«
  1. Ana sayfa
  2. MAKALELER
  3. Kader Nedir?

Kader Nedir?

Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O’nun kulu ve Rasûlü’dür.

Bundan sonra:

1. Kader, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın daha meydana gelmeden önce eşya hakkındaki ilmine binâen ne olacağını ezelde takdir etmesi ve eşyayı takdir etmeden önce bunu yazmasıdır. Kaza ise, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın yarattıkları üzerinde var veya yok etme veyahut değiştirme şeklindeki hükmüdür.

2. Kadere inanmak îmânın rükünlerinden olmazsa olmazlarındandır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Gerçekten biz, her şeyi bir kader ile yarattık.” [el-Kamer: 54/49]

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle ise buyurmuştur: “Îmân; Allâh’a, meleklerine, kitâblarına, rasûllerine, âhiret gününe ve hayırlısıyla şerlisiyle kadere inanmandır.” [Müslim (8); Tirmizî (2610)…]

3. Kadere îmân, her hayır ve şerrin Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın kaderi ve kazasıyla meydana geldiğine inanmaktır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “(O, Allâh ki) Her şeyi yaratıp ona mukadderatını takdir etti.” [el-Furkan: 25/2]

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ise şöyle buyurmuştur: “Her şey belli bir kader üzeredir. Hatta (bir kişinin dünyâ ve âhiret işleri yapmada) âcizlik göstermesi ya da istekli ve arzulu olması yahut istekli ve arzulu olması ya da âcizlik göstermesi onun kaderindendir.” [Müslim (2655); Mâlik (1880)…]

4. Hiçbir kimse hayrı ve şerri ile kadere inanmadıkça îmân etmiş olmaz. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kişi hayrı ve şerri ile kadere inanmadıkça îmân etmiş olmaz.” [Ahmed (6703); Taberânî (Evsât: 7043)…]

5. Kadere îmânın ilim, kitâbet, meşiet ve yaratmak olmak üzere dört mertebesi vardır. Bu mertebelere inanmayan kadere îmân etmiş sayılmaz.

6. İlim, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın olmuş ve olacak tüm şeyleri en ince ayrıntısına kadar, gizli hiçbir tarafı kalmayacak şekilde bildiğine îmân etmektir. Hiçbir şey O’nun ilminin dışına çıkamaz. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Muhakkak ki Allâh, her şeyi ilmiyle ihâta etmiştir (kuşatmıştır).” [et-Talâk: 65/12]

Kâinattaki her şeyin hakîkatini ve akîbetini Allâh’u Teâlâ’dan başka hiçbir kimse bilemez. Kimin nerede kimden doğacağı ve nasıl öleceği, hastalığı ve sağlığı, geçiminin dar veya geniş olması, mü’min veya kâfir olması ve benzerleri hep Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın ilmi dâhilinde kaderi ve kazasıyladır.

7. Kitâbet yani yazmak, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın kıyâmet gününe kadar olacak her şeyi Levh-i Mahfuz’da yazdığına îmân etmektir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini (yaptıklarını) ve eserlerini (bıraktıklarını) biz yazarız. Biz her şeyi, apaçık bir kitâbta (levh-i mahfuzda) sayıp yazmışızdır.” [Yâsin: 36/12]

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ise şöyle buyurmuştur: “Allâh gökleri ve yeri yaratmadan elli bin sene önce -Arşı da şu üzerindeyken- yaratılmışların mukadderatını yazdı.” [Müslim (2653); Tirmizî (2156)…]

8. Meşiet yani irâde, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın dilediğini dilediği gibi yaptığına îmân etmektir. Kâinatta meydana gelen her şey, O’nun irâdesiyle meydana gelir. O’nun dilediği olur, dilemediği olmaz. Hiçbir şey O’nun irâdesinin dışına çıkamaz. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “O, her dilediğini mutlaka yapandır.” [el-Burûc: 85/16]

9. Yaratmak, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın ilmiyle bildiği, kitâbesiyle yazdığı ve meşietiyle olmasını dilediği şeyi takdir ettiği gibi yaratmasına îmân etmektir. Allâh, her şeyin yaratıcısıdır. Kulları da kulların fiillerini de yaratan O’dur. O’nun dışında bir yaratıcı ve O’ndan başka hiçbir Rab yoktur. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allâh, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şey üzerinde vekîldir.” [ez-Zumer: 39/62]

10. Hayır ve şer, îmân ve küfür, itaat ve masiyet gibi meydana gelen her şeyi Allâh dilemiş, takdir etmiş ve tümünü yaratmıştır. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ise şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki Allâh, her iş yapanı ve yaptığı işi yaratandır.” [Hâkim (84); Buhârî (Hâlku Efâli’l-İbâd: 117)…]

Bununla birlikte Allâh Subhânehu ve Teâlâ, îmân ve itaatten râzı, küfür ve masiyetten de râzı değildir. Îmân ve itaat ehlini cennet ile müjdelemiş, küfür ve masiyet ehlini de cehennem ile uyarmıştır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allâh, kullarının küfretmelerine râzı olmaz.” [ez-Zumer: 39/7]

Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashâbının üzerine olsun.

Yardım ve başarı, izzet ve şeref Allâh’tandır.

Abdullâh Saîd el-Müderris.

 1440 h. / 2019 m.

İktibas Yapacakların Dikkatine!