«
  1. Ana sayfa
  2. FIKIH
  3. Sahîh Fıtır (Fitre) Sadakası Fıkhı

Sahîh Fıtır (Fitre) Sadakası Fıkhı

Mukaddime: 

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle.

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve rasûlüdür.

Bundan sonra:

Fıtır Sadakasının Anlamı:  

Fıtır kelimesinin Türkçe karşılığı “oruç açmaktır.” Ramazan orucu, Şevvâl ayının ilk günü ile bırakılıp iftar edildiği için o güne yani Ramazan bay­ramının birinci gününe “fıtır günü” denmiştir. Bu sadakanın sebebi de oruç ve orucun açılması olduğundan ve fıtır gününde verildiğinden dolayı bu sadakaya “fıtır sadakası” denmiştir.  

Fıtır Sadakasının Hükmü:

Fıtır sadakasını vermek, Müslümanlar üzerine farzdır. Bunda büyük ya da küçük, hür ya da köle, köylü ya da şehirli ayrımı yoktur. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.” [el-Alâ: 87/14-15]

İmâm İbn Kudâme rahîmehullâh şöyle demiştir: “Buradaki “arınan” ifâdesiyle kastedilen fıtır sadakası olduğu söylenmiştir. Bu sadakanın fıtra izâfe edilmesinin nedeni ise bunun Ramazan ayında farz olmasıdır. Bundan maksat da beden ve candan dolayı sadakanın verilmiş olması ve bunun ise maldan verilmesinin daha evla olacağıdır.” [İbn Kudâme, el-Muğnî: 3/79]

Abdullâh b. Ömer radîyallâhu anhumâ şöyle demiştir:

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını, büyük, küçük, hür köle (herkese) bir sa’ arpa veya hurma olarak vermeyi farz kıldı.” [Buhârî (1512); Müslim (984)…]

Bu ve benzeri nassların delâletiyle imâmlarımız fıtır sadakasının farz olduğu husûsunda görüş birliği etmişlerdir. Nitekim İmâm İbn Munzîr rahîmehullâh şöyle demiştir: “Kendisinden ilim hıfzettiğimiz her bir ilim adamı, fıtır sadakasının farz olduğu hususunda icmâ etmiştir.” [İbn Kudâme, el-Muğnî: 3/79] İmâm Hattâbî rahîmehullâh ile İmâm Beyhakî rahîmehullâh bu konuda icmâ nakledenler arasındadır.  

Fıtır Sadakasının Hikmeti:

Fıtır sadakası, Ramazan orucu gibi hicretin ikinci senesi farz kılınmış olup, farz kılınmasının iki temel hikmeti vardır. Birincisi, oruçlu kimseyi işlemesi muhtemel kötülüklerden temizlemektir. İkincisi ise fakirleri gözetmektir. Nitekim İbn Abbâs radîyallâhu anhumâ şöyle demiştir:

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını oruçluyu faydasız ve çirkin söz ve fiillerden temizleyici, fakirlere de yiyecek olmak üzere farz kıldı.” [Ebû Dâvud (1609); İbn Mâce (1827)…]

İmâm Vekî rahîmehullâh şöyle demiştir: “Fitre sadakası Ramazan için namazdaki sehiv secdesi gibidir. Sehiv secdesi namazdaki eksikleri tamamladığı gibi fitre sadakası da orucun eksiklerini tamamlar.” [Heytemî, Tuhfetu’l-Muhtâc: 3/305]

Fıtır Sadakasının Vücub Şartları:

Fıtır sadakasının farz olmasının üç şartı vardır. Bunlar: Müslüman olmak, Ramazan ayının son gününde güneşin batması ve bayram gününde kişinin kendisi ve bakmakla mükellef olduğu kimselerin nafakasından ziyâde fıtır sadakası miktarına sâhib olmasıdır. Bu şartları taşıyan kimsenin fıtır sadakasını belirtilen zamanda, belirlenen kimselerden birine, belirlenmiş şeylerden vermesi farzdır.

1. Müslüman olmak: Müslüman olmayan kimseler şeriatın fürusu ile de mükellef olmakla beraber, dünyevî ahkâm açısından onlardan fıtır sadakası vermeleri istenmez. Nitekim Abdullâh b. Ömer radîyallâhu anhumâ şöyle demiştir:

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını bir sa’ hurma veya arpa olarak köle, hür, erkek, kadın, küçük, büyük tüm Müslümanlara farz kıldı.” [Buhârî (1503); Müslim (984)…]

Hadîste “Müslümanlara farz kıldı” kaydı ile ifâde edildiği üzere fıtır sadakasını vermek, Müslümanlara farz kılınmış olan bir ibâdettir.

2. Ramazan ayının son gününde güneşin batması: Fıtır sadakası, Ramazan ayının son gecesi güneş batımından sonra Şevvâl ayının bir kısmının idrak edilmesiyle farz olur. Çünkü artık Ramazan ayı bitmiştir. İbn Abbâs radîyallâhu anhumâ şöyle demiştir:

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını oruçluyu faydasız ve çirkin söz ve fiillerden temizleyici, fakirlere de yiyecek olmak üzere farz kıldı.” [Ebû Dâvud (1609); İbn Mâce (1827)…]

Hadîste fıtır sadakası Ramazan ayına izâfe edilmiş ve bu nedenle de farz kılınmıştır. Bu farziyet Ramazan ayının çıkmasıyla sâbit olur. Nitekim İmâm Nevevî rahîmehullâh şöyle demiştir: “Fıtır sadakası (Ramazanın son günü)güneşin batışı ile birlikte farz olur.” [Nevevî, Şerhu Müslim: 7/58]

Bu itibarla, güneşin batımından sonra doğan çocuk, nikâhlanan kadın, zengin olan kişi ve yeni Müslüman olmuş olan kimse üzerine fıtır sadakası vermek farz değildir. Güneşin batımından sonra vefât eden ve boşanan kadının üzerinden fıtır sadakası düşmez. Bunların fitresi ödenir.

3. Bayram gününde kişinin kendisi ve bakmakla mükellef olduğu kimselerin nafakasından ziyâde fıtır sadakası miktarına sâhib olmak: Fıtır sadakası, kendisinin ve çoluk-çocuğunun bir günlük yiyeceğinden fazla bir sa’ miktarı arpa veya buğdaya sâhib olan hür ve Müslüman olan kimseye farz olur. Bunda herhangi bir nisaba bakılmaz ve başka bir ölçü aranmaz.

Kişinin bakmakla mükellef olduğu kimseler, kölesi, karısı, küçük çocuğu, muhtaç durumda olan anne ve babası ile dede ve ninesidir.

Fıtır Sadakasını Verme Vakti:  

Fıtır sadakasını vermenin müstehab vakti bayram namazından öncedir. Namazdan sonra vermek de câizdir. Abdullâh b. Ömer radîyallâhu anhumâ şöyle demiştir:

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını bir sa’ hurma veya arpa olarak köle, hür, erkek, kadın, küçük, büyük tüm Müslümanlara farz kıldı ve bunun insânlar bayram namazına gitmeden verilmesini emretti.” [Buhârî (1503); Müslim (984)…]

İbn Abbâs radîyallâhu anhumâ şöyle demiştir:

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını oruçluyu faydasız ve çirkin söz ve fiillerden temizleyici, fakirlere de yiyecek olmak üzere farz kıldı. Kim onu bayram namazından önce verirse, o kabul olun­muş bir zekâttır. Kim de onu bayram namazından sonra verirse, o sadakalardan bir sadakadır. [Ebû Dâvud (1609); İbn Mâce (1827)…]

Hadîslerde ifâde edildiği üzere fıtır sada­kasının bayram namazından önce verilmesi istenmiştir. Zîrâ bayram namazından önce verilen fıtır sada­kası, sevâbı tâm ve mükemmel olarak Allâh katında makbul olan bir zekâttır. Bayram namazından sonra verilen fıtır sadakası ise diğer zamanlarda verilen sadakalar gibidir. Buna göre de namazdan önce verilen fıtır sadakası, namazdan sonra ödenen sadakadan fazilet ve sevâb bakımından çok daha fazladır.

Fıtır sadakasını bayramda vermeyen kimse üzerinden bu sorumluluk düşmez, vakit geçirmeden kaza etmesi gerekir. Şer’î bir özrü olmadan fıtır sadakasını vermeyen kişi günahkâr olur.

Fıtır Sadakasını Bayramdan Önce Vermek:   

Fıtır sadakasını Bayramdan bir ya da iki gün önce vermek ittifakla meşrudur. Nitekim Nâfî radîyallâhu anh şöyle demiştir: “Abdullâh b. Ömer radîyallâhu anhumâ, fıtır sadakasını bayramdan iki veya üç gün önce fıtır sadakasını toplayan kimseye gönderdi.” Bu rivâyete binaen İmâm Şâfîi rahîmehullâh şöyle demiştir: “Bu güzel olandır ve böyle yapılması uygundur. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in Abbâs’ın zekâtını vakti gelmeden alması buna hüccettir. İbn Ömer ve başkası da böyle demektedir.” [Beyhakî, Marifetu’s-Sunen: 6/204]

Ramazanın başında yahut ortasında vermek ise râcih olan görüşe göre câizdir. Ancak Ramazandan önce verilmesi câiz değildir. Nitekim İbn Abbâs radîyallâhu anhumâ şöyle demiştir: 

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını oruçluyu faydasız ve çirkin söz ve fiillerden temizleyici, fakirlere de yiyecek olmak üzere farz kıldı.” [Ebû Dâvud (1609); İbn Mâce (1827)…]

Hadîste ifâde edildiği üzere fıtır sadakası Ramazan ayına izâfe edilmiştir. Farz kılınmasının sebebi de oruç ve orucun açılmasıdır. Bu nedenle zikredilen bu iki sebebten biri bulunduğu takdirde fıtır sadakasını bayramdan önce Ramazan içinde vermek câiz olur.

Fıtır Sadakasının Cinsi ve Miktarı:

Fıtır sadakasının farz olan miktarı bir sa’ yani takriben 2750 gr buğday, arpa, hurma kuru üzüm veya kurutulmuş yoğurttur. Nitekim Ebû Saîd el-Hudrî radîyallâhu anh şöyle demiştir: 

“Biz Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında iken fıtır sadakasını yiyecek maddesinden, hurmadan, arpadan veya kuru üzümden bir sa’ olarak verirdik.” [Buhârî (1508); Müslim (985)…]

“Biz Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında iken bayram günü, fıtır sadakası olarak bir sa’ yiyecek maddesi verirdik. Bizim Yiyecek maddelerimiz, arpa, kuru üzüm, kurutulmuş yoğurt ve hurma idi.” [Buhârî (1510); Müslim (985)…]

Her iki hadîste de hurma, arpa, kuru üzüm ve kurutulmuş yoğurt zikredilmiş fakat buğday zikredilmemiştir. Zîrâ Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında Medîne de buğday çok az bulunmaktaydı. Daha sonra buğday artığında sahâbeler fıtır sadakasını buğday olarak da vermişlerdir. Bu sebeble her Müslümanın fıtır sadakası kendi yediği yiyecek cinsinden/gâlibiyetle tükettiği şeyden bir sa’/2750 gr olarak vermesi farzdır. Zikri geçen bu beş maddeden vermek daha efdal olmakla birlikte şart değildir. Hadîslerde “yiyecek maddesi” ifâdesi buna delîldir. Zaman ve mekâna göre toplumların ağırlık olarak tükettikleri yiyecek maddesi değişmektedir. Bu sebeble fıtır sadakası bir sa’ olmak şartıyla zaman ve mekân gözetilerek pirinç veya bulgurdan da verilebilir. 

Fıtır Sadakasının Kıymetini Ödemek:

Fıtır sadakasının kıymetini ödemek İmâm Mâlik, İmâm Şâfîi ve İmâm Ahmed’e göre yeterli olmaz. Zîrâ Ebû Saîd el-Hudrî radîyallâhu anh şöyle demiştir: 

“Biz Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında iken bayram günü, fıtır sadakası olarak bir sa’ yiyecek maddesi verirdik. Bizim Yiyecek maddelerimiz, arpa, kuru üzüm, kurutulmuş yoğurt ve hurma idi.” [Buhârî (1510); Müslim (985)…]

Hadîste fıtır sadakasının hangi ürünlerden verileceği tayin edilmiş ve bunlardan verilmesi emredilmiştir. Bu nedenle bu görüş, en doğru olan görüştür. Amel edilmeye daha layıktır. 

İmâm Sevrî ve İmâm Ebû Hanîfe’ye göre, fıtır sadakanın kıymetini ödemek yeterlidir. Günümüz şartlarında bu görüşle amel etmekle, kolaylık ve maksadı karşılaması durumundan dolayı -Allâhu âlem- bir beis yoktur. Zîrâ fıtır sadakası vermekle hedeflenen maksat, fakirlerin ihtiyacını görmek ve bayram gününde onların mahzunluklarını gidermektir. Abdullâh b. Ömer radîyallâhu anhumâ’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Bu gün onları (bir şeyler bulabilmek için) dolaşmaktan kurtarın.” [Dârekutnî (2133); Beyhakî (7739)…]

Bu hadîsin râvileri arasında bulunan Ebû Ma‘şer Necîh es-Sindî İmâm İbn Maîn ve İmam Nesâî tarafından zayıf sayılmıştır. İbn Adîy’in belirttiğine göre söz konusu râvi zayıf olmakla birlikte hadîsleri yazılır. Hadîste ifâde edildiği üzere fıtır sadakasından maksat ve hikmet, fakir Müslümanların gönlünü hoş etmek ve bir nebze de olsa onları sevindirebilmektir.        

Başkasının Fıtır Sadakasını Ödeme Yükümlülüğü:

Kendisi için fıtır sadakası vermekle yükümlü olan kimse, bakmakla sorumlu olduğu kimse için de fıtır sadakası vermekle yükümlüdür. Buna göre kendisi için fıtır sadakası vermesi farz olan kimse, mülkiyet, akrabalık veya evlilik gibi sebeblerle nafakasını vermekle mükellef olduğu Müslüman kimsenin fıtır sadakasını da vermesi -imkânı olduğu sürece- farzdır.

Buradaki mülkiyet sebebinden kasıt kişinin kölesidir. Akrabalık sebebinden kasıt kişinin küçük çocuğu, muhtaç durumda olan anne ve babası ile dede ve ninesidir. Evlilik sebebinden kasıt kişinin karısıdır. Kadın zengin olsa bile fıtır sadakasını kocası verir. Buluğa ermemiş zengin çocuğun fıtır sadakası ise kendi malından verilir. Abdullâh b. Ömer radîyallâhu anhumâ şöyle demiştir:

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını, küçük veya büyük, erkek veya kadın bakmakla mükellef olduğunuz kimseler için verilmesini farz kıldı.” [Dârekutnî (2077); Beyhakî (el-Kubrâ: 7757)…]

Bu hadîs hakkında İmâm Beyhakî rahîmehullâh “isnâdı kuvvetli değildir” demiştir. Ancak hadîs, diğer tariklerle kuvvet kazandığından hasen sayılmış ve kendisiyle istidlal edilmiştir. Hadîste “bakmakla mükellef olduğunuz kimseler” buyrularak kişinin bakmakla mükellef olduğu kimseler için fıtır sadakası vermesi farz kılınmıştır.

Ebû Hureyre radîyallâhu anh’dan rivâyet edilen hadîste ise Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Kişiye kölesi sebebiyle zekât gerekmez, yalnızca fıtır sadakası gerekir.” [Müslim (982); Ahmed (9455)…]

Hadîste yalnızca köle zikredilmiş, kişinin nafakasını vermekle yükümlü olduğu diğer kimseler zikredilmemiştir. Bununla birlikte kişinin nafakasını vermekle yükümlü olduğu diğer kimseler köleye kıyâs edilmiştir. Burada kıyâsı gerektiren ortak nokta/illet, nafakalarını vermenin gerekli olmasıdır. Bu sebeble kendisi için fıtır sadakası vermekle mükellef olan kimse, nafakalarını vermekle sorumlu olduğu kölesi, hanımı, çocuğu, anne ve babası için de fıtır sadakası verir.      

Fıtır Sadakasının Verileceği Yerler:

 Fıtır sadakasının verileceği yerler, kendilerine zekât vermenin câiz olduğu yerlerdir. Bu yerler dışındakilere fitre vermek câiz değildir. Çünkü bu sadaka, bir zekâttır ve Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın şu buyruğunun kapsamına girmektedir:

“Sadakalar (zekât ve fitreler), Allâh’tan bir farz olarak ancak fakirler, miskinlere, zekât toplayan memurlar, kalbleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allâh yolunda cihâd edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allâh hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.” [et-Tevbe: 9/60]

Bu sekiz sınıf içinde fitre verilmeye en layık olan sınıf fakir ve miskinlerdir. Nitekim İbn Abbâs radîyallâhu anhumâ şöyle demiştir: 

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını oruçluyu faydasız ve çirkin söz ve fiillerden temizleyici, fakirlere de yiyecek olmak üzere farz kıldı.” [Ebû Dâvud (1609); İbn Mâce (1827)…]

Hadîste “fakirlere de yiyecek olmak üzere farz kıldı” cümlesi, fakir ve miskinlerin, fıtır sadakası verilebilecek diğer sınıflara nazaran daha layık olduklarını ifâde etmektedir.

Fakir: “Mal ve kazancı olmayan veya mal ve kazancı olduğu halde asli giderlerini karşılayamayan kimsedir.” Misâl olarak on altına muhtaç olmasına karşın elinde bir ya da iki altın bulunan kişi fakirdir. Oturduğu ev ve giydiği elbiseler bu durumdaki kişiyi fakirlik sınıfından çıkarmaz. Buradaki asli ihtiyaçtan kasıt; barınma, yiyecek, içecek, giysi ile israf ve cimrilik sayılmayacak derecede kişinin kendi durumuna uygun zarûrî gereksinimlerdir.

Miskin ise: “Asli ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamakla birlikte tümüne gücü yetmeyen kimsedir.” Misâl olarak on altına muhtaç olmasına karşın elinde yedi ya da sekiz altın bulunan kişi fakirdir. Çalıştığı halde ihtiyaçlarının tümünü karşılayamayan kimsenin durumu da böyledir.

Tek bir kişinin veya birçok kişinin fıtır sadakasını zekât vermenin câiz olduğu sınıflardan birine vermek yeterlidir. Her birine ayrı ayrı dağıtma şartı yoktur. Fıtır sadakasını kâfire, zimmiye ve bakmakla mükellef olunan kimselere vermek ise câiz değildir.

Hâtime: 

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashâbının üzerine olsun.

Yardım ve başarı, izzet ve şeref Allâh’tandır.

Abdullâh Saîd el-Müderris.

 1440 h. / 2019 m.

İktibas Yapacakların Dikkatine!