«
  1. Ana sayfa
  2. EDEBİYAT
  3. Kime Hizmet?

Kime Hizmet?

Ey kullukla görevli olan kul!

Sorsam sana bu dünyada ne için varsın diye diye.

Bana diyeceksin -demelisin-  “kulluk” için varım diye.

Evet, sen, ben, o, biz, siz, onlar, bizden öncekiler ve bizden sonrakilerin yaratılış amacı “Âlemlerin Rabbine” kulluk etmektir.

İyi ama nasıl ve neye göre bir kulluk?

Cevap, ‘Rabbimizin istediği gibi Kur’an ve Kur’an’ı yaşayan Nebimizin Sünnetine göre bir kulluk’ olmalıdır elbette.

O Kur’an ki, kıyamete dek korunan kitaptır. Rabbimiz onu indirmiş ve koruyacağını garanti etmiştir. Ancak lafzına dokunamayan şeytan ve dostları manalarına yönelmişler ve de yönelmektedirler. Bu şerlilerin -Allah’ın izniyle- Kur’an’ı ve Sünneti baş tacı yapanlar nezdinde durumları bellidir. Onlar kendilerini çağın ileri gelen ıslah edicileri olarak görseler de onlar çağın ileri gelen ifsad edicileridirler.

Nice reformist yaşadığı zaman diliminde kendi küçücük aklına göre dini anlamaya çalışmış ve de çalışmaktadır. Asıl kaynakları mini minnacık zekâsının yardımıyla nasıl çağa uyarlarımın -ya da nasıl bu çağda tahrif ederimin- peşine düşmüş ve de düşmektedir.

Reform denen şey bizim dinimizde yokken ve de olması beklemezken nice reformist her şeye bir kulp bularak insanları reformize etmişler ve de etmektedirler.

Allah’ın dini İslam’ı bu zamanda Kur’an’dan ve Sünnetten ve de selef ulemamızın içtihatlarından uzak nefsi yorumlamaktadırlar. Hal böyle olunca haktan sapanlar, arkalarında ki milyonları da saptırmışlar ve saptırmaktadırlar. İslam’dan uzaklaşanlar İslam’a hizmet adına tağutlara, şeytanlarına ve nefislerine hizmet etmektedirler.

İslamsız faaliyetleri dahi İslami görmekte çalgı-çengi faaliyetlerini -haşa- Rasulullah’ın onayının olduğunu söyleyebilmektedirler.

Şarkı ve türküyle işi olmayan peygamberimizin yolundan, şarkı ve türkülerle gittiğini söylemek ne kadar da çirkindir. Bu çirkin işle iştigal edenler, dinen haram olan müziği dinleyip dinlettirenler, kadınlı-erkekli ortamlarda, pür neşe ve alkışlar arasında oturanlar, rüyalarında o ortama Rasulullah’ın teşrif ettiklerini gördüklerini söyleme cesaretinde bulunmaktadırlar.

Heyhat! Yazık size! Bunu ortaya atanlar -belki de- ya tutarsa mantığını güdenler olsa gerek… Belki de rüya denilerek -bunun gibi- nice asılsız şeylerle insanlar aldatılmıştır ki, bu insanlarda sağlama yapabilme yetisi de kalmamış olabilir. Artık birileri için ‘ne derse doğrudur!’ fikri öyle yerleşmiş olabilir ki, İslam ümmetinin rabbani ulemasının bu zamanda kadar demediği İslam olmadan Yahudi ve Hristiyanların cennete gireceğe sözüne bile teslim olabilmektedirler.

Ey kendilerine zulmedenler! Bu yaptıklarınız ehli kitaba yaranmak içinse, onların sizden razı olmasını istiyorsanız bilin ki, onlara yaranmak için tamamen onlardan olmanız gerekmektedir.

Dine hizmet, dinde taviz vermekle yapılamaz. Dine hizmet, dini inanışları tahrif ederek, dinden olmayan şeyleri dindenmiş gibi göstererek yapılmaz. Dine hizmet kültür-sanat adına bir milletin kültürüne saldırarak yapılmaz. Dine hizmet, şarkı-türkü, halay-horanla yapılmaz. Dine hizmet, Müslümanlara düşman olup, gâvurlara dost olarak yapılmaz…

Hizmet, dünya zalimlerine ve tağutlarına, insin şeytanlarına ve şeytanlaşan nefsimize değil, Allah’ın yüce davası İslam’a hizmettir.

İslam’a hizmette İslamsızlık yapılamaz. Bu nebevi yol değildir ve de olmayacaktır. Sizler İslam’a muhalif olarak yaptıklarınıza “hizmet!” deseniz de bu olsa olsa hezimettir.

Hatırlayın o büyük halifeyi ki o:  “Ey insanlar ben yoldan çıkarsam ne yaparsınız” dediğinde bir kılıcını gösterip: “Seni bununla doğrulturuz” demişti. Allah onlardan razı olsun…

İşte onlar dini doğru anlayan, rızaya kavuşmuş hizmet erleriydi. Onlar ve biz… Kendimizi ölçelim, biçelim… Kumaşımız onlarınkinden mi, değil mi?

Bizler de yanlışı yol edinenlere karşı kılıcımızı gösteremesek te yeri geldiğinde dillerimizi kılıç olarak kullanmalıyız.

Ey insanlar! Saptınız ve saptırdınız. İslam’dan uzaklaştınız ve uzaklaştırdınız. Milyonların vebalini sırtınıza aldınız.

Gelin vazgeçin! Gelin İslam’a dönün!

Şimdi yapılan yanlışlardan dönmenin ve döndürmenin, Allah’ı razı etmek için gerekirse insanları kızdırmanın zamanıdır.

— Esedullâh Saîd |Ağustos’15