«
  1. Ana sayfa
  2. AHLAK
  3. Müslüman Tüccara Nasihatler

Müslüman Tüccara Nasihatler

MÜSLÜMAN TÜCCARLARA NASİHATLER 

Esedullâh Saîd

 

Mukaddime:

Bismillahirrahmanirrahim.

Uzun bir süredir ticaret ahlakına yönelik nasihat kabilinden bir şeyler hazırlamak istiyordum, nasip bu zamana imiş. Hayır olsun, hayırlara vesile olsun. İnşaAllah.

Evet, Müslüman tüccar kardeşim! Bu risalemizde Müslüman’ın dikkat etmesi gereken konulara değinmeye çalıştım. Elbette yazımıza daha maddeler ilave edebilir ve konuları daha geniş olarak işlenebilirdi. Ancak kısa olarak işlemeyi daha uygun gördüm. Okumaya niyet edenin gözü korkmasın ve bir defa okuyan tekrar okuyabilsin istedim. Umarım düşüncem doğru çıkar. Rabbimden niyazım bu naçizane çalışmayı katında kabul edip, Müslümanlara da faydalı kılmasıdır.  

Âlemlerin Rabbine hamd eder ve O’ndan yardım dilerim. Başarı el-Aziz ve el-Hamid olan Allah’tandır.

Esedullâh Saîd el-Muallim.

1438/2016

1.) Ticaret Fıkhını Öğren:

Ey tüccar! Bil ki! Kulluk ilmini öğrenmen farz ayndır. Zira Peygamberimiz; “İlim öğrenmek her kadın ve erkek üzerine farzdır” (İbn Mace) buyurmuşlardır. Kişinin yapacağı şeyin fıkhını öğrenmesi gerekir. Ticaretle meşgul olanın da ticaret fıkhını öğrenmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bu farziyeti yerine getirmeyenler; neyi, nerede, nasıl yapacaklarını bilemezler. Dolayısıyla da, caiz olmayan işler yaparlar. Öyleyse, yaptığın işin fıkhını öğren ki, lehine ve aleyhine olanları bilesin. Bilesin ki, helal ticaretine haram bulaştırmayasın.

2.) Kalbini Düzelt:

Ey tüccar! Bil ki! “Kazancın ana ilkesi; helalinden kazanmak ve helale harcamaktır.” Sen ticaretle meşgulken asla bu ilkeden taviz verme! Kazancına haram bulaşmaması için öncelikle niyet kontrolünü yap! Eğer sen kendini kontrol etmezsen, zamanla kâr-zarar seni kontrol eder. İlk işin olarak kalbini ıslah et! Çünkü kalp iyi olursa, diğer azaların da iyi olur. Kalp kötü olursa, diğer azaların da bozulur. Eli doğru tartanın, önce kalbi doğru tartmıştır. Kalp terazisi bozulanın, zahiri terazisi doğru olsa da, işlemi yanlış olur. Öyleyse, her zaman kalp kontrolünü yap! Ve deki: “Rızkımı veren, benim talebime göre rızkımı ya helalden, ya da haramdan bana ulaştıracaktır. Helalden kazanırsam dünyam ve ahiretim için hayırdır. Yok, haramdan kazanırsam, dünyam ve ahiretim için zarardır.”

3.) Allah’ın İsmiyle Başla:

Ey tüccar! Bil ki! Besmele, her hayrın ve helalin başıdır. Müslüman da besmeleli insandır. Her hayırlı ve helal olan işe besmele ile başlanmalıdır. Peygamberimiz, beslemesiz olan işlerin bereketsiz olduğunu bizlere bildirmiştir. Besmele, Allah’ın izniyle ve ismiyle işe başlamaktır. Öyleyse, Rabbimizin izin verdiklerine, yine O’nun ismiyle başla! O’nun izin vermediklerinden, yani besmele çekilmeyen şeylerden de uzak dur! Dükkânını besmele ile aç, tezgâhını besmele ile kur!

4.) İşine Erken Başla:

Ey tüccar! Bil ki! Günün ilk vakitleri için peygamberimizin duası vardır. O şöyle dua etmiştir: “Allah’ım! Gündüzün ilk vakitlerini ümmetim için bereketli kıl!” (Ebu Davud-Tirmizi) Rabbimiz dualara icabet edendir. Hele bu dua âlemlere rahmet kılınanın duası olursa, elbette kabule şayandır. Öyleyse sana düşen görev, bu duaya mazhar olabilmek için işine erken koyulmandır. Sen “benim işim erken olmuyor!” diyebilirsin; ancak ne bilirsin ki, sen Sünnetle amel ettiğinde; nice hayırlardan kapılar açılacak ve nice şerler de senden uzaklaşacaktır.

5.) Güvenilir Ol:

Ey tüccar! Bil ki! Müslüman, emin kişidir. Peygamberimizde ticaretle uğraşmış ve her zaman emin olmuştur. Hatta ona, peygamberlik görevi verilmeden önce de, o eminlik vasfıyla bilinip, anılmaktaydı. Rasulullah aleyhisselâm, bizlere doğru ve güvenilir tüccarın çok kazançlı olacağını şu hadisleriyle haber vermiştir: “Doğru ve güvenilir tüccar, ahirette nebiler, sıddıklar ve şehidlerle birlikte olacaktır.” (Tirmizi) Yine Efendimiz aleyhisselâm’ın buyurduğu gibi: “Doğruluk iyiliğe iyilikte cennete götürür. Kişi doğru olmaya devam ettikçe Allah katında doğrulardan yazılır. Yalan da günaha, günahta cehennem ateşine götürür. Kişi yalan söylemeye devam ettikçe Allah katında yalancılardan yazılır.” (Buhari) Düşünürsen bunların ne büyük bir müjde ve mükâfat olduğunu anlarsın. Öyleyse sen de, her zaman ve her yerde doğru ve güvenilir ol! Doğrulukla kazan!

6.) Temiz Ol:

Ey tüccar! Bil ki! “Allah, tevbe eden ve temizlenenleri sever.” (Bakara: 2/222) Temizliğin İslâm’daki önemini Nebimiz aleyhisselâm açıklarken; “Temizlik, imanın yarısıdır.”(Müslim) buyurmuşlardır. Bilesin ki, iki tür temizlik vardır. Biri iç temizliği, diğeri ise dış temizliğidir. Müslüman, içi ve dışıyla temiz olandır. İç, tevbe ve istiğfarla temizlendiği gibi, yine dışta, su ile temizlenir. Öyleyse, içini tevbe ve istiğfarla, dışını da abdest ile temizle! Yaptığın işe göre kılık kıyafetine, saçına-tırnağına dikkat et! Müşterilerini iç ve dış dış temizliğiyle karşıla!

7.) Selâmlaş:

Ey tüccar! Bil ki! Müslüman’ın Müslüman üzerindeki haklarından biri de selâmlaşmasıdır. Bu selâmlama her yerde olur. Ticaret yapacak iki Müslüman’ında (velev ki daha önce tanışsınlar ya da tanışmasınlar) kelâmdan önce selâmlaşmaları gerekir. Sünnet olan budur. Selâm, bir nevi güven bildirimidir. “Ey Müslüman! Ben kardeşinden sana bir zarar gelmez”demektir. Selâmlama ancak Sünnette rivayet olunduğu üzere yapılmalıdır. Bize ait olmayan (günaydın, bonjur ve benzeri) sözlerle veya el hareketleriyle yapılan selâmlamalar İslâmi değildir. Ancak şunu da bil ki, Daru’l-İslâm olmayan yerlerde ki insanların kendi diline ve örfüne göre de selâmlaşılabilir. Öyleyse sen de, Müslümanlarla selâmlaşmanda Sünnet olana yapış ve bidat olandan uzaklaş! Ve diğer insanların durumlarını öğren ve ona göre hareket et!

8.) Yeminden Kaçın:

Ey tüccar! Bil ki! İnsanoğlunun en çok yaptığı hata dilindendir. Dili selamette olanın bedeni selamette olur. Dilini tutabilen Allah’ın izniyle kurtulur. Müslüman, dilin afetlerini bilen ve diline hâkim olmaya çalışan kişidir. Onun dilinde de sürekli yemin olmaz. O, güvenilir olduktan sonra, bu güvenini yeminle desteklemesine ihtiyacı olmadığını bilir. Güvenilmez olduktan sonra da her cümlesine yeminle başlasa da yine kimsenin ona inanmayacağının da farkındadır. Böyle bir durum ancak vebali çoğaltır. Günaha sokan yeminlerden Allah’a sığınılmalıdır. Doğru olan şeye yemin edilse de, bunun fazla yapılması uygun değildir. Zira Rasulullah aleyhisselâm bir hadislerinde; “ Alışverişte fazla yeminden kaçının. Çünkü yemin sürümü arttırır; fakat bereketi giderir.” (Müslim) buyurmuştur. Öyleyse sen de, her aklına geldiğinde, her dara düştüğünde hemen yemine sarılma! Şüphesiz ki Allah, doğru kullarını elbet düştükleri darlıktan (dünya ve ahiret) feraha çıkarır.

9.) Alım-Satım ve Ödemede Kolaylık Göster:

Ey tüccar! Bil ki! Ticaretinde hoşgörü olman Rabbimizin hoşnutluğunu celp etmektedir. Zira Rasulullah aleyhisselâm’da;“Allah’u Teâla satarken ve alırken, ödemede bulunurken kolaylık gösterene merhamet eder.” (Buhari) buyurmuştur. Yine hadislerde, kolaylaştıran amellerin sahibini; Allah’ın sevdiğinden, onu bağışladığından ve cennete koyduğunda da bahsedilmektedir. Bunun tersi de söz konusu olabilir. Öyleyse, ticaretinde anlayışlı ol! Sen, Allah’ın kullarına merhametli ol ki, kulların sahibi de sana merhametli olsun. Seni bağışlasın ve rızasıyla cennetine koysun.

10.) Ölçü ve Tartıya Dikkat Et:

Ey tüccar! Bil ki! “Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden emniyette oldukları kişidir.”(Tirmizi) Yine bir hadiste geçtiği üzere; böyle bir kişi, Müslümanların üstünlerinden olan kişidir. (Buhari) Elbette bu eminlik ölçü ve tartıda da ortaya çıkar. Zaten Rabbimiz de ölçü ve tartı konusunda da: Ölçü ve tartıyı doğru olarak yapın” (Enam: 6/152) buyurmuş ve yine başka ayetlerde de bunu ifade etmiştir. Bu doğruluk elbette sadece Müslümanlara karşı değil tüm insanlara karşı yapılmalıdır. Ölçü ve tartıda hilekârlık daha dünyada cezalandırılır. Efendimiz aleyhisselâm bunu bizlere şöyle ifade etmiştir: “Ölçüyü ve tartıyı eksik yapan kavme kıtlık isabet eder ve başlarına zalim yönetici musallat olur.” (İbni Mace) Hem kazançları da kendilerine bereket olmaz. Öyleyse sende, ölçüye ve tartıya dikkat et!

11.) Sözünde Dur:

Ey tüccar! Bil ki! Müslüman’ın vasfı; sözünde durması, münafığın vasfı da; sözünde durmamasıdır. Rabbimiz; “Ey iman edenler! akidlerinizin gereğini yapın” (Maide:5/1) buyurmaktadır. Alış veriş yapanlarda çeşitli sözler verir çeşitli akidlerde bulunabilirler. Müslüman, yapmayacağı şeyi söylemenin, kendisi için gazaba sebebiyet vereceğinden, korkarak hareket eder. O, va’d edilen şeyin yapılamayacağının farkında olunup, yapılacakmış gibi söz verilmesinin yalanlardan bir yalan olduğunu bilir. Dili ve haliyle, her türlü aldatıcılıktan uzak durur. Vereceğini vakti gelince öder. Öyleyse sende, sözünde ve fiillerinde yalancı çıkma! Yapabileceklerine söz ver, yapamayacakların içinse söz verme!

12.) İade Al:

Ey tüccar! Bil ki! “Merhametten yoksun olan hayırdan da yoksundur.” (Müslim) Elbette ki merhametli olan da hayırda olandır. “İnsanlara acımayana Allah da acımaz.” (Müslim) Ve elbette; “Acıyıp iyilik yapana, Allah da acır.” (Ebu Davud) Merhamet ve acıma insanlar arasında çeşitli şekillerde vuku bulur. Bir tanesi de alış veriş öncesi ve sonrasındadır. Evet, sen müşteriye alışveriş öncesinde de merhamet ve acımayla hareket edeceğin gibi, sonrasında da sana aldığını iade etmek istediğinde de, yine bu güzel hasletlerle muamelede bulunabilirsin. Rasulullah aleyhisselâm şöyle buyurmaktadır: “Kim bir Müslüman’a ikâle yaparsa (iade alırsa) Allah da kıyamet günü onun günahını affeder.” (İbn Mace) Öyleyse sende, malını satarken yumuşak davrandığın müşterine, malını iade için sana getirdiğinde de yumuşak davran!

13.) Zarara Uğrayana Kolaylık Göster:

Ey tüccar! Bil ki! “Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder.” (Tirmizi) “Merhamet etmeyen merhamet göremez.” (Buhari) Olabilir ki bir kişinin başına bir felaket gelir ve sana olan borcu vardır. Hayat sadece ‘al-ver’den oluşmadığının bir göstergesi olarak Allah onu da, seni de zararla imtihan edebilir. İşte bu durumda yapılacak şey, öncelikle Allah’ı razı etmeye çalışmak olmalıdır. Beklenmedik durumlarda işler değişir. Eğer bir zarara uğratıcı durum söz konusuysa elbette diğer seçenekler devreye girer. Böyle bir durumda bu kişinin yakınları borcu ödenmesinde yarımcı olmaya çalışabilirler. Ancak alacaklı da eğer alma durumu yoksa sabır ve merhamet ile yaklaşmalıdır. Öyleyse sende, bu gün alacaklı olabileceğin gibi yarın borçlu olabileceğini aklından çıkarma! Ve borçlu olsan sana nasıl davranmalarını istiyorsan sende öyle davran!

14.) Malın Kusurunu Açıkla:

Ey tüccar! Bil ki! İnsanları kandırmak caiz değildir. Satılan malın kusurunu açıklamamakta insanları kandırmanın bir çeşididir. Rasulullah aleyhisselâm bir hadislerinde şöyle buyurur: “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Dolayısıyla bir Müslüman’ın bir başka Müslüman kardeşine bir malı, o malın kusurunu açıklamadan satması caiz değildir.” (İbn Mace) Yine başka bir hadislerinde de ıslak olan buğdayın üzerine kuru olanlar konulması durumunda: “Bizi aldatan bizden değildir” (Müslim) buyurmuşlardır. Özetle Müslüman, kandıran ve aldatan değildir. Efendimiz, emin peygamberdir ki, onun eminliğini onun düşmanları söylemişlerdir. O kimseyi kandırmamış ve aldatmamıştır. Müslümanlar kandırılmayacağı gibi gayri müslimler de kandırılamazlar. Öyleyse sende, tüm insanlara karşı güvenilir olmaya çalış! Neyse onu söyle! ‘Söylemediğin kusur, aldatmaktır’ unutma!  

15.) Müşterinin Bilgisizliğini İstismar Etme:

Ey tüccar! Bil ki! Müslüman, istismarcı olmamalıdır. Bu istismar çeşitli alanlarda ve çeşitli şekillerde olabilir. Örneğin; çeşitli şekillerde malın gerçek değerini olduğundan hayli düşük fiyata satmaya çalışanlar olabilir. Onların bu durumundan istifade etmeye çalışmak, sürekli böyle şeyleri gözlemek doğru değildir. Ayrıca yeni bir ürünü satın alacak kişi de, ürün hakkında hiç bir şey bilmeden o ürünü almaya gelmiş olabilir. Onun da bu konudaki bilgisizliğini anlayarak, normalden çok fazla fiyata bir ürünü satmak da caiz değildir. Yine çalıntı ve benzeri durumlarda olan şeylerin durumu da böyledir. Bunları almak ve satmakta caiz değildir. Öyleyse, doğru olmayan, uygunsuz tüm işlerden uzak dur ki, kazancın bereketlensin. Alırken ve satarken istismarcı bir mantıkla ticarete bakmak insanı paragöz yapar! Paragöz olma! Görünürde kısa vadede kâr yaptığını sananlar, uzun vadede bunların zararlarını görürler, ancak o zaman iş işten geçmiş olur. İş işten geçmeden, işlerine İslâm ile çeki düzen ver! 

16.) Müşteri Kızıştırma:

Ey tüccar! Bil ki! Neceş yani müşteri kızıştırmak yasaktır. Rasulullah aleyhisselâm; “Müşteri kızıştırmayınız. Hiç kimse kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın.”(Buhari) buyurmuştur. Dışarıdan bir kişinin, normalde alıcı olmadığı halde bir malın satılmasını sağlamak, hatta fiyatı olduğundan daha yükseğe çıkarmak için alışverişe dahil olması caiz değildir. Bu da bir nevi hiledir. Müslüman, her türlü hileli yoldan uzak durmalıdır. Öyleyse sende, Müslüman’a yakışan davranışları yap ve yakışmayan tüm davranışlardan, tüm hileli uygulamalardan beri ol!

17.) Haramdan Kaçın:

Ey tüccar! Bil ki! Haramlar ateşe götürür. Rasulullah aleyhisselâm şöyle buyurmuşlardır: “Haramla büyüyen vücut cennete giremez. Haramla büyüyen bir beden için cehennem ateşi daha layıktır.” (Taberani) Elbette bir Müslüman haram olan yiyecekleri yemez ve içecekleri de içmez. Domuz etinden uzak durduğu gibi, örneğin diğer bir haram olan içkiden de uzak durur. Domuz etinden tiksindiği gibi, tüm haramlardan da tiksinir. Bunların tüketilmesinin haricinde, bunların satımında uzak durur. “İçki ve sigara içmiyorum” diyerek bunların satımı yapamaz. Zira bunlar haramdır. Yine bir ürün yetiştiriliyor veya üretiliyorsa bunların insanları sağlığına zarar veren maddelerden yapılması da caiz değil, haramdır. Öyleyse sende, haramı yemediğin gibi, onu satma da! Sattığına dikkat ettiğin gibi, ürettiğine de dikkat et! 

18.) Prosedürleri Uygula:

Ey tüccar! Bil ki! Bizden olan yani Muvahhid Müslüman olan ululemire (Müslümanların idarecilerine ve alimlerine) uymak vaciptir. Ticaretle ilgili hususlarda da onların koyduklarına kurallara harfiyen uymak gerekir. Eğer onlar senden yaptığın ticaretin için vergi istiyorlarsa bunu memnuniyetle yerine getir. Bundan kaçma! Sözlerime dikkat et! Bu madde İslâm ile yönetilen İslâmi bir devlet için geçerlidir. Yoksa küfür ile yönetilen, her türlü küfrün ve zulmün olduğu küfür devletleri için geçerli değildir. Zira küfür devletleri hak-hukuk tanımaz zalimlerdir. Ancak onlarında İslâm’a uygun olan prosüdürlerine uymanda da bir beis yoktur. İnsanların maddi ve manevi hayatlarını tanzim eden, maddi ve manevi sağlıklarını ilgilendiren prosüdürleri uyman zaten gereklidir. Öyleyse, neyi nerede, kime, nasıl yapılacağını öğren ve ona göre uygula!

19.) İşini Vaktinde Bitir:

Ey tüccar! Bil ki! Müslüman hak sahiplerine hakkını verir. Bedeninin ve ailenin senin üzerinde hakları vardır. Bedenini dinlendirmezsen seni yarı yolda bırakır ve yarın davacın olur. Ailenin eşinin ve çocuklarını haklarını gözetmezsen, dünyada rahat edemeyeceğin gibi, ahirette davacın olabilirler. Unutma ki, sen işi bitirmezsen o bitmez. Öyleyse, işine erken başla, vakitlice de işini bitir! Hak sahiplerinin hakkını gözet!

20.) İstiğfar Et:

Ey tüccar! Bil ki! Müslüman sürekli tevbe ve istiğfar eden kişidir. Kişinin tüm azalarından farkında olsun ve olmasın çeşitli şeyler çıkabilir. Bunlar için sürekli olarak Rabbine yönelmeli ve af taleb etmelidir.  Rabbimiz kitabında peygamberlerinin dilinden bizlere bir hakikati bildirmiştir ki: “Af talebi, Allah’ın ikramlarına bir vesiledir.” Öyleyse, akşam olduğunda günün muhasebesini yap ve küçük-büyük, gizli-açık, farkında olduğun ya da olmadığın tüm hataların ve günahların için af talebinde bulun!

Hatime:

Ey Müslüman tüccar! Sana, Allah için nasihat edenlerin nasihatlerini boş geçme! Ola ki, doğruyu görür, ola ki istikamet bulursun. Bunlara dikkat etmen dünyada ve ahirette yine kendi lehinedir. Bil ki! Hal dili tebliğ dilidir. Nice memleketlere hal diliyle tebliğ yapanların vasıtasıyla İslam’a kavuşmuşlardır. Nice tüccar, yabancı ülkelere gitmişler, orada İslâm’ın ahlakına göre hareket etmişlerdir. Onları gören ahalide onlara imrenmiş, onları tanımak istemiş ve böylece İslâm’ı da tanımışlardır. Bu gün bizler yedi yabancıyı bırakın, kendi içinde yaşadığımız insanlara dahi etkili olamıyorsak kendi hal dilimizi gözden geçirmemiz gerekmektedir.

Ey tüccar! Biliyorsun ki Efendimiz aleyhisselâm’da ticaret yapmıştır. Şimdi sana düşen onun nasıl bir tüccar olduğunu araştırmaktır. Ve bir şey yapacağın zaman bunu “Efendimiz aleyhisselâm yapar mıydı?” diye kendine sor! Cevap olumsuz olup; “asla yapmazdı!” diyorsan sende “asla yapma!” yok olumlu olursa, “sen de yap!”

Son olarak;

Bizler nasihat etmenin müminlere fayda vereceğine iman edenleriz. Fayda vermesi ümidiyle de nasihatlerimizi sıraladık. Sıralama da, sıralananlar da değişebilir. Asıl olan sırama değil, sıralananlara mümince bakabilmek, onları mümince yaşayabilmek ve de mümince yaşanılan bir hayatın ardından, mümince Rabbimize kavuşabilmek… Unutmayalım ki; yapıp ettiklerimizden tek tek hesap vereceğiz. Allah Subhânehu ve Teâlâ, hesap gününü düşünerek yaşamayı her birimize nasip eylesin. Allahumme âmin.