«
  1. Ana sayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Kıyamda ellerin bağlanacağı yer neresidir? Bu konu hakkında imamlardan gelen nakilleri ve delillerini zikredebilirmisiniz?

Kıyamda ellerin bağlanacağı yer neresidir? Bu konu hakkında imamlardan gelen nakilleri ve delillerini zikredebilirmisiniz?

Soru: Kıyamda ellerin bağlanacağı yer neresidir? Bu konu hakkında imamlardan gelen nakilleri ve delillerini zikredebilirmisiniz?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

Namazda kıyam halindeyken ellerin bağlanacağı yerin neresi olduğu noktasında ümmetin imamları ihtilaf etmişlerdir.

Ebu Hanife, Sevri ve İshak’a göre eller göbeğin altına bağlanır. Şafii ve Said bin Cubeyr’e göre eller göğüs üzerine konur. Ahmed bin Hanbel’den her iki görüşte rivayet edilmektedir. Doğru olan her iki görüşünde eşit olduğudur. Bununla beraber ondan rivayet edilen üçüncü bir görüşe göre namaz kılan kişi her iki şekilde bağlamak hususunda muhayyerdir. Evzai ve İbn Munzir’de bu görüştedir.

Malik’i mezhebinde ellerin kıyamda bağlanıp bağlanmaması; farz namazlarda bağlanmamasının mekruh, nafilelerde bağlanmasının müstehab; farz ve nafile ayrımı yapmadan bağlanmasının mekruh olmadığı şeklinde ihtilaflar mevcuttur. Ellerin bağlanmasında bir beis görmeyenlere göre eller, Şafii Mezhebinde olduğu gibi bağlanır. [İbn Kudame, Muğni: 1/549; el-Baci, el-Munteka: 2/287; İbn Rüşd, el-Bidaye: 1/112;…]

Namazda ellerin göğüs üzerine bağlanacağı görüşünde olanların delilleri şöyledir:

“Vail bin Hucr radıyallahu ahn anlatıyor: ‘Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldım. Sağ elini sol elinin üstüne koyup göğsünün üzerine bağladı’.” [(HASEN HADİS:)  İbn Huzeyme (463); Beyhaki, Sünen (2132), Marifetu’s-Sünen (747)…]

Hadisi şerifi İbn Huzeyme sahih olduğunu söyleyerek “Sahih”inde, Beyhaki ise “Sünen”ninde hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.

“Hulbu’t-Tai radıyallahu ahn anlatıyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i namazdan çıkarken, önce sağına sonra soluna selam verdiğini ve bunları (ellerini) göğsünün üzerine koyarken gördüm. Yahya bunu, sağı solun üstünde mafsal üzerine koymak olarak tavsif etti.” [(HASEN HADİS): Ahmed (21459)…]

Hadisi şerifi Ahmed bin Hanbel hasen bir sened ile rivayet etmiştir. Tirmizi de hadisin hasen olduğunu söylemiştir. Hadisin senedinde bulunan ravilerin tamamı Kabisa dışında sika ve Müslim’in ravileridir. Kabisa’yı da el-İcli ve İbn Hibban sika bir ravi olarak kabul etmişlerdir. Fakat Simak bin Harb’in dışında kimse ondan rivayette bulunmamıştır. İbn Medini ve Nesai “meçhuldür” demiştir. et-Takrib’de ise makbul bir ravi olduğu belirtilmektedir.

“Tavus anlatıyor: ‘Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namazda iken sağ elini sol eli üzerine koyar ve onları göğsünün üzerine bağladı’.” [(HASEN HADİS): Ebu Davud (759)…]

Hadisi Ebu Davud Tavus’tan gelen hasen bir sened ile rivayet etmiştir. Bu rivayet her ne kadar mürsel ise de herkes tarafından hüccet olarak kabul edilmiştir. Çünkü mutlak olarak mürsel hadisi hüccet olarak kabul edenlerin görüşüne göre bunun delil olacağı açıktır. Bu görüşü kabul edenler ise âlimlerin cumhurudur. Mevsul olarak rivayet edilmedikçe yahut birtakım şahidleri bulunmadıkça mürsel hadisi hüccet kabul etmeyenlere gelince bunun delil olma gereği, onun yukarıda zikredilen iki tane şahidinin bulunmasından ötürüdür. Bu şahitler yukarıda Vail bin Hucur’dan ve Hulbu’t-Tai’den rivayet edilen hadisi şeriflerdir.

Yukarıdaki üç rivayet Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in namaz kılıyorken kıyamda ellerini göğsü üzerine koyduğunu bildirmektedir. Bu rivayetler aynı amelin şahitliğinde birleştiğinden, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in namazda kıyamdayken ellerini göğsü üzerine koyma ameli sabit olmaktadır.

Namaz kılarken kıyamda ellerin göbeğin altına bağlanması gerektiği görüşünde olanların delilleri ise şöyledir:

“Ebu Cuhayfe anlatıyor: Ali radıyallahu anh namazda sünnet olan sağ eli sol el üzerinde göbeğin altına koymaktır’ dedi.” [(ZAYIF HADİS): Ebu Davud (756)…]

Hadisi Ebu Davud zayıf bir senedle rivayet etmiştir. Hadisin zayıf sayılma nedenlerinden bazıları şöyledir: Bu hadis Ebu Davud’un İbn Arabî nüshasından başka nüshalarında sabit değildir. Ve senedinde, Abdurrahman İbn İshak el-Kufi el-Vasiti vardır. Ebu Davud, Ahmed İbn Hanbel’in İshak için “zayıf” dediğini işittim demiştir. Ebu Talib, Ahmed İbn Hanbel’den naklederek “İshak hiç bir şey değildir, hadisi münkerdir” demiştir. ed-Duri, İbn Main’den “İshak zayıftır” demiştir. İbn Sad, Yakub İbn Süfyan, Ebu Davud, Nesai ve İbn Hibban, İshak’ın zayıf olduğunu söylemişlerdir. Buhari İshak için “fihi nazar” (onda şüphe vardır) demiştir. İbn Huzeyme, “İshak’ın hadisiyle amel olunmaz” demiştir. Ebu Hatim, “İshak’ın hadisi münkerdir, onunla amel olunmaz” demiştir. Beyhaki, “İshak hadiste metruktur” demiştir.

“Ebu Vail anlatıyor: Ebu Hureyre radıyallahu anh ‘namazda ellerin vazıyeti, biri öbürkünün üzerinde göbeğin altına koymaktır’ dedi.” [(ZAYIF HADİS): Ebu Davud (758)…]

Hadisi Ebu Davud zayıf bir senedle rivayet etmiştir. Zira bu hadisin senedinde de yukarıdaki hadisin senedinde olan Abdurrahman İbn İshak el-Kufi el-Vasiti vardır. 

“İbn Cerir, babasından şöyle anlatıyor: “Ben Ali radıyallahu ahn’ın (namazda) sağ eliyle sol bileğini tutarak göbeğinin üzerine koyarken gördüm.”  [(ZAYIF HADİS): Ebu Davud (757)…]

Hadisi Ebu Davud zayıf bir senedle rivayet etmiştir. Hadisin zayıf sayılma nedenlerinden bazıları şöyledir: Ebu Hatim, İbn Hacer ve Zehebi hadisin ravilerinden Ebu Bedr’in güvenilmez bir kimse olduğunu söylemişlerdir. Ayrıca hadisteki فَوْقَ السُّرَّةِ “göbeğinin üzerine” ifadesi hadisin metnine ziyadedir. Ravi Ebu Bedr bu ilave cümleyi Ebu Talut’tan nakleden tek kişi olup, rivayetinde tek kalmıştır. Buhari’nin şeyhlerinden Müslim bin İbrahim’in rivayetinde bu cümle yoktur. Nitekim İbn Hacer de “Fethu’l-Bari” de bunu aynı şekilde belirtmiştir. [İbn Hacer, Fethu’l-Bari: 2/224.]

Namazda ellerin bağlanmayacağı görüşünü savunanlar ile mükellefin ellerini göbeğin altına veyahut göğsün üzerine bağlamakta muhayyer olduğu görüşünü savunanlar ise yukarıda geçen hadislerin sabit olmadığını yahut her iki tarafında delillerinin tercihe imkân vermeyecek derecede eşit olduğunu söylemişlerdir. Nitekim Maliki âlimlerinden İbn Habib ellerin bağlanacağı yer hakkında “Bunun için bilinen bir yer yoktur” derken Hanbelî âlimlerinden İbn Kudame şöyle demiştir: “İmam Ahmed’den başka bir rivayette bu ikisi arasında serbest olması görüşü gelmiştir. Çünkü bunların hepsi hakkında rivayetler gelmiştir. Bu meselede genişlik vardır” demiştir. Hanefi âlimlerinden İbn Humam ise şöyle demiştir: “Elleri göğüs ve göbek altına koymanın gereğine dair sahih bir hadis sabit olmamıştır”  [Baci, el-Munteka: 2/287; Seyyid Sabık, Fıkhu’s-Sunne: 1/145; İbn Kudame, Muğni: 1/549] İfâde olunduğu üzere bu görüşte olanlara göre, meselede genişlik vardır. Dileyen göbeğinin üzerine dileyen göğsü üzerine ellerini bağlar.

Bizim açımızdan ise gelen hadislerin birbirlerini desteklemesi nedeniyle namazda elleri göğüs üzerine koyma ameli Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sahih olarak sabit olmuştur. Bu sebeple tabloda gösterildiği üzere namazda eller iftidah tekbiri için kaldırdıktan sonra göğüs üzerine sağ el, sol elin dışına gelecek şekilde yerleştirir. Sağ el ile sol elin bileği kavranır yahutta el tutulmaksızın kolun üzerine konur. Her ikisi de sünnettir. 

Ancak şu unutulmamalıdır: Bu mes’elede her ne şekilde amel edilirse edilsin, namaz kılan bir Müslümanın namazı sahihtir. Yani ister ellerini bağlasın isterse bağlamasın, ister göbek altında isterse de göğüs üzerine  bağlasın… namazı geçerlidir. Buradaki ihtilaf hangisinin daha faziletli olduğu noktasındadır. Yoksa aşırıya gidenlerin söylediği gibi bu me’seleki ihtilaf  itikadi bir sapmayı gerektiren bir mes’ele asla değildir. Kim hangi amelin daha sahih olduğuna inanmış ise onunla amel eder. Bu mes’elede kimsenin kimseyi kınamaya hakkı yoktur. Çünkü yukarıda geçtiği üzere bu konuda gelen tüm rivayetler hakkında konuşulmuş, raviler bazı noktalardan cerhe uğramışlardır…

Tüm kardeşlerime nasihatim akide de fıkıhta itidal üzere olmalarıdır. Delil ile amel edip bu gibi genişlikten bahsedilen ihtilaflara asla girmemeleridir. Rabbim ümmete ihitlafa düştüğü akidevî mes’elelerde  vahdet/birlik ihsan etsin. Allâhumme Âmîn.      

 

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1434h. / 2013m.