«
  1. Ana sayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Müslüman bir kimse kâfir akrabasına mirasçı olabilir mi?

Müslüman bir kimse kâfir akrabasına mirasçı olabilir mi?

Soru: Müslüman bir kimse kâfir akrabasına mirasçı olabilir mi?

Cevâb: ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

Helâli arayan güzel kardeşim! Allâh Azze ve Celle sana daim helâlden nasib etsin.

Ümmetin imâmları kâfirin Müslümana mirasçı olamayacağında icmâ ettikleri halde, Müslümanın kâfire mirasçı olup olmayacağında ihtilaf etmişlerdir. Sahabenin ve müctehid imâmların cumhurunun görüşü, Müslümanında kâfire mirasçı olamayacağıdır. Zîrâ Usâme bin Zeyd radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Müslüman kâfire; kâfir de Müslümana mirâsçı olamaz.” [Buhârî (6764); Müslim (1614)…]

Bu hadîste açık olarak ifâde edildiği üzere Müslüman kâfire, kâfir de Müslüman’a mirasçı olmaz. Fetvâ ve uygulama da buna göredir. İmâm Ahmed bin Hanbel rahîmehullâh şöyle demiştir: “Müslümanın kâfire mirasçı olmayacağında (fıkıh sâhibi) insânlar arasında bir ihtilâf yoktur.” [İbn Kudâme, el-Muğnî: 6/367.]

Diğer taraftan sahâbelerden Ömer, Muâz ve Muâviye radîyallâhu anhum ecmain’den, Saîd bin el-Museyyeb, Mesrûk, Şabî, Nehaî ve İshâk rahîmehumullâh gibi bazı imâmlarından Müslümanın kâfir üzerine mirasçı olabileceği görüşü rivâyet edilmiştir. Ancak İmâm İbn Kudâme rahîmehullâh, bu görüşün ismi geçen kimselerden güvenilir bir şekilde rivâyet edilmediğini söylemiştir. [el-Muğnî: 6/367.]

İmâm Nevevî rahîmehullâh ise şöyle demiştir: “Bu kimselerin görüşünün de cumhurun görüşü gibi olduğu daha doğrudur.” [el-Minhâc fi Şerhi Sahîhi Müslim: 11/52.]

Hanefî mezhebinde rivâyet edilen bir kavilde böyledir. Bu görüşte olanlar ise Muâz radîyallâhu anh’dan rivâyet edilen şu hadîsi delîl olarak kabul etmişlerdir:

“İslâm artar, eksilmez.” [Ebû Davûd (2912); Ahmed (22005)…]

Muâz radîyallâhu anhum’un şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Biz onların (ehli kitâb’ın) kadınlarıyla evlendiğimiz halde, onlar bizim kadınlarımızla evlenmezler. Bu şekilde de biz onların mirasına sâhib oluruz, onlar ise bizim mirasımıza sâhib olamazlar.” [el-Muğnî: 6/367.]

Sonuç olarak, kâfirlerden mirâs alınabileceğini görüşünde olanların delîl olarak ileri sürdükleri “İslâm artar, eksilmez” hadîsi zayıf olmakla birlikte, bu mes’ele hakkında kapalı olup, yoruma muhtaçtır. “Müslüman kâfire; kâfir de Müslümana mirâsçı olamaz” hadîsi ise sahîhtir. Gayet açık olup, hüccettir. Bu sebeble hüküm, bu hadîsin bildirdiği üzeredir. Nitekim İmâm Nevevî rahîmehullâh şöyle demiştir: “Cumhurun delîli olan “Müslüman kâfire; kâfir de Müslümana mirâsçı olamaz”  bu hadîs, sahîh ve açıktır. İslâm hadîsinde onlara hüccet yoktur. Zîrâ ondan murâd İslâm’ın başka dînlere olan üstünlüğüdür. Onda mirastan söz yoktur. Şu halde onunla amel ederek “Müslüman kâfire; kâfir de Müslümana mirâsçı olamaz” hadîsinin nassı nasıl terk edilebilir? Her halde o taifeye bu hadîs ulaşmamış olacak!” [el-Minhâc fi Şerhi Sahîhi Müslim: 11/52.]

 

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1435h. / 2014m.