«
  1. Ana sayfa
  2. SOHBETLER
  3. Namaz Kılacak Var

Namaz Kılacak Var

sohbetNAMAZ KILACAK VAR

M. Furkân Saîd

 

besmele-hamdele

Hamd, -âlemlerin rabbi olan- Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlü’dür… Bundan sonra:

Bilindiği üzere sözler “Rahman ve Rahim olan Allâh’ın adıyla” diyerekten başlar. Bizde Rabbimizin Kelamına başladığı ile başlıyor Onun Nebisi’ne sâlat ve o Nebinin izinde hak üzere gidenlere selâm ediyoruz.

Kardeşlerim! Bildiğiniz üzere namaz, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın farzlarından bir farz, imânın şartlarından bir şarttır. Müslüman olduğunu söyleyen her kimse günde beş vakit namaz kılmakla mükelleftir. Bunun inkârı kişiyi İslam Dîni’nden çıkarır -Rabbim bizleri korusun-.

Namaz, Allâh’u Teâlâ’ya verilmiş olan bir sözdür, bir ahittir. Dinin direği ve mü’minin miracıdır. Müslümanın duası ve kimliğidir. Îmanı ve amelidir. Müslüman için küfre ve şirke giden yollara engeldir, settir… Bakınız! Rabbimiz Allâh Azze ve Celle namaz hakkında ne buyurmaktadır:

“Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.” (Bakara: 2/43)

“Allâh sizin îmânlarınızı (= namazlarınızı) asla zayi etmez.” (Bakara: 2/143)

“Ey îmân edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allâh, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara: 2/153)

“Îmân edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekâtı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Bakara: 2/277)

“Namazı bitirdiğinizde, Allâh’ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin. Artık ‘güvenliğe kavuşursanız’ namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü’minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.” (Bakara: 4/103)

“De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allâh’ındır.” (Enam: 6/162)

“De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O’na çevirin ve dini yalnız Allâh’a has kılarak O’na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.” (Araf: 7/29)

“İman etmiş kullarıma söyle: Alış-verişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler.” (İbrahim: 14/31)

“Ey îmân edenler! Rükû edin; secdeye kapanın; Rabbinize ibâdet edin; hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.” (Hac: 22/77)

“Gerçekten mü’minler kurtuluşa ermiştir. Onlar namazlarında hûşû içinde olanlardır. Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır.” (Muminun: 23/9)

“(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allâh’ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten ‘tutkuya kaptırıp alıkoymaz’. Onlar, kalblerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.” (Nur: 24/37)

“Kitâblarını sağlarından alanlar cennettedirler. Mücrimler hakkında sorarlar: Sizi cehennem çukuruna ne sürükledi? Mücrimler diyecekler ki: Biz (dünyada) namaz kılanlardan değildik. Yoksullara yedirmiyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalıyorduk. Kıyamet gününü de yalanlardık. Ta ki ölüm bize gelene kadar (bu hal üzerindeydik).” (Müddessir: 74/40-47)

Bilenlerin bildiği üzere namazla alakalı daha birçok âyet-i kerîme mevcuttur. Ancak bu kadarı yeterlidir.

Peygamberimiz ve önderimiz Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ise namazla alakalı olarak şöyle buyurmuştur:

“Allâh’a îmân: Allâh’u Teâlâ’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allâh’ın Rasûlü olduğuna şehadet etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek, Ramazan orucunu tutmak ve ganimetin beşte birini ödemektir.” (Buhari)

“Şüphe yok ki kişi ile şirk ve küfür arasındaki şey sadece namazdır.” (Müslim)

“İmanla küfür arasındaki şey namazı terk etmektir.” (Tirmizî )

“Kişi ile şirk arasında namazı terk etmekten başka bir şey yoktur. Namazı terk ettiği zaman şirk koşmuştur.” (İbn Mâce)

“Bizlerle münafıkların arasındaki (savaşmaya engel) sözleşme namazdır. Kim bu namazı terk ederse kâfir olur.” (İbn Mâce)

“Her kim şu beş vakit namazı eksiksiz kılarsa namazı, kıyamet gününde ona bir aydınlık, hakkında delil ve kurtuluş olur. Her kim de bu beş vakit namazı gereği gibi kılmazsa kıyamet gününde (küfrün önderleri olan) Karun’la, Haman’la, Firavun’la ve Ubeyy ibn Halef’le birliktedir.” (Ahmed)

“Her kim ki kasden namazı terk ederse gerçekten kâfir olur.” (Taberani)

“Namazı olmayanın dini yoktur.” (Taberani)

Yine bilenlerin bileceği üzere namazla alakalı daha birçok hadîsi şerîf mevcuttur. Ancak bu kadarı yeterlidir.

Evet kardeşlerim! Namaz, Müslümanlar için vakitleri belli olan bir farzdır. Bu farziyetin vakitlice yerine getirilmesi emredilmiştir. Namaz zikrettiğim bu âyet ve hadîslerde îmân olarak isimlendirilmiştir. Namaz, kurtuluşun anahtarı olarak, küfrün önündeki engel olarak tanımlanmıştır. Namaz, kişi ile küfrün ve şirkin önündeki settir. Ahiret saadetinin anahtarıdır. Mü’minlerin sıfatı, onların en güzel amelidir…

Şimdi birileri kalkmış bizim için bu kadar değerli olan namaza dil uzatıyorlar. Onun vakitlice edâsına mani olmaya çalışıyorlar.

Kimler mi? Malum şahsiyetler… Kendilerini yaratan, yaşatan ve rızıklandıran Rabblerine karşı baş kaldıran, müstekbir kesim. Ahiret inançları olmayan hayatı yemeden içmeden gezmeden ve uçkurdan… kısacası hayatı eğlenceden ibaret gören zümre. Müslümanları aşağılayan namaz gibi dînin şiârlarını hafife alan küfrün önderliği için birbirleriyle yarışan eblehler. Evet kardeşlerim! Bizzat isim vermeye gerek yok. Zîrâ kimliği ortaya koyduk…

Nerede mi? Malum yerlerde… Fabrikada, şirkette, otobüste, çarşıda, pazarda… kısacası nerede hakim olduklarına kanaat ederlerse oralarda. Namaza mani olaya çalışıyorlar. “Mesai saatlerinde namaz kılmak yasaktır”, “bu iş yerinde dine dair bir şey olamaz”, “ burada duramayız”, “burası bizim mola verdiğimiz yer değil”, “sonra kılarsın”, “kaza edersin”, “bizde Müslümanız bak işimiz var bu da ibâdet”, “müşteriler kaçacak”, “duygu sömürüsü yapıyorsunuz” diyorlar. Subhanallâh! Sizi yaratan Allâh’u Teâlâ olduğu halde O’nun emrine karşı nasıl bu sözleri söyleyip de küfrünüzde azgınlaşıyorsuz? Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Tasdik etmedi, namaz da kılmadı. Ancak, yalanladı ve yüz çevirdi.” (Kıyamet: 75/31-32)

Kardeşlerim! Dînen meşru bir gerekçe olmadığı müddetçe namazı tehir etmek asla caiz değildir. Terk etmek ise söz konusu dahi olmaz. Hüküm açıktır: “Her kim ki kasden namazı terk ederse gerçekten kâfir olur.” Şimdi size soruyorum, Allâh’ın namaz emrini hafife alanların, namazı terk etmeye davet edenlerin, fabrikasında namazı yasaklayanların, namaz için otobüsü durdurmayanların, müşteriler kaçar iş yapamayız zihniyetinde olanların hükmü küfre girmekten, küfürde katmerleşmekten başka nedir?

Kardeşlerim! Hüküm, bizi kim yarattı ise, bizi kim yaşatıyor ise, bize kim rızık veriyor ise ona aittir. O da Allâh Azze ve Celle’den başkası değildir. Yer O’nundur. Gök O’nundur. Hayat O’nundur. Nimetler O’nundur. Dönüşümüz O’nadır. Kulluğumuz O’nadır. İtaatimiz O’nadır. Münacatımız O’nadır… O’nun hükmü “Namazı dosdoğru kılın” emriyle açıktır. Bu sebeble bir Müslüman evde, işte, çarşıda, otobüste… her nerede olursa olsun namazını vakitlice kılmakta gevşeklik gösteremez. Aksine davet edenlere itaat edemez. Müslüman ancak âlemlerin Rabbi olana boyun büker. O’na boyun bükmeyene karşı asla sevgi beslemez ve itaat edemez…

Kardeşlerim! Müslüman’a düşen şey, tevhîdi bir eylem olan namazı her daim kendi nefsinde ve ehlinde korumaktır. Yer ve gök Allâh’ındır dedik. İmtihan gereği Allâh’ın yerinde ve göğünde O’nun emri namaza müsaade etmek istemeyenler çıkabilir. Bunlara karşı en ufak bir taviz dahi vermeden İslâm’ın hakikati olan namazdan vazgeçilemeyeceği onurlu bir duruşla gösterilmelidir. Zîrâ namaz îmândır; namazsız bir dînde hayır yoktur… Allâh, şâhit ve vekîl olarak yetendir. Rabbimiz Allâh Subhânehu ve Teâlâ, İslâm’ın izzetini her daim taşımayı ve gösterebilmeyi bizlere nasip etsin. Allâhumme Âmîn.

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.