«
  1. Ana sayfa
  2. MAKALELER
  3. İyi Yemek Nasıl Olmalıdır?

İyi Yemek Nasıl Olmalıdır?

Rezzak-ı âleminin ismiyle…
Bu başlığı gören ev hanımları iyi bir yemeğin sırlarına erişmek için, belki bu yazıyı okumak isteyeceklerdir. Tabi işi güzel yapmak önemli! Özellikle verilen emeğin, dökülen terin boşa gitmemesi de bir nevi sonucun güzel olmasıyla alâkalı.
“Şimdi bunca konunun ve sorunun arasında bu adamın hiç mi işi yokta yemekle ilgili şeyler yazmış!” diyenler de çıkabilir. Onlardan da, yazıyı sonuna kadar okumalarını rica ediyorum. Sonunda alın terimiz, zihinsel emeğimiz boşa gitmez de, İnşaAllah bu yazı da amacına ulaşır.
Evet, güzel yemek yapmak başta ev hanımları olmak üzere bu işten geçim sağlayan insanlar ve başkaları içinde önemli… Aynı zamanda yemeği tüketenler içinde yemeğin güzel olması da son derece önemli. Hayatı zevk ve eğlence olarak gören zamane insanları artık doymaktan ziyade damak tadının peşindeler. Şimdilerde gözlerimiz görsellik, dillerimiz ve damağımız lezzet aramakta.
İyi de bu nasıl olacak? İşte şimdi kısaca ona geleceğiz.
Konunun öncesinde: “İyi bir yemek nasıl pişirilir? İyi yemek nasıl olur? İyi bir yemek için gereken şartlar nelerdir?” Gibi soruları sorabiliriz. Özellikle bu sorular bazı kesimlerin daha bir ilgisini çekebilir. Ancak sadece ilgisini çekenler için değil herkesin okuması umuduyla bu sorulara cevap arayalım. Cevabımızın iki temel kısmı var: Birincisi manevi şartlarla, ikincisi ise maddi şartlarla ilgili… Maneviyat, maddiyattan önce geldiğinden ilkin manevi şartlardan başlayalım.

A) MANEVİ ŞARTLAR:

İyi bir yemek için manevi şartlar vardır ki, bunlara beş başlık altında -kısaca- değineceğiz:

1.) Helal Olan Yemeği Yapmak:

Müslüman, inancını hayata yansıtan kişidir. Onun içi ve dışı temizdir. Müslüman’ın sadece bedeni değil, aklı ve ruhu da abdestlidir. Yediği içtiği de temiz yani helaldir. Helalli olan bir Müslüman da, elbette yediğine ve içtiğine de dikkat eder, etmelidir. Haram olan, temiz olmayan şeyleri yemez. Bunlardan uzak durur.
Öyle ki evdeki düzende dahi baba eve helal rızkı ile kazandıklarını getirirken, anne de babaya; “Aman ha! Ne yap et, helal kazan, bize helalinden getir!” der, demelidir.
Helalli olmak bir Müslüman için altın kuraldır. Helal bir yemekte, helal bir hayatın anahtarıdır. Haramlardan beslenenler için nebevi ikazda şöyle buyurulmaktadır: “Haramla büyüyen vücut cennete giremez. Haramla büyüyen bir beden için cehennem ateşi daha layıktır.” (Taberani)
Evet, konu oldukça mühim; özetle, kişi haramlardan kaçınıp, midesine girene dikkat etmedikçe cehennemden kaçınması da zor! Yapılması gereken şey; midemize girenlere son derece dikkat etmemiz gerekiyor.
Yeri gelmişken değinelim, dışarıda satılan ürünlerinde helal olmalarına dikkat edilmesi gerekir. Özellikle İslâm toplumunun dışında yaşayanlar, tükettikleri her şeyi daha bir dikkat etmelidirler.
İslâm tanımaz cahiliye toplumları para için her şeyi yapan sağlıkları umursamayan insanlardır. Bunların şerlerine karşı dikkatli olunmalıdır. Ayrıca Muvahhid Müslümanların kestiğinin haricinde, cahiliye ehlinin kestiği etler tüketilmemelidir. Ümmetin icmasıyla sabittir ki; besmele çekseler dahi müşriklerin kestikleri yenmez. 
Öyleyse, bir Müslüman tüm hayatında besmemeli olması gerektiği gibi yediği içtiği de helalinden olmalıdır.

2.) Besmele ile Yemek Yapmak ve Besmele ile Yemek:

Müslüman, besmeleli insandır. Besmelelilik aynı zamanda helalli olmaktır.  Müslüman da helalliliği hayatında gösterir. Elbette yediği ve içtiğinde de bu besmeleliği gösterir. Helalli olan Müslüman Rabbinin kendisine nasip ettiği rızkı da O’nun ismi ile başlar, başlamalıdır. İdrak bu günlerde baş yitiğimizdir. Birçok şeyi hakkıyla idrak edemeyenler besmeleliği de hayattan kopardılar. Koparmadığını savunalar da idrakine varmadan sadece dilleriyle şuursuzca söylemeyi yeterli saydılar. Elbette yanıldılar. Oysa her hayrın başı besmeledir. Besmeleli insan da hayırlı insandır.
Oysa bu gün, besmelesiz anneler ve babalar var önümüzde. Besmelesiz kazançlarla alınan malzemeleri besmelesiz olarak yapan annelerin çocukları besmelesizce yiyip besmelesizce yaşamaktalar. Maddi temizliği önemseyen anne ve babalar manevi temizliği önemsemediklerinden içler acısı açınası besmelesiz şükürsüz bir toplumla karşı karşıyayız.
“Biriniz yemek yerken “bismillah” desin başta söylemeyi unutursa hatırladığında; “başında da sonunda da bismillah” desin.” (Ebu Davud, Tirmizi)
Öyleyse, gelin kana kana temiz su içmek için pınarın başına dönelim. Kendimize çeki düze verelim. Kazancımız besmeleli olsun. Yemeğimizi besmeleyle pişirelim. Bizi yediren ve içiren bizlere her türlü nimetler verene her daim şükür edelim.

3.) İsteyerek, Güzel bir niyetle ve Dua ile Pişirmek:

Yemeği yapanın yemeği zorla, zorlamayla değil gönül rızasıyla yapıp yemeğin içerisine sevgisini katması da yemeğe ayrı bir lezzet verecektir. Her halleriyle ana olanların belki de yemeklerindeki lezzetin bir sırrı da budur.
Her halleriyle analar demişken, nerede o eski analar, yemeğe besmele işe başlayıp, dualar ile yemek hazırlayanlar..? Zaman değişti; artık şarkı, türküler eşliğinde yemekler hazırlanıyor. Oysa yemeği hazırlayan, yemeğe şefkatini de katarak yemeği yiyeceklere dua edebilir. O yemek ki, yiyene kan olacak, can olacak; o yemek ki, eşine ve çocuklarına güç olacak. Ve o güç ki, ya taat yolunda, ya isyanda kullanılacak. Yemeği hazırlayan bunları düşünse ve dua ediverse: “Bizlere bu nimetlere ulaştıran Rabbim! Nimetlerini taat ve itaatte kullanmaya nasip eyle! Bizlere sağlık ve afiyet vesilesi kıl!” diye. Fena mı olur? Tabi fena olmaz; bilakis fevkalade güzel olur.
Hemen şunu da ilave edelim ki; mübah işler niyet ile birlikte ibadete dönüşür ve o işlerden sevap hâsıl olur. Örneğin; helal kazançlı işine giderek, helalden kazanan bir babanın niyet ile birlikte çalışması ibadete ve sevaba dönüştüğü gibi, yine evdeki annenin de ev işlerindeki niyeti de (inşaAllah) böyle bir ecre dönüşecektir.
Öyleyse, bir Müslüman her işinde olduğu gibi yine yemek yaparken de niyet düzenlemesi yapmalıdır.

4.) Hamd ve Teşekkür ile Bitirmek:

Müslüman, hamdeleli insandır. Hamd ehli bir hamid, Rezzak-ı âleminin nimetlerinin kendisine her daim ulaştığını idrak eder. Bu idrak onu nimetleri nasip edene hamd etmeye götürür. Helalinden kazanmak ve helali harcamak bir nimet, helal olanı helalinden pişirip yiyebilmek ayrı bir nimettir. Aslında yemeği yapan yedikten sonra hamd ettiği gibi yaparken de nimeti kendine ulaştıranın düşünmelidir.
Hamdeleli olmanın birçok güzel tarafı olmakla birlikte bir tanesi de Rabbimizin bizlerden razı olmasına bir vesiledir. Peygamberimiz bir hadislerinde bunu şöyle bildirmektedir:
“Şüphesiz ki Allah, bir şeyi yiyip Allah’a hamdeden kulundan razı olur.” (Müslim)
Elhamdulillah! Bu hamd eden için bir müjdedir. Ancak tam tersini düşünürsek hamd etmeyenlerin hali ne olacaktır? Allah muhafaza!
Yine Peygamberimiz biz ümmetine yemekten sonraki duayı da kendisi amel ederek öğretiyor:
“Bizi yediren, bizi içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah’a hamd olsun.” (Buhari, Ebu Davud)
Öyleyse, bizler de, Efendimiz aleyhisselâm’ın dualarını öğrenen ve amel edenler olarak hamdimizi her daim sunmalı ve tabi yemeği yapan da unutulmamalı, ona da dua ve teşekkür edilmelidir.

5.) Birlikte Yemek:

Birlikte yemenin de bereketten nasihate birçok hayrı vardır. Bunlardan bir tanesi de yemeği sevdikleriyle birlikte çayı çorbayı paylaşmakta ayrı bir tat vardır. Efendimiz aleyhisselâm’da birlikte yemeyi çeşitli vesilelerle teşvik etmiştir.
“Yemeyi ayrı ayrı değil birlikte yiyiniz. Çünkü bereket toplulukla birliktedir.” (İbn Mace)
Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde olmaları nasıl ki rahmete vesile ise, yine birlikte yemek yemekte berekete vesile olmakta. Demek ki, yemeğin maddi ve manevi bereketini isteyenlerin yapması gereken şeylerden birisidir sofrayı paylaşmaktır. Öyleyse, iyi bir yemek paylaşılan yemektir.

B) MADDİ ŞARTLAR:

Tabi iyi bir yemek için, maddi şatlarda önemlidir. “Bunlar nelerdir?” denirse:
İyi malzeme kullanımı, sağlıklı koşullarda yapılması, oranlamaların iyi ayarlanması, kıvamında pişirilmesi ve benzeri şeyleri sayabiliriz.
Sonuç olarak;
Konumuzda bahsi geçen; ‘iyi bir yemek’ten kastedilen anlaşılmış olsa gerek. Evet, yemek diyerek geçmeyelim. İnsanın maddesi yediklerinden oluşurken, yedikleri insanın mânâsını da etkiliyor. Bir bakıma yediklerimiz; maddemiz ve manamızla bizi oluşturmakta. Yani madde ve mânâ dengesini yakalamamız son derece önemli. Bu dengeyi bozan haramzadelerin acınası halleri de kimseye gizli değil bilakis ayan beyan ortada… Neden böyle oldular birçok sebebi var elbet. Mideye gidenlere dikkat edilmemesi de onlardan bir tanesi.
Unutmayalım ki; inandığımızı söylediğimiz bu din, midemize ve tüm organlarımıza, mutfağımıza ve tüm odalarımıza karışır. 
Tüm helallilere selâm ve dua ile…

Esedullâh Saîd

1438/2017