«
  1. Ana sayfa
  2. AKAİD
  3. Nevâkıdu’l-İslâm Şerhi (12. Bölüm)

Nevâkıdu’l-İslâm Şerhi (12. Bölüm)

Metin:

 وَلَا فَرْقَ فِي جَمِيعِ هَذِهِ النَّوَاقِضِ بَيْنَ الْهَازِلِ وَالْجَادِّ وَالْخَائِفِ، إِلَّا الْمُكْرَهَ.

Tercüme:

İslâm’ı bozan bu hususlarda; şaka edenle ciddi olan ve korku ile yapan arasında hiçbir fark yoktur. İkrâh hali hariç bunları yapmak küfürdür.

Şerh:

Kişinin İslâmı Bozan Hususların Şaka Veya Ciddi Veyahut Korku İle Fâili Olması:  

Müellif rahîmehullâh, “İslâm’ı bozan bu hususlarda; şaka edenle ciddi olan ve korku ile yapan arasında hiçbir fark yoktur. İkrâh hali hariç bunları yapmak küfürdür” diyerek kişiyi İslâm Dîni’nden çıkaran şeylerin ikrâh hali haricinde fâili olunmasının küfür olduğunu beyân etmiştir. Hiç şüphesiz ki ikrâh hali müstesna, küfrün fâili olmak kişiyi kâfir yapar. Ümmetin âlimleri bu hükümde icmâ etmiştir.

İkrâhın Tanımı ve Şartları: 

İkrâh kelimesi “كره k-r-h” kökünden mastar olup, lügatte “çirkin görmek” demektir. Istılâhta ise: “Kişiyi baskı altında tutarak rızâsı ve ihtiyarı olmadığı bir işi yapmaya veya bir sözü söylemeye zorlamaktır.” 

İkrâh hali, kişiyi şer’an mazur kılan özürlerdendir. Zîrâ gerçek bir ikrâh haline kişinin yapmış olduğu fiilde yahut söylemiş olduğu sözde, irâdesi ve rızâsı düşmüş olur. Buna dair olarak Rabbimiz Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:

“Kalbi îmânla mutmain olduğu hâlde ikrâh olunan kimse hariç, her kim îmânından sonra Allâh’a karşı kâfir olur ve böylece göğsünü küfre açarsa onların üzerine Allâh’tan gazab vardır ve büyük bir azâb onlarındır.” [en-Nahl: 16/106]

Ebû Zer el-Gıfârî radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ise şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz ki Allâh’u Teâlâ ümmetimin hatâsını, unutmasını ve ikrâh edildiği şeyi (günâh cihetiyle) affetmiştir.” [(SAHÎH HADÎS:) İbn Mâce (2043); İbn Hibbân (7219)…]

Âyet-i kerîmede ve hadîs-i şerîfte ifâde edildiği üzere ikrâh hali kişi üzerinden şer’î sorumluluğu düşürür. Bu sebeble küfür kelimesini ikrâh ile kalbini küfre açmamış olduğu halde söyleyen bir kimse, kâfir olmaz. Küfür sözünü söylediğinden ötürü sorumlu tutulmaz. 

İkrâhın muteber yani geçerli bir özür olmasının altı şartı vardır. Bunlar:

Birincisi: İkrâh edenin tehdidi, irâde ve rızâyı düşüren cinsten bir şey olmalıdır. İrade ve rızâyı düşüren ikrâh, mülci ikrâhtır. Bu, can veya organın telefi korkusunu gündeme getirecek şekilde ölümle, bir uzvu kesme ve dayakla tehdit şeklindedir. Gayri mülcî ikrâh ise: İrâdeyi düşürmeyen fakat rızâyı düşüren ikrâhtır. Bu da, telef korkusunu gündeme getirmeyen hapis, bağlama ve dayakla olan ikrâhtır. 

İkincisi: İkrâh eden, tehdit ettiği şeyi uygulamaya gücü yetmelidir. İkrâh olunanın ise tehdit edildiği şeyi def etmeye imkânı bulamamalıdır. 

Üçüncüsü: İkrâh olunan, zorlandığı şeyi yapmadığı takdirde, ikrâh edenin tehdit ettiği şeyi yapacağını zannı galibi ile bilmedir. 

Dördüncüsü: İkrâh olunan, zorlandığı şeyi yapmadığı takdirde, ikrâh eden tehdit ettiği şeyi hemen yapacak olmalıdır. 

Beşincisi: İkrâh olunan, zorlandığı şeyi yaptığı takdirde, ikrâh edenin tehdidinden kurtulacağını zannı galibiyle bilmelidir. 

Altıncısı: İkrâh olunan, kendisinden istenilenden daha fazla bir şey yapmamalıdır. 

İslâmı Bozan Hususların Şaka Yahut Ciddi Veyahut Korku İle Fâili Olmak Küfürdür:  

İslâmı bozan şeylerin şaka veya ciddi veyahut korku ile fâili olmak küfürdür. Bu sebeble küfür kelimesini başkalarını eğlendirmek için yahut inanmadan veyahut ikrâh sınırlarına ulaşmayan bir tehditten korkarak söyleyen bir kimse kâfir olur. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: 

“De ki: Allâh ile O’nun âyetleri ve Rasûlü ile mi alay ediyorsunuz? (Boşuna) Özür dilemeyin. Çünkü siz îmân ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz.” [et-Tevbe: 9/65-66] 

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, âyet-i kerîmesinde Allâh ile Rasûlü ile âyetleri ile alay eden kimselerin söyledikleri bu küfür sözlerinden ötürü kâfir olduklarını açık olarak beyân etmektedir. Bu hüküm, namaz kılan, oruç tutan, zekât veren ve Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ile cihâda çıkan kimseler hakkında sâbit olmuştur. Buna göre herkim, şaka yahut ciddi olarak; alay ederek yahut inanmayarak küfür sözünü söylerse -Rabbim bizleri korusun- kâfir olur. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, başka bir âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır:  

“Bir şey söylemediklerine dair Allâh’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve Müslüman olduktan sonra kâfir oldular.” [et-Tevbe: 9/74]

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, bu âyet-i kerîmesinde ise küfür sözünü söyledikleri halde söylemediklerine dair yemin eden kimselerin Müslümanlıklarından sonra kâfir olduklarını beyân etmektedir. Âyetteki küfür sözünden maksat ise dîne dair olan şeyler hakkında ileri geri konuşmaktır. Bunun ciddi ya da şaka, kavlî ya da amelî, kalbî ya da kitâbî olması arasında fark yoktur. Müellif rahîmehullâh’ın da söylediği üzere ikrâh hali müstesna küfrü gerektiren bir şeyin fâili olmak, kişiyi İslâm Dîni’nden çıkaran büyük küfürdür.