«
  1. Ana sayfa
  2. AKAİD
  3. Nevâkıdu’l-İslâm Şerhi (11. Bölüm)

Nevâkıdu’l-İslâm Şerhi (11. Bölüm)


 Metin:

اَلْعَاشِرُ: الْإِعْرَاضُ عَنْ دِينِ اللَّهِ تَعَالَى، لَا يَتَعَلَّمُهُ وَلَا يَعْمَلُ بِهِ، وَالدَّلِيلُ قَوْلُهُ تَعَالَى: ﴿وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِاٰيَاتِ رَبِّه۪ ثُمَّ اَعْرَضَ عَنْهَاۜ اِنَّا مِنَ الْمُجْرِم۪ينَ مُنْتَقِمُونَ۟ ﴾

Tercüme:

Onuncusu: Allâh’u Teâlâ’nın Dîni’nden yüz çevirmek, onu öğrenmemek ve onunla amel etmemek. Bunun delîli Allâh’u Teâlâ’nın şu âyetidir: “Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra ondan yüz çevirenden daha zâlim kim olabilir? Muhakkak ki biz, suçlulardan intikam alıcıyız.” [es-Secde: 32/22] 

Şerh:

Kişinin Dînden Yüz Çevirmesi:  

Müellif rahîmehullâh, “Allâh’u Teâlâ’nın Dîni’nden yüz çevirmek, onu öğrenmemek ve onunla amel etmemek” diyerek kişiyi İslâm Dîni’nden çıkaran şeylerin onuncusunu zikretmiştir. Hiç şüphesiz ki kim, Allâh’u Teâlâ’nın Dîni’nden yüz çevirirse, onu öğrenmez ve onunla amel etmezse kâfir olur. Ümmetin âlimleri bu hükümde icmâ etmiştir.

Dînden Yüz Çevirmek, Onu Öğrenmemek Ve Onunla Amel Etmemek Küfürdür:   

Allâh’u Teâlâ’nın Dîni’nden yüz çevirmek, onu öğrenmemek ve onunla amel etmemek küfürdür. Bu sebeble kişiyi tevhîd ehli kılan tâğûtları red ilkesi gibi inanç esaslarından veya Müslüman ismini almasını sağlayan namaz gibi vecibelerinden külliyen yüz çeviren, onları öğrenmeyen ve gerektirdiği gibi amel etmeyen bir kimse -Rabbim bizleri korusun- icmâ ile kâfir olur. Müellif rahîmehullâh, buna delîl olarak şu âyet-i kerîmeyi zikretmiştir:  

“Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra ondan yüz çevirenden daha zâlim kim olabilir? Muhakkak ki biz, suçlulardan intikam alıcıyız.” [es-Secde: 32/22] 

Allâh’u Teâlâ, bu buyruğunda âyetleri kendisine ulaştığı halde onlardan yüz çeviren kimseleri kınamakta ve böyle bir kimsenin zâlimlerin zâlimi olacağını beyân etmektedir. Buradaki zulüm, kişiyi dînden çıkaran bir fiildir. Fâili ise zulümde ileri derekede olan kendi nefsine karşı zâlim bir kâfirdir. Zîrâ bu haldeki bir kimse, Rabbinden gelenleri öğrenmez; herhangi bir sebeble öğrense dahi inanç olarak kabul etmez. Fiil olarak da yerine getirmez. Kısacası ilim, itikat ve amel olarak Rabbinden gelenlere yüz çevirir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, başka bir âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır:  

“Kâfir olanlara gelince, onlar uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.” [el-Ahkâf: 46/3] 

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, âyet-i kerîmesinde kâfirlerin uyarıldıkları şeylerden yüz çevirdiklerini beyân etmektedir. Âyetteki uyarı, genel mânâda dînin kendisidir. Tamâmı olabileceği gibi bir cüzü yahut herhangi bir hükmü de olabilir. Yüz çevirenler ise ifâde edildiği üzere kâfirlerdir. Onlar, dâvet edildikleri hak ve hakîkatleri kibirlenerek beğenmezler ve uyarıldıkları şeyleri ise küçümseyerek önemsemezler. Bu sebeble, dîni ne öğrenirler, ne de onunla amel ederler. Böyle kimselerin Allâh’a karşı bahaneleri yoktur. 

Câhil Olan Kimsenin Durumu:    

Müellif rahîmehullâh risâlesinde “Allâh’u Teâlâ’nın Dîni’nden yüz çevirmek, onu öğrenmemek…” diyerek, İslâm Dîni’nden olan şeyleri öğrenmemeyi yani onlardan câhil kalmayı küfür olarak zikretmiştir. Bunun sebebi ise tevhîd dîni olan İslâm, inanç ve amel dînidir. Nasıl inanacağını bilmeyen; inancının gereği olan ibâdetleri ve eylemleri ne şekilde yerine getireceğini bilmeyen bir kimse, bu haliyle Müslüman olamaz. 

Kişiyi mazur kılan cehâlet ise, dînin asıllarında olmayan ve kişinin üzerinden kaldırmaya güç yetiremediği cehâlettir. 

Dîni Vecibelerden Külliyen Yüz Çevirmek:    

Müellif rahîmehullâh risâlesinde “Allâh’u Teâlâ’nın Dîni’nden yüz çevirmek, onu öğrenmemek ve onunla amel etmemek” diyerek, İslâm Dîni’nden olan farz ve vâciblerden olan hiçbir ameli yerine getirmeyen kimselerin kâfir olduklarını ifâde etmiştir. 

Dînin emrettiği amellerden yüz çeviren bir kimse, iki şehâdeti ikrar etse dahi küfre düşmüş ve dînden çıkmış olur. Zîrâ îmân ve İslâm’ın alameti olan şiarlar, zâhirde güç yettiğince gerçekleşmedikçe, kalbte tam olarak gerçekleşmez. Bu sebeble de Müslüman olduğunu iddia edipte namaz, oruç, zekât ve hac gibi İslâm’ın şartlarını tamâmen terk eden bir kimse -Rabbim bizleri korusun- ittifakla kâfir olur.