«
  1. Ana sayfa
  2. SOHBETLER
  3. Ramazan Ayı

Ramazan Ayı

Noksanlıklardan münezzeh olup, her şeye gücü yetenin yüce ismiyle…

Saidler için cenneti, şakiler için cehennemi yaratana sığınarak… Bizi bize bırakmayan, bize kitabını ve elçisini gönderene şükrederek… Bizlere kendisini anmamızı nasip edene, bizlerin alınları secdelere vardıran, ellerimizi dua için kaldırana, bizleri Müslüman kılana yarattığı zerrelerin âdetince hamd ederek…

Hamdolsun Âlemlerin Rabbine… Hamdolsun bizlere akıllar bahşedene… Hamdolsun bizlere doğruyla yanlışı ayırt ettirene… Hamdolsun bizlere dinini öğretene… Hamdolsun bizlere dinini yaşamayı nasip edene… Hamdolsun Ramazan’a erdirene… Hamdolsun… Hamdolsun… Hamdolsun…

O ki bizlere dinini seçmiştir. O ki bizlere peygamberimizi seçmiştir. O ki kitabımızı bize seçmiştir. O ki Ramazan’ı bize seçmiştir. yaratan ve seçen Rabbimize hamdolsun.

Ey Ramazan’a erişen, tanıdığım ve tanımadığım kardeşlerim! İsminizi bilmiyor ve cisminizi görmemiş olsam da, hepinizin için hayırlı Ramazanlar diliyorum. Dünyanın her neresinde iseniz, bedenlerimiz ayrı da olsa, kalbinde Müslümanların muhabbetini taşıyan bu ümmetin bir evladı olarak her birinize hayırlı Ramazanlar…

Rabbim Ramazanımızı hakkımızda hayırlı kılsın ve bu mübarek ayda affına ve rızasına kavuşturacak işlerle bizleri meşgul eylesin. Affı ve rızasıyla bayrama erdirsin, inşeAllah.

Rabbim, bombalar altında inleyenlere, işgal altında direnenlere, sahurda ve iftarda yiyecek bulamasalar bile izzet peşinde olanlara, hidayetini ve selametini bahşetsin. Rabbim ümmetimizin yitik evlatlarının tevhid sancağı altında birleştiği günleri bizlere göstersin, inşeAllah.

Ya Rab! Ey Rabbimiz! Ramazan’ı bizlere diriliş ve uyanış ayı kıl. Bizleri tevhid şuuruyla şuurlananlardan eyle! Şeriatı sevenlerden, gelmesini isteyenlerden, gelmesi için çalışanlardan eyle! Allahumme âmin.

Evet, değerli Müslümanlar! Rabbimiz bir Ramazan ayına daha ulaşmayı bizlere nasip eyledi, elhamdulillah. Bu seçilmiş takva ayında rızasını kazanacak amelleri yapmayı da bizlere nasip eder, inşeAllah.

Bilindiği üzere Ramazan ayı oruç ayıdır. Oruçsuz bir Ramazan ayı düşünülemez. Oruç, bu ayda el-Hâkim olan Rabbimizin bizlere emridir ki, bizler onun tüm emirlerine teslim olanlarız. Kurtuluş ehli “İşittik ve itaat ettik” diyenlerken, bizlerde “Ya Rab! İşittik ve itaat ettik” diyoruz.

İşittik ve itaat ettik, Rabbimiz! Ne gönderdiysen haktır. İşittik iman ettik, gücümüzün yettiğince itaatimizi yerini getirmeye çalışırken bizlere yardım eylemeni niyaz ederiz.

Bizleri nefsimizin kötülüklerine, şeytanın vesveselerine, şeytanlaşan insanların azgınlıklarına karşı korumanı dileriz.

Şüphesiz ki Senin her şeye gücün yeter.

Evet, kardeşlerim! Ramazan, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimize sahabelerinden birinin Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan mükâfat bekleyeceği bir ameli sorması üzerine ‘onun bir eşi yok’ diyerek orucu tavsiye ettiği orucun ayıdır. Bu ay sadece oruçluların cennete Reyhan kapısından girecekleri tamamı oruç olan aydır.

Yine bu ay ile ilgili olarak Efendimiz aleyhisselâm şöyle buyurmuşlardır:

“Allah, Âdemoğlunun işlediği her hayırlı iş kendisi içindir, fakat oruç böyle değildir. Oruç sırf benim için edilen bir ibadettir. Onun mükâ­fatım da ben veririm, buyurdu. Oruç bir kalkandır. Herhangi biriniz oruç günü olduğu zaman artık o kimse kötü söz ve fiil yapmasın, düşmanlık da yapmasın. Eğer bir kimse ona söver yahut onunla dövüşürse, hemen: ‘Ben oruçlu bir kimseyim’ desin.

Muhammed’in nefsi elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, oruçlu ağzın kokusu Allah indinde misk kokusundan daha hoş ve daha temizdir. Oruçlunun sevinip neşeleneceği iki sevinci vardır: Birisi orucu bozduğu zaman sevinir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zaman orucu ile sevinir.” (Buhari)

Demek ki kardeşler! Hadisi şeriften de anlaşılacağı gibi Rabbimizin yanında orucun ayrı bir kıymeti var. Müslümanların Rabbimizi razı etmek için yaptığı bu ameliyeden Rabbimiz razı olmaktadır. Öyle ki insanları rahatsız eden oruçlunun ağız kokusundan dahi Rabbimiz hoşnut olmaktadır. Ve hoşnutluğunu kullarının kendisine kavuşacakları günde de gösterecektir. Rabbim bizleri o günde hoşnut edip, sevindirdikleri arasına dâhil eylesin. Allahumme âmin.

Yine hadisin ifadesiyle orucun günahlara karşı bir kalkan, bir korunak olduğunu, oruçlunun kötü söz ve fiillerden, yerli yersiz cedelleşmelerden, maddesine ve manasına zarar verecek hallerden korunmasını gerektiğini görmekteyiz.

Yani midemizle birlikte tüm azalarımızda oruç tutmalıdırlar. Midenin orucu oraya gıda gitmemesiyle olurken, örneğin dilin orucu da oradan kötü şeylerin çıkmamasıyla gerçekleşir. Bu hakikati ifade eden bir hadislerinde Efendimiz aleyhisselâm şöyle buyurmuşlardır:

“Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırak­mazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah için hiçbir ihtiyacı yoktur.” (Buhari)

Aynı zamanda Ramazan ayı Rabbimizin kullarına rahmetiyle muamele ettiği rahmet, oruçla birçok nimetlere kavuştuğumuz mükâfat ayıdır.

Bakınız Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem bizlere bu ay ile ilgili şöyle bildirmektedir:

“Ramazan ayının ilk gecesi girince şeytanlar ve cinlerin şerli olanları zincire vurulur. Cehennem kapıları kapatılır ve hiçbiri açılmaz. Cennetin kapıları açılır hiçbiri kapanmaz ve bir seslenen şöyle haykırır: Ey hayır isteyen, ibadet ve kulluğa gel, Ey şer dileyen günahlarından vazgeç. Allah’ın ateşten koruduğu kimseler vardır ve Ramazan boyunca bu iş her gece yapılır.” (Müslim)

Görüldüğü gibi bu ayda Rabbimiz diğer aylarda olmayan şeyleri bu ayda bizlere ikram etmiştir. Bu ay cenneti kazanma ve cehennemden kurtuluş ayıdır. Bu ay şeytanlardan korunma ayıdır. Bu ay günahlardan arınma ve ibadet ayıdır.

Bu mübarek ay sabrın ve sabırla cenneti kazanmanın ayıdır. Maddi ve manevi rızıkların bereketlenip arttığı bereket ayıdır.

Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın yardımının tecelli ettiği yardım ayıdır. Dualara icabet olunan icabet ayıdır. Rabbimizin ibadet eden kullarıyla meleklerine iftihar ettiği iftihar ayıdır. Hayırlı işlerle meşgul olunması gereken hayır ayıdır. Allah Subhânehu ve Teâlâ’yı zikredenlerin mahrum kalmayacağı zikir ayıdır. Müslümanların ihya ettikçe şeref bulacakları şeref ayıdır.

Bu ay, insanların en cömerdi olan Efendimiz aleyhisselâm’ın Cebrail aleyhisselâm ile mesaisini arttırdığı, cömertliğinin ziyadeleştiği cömertlik ayıdır.

Bizler sahih rivayetlerde Cebrail aleyhisselâm’ın Ramazan’ın her gecesinde Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına gelip Kur’ân’ı mukâbele ve müzakere ettiklerini ve o durumda Efendimizin cömertlikte ve hayır yapmada esen rüzgardan daha cömert olduğunu da görüyoruz.

Ramazan ibadetlerin karşılığının katlamalı olarak verildiği aydır. Örneğin yine Efendimiz aleyhisselâm gücü yetenin Ramazan umresi yapmasını teşvik etmiş ve bu ayda yapılan umrenin sevabının hacca eşit olduğunu beyan etmiştir. Tabi günahlarda katlamalı olacağından, aynı zamanda bu ay, günahlara karşı dikkat edilmesi gereken dikkat ayıdır.

Ve hepimizin bildiği gibi Ramazan, Kur’ân’ın ayıdır. Rabbimiz bizlere bu gerçeği şöyle haber verir:

“Ramazan ayı ki, o ayda Kur’ân, insanlara yol gösterici, doğru yola iletici, eğri ile doğruyu birbirinden ayırt edici olarak indirildi.” (Bakara: 2/185)

Evet, değerli Müslümanlar! Ayrıca bu Kur’ân ayında yapılan ibadetlerin geçmiş günahlara keffâret olduklarını da görmekteyiz. Zira Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:

“Her kim gerçekten inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutar gecesini de ibadetle geçirirse geçmiş günahları affedilir. Her kim de inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, Müslim)

Demek ki bu ay, geçmiş günahların bile bağışlanacağı af ayıdır.

Yine bu ay Efendimiz aleyhisselâm’ın: “Oruç, oruçlu için şehvet kırıcıdır” (Buhari) buyurup bekârlara teşvik ettiği, şehvetleri kıran, orucun aydır.

Evet, değerli Ramazan yolcuları! Biliniz ki, oruç, sabırla takvaya ulaştırır. Sabır ve -Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan kokarak, O’na karşı gelmekten sakınarak- takvalı olmak önemsenerek yapılması gereken büyük işlerdendir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınızla imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan size eziyet verici birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabırlı olur ve (takva ehli olarak) Allah’tan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu önemsenerek yapılması gereken işlerdendir.” (Ali İmran: 3/186)

Sabır ve takvada Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın yardımına vesiledir. Rabbimiz o zor durumda olan ashabı kiram için şöyle buyurmuştur:

“Evet, sabrettiğiniz ve (takva ehli olarak) Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.” (Ali İmran: 3/125)

Sabır ve takva düşmanın hilelerinin boşa çıkmasına ve bizlere zarar verememesine vesiledir. Yine Rabbimiz öncelikle ilk Kur’ân nesline ve onların ardından kıyamete kadar gelecek olan tüm Kur’ân nesillerine bunu haber vermektedir:

“Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur ve (takva ehli olarak) Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır. (Ali İmran: 3/120)

Rabbim bizleri de öncelikle sabır ve takvayı gereği gibi anlayanlardan ve ardından da sabır ve takvayla kuşananlardan eylesin. Allahumme âmin.

Selam ve dua ile…

Esedullâh Saîd el-Muallim

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *