«
  1. Ana sayfa
  2. Akaid Soruları
  3. Sinirlendiğinde Allâh’a ve Rasulüne söveninin hükmü nedir? Böyle bir kimse geçmişte evlenmiş ise nikâhı şer’an devam eder mi?

Sinirlendiğinde Allâh’a ve Rasulüne söveninin hükmü nedir? Böyle bir kimse geçmişte evlenmiş ise nikâhı şer’an devam eder mi?

Soru: Sinirlendiğinde Allâh’a ve Rasulüne söveninin hükmü nedir? Böyle bir kimse geçmişte evlenmiş ise nikâhı şer’an devam eder mi?

Cevâb: Ve aleykum selâm. Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

Allâh’a, Peygambere ve dîne söven kişi, bunu ister cehâlet ile ya da sinirli bir halde yapsın veya eğlence için ya da para kazanma gayesiyle yapsın veya inanmadan ve hatta kendine kızarak yapsın fark etmeksizin İslâm ile bağını koparmış; apaçık bir küfür işlemiştir. Bu sebeble Müslüman ise kâfir olmuş, evli ise nikâhı düşmüştür. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

“De ki: Allâh ile O’nun âyetleri ve Rasûlü ile mi alay ediyorsunuz? (Boşuna) Özür dilemeyin. Çünkü siz îmân ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz.” [et-Tevbe: 9/65-66]

Âyette açık olarak ifâde edildiği üzere her kim, Allâh’a O’nun âyetlerine ve Rasûlü’ne söverse yahut onları küçümserse veyahut hakaret ederse Müslüman olduğunu iddia etse bile, namaz gibi ibâdetleri gerine getirip, zina gibi haramlardan kaçınsa bile söylediği ya da yaptığı ile küfrü kastetmediğini iddia etse bile, bunu sinir ya da alışkanlık ile yapsa bile kâfir olur. İmâm İbn Kudâme rahîmehullâh şöyle demiştir: “Kim Allâh’a söverse kâfir olur. Bu hususta şaka yapması veya ciddi olması bir şey değiştirmez. Bunun gibi Allâh ile âyetleri ile rasûlleri ile ya da kitâbları ile alay eden kimse de kâfir olur.” [el-Muğnî: 4/20]

İmâm İshâk bin Rahaveyh rahîmehullâh ise Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e söven kimsenin kâfir olacağı hakkında icmâ naklederek söyle demiştir: “Müslüman âlimler, Allâh’a veya Rasûlüne söven ya da Allâh’ın nebilerinden bir nebiyi öldüren bir kimsenin -Allâh’ın indirdiği şeylerin tamâmını kabul etse bile- sırf bu yaptığı şey sebebiyle kâfir olacağı hususunda icmâ etmişlerdir.” [Abdulmunim, Tenbihu’l-Ğafilîn ilâ Hükmi Şatimillahi ve’d-Dîn: 13.]

İmâm Muhammed bin Sahnûn rahîmehullâh da bu konuda icmâ naklederek şöyle demiştir: “Âlimler Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e söven, O’nun gözden ve itibardan düşüren (buna çabalayan) kimsenin kâfir olduğunda ve Allâh’ın azâbına müstehak olduğunda icmâ etmişlerdir. Böyle bir kimsenin dünyâda bütün imâmlar katında hükmü ölümdür.” [Kâdî İyâd, eş-Şifâ: 2/215-216.]

Anlaşılacağı üzere geçmişte İslâm’ı kabul etmiş olduğu halde Allâh’a, Peygambere ve dîne söverek küfre girmiş olan ve daha da kötüsü bunu alışkanlık edinmiş bir kimsenin bundan tevbe etmesine bakılmaz. Şer’î hükmü dünyevî ahkam itibariyle İmâm Muhammed bin Sahnûn rahîmehullâh’ın ifâde ettiği üzere bellidir… Müslümanlarla bağı kesilir. Evli ise nikâhı derhal düşer; onunla evlilik hayatını sürdürmek haram olur. Çocukları varsa onlar üzerindeki velâyet bağı kalkar. Müslümanlardan miras alamaz. Müslüman mezarlığına defnedilmez. Kendisine rahmet okunmaz. 

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1441h./2020m.