«
  1. Ana sayfa
  2. AKAİD
  3. Nevâkıdu’l-İslâm Şerhi (13. Bölüm)

Nevâkıdu’l-İslâm Şerhi (13. Bölüm)

Metin:

وَكُلُّهَا مِنْ أَعْظَمِ مَا يَكُونُ خَطَرًا، وَمِنْ أَكْثَرِ مَا يَكُونُ وُقُوعاً؛ فَيَنْبَغِي لِلْمُسْلِمِ أَنْ يَحْذَرَهَا وَيَخَافَ مِنْهَا عَلَى نَفْسِهِ، نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ مُوجِبَاتِ غَضَبِهِ وَأَلِيمِ عِقَابِهِ، وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى خَيْرِ خَلْقِهِ مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ.

وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى خَيْرِ خَلْقِهِ مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ.

Tercüme:

Kişiyi İslâm’dan çıkaran bu hususların hepsi çok tehlikeli ve çokça meydana gelmektedir. Bu sebeble meydana gelen bu durumlardan her Müslüman sakınmalı ve nefsi adına bu durumlara düşmekten korkmalıdır. Biz Allâh’ın gazabını ve acıklı azâbını gerektirecek durumlardan Allâh’a sığınırız.

Salât ve selam yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.  

Şerh:

Kişinin İslâmı Bozan Hususların Tehlikeli olması ve Çokça Meydana Gelmesi:   

Müellif rahîmehullâh, “Kişiyi İslâm’dan çıkaran bu hususların hepsi çok tehlikeli ve çokça meydana gelmektedir. Bu sebeble meydana gelen bu durumlardan her Müslüman sakınmalı ve nefsi adına bu durumlara düşmekten korkmalıdır” diyerek kişiyi İslâm Dîni’nden çıkaran şeylerin çok tehlikeli olduklarını ve maalesef çokça meydana geldiklerini beyân etmiştir. İslâm’dan çıkaran şeylerin çok tehlikeli olması, kişinin kâfir olmasıyla sonuçlanmasından ileri gelmektedir. Bu hal üzere ölmek ise kişinin tüm amellerinin boşa gitmesini ve ebedî olarak cehennem ateşinde kalmasını gerektirir. Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

“Eğer onlar şirk koşsalardı, elbette bütün yapıp ettikleri ‘onlar adına’ boşa çıkmış olurdu.” [el-En’âm: 6/88] 

“Kâfir olanlara ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, içinde ebedî kalmak üzere cehennemliklerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!” [et-Tegâbun: 64/10]

Bu sebeble de her bir Müslüman, kendisini İslâm’dan çıkaran şeylerin fâili olmaktan çokça sakınmalı ve çok korkmalıdır. İslâm Dîni’ni güzelce öğrenmeli ve öğrendikleriyle de ihlâslı olarak amel etmelidir. Kişinin bilmediğiyle amel etmesi söz konusu olmadığı gibi, bilmediği bir dîne girmesi yahut onda kalması da imkân dâhilinde değildir. İhlâs üzere olmadığı sürece de yaptığı amellerin kabul edilmesi muhaldir. Rabbim tüm Müslümanlara Rabbimiz katına îmân üzere ve kabul edilen sâlih amellerle ulaşabilmeyi nasib etsin.

Kişinin Gazabı ve Azabı Gerektirecek Şeylerden Allâh’a Sığınması:    

Müellif rahîmehullâh, “biz Allâh’ın gazabını ve acıklı azâbını gerektirecek durumlardan Allâh’a sığınırız” diyerek Allâh Azze ve Celle’ye sığındığını ve sığınılması gerektiğini beyân etmiştir. Zîrâ kalbleri bir halden diğer bir hale çeviren Allâh Subhânehu ve Teâlâ, dilediğine rahmeti gereği hidâyet eder ve onu bağışlar. Dilediğini ise adâleti gereği dalâlette bırakır ve ona azâb eder. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır:

“Allâh, dilediğini saptırır, dilediğini hidâyete (doğru yola) erdirir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sâhibidir.” [İbrâhim: 14/4]

“Bilmez misin ki, göklerin ve yerin mülk-ü tasarrufu Allah’a aittir. O, dilediğine azâb eder, dilediğini de bağışlar. Allâh, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” [el-Mâide: 5/40]

Bu iki âyetten açık olarak anlaşılacağı üzere, Allâh’ın gazabını ve acıklı azâbını gerektirecek durumlardan yine Allâh’u Teâlâ’ya sığınmak Müslüman bir kimse için zarûrîdir. Nasıl olmasın ki? Yerlerin ve göklerin ve de ikisi arasındakilerin tasarrufu sadece O’na aittir. Hidâyet ve dalâlet; bağışlanma ve azâb O’nun emrindedir. Affı yahut azabı veyahut mükâfatı gerektiren tüm fiiller, O’nun kaderiyledir. O, mükâfatlandırmayı murad ettiğine yardım eder ve hayırlı işlerde muvaffak kılar. Cezâlandırmayı istediğini ise yardımsız bırakır… Bu nedenle Rabbimizden duamız, râzı olduğu amelleri bize kolay kılsın. Gazab ettiği tüm amelleri de bizden uzak etsin. Allâhumme Âmîn… 

وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى خَيْرِ خَلْقِهِ مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ.