sünnetten tahkîmin meşruluğuna açık bir delîldir.

Bu ve benzeri delîllerin delâletiyle ümmet tahkîmin câizliğinde icmâ etmişlerdir.

Tahkîmin Rüknü:

Tahkîmin rüknü, icâb ve kabuldür. Buna göre:

1. Aralarında anlaşmazlık bulunan tarafların, birisine anlaşmazlık konusunda hükmetmesi için teklifte bulunmaları onun da bu teklifi kabul etmesi gereklidir.

2. Hakem kılınacak kimsenin hakemliği kabul etmesi gereklidir.

Hasımlarda Aranan Şartlar:

Hasımların her ikisinin de âkil ve bâliğ olmaları gereklidir.

Hakemde Aranan Şartlar:

Hakemin şahadete ve kadâya ehil olması gerekir. Buna göre:

1. Âkil ve bâliğ olması gereklidir. Buna göre, delilinin ve sabinin hakemliği câiz değildir.

2. Hür olması gereklidir. Buna göre, kölenin hakemliği câiz değildir.

3. Görmesinde ve işitmesinde özrü olmaması gereklidir. Buna göre, kör ve sağırın hakemliği câiz değildir.

4. Şahitliği geçerli kimselerden olması gereklidir. Buna göre, kişinin babası ve oğlu üzerine hakemliği câiz değildir.

5. Müslüman olması gereklidir. Buna göre, kâfirin hakemliği câiz değildir.

6. Sâlih kimselerden olması gereklidir. Buna göre, fâsığın hakemliği câiz değildir.

7. Hakemin bu ehliyete sâhib olması gereklidir. Buna göre, hem tayin edildiği zaman, hem hüküm verdiği zaman, hem de aradaki müddet içerisinde bu ehliyete haiz olması gerekir.

8. Hakem tek olabileceği gibi, birden fazla da olabilir. Bu durumda hükmün geçerli olması için, hakemlerin ittifakı ile hâsıl olması gereklidir.

Tahkîme Konu Olan Mes’elede Aranan Şartlar:

1. Tahkîme konu olan davanın hadler ve kısasın dışında olması gerekir. Zîrâ bu tür davalara bakmak hâkim görev alanıdır. Buna göre, malî meseleler ile evlilik, talâk gibi şahsî hallerde tah­kîm sahîh olur.

2. Tahkîm, şu iş olursa gibi bir şarta veya falan zaman başlamak üzere gibi bir zamana bağlı olmamalıdır.

Hakem Hükmünün Bağlayıcılığı: 

1. Tahkîm, hakem taraflar için karar vermeden önce, bağlayıcı olmayan bir akittir. Yani hasımlardan her ikisi veya dileyen birisi diğer tarafın rızası aranmadan hakem tayini konusundaki kararından vazgeçip hakemi azledebilir. Hakem karar verdikten sonra verilen karar, şeriata uygun olmak kaydıyla bağlayıcıdır. Taraflardan hiç birisinin bu karara uymama yetkisi yoktur. İmâm Şâfiî’den rivâyet edilen iki görüşten birine göre, hükmün geçerliliği için iki tarafın da rızası şarttır.

2. Hakemin hükmü sadece kendisini hakem tayin eden taraflar ve hakem tayin ettikleri konuda geçerlidir. Onun hükmü, üçüncü şahıs hakkında geçerli olmadığı gibi, kendisini tayin etmedikleri bir dâva konusunda da geçerli değildir.

3. Hakemin verdiği karar, hâkimin hükmü gibidir. Dolayısıyla hâkimin hükmünün bozulamayacağı her yerde hakemin kararı da bozulamaz. Hanefilere göre, hakemin kararı mahkemeye götürüldüğünde bu hüküm, hâkimin mezhebine uygun değilse bozabilir.

Tahkîmin Sonra Ermesi: 

1. Hakemin hükmünü vermesi,

2. Taraflar süre belirlemişse bu sürenin dolması,

3. Hakemin taraflardan biri veya her ikisince azledilmesi,

4. Hakemin istifası, ölmesi yahut medenî haklarını kullanma ehliyetini kaybetmesi,

5. Hakeme gitme sebebini oluşturan anlaşmazlığın ortadan kalkmasıyla tahkîm sona erer.

Tahkîm İle Muhâkeme Arasındaki Farklar:   

1. Hâkim kendisini tayin eden siyasî otorite adına genel bir velâyet yetkisine sâhib olduğundan görev yaptığı yerdeki bütün kişiler hakkında hüküm verebilir. Hakemin yetkisi ise sadece kendisinin hakemliğini isteyen taraflarla sınırlıdır.

2. Hakemin görev yapabilmesi için tarafların rızası gerekir, hâkim için böyle bir şart söz konusu değildir.

3. Hakemlik bir bölge ile sınırlı değildir; hâkimin yetkisi istisnaî durumlar dışında görev yaptığı yerdeki davalarla sınırlıdır.

4. Hâkimin hükmü bazen davaya taraf olanların dışındakileri de ilgilendirir. Tahkîmde ise hakemin kararı taraflardan başkasını etkilemez.

5. Karar öncesinde tarafların hakemi azletme yetkisi vardır, hâkimin ise davacı veya davalılar tarafından azli mümkün değildir.

6. Tahkîm genel yargıya nisbetle daha aşağı konumdadır, çünkü bakabileceği davalar sınırlıdır.

7. Bir hakem karar verme sürecinde hakkındaki suçlama sebebiyle şahitlerden birinin şahadetini reddetse de başka hakem onun şahadetini kabul edebilir. Hâkimin şahadetini reddettiği kimsenin şahadeti ise başka bir hâkim nezdinde de geçerli değildir.

8. Hakem tarafların izni olmadan başkasını hakem tayin edemez; tayin ettiği takdirde o hakemin verdiği hüküm resmî otorite tarafından onaylanmış olsa bile tarafların onayı olmadıkça geçersiz sayılır. Hâkim ise böyle bir izin olmadan yerine başka bir hâkimi vekil bırakabilir.

9. Hakem hüküm verdiği meclis dağılmadan önce kararını taraflara bildirmek zorundadır; hâkim için böyle bir zorunluluk yoktur.

10. Hakem, sağlıklı hüküm verebilmek amacıyla tarafları ya da şahitleri hapsetme gibi bazı yöntemlerle cezalandırma yetkisine sâhib değildir. Onun yetkisi, sadece bu tür yollara başvurmadan elde edebildiği delillerle hüküm vermeye çalışmakla sınırlıdır. Hâkim ise tarafların ya da şahitlerin hapsedilmesine karar verebilir.

11. Hakem taraflardan biri aleyhine malî bir ceza veremez; hâkim ise bu yetkiye sâhibtir.

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

1435 h. / 2014 m.

Abdullâh Saîd el-Müderris.