«
  1. Ana sayfa
  2. FIKIH
  3. Mü’minin Şiarı Sakal

Mü’minin Şiarı Sakal

MUKADDİME

Rahman ve Rahim olan insanları en güzel şekilde yaratan Allah’ın adı ile…

İnsanları en güzel şekilde yaratan Allah Teâlâ peygamberleri vasıtasıyla kulluk görevlerini onlara bildirdiği ve öğrettiği gibi, kılık-kıyafetlerini, nasıl görünmeleri gerektiğinide belirlemiştir.

Allah Teâlâ, insanların bedenlerinde saç, sakal ve diğer kılları yaratmış, peygamberleri de bunlardan bir kısmının giderilmesini veya kısaltılmasını, bir kısmının da kesilmeyerek uzatılmasını tebliğ etmiş ve bu konuda insanları uyarmışlardır.

Sakal Allah Teâlâ’nın insanlar için koyduğu fıtrattan olduğu için bütün peygamberlerin ve onların izini takip edenlerin uygulayageldiği bir amel olmuştur. Sakal bırakmanın gerekliliği sadece Rasulullah aleyhisselam bunu yaptığı için veya insanların geçmişten gelen bir örfü olduğu için değildir. Bu konuda Kur’an ve sünnet bize ışık tutarak sakal konusundaki tutumumuzun ne olduğunu/olması gerektiğini ortaya koymuştur.

 

SAKAL FITRATTANDIR

Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “On şey fıtrattandır: Bıyığın kesilmesi, sakalın uzatılması, misvak, istinşak (burna su çekmek), mazmaza (ağza su çekmek), tırnakları kesmek, parmak mafsallarını yıkama, koltuk altını yolmak, etek traşı olmak, intikâsu’lmâ yani istinca yapmak.” (Müslim, 56; Ebû Dâvud, Tahâret 29; Tirmizî, Edeb 14; Nesâî, Zînet 1)

İbn Manzur, Lisânü’l-Arab adlı eserinde “fıtrat”ı şöyle tanımlar: Yaratılış, yapı, karakter, tabiat, mizaç, Peygamberlerin sünneti, kâlb-i selim, adetullahtır. Ayrıca hilkat, tabii eğilim, huy ve cibiliyet gibi anlamlara da gelmektedir.

Sakal bırakmak hem erkeğin kadınlardan farklı olarak ilk yaratılıştan beri yüzünde çıkmasıyla varolan kılları fıtraten uzamaya bırakmaya eğilim ve karakterini taşımak hem de bütün peygamberlerin sünneti olarak fıtraten insanlara aktarılan bir uygulamaktır.

Yaratılışın bu şekilde olmasından sonra İnsanlardan erkeklerde asıl olarak fıtratlarında sakalı bırakma ve bıyığı kısaltma eğilimi mevcut olmaktadır. Zira sadece yaratılışta bu yüzdeki bu kılların bulunmasından dolayı bunları yapmış olsaydık vucuttaki diğer kıllarada dokunmazdık. Anlaşıldığı gibi buradaki fıtrat bu kılları serbest bırakmaya yönelik yaratılışta varolan eğilimdir. Zaten Rasulullah aleyhisselam fıtrattan olan şeyleri sayarken “sakalın çıkması” değil “sakalın uzatılması” demiştir.

Bundan sonra insanda fıtren varolan bu duygu Allah Teâlâ tarafından engelleme ve yasaklamaya tabi tutulmayarak peygamberleri aracılığıyla uygulanarak ve yine peygamberleri aracılığıyla emredilen bir uygulama olarak Allah’a  ve rasulüne iman eden insanlardan beklenmiştir.

Buna mukabil olarak sakalını uzatmayan bir insan, fıkratın zıddına hareket etmiş, peygamberlerin sünnetini terk etmiş ve Allah Rasulü aleyhisselamın emri mucibinin zıddına hareket etmiş olmaktadır.

 

SAKAL PEYGAMBERLERİN YAPTIĞI
VE YAPILMASINI EMRETTİĞİ BİR UYGULAMADIR

Allah Teâlâ (c.c), “Peygamber size neyi getirip verdi ise onu kabul edin, alın ve sizi yasakladığı şeyden de sakının” (el-Haşr, 59/7) ve “Allah’ın Rasulünde sizin için güzel örnekler vardır” (el-Ahzâb, 33/21) meallerindeki âyetlerinde buyurduğu gibi, mü’minlere sîrette, sûrette, ahlâkta, âdette ve hayatın bütün dallarında, Rasulu aleyhisselamın sünnetine uymalarını emretmiştir. Rasulullah’ın sünnetine uymak, İslâmiyet’i daha doğru anlamanın, daha doğru yaşamanın yegâne yoludur.

Allah Teâlâ’nın: “Peygambere itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur” (en-Nisa, 4/80) âyet mealinde buyurduklarından hareket ederek, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e itaatin her şeyden önce farz hükmünü taşıdığını göz önüne alırsak, onun sünnetine sarılmanın önem ve ciddiyeti kendiliğinden ortaya çıkar.

İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bıyıkları kazıyın, sakalları serbest bırakın.” (Buhârî, Libâs 64, 65;  Müslim, Tahâret 53; Muvatta, Şa’ar 1; Ebû Dâvud, Tereccül 16; Tirmizî, Edeb 18; Nesâî, Tahâret 15)

Sahîheyn’in bir rivayetinde şöyle denmiştir: “Şu ameller fıtrattandır: Kasık traşı, tırnakların kesilmesi, bıyıkların kesilmesi.”

Farklı tariklerden gelen bu rivâyetler, müslümanların yüzlerine verecekleri şekli tâyin etmektedirler:

  • Bıyıklar kesilecek.
  • Sakal uzatılacak.

“Bıyığını kısaltmayan bizden değildir” (Tirmizî, Edeb, 6) şeklinde bıyığından almayıp uzatan “bizden değil” tehdidine mâruz bırakılarak mânevi bir müeyyide dahi getirilmiştir.

Hadislerden anlaşıldığına göre, bütün peygamberlerle birlikte Rasul-i Ekrem de sakalını bırakmış ve sakal bırakmayı emretmiştir. Hz. Peygamber ve ashabının sakallarını traş ettiklerine dair hiç bir kayıt yoktur.

 

SAKAL MÜŞRİKLERE MUHALEFETİN BİR GEREĞİDİR

Rasûlullah (s.a.s) ümmetini, kılık kıyafet ve dış görünüşleri bakımından müşriklere benzemekten alıkoymuş; “Kim bir kavme benzerse, onlardandır” (Ebu Davud, Libas, 4) hadisiyle de müslümanları uyarmıştır. Özellikle sakal bırakmaları hususunda mü’minlere tavsiyelerde bulunmuş, çeşitli hadisleriyle de sakalın müslüman için taşıdığı önemi belirtmiştir.

“Müşriklere muhalefet edin; bıyıkları kısaltın, sakalları çoğaltın”; “Bıyıkları kesin, sakalları bırakın. Böylece Mecusîlere benzemeyin” (Buharî, Libas, 64; Müslim, Tahare, 54) buyurmuşlar ve mü’minleri sakal bırakmaya teşvik etmişlerdir.

Sakalın tamamen traş edilmesi aynı zamanda kadınlara benzemek olacağından buda uygun olmayan bir durum olmaktadır.

Sakal, hadiste de buyurulduğu gibi, yaratılış icabı erkeklerde bulunması gereken ve daha önceki peygamberlerin sünneti olan bir kılıktır. Müteaddid hadislerde sakalların tabii halleri üzere terk edilmesi ve uzatılması emredilmektedir. Kısaltılması konusunda herhangi bir cevaz görülmemektedir. Asırlardır her devirdeki İslâm âlimleri ile bütün mü’minler bu tabii hali benimsemişler ve kendilerinde uygulamışlardır. Asıl itibariyle sünnete uygun şekilde bir sakal bırakmak Müslüman erkeğin şiarlarındandır.

 

SAKALIN ŞEKLİ

Abdullah İbnu Amr İbni’l-Âs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sakalından enine ve boyuna alırdı.” [Tirmizî, Edeb 17, (2763).]

Bu rivâyet, sakala verilecek şekil hususunda rehber olmaktadır. Esasen bu hadisin, sakalın uzamaya bırakılmasını emreden rivayetlerle beraber mütâlaa edilmesi gerekir. Kadı İyaz der ki: “Sakalın traş edilmesi, kısaltılması ve yakılması da mekruhtur. Boyundan ve eninden almaya gelince, bu güzeldir…” …Selef, sakalın eninden boyundan alma hususunda bir hudud var mıdır, (ne kadar uzatılmalı, neden sonra kesilmelidir gibi) ihtilaf etmiştir. Bazıları bu hususta bir had koymak istemezler, ancak dikkat çekecek kadar da uzatılmasını hoş görmezler. İmam Mâlik çok uzamasını mekruh addetmiştir. Bazı âlimler bir tutam uzunluğu yeterli görüp fazlasının kesilmesine hükmetmiştir. Bazıları da sadece umre ve hacc sırasında sakalın kesilmesinin câiz olacağını söylemiştir.

Sakalın bir tutam olması gerektiği görüşü Hz. Ömer’e aittir. Rivâyete göre, sakalını fazla uzatan birini görünce sakalından asılarak ikaz etmiş, arkadan da birisine emrederek “bir tutamdan fazlasını” kestirmiştir. Sonra da adama yönelip:

“Git saçını düzelt!” diye emretmiş ve: “Niye sizden bazıları kendine bakmayıp, yırtıcı hayvanlardan biri gibi başıboş bırakıyor!” demiştir.

Ebû Hüreyre ve İbnu Ömer gibi Ashab’tan bazılarını, sakalallarını avuçlayıp tutamdan artakalan kısmı kestikleri rivâyet edilmiştir.

Âlimlerden bazıları sakalın genişliğine büyümesinin de tahdid edilmesi gerektiğini söylemiştir. Çünkü bu durum, kişinin itibarına tesir edecek çirkinliğe sebep olabilir. Aslında uzunluk hususunda sünnetten nakledilen bir delil yoktur. Ulemâ, örfü ve zevk-i selîmi nazar-ı dikkate alarak bu hükme varmışlardır. Zira enine ve boyuna müdâhalesiz büyüyen sakal çirkinlik hasıl edebilir.

Atâ İbnu Yesâr (rahimehullah anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a saçı sakalı karmakarışık bir adam gelmişti. Efendimiz, ona (eliyle) işaret buyurarak, sanki saçını ıslâh etmesini emretmişti. Adam bunu yapıp sonra tekrar geri geldi. Aleyhissalâtu vesselâm:

“Şu hal, sizden birinizin tıpkı bir şeytan gibi başı(ndaki saçlar) karmakarışık vaziyette gelmesinden daha hayırlı değil mi?” buyurdular.” [Muvatta, Şa’ar 7, (2, 949).]

Görüldüğü gibi Müslüman sakalını uzatmakla beraber onu tamamen başıboş bırakıp çirkin görünümlere izin vermemelidir. Zira Müslüman yaptığı işi güzel yapandır. Bu noktada Müslüman kişi dininin temizliğe ve düzene verdiği önemi kendisine bakım yaparak karşı tarafa yansıtabilmelidir.

HÂTİME

 Alimlerin cumhuruna göre sakal bırakmak farz, traş etmek ise haramdır. Cumhurun görüşleri hakkındaki delilleri ana hatlarıyla şöyledir:

a) Peygamber aleyhisselam bir hadis-i şeriflerinde sakal bırakmayı emretmiştir. Emirler mendup veya mübah olduğunu ifade ettiğine dair bir delil bulunmadıkça vucub için olurlar. “Sakalları bırakın ” emri de sakal bırakmanın farz olmasını gerektirir.

b) Aynı şekilde, Peygamber aleyhisselam müşrik veya mecusilere benzememeyi emretmiştir. Sakalı traş etmek onlara benzemektir. Bu da haramdır.

c) Sakal traşı, Nisa süresinin 119. ayetinde sözü edilen Allah’ın yarattığı şeyi değiştirmek demektir. Şeytana uyularak yapılân bu hareket de yasaktır.

 d) Sakal, erkekleri kadınlardan ayıran bir özelliktir. Sakalını traş eden erkekler kadınlara benzemektedirler. Erkeklerin kadınlara benzemesi de dinen yasaklanmıştır.

İster vacip ister sünnet diyelim; sakal bırakmak  Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’i taklit etmek, ona benzemenin bir yoludur. Her mümin Muhammed aleyhisselamı sever; O’nu malından da, canından da fazla sever ve sevmelidir. Seven sevdiğini taklit etmek ve ona benzemekle derin bir haz duyar ve büyük bir huzura kavuşur. Elbette bu taklit ve benzemenin ilk basamağı ve en önemli yansıması, onun manevî hayatına, kulluk hayatına, ahlakî hayatına uymakla gerçekleşir. Tâli derecede bir değere sahip de olsa sakal bırakmak gibi, fizikî, maddî hayatına benzemek de bir feyizden boş değildir.

İşaret edildiği gibi, sakal aynı zamanda Müslümanların bir ayırıcı vasfı olarak da önemlidir. Gayri müslimlerde de sakal olmakla beraber, şekil itibariyle yine de –müminlerin sakalı- farklı bir simge konumundadır. Şüphesiz, fiziki benzeyiş, manevi benzeyişe göre çok aşağı bir derecedir.

Diğer taraftan, sakalın bazı dünyevi, tıbbi ve biyolojik faydalarından da bahsedilebilir:

Sakalın sürekli kazınması görme gücünde zamanla zayıflamaya sebebiyet verir. Sakal zararlı mikropların boğaz ve göğüs dışına ulaşmasını önler. Diş etlerini korumaya yardımcıdır, cildin nemli ve taze kalmasını sağlar. Cilt kanserini önmeleye yardımcı olur. Soğuk algınlığı ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı engel olmada faydalıdır.

Allah’u Teâlâ Rasulünün yolundan gitmeyi ve maddi-manevi O’na benzemeyi cümlemize nasip etsin.

Allahumme amin…

Osman et-Tâlib