«
  1. Ana sayfa
  2. MAKALELER
  3. İstişarenin Önemi

İstişarenin Önemi

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle…

İstişâre sözlükte: Danışmak, fikir sormak ve öğüt istemek gibi mânâlara gelmektedir. İstilâhta ise: Herhangi bir konuda doğruya ulaşmak veya yaklaşmak için bir başkasının görüşüne başvurmaya istişâre denir.

Kur’ân-ı Kerîm naslarında ve Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in Sünnet’inde beyan olunmayan konularda Müslümanların istişâre ederek, doğru olanı yapmaları, yanlış olanı yapmalarından daha hayırlıdır.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ istişâre ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Müslümanlar işlerini aralarında yaptıkları istişâre ile yürütürler.” (Şurâ: 42/38)

Bu âyeti kerîme Mekke’de nâzil olmuştur. Bu da gösteriyor ki Allâh’u Teâlâ Müslümanlara İslâm Devletinin bulunmadığı bir dönemde, Müslümanların istişâreli olduklarını bildirmiştir.  

Başka bir âyeti kerîme’de Allâh Subhânehu ve Teâlâ Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şahsında tüm Müslümanlara şöyle buyurmuştur:

“Ey Muhammed! İşlerde onlarla istişâre et.” (Âl-î İmran: 3/159)

Bu âyeti kerîme ise Medenidir. Yani Müslümanların Mekkelerinde ve Medinelerinde de yapmaları gereken bir iştir, istişâre.

Şimdi bir düşünelim;  o ki, kendi nefsinden konuşmayan, vahîy doğrultusunda hayat süren nebidir; ona istişare öğütlendiyse, bizlerin nasıl hareket etmesi gerekir? O ki istişareyle hayat sürmüşken, bizlerin iştişâresiz hayat sürmesi mümkün müdür?  

Araştıranlar göreceklerdir ki, insanların önderi olan Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem  âyeti kerîme’de emrolunduğu üzere her konuda ashâbıyla istişâre etmiştir. Kaynaklarımız bizlere ashabının dilinden onu “en çok iştişâre eden kişi” olarak anlatmaktadırlar. 

Ebû Hureyre radîyallâhu anh bu konu hakkında şöyle demiştir. “Ben Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’den daha fazla arkadaşları ile istişâre eden birini görmedim.” (Kenzu’l Ummal)

Bizler için ‘usvetun hasene’ (en güzel örnek) olan Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in bir vasfını daha işte burada görmekteyiz: “İnsânlarla istişâre etmek.” Bir nevi o, kendinden sonra ki ümmetine de istişâreyi bırakmıştır.

Ancak istişarede dikkat edilmesi gereken bir husus: Kur’ ân ve Sünnet’te bildirilen konular hakkında istişâre edilmez. Âyeti kerîme’de şöyle buyrulmuştur. “Allâh ve Rasûlü herhangi bir hususta hüküm verdiği zaman, artık mümin bir erkeğin ve mümin bir kadının işlerinde başka bir yolu seçme hakları yoktur.” (Ahzâb: 33/36) İnsânların muhayyer bırakıldığı konularda istişâre etmesi ise caizdir. Hulafâ-i Râşidin’de bu yol üzere hareket etmiştir. Kendilerine sorulan hükümleri Kur’ân ve Sünnet’te bulamayınca, kendi aralarında istişâre etmişlerdir.

Ayrıca yine dikkat edilmesi gereken bir husus da: İstişâre’nin yapılacağı yerlerin önemli olduğu gibi, istişâre yapılacak kimselerde de olması gereken vasıflardır. Öncelikle istişâre edilecek kimse ilmî ve dinî konularda bilgili, sözünde sâdık ve takvâ sâhibi kimselerden olmalıdır. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’de istişâre edilen kimse hakkında şöyle buyurmuştur. “Müsteşâr, (kendisiyle istişâre edilen) güvenilir bir kimse olmalıdır.” (Tirmizi) Bazı dünyevî konuları ise o konuları bilen kimselere sormak gerekir.

İstişâre bireysel yapıldığı gibi, toplu olarak İslâm cemâatinin maslahatı gereği olarak da yapılabilir. Bu uygulama geçmişte de yapılmıştır. Hulafâ-i Raşidin’den olan Ömer radîyallâhu anh halife olduğu zaman istişâre heyeti kurmuştur. Hattâ Ömer radîyallâhu anh’ın istişâre üyelerinin Medîne dışına çıkmasını yasakladığı da rivayet edilir. Bu da istişâre’nin önemini ve gerekliliğini göstermektedir.

Hattâ günümüzün ehli küfrü de -kendilerince- istişâre’ye önem verdiklerini ifade ederler. Kurmuş oldukları küfür parlamentoları, senatolar -onlar nezdinde- bir nevi istişâre meclisleridir. Ancak Kur’ân ve Sünnet bu tür istişâre’yi yasaklamıştır. Nitekim İslâm’ın esaslarından biri de ‘günah ve kötülükte yardımlaşmamaktır.’ Ayrıca bu meclislerde ki istişâre’nin ana kaynağı beşerî aklın ürünüdür. Rabbimizin bizden istediği ise, Kur’ân ve Sünnet doğrultusunda istişâre etmektir.

Kur’ân, Sünnet ve sahâbe uygulamasında görüldüğü üzere istişâre etme ahlâkı her Müslüman da olması gereken bir ahlâktır. Özellikle günümüz coğrafyasında Müslümanların istişâreyle hareket ahlakını kazanmaları son derece önemlidir.

Bu gün kâfirlerin küfrü, zâlimlerin zulmü dünyanın dört bir yanını sarmış; fitne ise, Müslümanların ayrılığa düşmesi için kâfirlerin silahı olmuş durumdadır. Böyle bir zamanda Müslümanların doğru kararlar almaları işlerin istişâreyle yürütülmesiyle sağlanacaktır.

Sonuç olarak günümüz Müslümanlarının hava ve suya ihtiyacı olduğu gibi, istişâre etmeye de ihtiyâcı vardır. Hava ve su, hayat için gerekliyse, istişâre de Müslümanları hayatı için gereklidir.

Rabbim bizleri istişâre şuuruyla hareket edenlerden eylesin.

Muhammed el-Emin