«
  1. Ana sayfa
  2. FIKIH
  3. Mâni Zâil Olduğunda Memnu Avdet Eder / إذا زال المانع عاد الممنوع

Mâni Zâil Olduğunda Memnu Avdet Eder / إذا زال المانع عاد الممنوع

FIKIH KÂİDELERİ

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle…

Hamd, âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlüdür…

Bundan sonra:

<<<Kâide>>>

إذَا زَالَ الْمَانِعُ عَادَ الْمَمْنُوعُ

Mâni zâil olduğunca memnu avdet eder.

<<<Şerh>>>

Bu kâide, Mecelle-i Ahkâm’da 24. maddede geçmektedir.

Kâidenin Lafızları:

Mâni: Bir şeyin husulüne engel olan şey” demektir.

Istılâhta ise: “Varlığı hükmün ve sebebin yokluğunu gerektiren şeydir.”

Memnu ise: “Yasak, yasaklanmış olan şey” demektir.

Avdet: “Geri dönmek” demektir. Istılâhta ise: Bir şeyin kemâli ile ilk seferinde yapıldığı gibi yapılmasıdır.”

Kâidenin Mefhûmu:

Bu kâide, önceki kâide olan: “Bir özürle caiz olan şey, onun zevâliyle bâtıl olur” kâidesinin tâm tersi olan bir hükmü ifâde eder. Zîrâ önceki kâide, bir sebeble câiz olup sonra zâil olan bir hükmü ifâde ederken, bu kâide, bir sebeble imtina edilen, sonra da mâni olan sebebin zâil olduğu hükmü ifâde eder. 

“Mâni zâil olduğunda memnu avdet eder” kâidesinin genel mefhûmu muayyen bir sebeble tatbiki yasak olan şeylerdir. Memnunun yani yasaklanan şeyin, mâni yani şer’an men edilen şey zâil olduğunda tatbiki ve yapılması caiz olur. Eğer bir şey câiz ve meşru iken sonra arizî bir mâni ile meşruiyet hükmü yok olursa, o mâni zâil olduğunda meşruiyet hükmü avdet eder. 

Hükmün uygulanmasının yasaklanması, tıpkı ızdırar hallerinde olduğu gibi, mübâh kılan diğer hükmü gerektiren bir mânidir. Sırf o mâninin zevâli ile fiil haramlığa avdet eder.

Kâideden Çıkan Bazı Hükümler: 

• İkrâh altında olanın satışı geçerli olmaz. Bunun sebebi ise, zorlananın malını muhafaza etmektir ki, o malı ancak sâhibinin rızasıyla onun mülkünden çıkarmak câiz olur. Ama ikrâhın zevâlinden sonra zorlanan kimse rızâsıyla ona izin verirse, bu durumda satış geçerli olur. 

•  Bir davada çocuk veya kör olan birinin şâhitliği çocukluk veya körlük sebebiyle reddolunduktan sonra söz konusu şahıs baliğ olsa ya da gözleri açılsa, bu kişinin daha sonra aynı dava için yapacağı şâhitlik kabul edilir. Zîrâ şehâdetin kabûlüne mâni olan körlük ya da yaşın küçük olması ortadan kalkmıştır.  

•  Bir kimse satın aldığı arsaya ev yapsa ya da orayı ağaçlandırsa, arsayı satan kişinin akitte fesad var gerekçesiyle satış işlemini fesh etme hakkı yoktur. Zîrâ bu, arsayı alan kişiye zarar getirir. Fakat ağaçlar ya da ev afet gibi bir sebeble ya da arsayı alan kişi tarafından yıkılsa, bu durumda satıcının satış akdinin fâsid olduğunu iddia etme hakkı olur ve mâni zâil olduğu için akdin feshini talep edebilir. 

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

1441 h. / 2019 m.

Abdullâh Saîd el-Müderris.

İktibas Yapacakların Dikkatine!