«
  1. Ana sayfa
  2. AKAİD
  3. Îmânın Şubeleri

Îmânın Şubeleri

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle… 

Hamd, -âlemlerin rabbi olan- Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlü’dür.

Bundan sonra:

Îmân, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in haber verdiği üzere yetmiş küsur şubedir. Zîrâ Ebû Hureyre radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, şöyle buyurmuştur: 

“İman yetmiş küsur -veya altmış küsur- şubedir. Hayâ da îmândan bir şubedir.” [(SAHÎH HADÎS:) Buhari (9); Müslim (37)…]

Hadîsteki “بِضْعٌ küsur” kelimesi üçten dokuza kadar olan miktarı ifâde eder. “شُعْبَةٌ Şube” kelimesi ise parça anlamına gelir. Yani îmânın çeşitli hasletleri var demektir.

Bu şubelerin en üstünü kişinin Müslüman olması için gerekli olan “Lâ İlâhe İllâllah” cümlesidir. En altı ve îmânın kemâlatını tamâmlayan şey ise yoldaki eziyet veren şeyleri temizlemektir. Binaenaleyh görünen veya görünmeyen sözlü ve de fiili tüm ibâdetler îmânın şubelerine dâhildir.

İmâm İbn Hibbân rahîmehullâh şöyle demiştir: “Bir süredir hayır ve iyiliğin anlamını araştırmaktayım. Bizim görüşümüze göre Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem faydası olmayan hiçbir şey söylememiştir ve onun sünnetleri içinde de mânâsı olmayan hiçbir şey yoktur. Îmân kapsamı içine giren itaatleri saymaya başladım. Bir de gördüm ki bunların sayısı çok fazladır. Sonra sünnetlere müracaat ettim ve Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in îmân kapsamına dâhil ettiği itaatleri saydım, bunların da yetmiş küsurdan az olduğunu gördüm. Sonra Rabbimin iki kapak arasındaki kelamına müracaat ettim. Âyet-âyet düşünerek okudum. Allâh’u Teâlâ’nın îmân kapsamına dâhil ettiği bütün itaatleri saydım. Bunların da yetmiş küsurdan eksik olduğunu gördüm. Kur’ân’da geçenlerle Sünnet’te geçenleri birleştirdim. Tekrar edilenleri çıkardım. Sonunda gördüm ki Allâh’ın Kitâbı’nda îmân kapsamına dâhil ettiği şeylerle, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in Sünneti’nde îmân kapsamına dâhil ettiği şeylerin tamâmı -mükerrerler çıkınca- yetmiş dokuz tanedir. Bundan fazla da değil, eksik de değildir. Sonunda anladım ki Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in söz konusu haberde kast ettiği şey, Kitab’ta ve Sünnet’te îmânın yetmiş küsur şube olduğudur.” [İbn Hibbân, Sahîh: 1/386.]

İmâm İbn Kayyım rahîmehullâh ise şöyle demiştir: “Îmân, çeşitli şubeleri olan bir asıl olunca ve her şubesi îmân diye isimlendirilince namaz da îmândan bir şubedir. Zekât, hac ve oruç da böyledir. Hayâ, tevekkül, Allâh’tan korkmak ve O’na yönelmek gibi bâtınî ameller de îmândan birer şubedir. Hatta bu şubeler yoldan gelip geçene zarar veren bir şeyi uzaklaştırmaya kadar ulaşır. Çünkü o dahi îmânın şubelerinden bir şubedir. Kelime-i şehâdet şubesi gibi bunlardan öyleleri vardır ki onun zail olmasıyla îmân yok olur. Yoldan eziyet verici bir şeyin uzaklaştırılması gibi öyleleri vardır ki bunların zail olması îmânın da zail olmasını gerektirmez. Bu ikisi arasında da birbirinden çok farklı şubeler vardır. Bunlardan bir kısmı şahadet şubesine dâhil olur ve ona yakındır. Bir kısmı da yoldan eziyet verici bir şeyi uzaklaştırma şubesine dâhil olur ve ona yakındır.” [İbn Kayyım, es-Salat: 55.]

İmâm Beyhakî rahîmehullâh, “el-Câmi fi Şuâbi’l-Îmân” adlı eserinde îmânın şubelerini şu yetmişyedi maddede toplamıştır:

1- Allâh’a îmân.

2- Allâh’ın rasûl ve nebîlerine (elçilerine) îmân.

3- Meleklere îmân.

4- Kur’ân-ı Kerîm’e ve ondan önce inen bütün kitâblara îmân.

5- Kadere, hayrın ve şerrin Allâh Azze ve Celle’den olduğuna îmân.

6 – Âhiret gününe îmân.

7- Öldükten sonra tekrar dirilmeye îmân.

8- İnsânların yeniden dirildikten sonra kabirlerinden çıkıp mahşer yerinde toplanacaklarına îmân.

9- Mü’minlerin âhiretteki yurdunun cennet, kâfirlerin yurdunun da cehennem olduğuna îmân.

10- Allâh Subhânehu ve Teâlâ’yı sevmenin vâcibliğine îmân.

11- Allâh Subhânehu ve Teâlâ’dan korkmanın vâcibliğine îmân.

12- Allâh Subhânehu ve Teâlâ’dan ümit etmenin vâcibliğine îmân.

13- Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya tevekkül etmenin vâcibliğine îmân.

14- Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’i sevmenin vâcibliğine îmân.

15- Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e saygı göstermenin vâcibliğine îmân.

16- Kişinin küfre düşmektense ateşe atılmaya razı olacak kadar dinine düşkün olması.

17- İlim öğrenmek.

18- İlmi yaymak.

19- Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenmek, öğretmek, hadlerini ve hükümlerini korumak, helalini haramını bilmek, Kur’an ehline ve hafızlarına saygı göstermek suretiyle Kur’ân-ı Kerîm’e saygı göstermek.

20- Temizlik.

21- Namaz.

22- Zekât.

23- Oruç.

24- Hac.

25- İtikâf.

26- Allâh Azze ve Celle yolunda cihâd.

27- Allâh Azze ve Celle yolunda cihâd için hazırlık yapmak.

28- Düşman karşısında sağlam durmak, savaş meydanından kaçmamak.

29- Ganimetin beşte birini devlete ve ganimet memurlarına teslim etmek.

30- Allâh’a yaklaşmak için köle azat etmek.

31- İşlediği suçlar için kefâret ödemek.

32- Anlaşmalara bağlı kalmak.

33- Allâh’ın nimetlerini saymak ve bunların şükrünü eda etmek.

34- Dili gereksiz konuşmalardan korumak.

35- Emânetlere riâyet etmek ve onları ehline vermek.

36- Adam öldürmenin ve cinayet işlemenin haramlığı.

37- Zinanın haramlığı ve iffetli kalmanın vâcibliği.

38- Haram mala el sürmemek.

39- Helal olmayan yiyecek ve içeceklerden sakınmak.

40- Giyecekler, süsler, kaplar ve bunlardan mekruh olanlar.

41- Şeriata aykırı oyun ve eğlencelerin haramlığı.

42- Harcamalarda iktisatlı olmak ve haksız yere başkasının malını yemenin haramlığı.

43- Kin, haset ve benzeri şeyleri terk etmek.

44- İnsânların ırz ve namuslarının saygınlığı ve onlar hakkında dedikodu yapmanın haramlığı.

45- İhlâslı olmak ve riyayı terk etmek.

46- İyilik yapınca sevinmek, kötülük yapınca üzülmek.

47- Bütün kötülükleri tevbe ile tedavi etmek.

48- Kurban kesmek.

49- Müslüman yöneticilere itaat etmek.

50- Hak olan cemaatten ayrılmamak.

51- İnsanlar arasında adaletle hükmetmek.

52- İyiliği emredip kötülükten sakındırmak.

53- İyilik ve takvada yardımlaşmak.

54- Hayâ.

55- Anaya babaya iyilik etmek.

56- Akraba ile ilişkiyi koparmamak.

57- Güzel ahlak.

58- Kölelere/emri altında çalışanlara iyi davranmak.

59- Efendilerin kölelere hakkını vermesi.

60- Çocukların ve ailenin hakları.

61- Müslümanların birbirlerine yaklaşmaları, dostlukları, selamı aralarında yaymaları ve musafaha etmeleri.

62- Selama karşılık vermek.

63- Hastaları ziyaret etmek.

64- Ehli kıbleden ölenlere dua etmek.

65- Aksırıp da elhamdülillah diyenlere Allâh sana merhamet etsin diye dua etmek.

66- Kâfirlerden bozgunculardan uzak durmak, onlara sert davranmak ve onlarla ilişkiyi kesmek.

67- Komşuya ikram etmek.

68- Misafire ikram etmek.

69- Kusur işleyenlerin kusurlarını örtmek.

70- Musibetlere ve nefsin zevk ve arzularına sabretmek.

71- Zühd ve kısa emel.

72- Eşini kıskanmak ve deyyusluğu terk etmek.

73- Boş şeylerden yüz çevirmek.

74- Cömertlik ve eli açık olmak.

75- Küçüklere merhamet, büyüklere saygı göstermek.

76- İki kişinin arasını düzeltmek.

77- Bir adamın kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemesi, kendisi için nefret ettiği şeyden kardeşi için de nefret etmesi.

Bu sayılanlar îmânın şubeleri olup, bu şubelerde İslâm tam olarak bir araya getirilmiştir. Kâmil bir îmâna sâhib olarak dünyâ ve âhiretin tüm iyiliklerine kavuşmak için bu şubelerin tamâmı ile amel etmek gereklidir. Rabbim bize bunu kolay kılsın. Allâhumme Âmîn.

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

 

1437 h. / 2016 m.

Abdullâh Saîd el-Müderris.

 

İktibas Yapacakların Dikkatine!