«
  1. Ana sayfa
  2. MAKALELER
  3. Ne İçin Yaratıldık?

Ne İçin Yaratıldık?

NE İÇİN YARATILDIK?

Âdem el-Eşrefî

 

Bizlere Kur’ân’ı ve Sünnet’i göndererek şeytanın aldatmacalarına karşı yardımsız bırakmayan rabbimizin ismiyle…     

Çoğu insân ne için yaratıldığını ve amacının ne olduğunu düşünmeden kendisi için en iyi olduğunu zannettiği şekilde hayatını idame ettirmeye çalışır. Fakat bilmez ki gerçek amaç Allâh’a ibadet etmek, O’nu razı etmek ve nimeti sonsuz olan Cennet’i kazanmaktır. Yaratılışımızın amacı Allâh’u Teâlâ’ya kulluk etmektir. Nitekim Allâh’u Teâlâ Zariyat suresinin 56. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmuştur: “Ben cinleri ve insânları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”

Âyet-i kerîmeden de anlaşılacağı üzere yaratılışımızın gerçek amacı Allâh’u Teâlâ’ya kulluk etmektir. Herkes kulluğunu yaptığı miktarda ecrinimükâfatını alacaktır.

Amacımız Allâh’u Teâlâ’ya kulluk olduğuna göre, ömrü sınırlı olan bu dünyâ hayatında geçici zevkleri bırakıp nefis için zor ve çileli yollara göğüs germek gereklidir. Allâh’u Teâlâ’ya gerçek manada kulluk etmeye çalışmak zor bir olaydır. Çünkü Allâh’u Teâlâ, cennetle cehennemi yarattıktan sonra, cennetin etrafına azgınlığı ve sapkınlığı emreden nefse zor ve çetin gelen işler koymuştur. Cehennemin etrafına da nefsin arzuladığı, şehveti azdıran şeyleri koymuştur. Bu nedenledir ki cenneti kazanmak kolay değildir. 

Cennet, insânoğlunun dünyâ hayatında göremeyeceği güzellikleri barındırmaktadır. Cehennem ise insânoğlunun hayatı boyunca bir benzerini dahi göremeyeceği dehşeti ve acıyı içinde bulundurmaktadır. 

Neden insân şu imtihan dünyâsında cenneti kazanmak varken geçici olan zevklerin peşine düşerek cehennemi hak etmeye çalışır ki. Eğer dünyâda zevk ve sefa sürmek doğru olsaydı bunca ilim insânı, bunca âlim, bunca sahabe ve bizim sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm bunu yapmaz mıydı?

İnsânın kendisini şeytânın tuzaklarına, onun azgınlık ve sapkınlık aracı olarak kullandığı şeylere karşı koruması gerekmektedir. Çünkü şeytan, Âdem aleyhisselâm zamanından bu zamana kadar insanoğluna karşı gerçekleştirdiği tuzaklarda maharet kazanarak birçok âdemoğlunu cehenneme sürüklemiştir. Bu sebeple şeytanın tuzaklarına karşı uyanık olunarak gerekli şer’i nitelikli önlemler alınmalı ve nefse hâkim olunmalıdır. Yoksa şeytanın tuzaklarına karşı gerekli tedbirleri almayanların cehenneme girmesi kaçınılmazdır…

Şeytanın tuzaklarına karşı gerekli tedbirleri almayıp, onun azgınlık ve sapkınlık aracı olarak kullandığı şeylere aldanan kimselerden bazılarının misalleri hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerîm’de bize bildirilmiştir. İşte onlardan Firavun ve Karun. 

Firavun, şu fani olan dünya hayatında kendisine imtihan olarak verilen makam ve mevkiinin son noktasına kadar ulaşmıştı. O ise bu imtihanın farkına varamayıp şeytanın aldatmasına kanarak kendisinin Rab olduğunu iddia etmeye başlamıştı. Fakat sonu -her müstekbirin olduğu gibi- Allâh’ın elim azabına dücar olmak olmuştur. Acı içinde, iki denizin arasında boğularak fani hayattan ebedi hayata geçiş yapmıştır. Kıyamete kadar sabah akşam elim bir ateşe sunularak hesâb gününü beklemektedir.  

Karun ise kimsenin görmediği zenginliğe kavuşmuştu. Öğleki hazine sandıklarının anahtarlarını onlarca deve taşı yordu. O ise bu imtihanın farkına varamayıp şeytanın aldatmasına kanarak Allâh’ın zekât emrine isyan etmişti. Fakat onunda sonu -her müstekbirin olduğu gibi- Allâh’ın elim azabına dücar olmak olmuştur. O, mallarıyla birlikte yerin dibine geçirilmiştir. Sonra ki ümmetler için bir ibret vesikası olarak hesâb gününü beklemektedir.  

Anlaşılacağı üzere Allâh’ın lanetlediği şeytanın isteklerine uyulursa, dünya hayatında bize imtihan aracı olarak verilen iktidar ve mal gibi şeyler, kişinin cehennemliklerden olmasına vesile olur. Hakkı ile kullanılmayan bu ve benzeri imtihan araçları acı azaba duçar olmaya sebeptir. Bu nedenle dünya ve âhiret selamet isteyen bir kimse tek ve bir olan Allâh’ı Rab kabul ederek, ona şirk koşmayarak, ibadetlerini ondan başkasına yapmayarak, Allâh’ın emir ve nehiylerini uyarak, iyiliği emredip kötülüğü nehyedip, hakkı ve sabrı tavsiye ederek kurtuluşa erebilir…

Bu sebeble bizi ve bizden öncekileri yaratan rabbimden isteğim, bizi kendisine ihlas ile ibadet edenlerden kılması, şeytanın ve avenesinin tuzaklarına karşı koruması, dünya hayatının geçici zevklerine aldanmadan, müstekbirlerin engellemelerine boyun eğmeden hayatımızı imanımıza şahit kılarak bir hayat yaşatması ve böylece güzelliği ve mutluluğu sonsuz olan Cennet hayatına kavuşturmasıdır. Allâhumme Âmin. 

Hamd evvelde ve âhirde dünyanın ve âhiretin yegâne mâlikine aittir.

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *