«
  1. Ana sayfa
  2. AHLAK
  3. Sahîh Zikirler

Sahîh Zikirler

SAHÎH ZİKİRLER 

Abdullâh Saîd el-Müderris

 

 

MUKADDİME  

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle…

Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimi-zin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlüdür…

Bundan sonra:

 

ZİKRİN FAZİLETİ 

Allâh’u Teâlâ, zikirle alakalı olarak Kur’ân-ı Kerîm’inde şöyle buyurmaktadır: 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَث۪يرًاۙ  [الاحزاب: ٣٣/٤١]

“Ey îmân edenler. Allâh’ı çokça zikredin.” [el-Ahzâb: 33/41]

فَاذْكُرُون۪ٓي اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا ل۪ي وَلَا تَكْفُرُونِ۟  [البقرة: ٢/١٥٢]

“Beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın bana nankörlük etmeyin!” [el-Bakara: 2/152]

وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا [الاحزاب: ٣٣/٣٥]

“Allâh’ı çokça anan erkekler ve çokça anan kadınlar var ya; Allâh işte bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat (cennet) hazırlamıştır.” [el-Ahzâb: 33/35]

وَاذْكُرْ رَبَّكَ ف۪ي نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخ۪يفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِل۪ينَ  [الاعراف: ٧/٢٠٥]

“İçinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gâfillerden olma!” [el-Arâf: 2/205] 

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

مَثَلُ الَّذيِ يَذْكُرُ رَبَّـهُ وَالَّذيِ لاَ يَذْكُرُ رَبَّـهُ مَثَلُ الْحَيِّ وَالْمَيِّتِ [البخارى ومسلم]

“Rabbini zikreden ile Rabbini zikretmeyenin misâli, diri ile ölü gibidir.” [Buhârî-Müslim]

أَلاَ أُنَبِّئُكُمْ بِخَيْرِ أَعْمَالِكُمْ وَأَزْكَاهَا عِنْدَ مَلِيكِكُمْ وَأَرْفَعِهَا فِي دَرَجَاتِكُمْ وَخَيْرٌ لَكُمْ مِنْ إِنْفَاقِ الذَّهَبِ وَالْوَرِقِ وَخَيْرٌ لَكُمْ مِنْ أَنْ تَلْقَوْا عَدُوَّكُمْ فَتَضْرِبُوا أَعْنَاقَهُمْ وَيَضْرِبُوا أَعْنَاقَكُمْ؟ قَالُوا: بَلَى. قَالَ: ذِكْرُ اللَّهِ تَعَالَى [الترمذي وابن ماجه]

“Amellerinizin en hayırlısını, Melîkiniz katında en geçerli olanını, dereceleriniz içerisinde en yükseğini, altın ve gümüşü Allâh yolunda harcamanızdan daha hayırlısını, düşmanınızla karşılaşıp sizin onların boyunlarını vurmanızdan, onların da sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlısını size bildireyim mi? Sahâbe: ‘Evet’ dediler. Buyurdu ki: Allâh’u Teâlâ’yı zikretmektir.” [Tirmizî-İbn Mâce]

يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي بِي،وَأَنَا مَعَهُ إِذَا ذَكَرَنِي فَإِنْ ذَكَرَنِي فِي نَفْسِهِ ذَكَرْتُهُ فِي نَفْسِي، وَإِنْ ذَكَرَنِي فِي مَلَإٍ ذَكَرْتُهُ فِي مَلَإٍ خَيْرٍ مِنْهُمْ، وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ بِشِبْرٍ تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا، وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ ذِرَاعًا تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ بَاعًا، وَإِنْ أَتَانِي يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً [البخارى ومسلم]

“Allâh’u Teâlâ: ‘Ben kulumun hakkımdaki zannındayımdır. Beni zikrettikçe onunlayım. Beni bir toplulukta anarsa, ben de onu onlardan daha hayırlı bir toplulukta anarım. Bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona on arşın yaklaşırım. Bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kulum bana yürüyerek gelse, ben ona koşarak gelirim’ buyurdu” demiştir.” [Buhârî-Müslim]

مَنْ قَرَأَ حَرْفًا مِنْ كِتَابِ اللَّهِ فَلَهُ بِهِ حَسَنَةٌ، وَالْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، لاَ أَقُولُ (الم) حَرْفٌ، وَلَكِنْ أَلِفٌ حَرْفٌ، وَلاَمٌ حَرْفٌ، وَمِيمٌ حَرْفٌ  [الترمذي البيهقي]

“Kim Allâh’ın Kitâb’ından bir harf okursa, ona bununla bir hasene vardır ve her hasene on misli ile karşılık görür. Elif, lâm, mîm bir harftir demiyorum. Fakat elif bir harf, lâm bir harf ve mîm bir harftir.” [Tirmizî-Beyhakî]

مَا جَلَسَ قَوْمٌ مَجْلِسًا لَمْ يَذْكُرُوا اللَّهَ فِيهِ، وَلَمْ يُصَلُّوا عَلَى نَبِيِّهِمْ إِلاَّ كَانَ عَلَيْهِمْ تِرَةً، فَإِنْ شَاءَ عَذَّبَهُمْ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُمْ [الترمذي]

“Bir mecliste oturup da orada Allâh’ın adını anmayan ve peygamberlerine salât getirmeyen bir topluluk, mutlaka Allah tarafından (bu kusurlarından dolayı) pişmanlığa uğratılır. Allâh dilerse onlara azâb eder,  dilerse onları bağışlar.” [Tirmizî-Ahmed]

مَا مِنْ قَوْمٍ يَقُومُونَ مِنْ مَجْلِسٍ لاَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ فِيهِ إِلاَّ قَامُوا عَنْ مِثْلِ جِيفَةِ حِمَارٍ وَكَانَ لَهُمْ حَسْرَةً [أبو داود وأحمد]

“Oturdukları mecliste Allah’ın adını anmadan kalkan bir topluluk, eşek leşi üzerinden kalkmış gibidirler ve bu meclis, onlar için (kıyâmet günü) pişmanlık olacaktır.” [Ebû Dâvûd-Ahmed]

.

GÜNLÜK ÇEKİLEN ZİKİRLER

Bu bölümde beş zikir vardır.

1. Her gün herhangi bir vakitte en az yüz defa:

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Mânâsı: Allâh’tan başka hak ilâh yoktur. O birdir ve tektir, ortağı yoktur. Mülk onundur ve hamd ona mahsustur. O, her şeye gücü yetendir.

Faydası: Bu zikri günde en az yüz defa çeken kişi -inşeAllâh- on köle azat etmiş kadar sevâb kazanır. Yüz günahı silinir yerine yüz sevâb yazılır ve gün boyunca da Allâh’u Teâlâ’nın himayesinde olur. [Buhârî-Müslim]

2. Her gün herhangi bir vakitte en az yüz defa:

سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللَّهِ العَظِيمِ

Mânâsı: Allâh’ı hamd ile tüm eksiklikten tenzih ederek tesbih ederim. Azîm olan Allâh’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederek tesbih ederim.

Faydası: Bu zikri günde en az yüz defa çeken kişinin -inşeAllâh- denizköpüğü kadar günahı da olsa bağışlanır ve onun için cennette bir ağaç/hurma dikilir. Kıyâmet günü sevâb kefesi ağır gelir. [Buhârî-Müslim-Tirmizî]

3. Her gün herhangi bir vakitte en az yüz defa:

لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ

Mânâsı: Güç ve kuvvet ancak Allâh’a mahsustur. 

Faydası: Bu zikri günde en az yüz defa çeken kişi -inşeAllâh- cennet hazinelerinden bir hazineyi elde etmiş olur. Sıkıntı ve kederinden kurtulur. Dünyâ ve âhiret kendisine hayırlı bir azık kazanır. [Buhârî-Müslim-Hâkim]

4. Her gün herhangi bir vakitte en az yüz defa:

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ

Mânâsı: “Allâh’ım Muhammed aleyhisse-lâm’a salât et (makamını ve şerefini ziyade kıl). 

Faydası: Bu zikri günde en az yüz defa çeken kişi -inşeAllâh- affedilir. Kıyâmet günü Muhammed aleyhisselâm’a komşu olur. [Müslim-Ebû Dâvûd-Tirmizî]

5. Her gün herhangi bir vakitte en az yüz defa:

أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ

Mânâsı: Allâh’tan mağfiret dilerim ve O’na tevbe ederim.

Faydası: Bu zikri günde en az yüz defa çeken kişi -inşeAllâh- affedilir, geçmiş günahları bağışlanır. Sıkıntıları giderilir, dünyâ ve âhiret ferahlığa çıkar.

.

SABAH VE AKŞAM ÇEKİLEN ZİKİRLER

Bu bölümde beş zikir vardır.

6. Her sabah ve akşam en az üçer defa:

بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لاَيَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فيِ الأَرْضِ وَلاَ فيِ السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ 

Mânâsı: İsmiyle yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allâh’ın adıyla. O, hakkıyla işiten ve her şeyi bilendir.

Faydası: Bu zikri sabah ve akşam en az üçer defa çeken kişiye -inşeAllâh- hiçbir şey zarar veremez. Allâh’ın himâyesinde ve korumasında olur. [Ebû Dâvûd-Tirmizî-İbn Mâce]

7. Her sabah ve akşam en az üçer defa:

رَضِيـتُ بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً، وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيًّا

Mânâsı: Rab olarak Allah’tan, dîn olarak İslam’dan, Peygamber olarak Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’den râzı oldum.

Faydası: Bu zikri sabah ve akşam en az üçer defa çeken kişiyi -inşeAllâh- râzı etmesi, kıyâmet günü Allâh’u Teâlâ’nın üzerine hak olur. [Ebû Dâvûd-Tirmizî-Nesâî]

8. Her sabah ve akşam en az yedişer defa:

حَسْبِيَ اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ،  وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ 

Mânâsı: Allâh bana yeter. O’ndan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. Ben, yalnızca O’na tevekkül ettim. O, yüce arşın Rabbidir.

Faydası: Bu zikri sabah ve akşam en az yedişer defa çeken kişinin -inşeAllâh- dünyâ ve âhiret işlerine Allâh Azze ve Celle kâfi olur. [Ebû Dâvûd-Taberânî]

9. Her sabah ve akşam en az birer defa:

اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنيِ وَ أَنَا عَبْدُكَ، وَ أَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَىَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبيِ فَاغْفِرْ ليِ فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ

Mânâsı: Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim söz üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Üzerimdeki nimetini ve günahlarımı kabul ediyorum. Beni bağışla. Şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.

Faydası: Bu zikri sabah ve akşam en az bir defa inanarak çeken kişiyi -inşeAllâh- o gece ölürse cennete girer. Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir. [Buhârî-Ebû Dâvûd]

10. Her sabah ve akşam en az birer defa:

اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ 

Mânâsı: Allâh, O’ndan başka hak ilâh olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, Hayy, Kayyûm’dur (her an yarattıklarını gözetendir). Göklerde ve yerde olan ancak O’nundur. O’nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini, işleyeceklerini bilir. O’nun dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O’na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür. 

Faydası: Bu zikri sabah ve akşam en az bir defa çeken kişi -inşeAllâh- cinlerin şerrinden emin olur.

HÂTİME 

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

 

Abdullâh Saîd el-Müderris.

1436 h. / 2015 m.

 

 İktibas Yapacakların Dikkatine!