«
  1. Ana sayfa
  2. AKAİD
  3. Nevâkıdu’l-İslâm Şerhi (10. Bölüm)

Nevâkıdu’l-İslâm Şerhi (10. Bölüm)

Metin: 

اَلتَّاسِعُ: مَنْ اعْتَقَدَ أنَّ بَعْضَ النَّاسِ يَسَعُهُ الْخُرُوجُ عَنْ شَرِيعَةِ مُحَمَّدٍ صَلَى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؛ كَمَا وَسِعَ الْخَضِرَ الْخُرُوجُ عَنْ شَرِيعَةِ مُوسَى عَلَيْهِ السَّلَامُ؛ فَهُوَ كَافِرٌ.

Tercüme:

Dokuzuncusu: Her kim, Hızır’ın Mûsâ aleyhisselâm’ın şerîatından çıkabilmesi gibi, bazı insânların Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in şerîatının dışına çıkabileceklerine inanırsa, kâfir olur. 

 Şerh: 

Kişinin Bazı İnsânların Muhammedî Şerîat Dışına Çıkabileceklerine İnanması:  

Müellif rahîmehullâh, “her kim, Hızır’ın Mûsâ aleyhisselâm’ın şerîatından çıkabilmesi gibi, bazı insânların Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in şerîatının dışına çıkabileceklerine inanırsa, kâfir olur” diyerek kişiyi İslâm Dîni’nden çıkaran şeylerin dokuzuncusunu zikretmiştir. Hiç şüphesiz ki kim, bazı insânların Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in Allâh’u Teâlâ’dan getirdiği şerîat dışına çıkabileceklerine inanırsa kâfir olur. Ümmetin âlimleri bu hükümde icmâ etmiştir. Şeyh Şankîtî şöyle demiştir: “Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in getirdiği dîn ve şerîattan başkasına tâbi olan kişi, kendisini İslâm Milleti’nden  çıkaran açık bir küfür işlemiştir. İşte bu hüküm, Kur’ân’ın doğru yola ileten hükümlerindendir…” [Şankîtî, Edvâu’l-Beyân: 3/40.]

Hızır’ın Mûsâ aleyhisselâm’ın Şerîatına Uymama Sebebi:  

Müellif rahîmehullâh, “her kim, Hızır’ın Mûsâ aleyhisselâm’ın şerîatından çıkabilmesi gibi…” diyerek, Muhammedi şerîatın dışına çıkılabileceğini iddia edenlerin bu mes’ele ile alakalı delîl diye söyledikleri şeyin, geçersiz ve bâtıl olduğunu ifâde etmiştir. 

Bilindiği üzere, Hızır aleyhisselâm, Mûsâ aleyhisselâm’ın şeriatına uymamıştır. Çünkü Hızır, İsrâiloğullarından değildir ve Mûsâ aleyhisselâm’ın şeriatına uymakla emrolunmamıştır. Sonra sahîh olan görüşe göre, Hızır aleyhisselâm da Allâh’ın peygamberlerinden bir peygamberdir ve kendisine vahyedilen müstakil bir şeriat ile amel etmiştir. Bu sebeble, Hızır aleyhisselâm’ın bu durumu, tüm insânlık için gönderilen Muhammed aleyhisselâm’ın yolundan çıkmaya delîl olamaz. Rabbine îmân üzere kavuşmak isteyen her kulun indirildiği günden kıyâmet gününe kadar tabi olması gerekli olduğu tek sistem ve nizam Muhammedî şeriattır.

Muhammedî Şerîat, Tüm İnsânlık İçin Gönderilmiştir: 

Muhammed aleyhisselâm, Allâh Azze ve Celle’nin insânlık için gönderdiği son elçidir. Nebîlerin ve rasûllerin sonuncudur. Ondan sonra hiçbir rasûl ya da nebî gelmemiş ve gelmeyecektir. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:

“Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allâh’ın Rasûlü ve nebîlerin sonuncusudur. Allâh, her şeyi hakkıyla bilendir.” [el-Ahzâb: 33/40]

Son elçi olan Muhammed aleyhisselâm, kendisinden sonra kıyâmete kadar gelecek olan tüm insânlığa gönderilmiştir. Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:   

“Biz, seni ancak bütün insânlara mübeşşir (müjdeleyici) ve nezir (uyarıcı) olarak gönderdik. Fakat insânların çoğu bilmezler.” [Sebe: 34/28]

Bu sebeble o, kendisinden önceki şerîatları yürürlükten kaldıran yeni bir şerîat ile gönderilmiştir. Onun Allâh’tan getirdiği şerîat yani İslâm Dîni dışındaki tüm dînler ve yollar bâtıl ve red olunmuştur. Onun yolu olan Muhammedî Şerîata sonradan yapılacak her ilâve ve çıkarma bid’ât, her bid’ât sapıklık, her sapıklıkta ateştedir. Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:   

“Rasûlünü (tüm insânlara) hidâyet ve hak dîn ile diğer bütün (bâtıl ve muharref) dînlere karşı üstün kılmak için gönderen O’dur. Şâhid olarak Allâh yeter.” [el-Feth: 48/28]

Ebû Hureyre radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Nefsim elinde olana yemin ederim ki, ister Yahûdî, ister Hıristiyan olsun bu ümmetten kim beni duyar da sonra benimle gönderilene (Muhammedî Şerîata) îmân etmeden ölürse, mutlaka o kimse (ebedî olarak) cehennemliklerden olur.” [(SAHÎH HADÎS:) Müslim (240); Ahmed (8203)…]

İfâde edildiği üzere, Muhammed aleyhisselâm Allâh’u Teâlâ’nın son elçisidir. Onun getirdiği şerîat da kıyâmete kadar yürürlükte olacak olan tek ilâhî nizamdır. Allâh Azze ve Celle’nin kendisinden râzı olduğu yegâne sistemdir; amel ve inanç kaynağıdır. Aslı vahye dayanan Yahûdilik yahut Hristiyanlık ya da aslı şeytânın desiselerine dayanan beşerîn aciz aklından uydurduğu demokrasi yahut laiklik gibi bir yol olsun fark etmeksizin Muhammedî Şerîat dışındaki tüm şerîatlar ve yollar geçersiz ve bâtıldır. Dünyâ ve âhiret saadeti, Muhammedî Şerîatı inanarak yaşamaktan geçmektedir. Rabbim bizlere, râzı olacağı bir şekilde Muhammedî şerîatı yaşamayı nasib etsin. Allâhumme Âmîn.     

Bazı İnsânların Muhammedî Şerîat Dışına Çıkabileceklerine İnanmak Küfürdür:   

Bazı insânların Muhammedî şerîat dışına tamâmen yahut onun bir cüzünden dahi çıkabileceklerine inanmak küfürdür. Yani herhangi bir kişinin İslâm Dîni olan Muhammedî Şerîattan başka Hıristiyanlık gibi ilâhî, demokrasi ve lâiklik gibi beşer kaynaklı bir inanç ve amel sistemine dâhil olabileceğine inanmak yahut namaz gibi bir ibâdetten sorumlu tutulmayacağına ya da zina gibi bir haramdan kaçınma mükellefiyetliğinin düştüğüne itikat etmek küfürdür. Bu sebeble liderlerin yahut önderlerin, başkanların yahut vekîllerin, şeyhlerin yahut sâlihlerin Muhammedî Şerîattan tamâmen ya da kısmen çıkabileceklerine inanan ya da onlara bu yetkinin verildiğini zanneden bir kimse -Rabbim bizleri korusun- kâfir olur. Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:   

“İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun; başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allâh sakınasınız diye emretti.” [el-Enâm: 6/153]

“De ki: Eğer Allâh’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allâh da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allâh çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. De ki: Allâh’a ve Rasûle itaat edin.  Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allâh kâfirleri sevmez.” [Âli İmrân: 3/31-32]

Allâh Azze ve Celle bu âyet-i kerîmelerinde Muhammed aleyhisselâm’ın yoluna yani şerîatına uyulmasını emretmiş ve başka yollara girmeyi ise yasaklamıştır. Muhammed aleyhisselâm’ın yolu, tertemiz ve katışıksız İslâm şerîatıdır. Hak ve hakîkatlerin kaynağıdır. Allâh’ın rızâsına ulaştırır. Bu sebeble Muhammedî Şerîattan tamâmen ya da kısmen çıkılabileceğine inanmak, İslâm Dîni’nden başka bir nizamla amel etmeye izin vermek olup, zulüm ve sapıklıktır; sâhibini İslâm Dîni’nden çıkaran büyük küfürdür. Allâh Subhânehu ve Teâlâ başka bir âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır:    

 “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibâdet et.” [el-Hicr: 15/99]

Allâh Azze ve Celle bu âyet-i kerîmesinde Muhammed aleyhisselâm’a ölüm kendisine gelinceye kadar ibâdet etmesini emretmiştir. Allâh’ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği ve insânların en değerlisinin durumu böyle iken ondan çok daha aşığı olduğunda ittifak edilen kimselerin durumları acaba nasıl olur? Bu kimseler belirli bir dönemden sonra ibâdet mükellefiyetliğinden kurtulabilirler mi? Asla!

Anlaşılacağı üzere velî olsun âlim olsun hiçbir kimse Muhammedî Şerîattan tamâmen ya da kısmen dışarı çıkamaz. Yani haramlar ve helaller kimse için değişmez. İtikat bilgileri ve amelî olan vecibeler bazı kişiler için değişiklik arzetmez; azalmaz yahut kolaylaşmaz. Bunun aksine inanan bir kimse ise -Rabbim bizleri korusun- kâfir olur.