«
  1. Ana sayfa
  2. AKAİD
  3. Tağutların İslami Söylemleri

Tağutların İslami Söylemleri

Tağutların İslamı hâkim kılmak gibi bir hedefleri yoktur. Onlar, İslam’ın hükümlerini ortadan kaldırdıktan sonra, nasıl olur da İslam’dan ve İslam’ın hâkimiyetinden söz edebilirler? Ancak sıkıştıklarında İslam’ı bilmeyen cahil insanları kandırmak için İslami söyleme başvurdukları da olur.

Bakınız Mısır firavunu 6 Ekim 1973’te -sıkıştıkları bir zamanda- orduya şöyle bir konuşma yapar:

“Ey Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali’nin torunları! Ey Halid, Ebu Ubeyde, Amr, Sad ve Selahaddin’in torunları ümmetimizin vicdanı ve şehidlerimizin ruhu Yermük, Kadisiye, Hıttin ve Ayn Calut manalarını temsil etmemiz için bize seslenmektedir.

Aliyy ve Kadir olan zatın iradesi sizin bu cihadınızın öyle bir ayda olmasını takdir buyurdu ki; bu ay faziletli cihad ayı, Bedir savaşı, fetih ve zafer ayı olan Ramazan ayıdır.

Şüphesiz ki bizim atalarımız imanla fedakârlıkla ve Allah’ın dinini ve hak olan İslam risaletini korumak için şehid olmak üzere yarışmakla zafer kazandılar. Sizde bu gün göstereceğiniz kahramanlık ve şecaatinizle bu ruhta ilham alıyor ve bu ruhu tekrar diriltiyor ve bununla şerefli ümmetimizin geleneklerini diriltiyoruz. Allah’ın bereketiyle yola koyulun. ‘‘Eğer Allah size yardım ederse, artık size galip gelecek yoktur.’’ (Ali İmran 3/160)

Subhanallah! Hayret etmemek elde değil. Yanlış yola hizmet için, doğru sözler, yanlış ağızlarda…

Bu söylenenlerin kime ait olduğunu bilmeyen bir kişi bu sözlerin dindar bir adama ait olduğunu sanabilir. Oysa bu söylemin sahibi olan firavun, o zamana kadar İslam’a savaş açmış, İslami söylemi olanlara göz açtırmamış, akıl almaz baskı, işkence ve zulümlerle mazlumların kanını dökmüştür. Sonra nasıl olmuşta din, iman, Allah, peygamber, sahabe, cihad, şehid… aklına gelmiştir!? tarih incelendiğinde görülecektir ki, köprüyü geçene kadar dini kullanan nice diktatör zalim, işi bitti mi mazlumları asmaktan çekinmemiştir.

Elbette bunlar, tağutların tüm dünyada Müslümanlar üzerinde oynadığı hain oyunlardır. Onlar, batılın hizmetinde, Allah’ın dinine savaş açanlardır. Onlar, Allah’ın dini hâkim olmasın diye ellerinde silahlarla bekleyenlerdir. Ancak zorda kaldıklarında askerlerini; “Allah, Allah” nidalarıyla düşmanlarının üzerine salanlar da yine onlardır. Onların bu yaptıkları belirli zamanlarda dini kullanarak cahilleri aldatmaktan başka bir şey değildir.

Yine onlar, insanları kandırmak için belirli İslami kavramları da kullanmaktan çekinmezler. Örneğin, kendi batıl sistemleri uğrunda ölenlere ‘şehid’ demektedirler. Şehidlik kavramını bu gün birçok din düşmanı kişi veya örgüt de kendi ölüleri için kullanmaktadırlar. Ateist, komünist ideoloji sahipleri bile kendi ölülerine şehid(!) demektedirler. Ölenler, Allah Subhanehu ve Teâlâ yolunda değil de, kendi tağutları yolunda ölmüşlerken, İslam’a inanmayanlar, İslam’a irtica diyenler, yeri geldi mi şehadet gibi bir mertebeyi kendi ölülerine yakıştırırlar. Hatta daha başka İslami kavramları da kullanmaktan çekinmezler. Neden diye sorarsak… Dediğimiz gibi, bu bir oyun ve göz boyama taktiğinden başka bir şey değildir.

İslami bir kavram olan şehidlik kavramını kullanmaları elbette ki cahil insanları uyutmak içindir. Bu tağuti mekanizmalar, kendi ordularında ölen Yahudi ve Hıristiyanlara da şehid diyecek kadar şaşkın ve sapkındırlar. Elbette bir Müslüman, İslam’a karşı oluşturulan tüm küfür ordularından beridir. Onlara destek vermek İslam’a savaş açmaktır. Tağutlar, kendileri (her zaman ve her yerde) biz İslam’a düşmanız demeseler de, ne için mücadele edip, savaştıklarına ve neyi egemen kıldıklarına bakılmalıdır.

nisa 76(tevdav)Yine şeriat düşmanlarının kendi sistemlerinin bekçileri için kullandıkları söylemlerden bir söylem de; ‘‘peygamber ocağı’’ sözüdür. Laik-demokratik devletlerin İslam Devleti olduğu söylenemeyeceği gibi, bu devletlerin orduları içinde “peygamber ordusu” veya “peygamber ocağı” denilemez. Peygamberin ordusu, İslam’a irtica diyerek Müslümanları düşman gören bir orduyla asla bir tutulamaz. Peygamber ordusunun mücahidleri canlarını, mallarını Allah yolunda verirlerken, laik-demokrat ordularda en büyük tehlike olarak ilan ettikleri İslam Dininin hâkim olmaması uğrunda canlarını ve mallarını ortaya koymaktadırlar.

Hal böyleyken, her türlü İslamsızlığın olduğu ordulara “peygamber ocağı” demek, peygambere ne büyük bir hakaret ve iftiradır. Bu söz, ya cahillerin cehaletle söylenmiş olduğu cahilce bir söz veya saptırıcı zındıkların sapkınca sözlerinden biridir. Onların sözlerine inanmak, Müslüman için elbette olacak şey değildir. Müslümanlar, bu sözlere inanmadıkları gibi her uygun fırsatta da bu gibi sözlerin batıllığını ifade etmeli ve tağutların İslami söylemlerine aldanmamalıdırlar.

Rabbimiz, Müslüman’ın ne için savaşacağını bize açıkça buyurmuştur. Müslüman sadece Allah için mücadele eder ve savaşır. Şeytandan ve şeytanlaşan tağutlardan tüm cüzleriyle uzak durur.


“İman edenler Allah yolunda savaşırlar; kâfirler ise tağut yolunda savaşırlar. Öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hilesi pek zayıftır.”
 (Nisa: 4/76)

 Hak belli, batıl belli… İslam belli, küfür belli… Hak yolda, İslam için savaşanlar belli, batıl yolda tağut yolunda savaşanlar belli…

Ey İslam’ın sahibi Rabbimiz!

İman edip dinin için savaşanları, tüm tağutlara karşı muzaffer eyle!

Allahûmme âmin.