«
  1. Ana sayfa
  2. AHLAK
  3. Sabır nedir?

Sabır nedir?

Bismillahirrahmanirrahim.

Sabır, bir Müslüman’ın nefsini ilâhi emir ve yasaklar karşısında itaate ve istikamete zorlaması, başa gelen musibetlere ve sıkıntılara karşı dayanıklı olmasıdır. Müslüman, sabırlı insandır. O, bu dünyanın bir “sabır yurdu” olduğunu bilir ve hayatını bu şuurla yaşar.

Sabır, Peygamberlerin (Onlara selâm olsun) özelliklerindendir. Hatta belaların en şiddetlileri başta onlara gelmiştir. Onlar, sabrı hayat yaparak, adeta “sabır kahramanları” olmuşlardır. Müslümanlar da onların yaptıkları gibi sabredilecekleri “sabr-ı cemil”  ile karşılamalıdırlar.

Rabbimiz, sabredenlerden razı olduğunu bizlere bildirmiştir:

“Sabredenleri müjdele! Onlar başlarına bir musibet gelince; ‘şüphesiz ki biz, Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz’ derler. İşte Rableri katında rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da bunlardır.” (Bakara: 2/155-157)

“Sabredin, muhakkak ki Allah, sabredenlerle birliktedir.” (Enfal: 8/46)

Müslüman’ın sabırlı olması onun için günahlarına kefaret olmaktadır. Peygamberimiz aleyhisselâm bu hakikati bize şöyle haber vermektedir:

“Bir mümine diken batsa ve daha büyük bir musibet dokunsa (sabrederse) kendisi için (günahlarına) kefaret olur.” (Müslim)

Muvahhid bir Müslüman, sabredileceklere Allah’u Teâlâ için sabrederse; hem bu dünyada, hem de ahirette bu faziletlerden faydalanacaktır.

Sabır, hayatın içerisinde çok çeşitli yerlerde karşımıza çıkar. Çünkü bizler, bu dünyada imtihandan geçirilen kullarız. İmtihandan geçmemizde sabretmemize bağlıdır.

Muvahhid bir insan, imanda sebat eder, imanına musallat olmaya çalışanlara karşı sabırlı olur. İlim öğrenirken, ibadetlere devam ederken sabreder; ölünceye kadar Rabbine ibadetten ayrılmaz.

Yine tevhidi daveti yaparken de, cihad meydanlarında da sabreder. Borçlara, hastalıklara, esarete sabreder. Ölümlere, yakınlarını kaybetmeye, kazalara uzuvlarını kaybetmeye sabreder; yani hayatın içerisinde başa gelebilecek tüm şeylere, hep sabreder. Sabrederek de Allah’ın izniyle hep kazanır. Kazananlar iman ettikten sonra, salih ameller işleyip, Allah için sabredenlerdir.

Elbette bir Müslüman’ın hayatında sabredecekleri şeyler varken, bir de şükredecekleri vardır. Müslüman için hayat, sabır ve şükür arasında geçer, geçmelidir. Onun için üçüncü bir yol olan isyana ve bir dördüncüsü olan küfrana yer yoktur, olmamalıdır.

Rabbim bizleri razı olduğu şakir ve sabir kullarından eylesin. Allahumme âmin.

Esedullâh Saîd el-Muallim