«
  1. Ana sayfa
  2. Akaid Soruları
  3. Îmânın şartları nelerdir?

Îmânın şartları nelerdir?

Soru: Îmânın şartları nelerdir?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

İslam akidesi altı esas üzerine kurulmuştur.  Müslüman olmak ve Müslüman kalmak isteyen herkesin bu atlı esasa inanması ve gereğini yerine getirmesi şarttır. Bunlar: Allah’a, meleklerine, kitâblarına, rasûllerine, âhiret gününe, hayrı ve şerriyle kadere inanmaktır. Bu altı şarta “İmanın Şartları” denir. 

Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:

“Rasûl, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de (îmân ettiler). Her biri; Allâh’a, meleklerine, kitaplarına ve rasûllerine îmân ettiler ve şöyle dediler: Onun rasûllerinden hiçbirini ayırt etmeyiz.” (Bakara: 2/285)

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allâh’a, âhiret gününe, meleklere, kitâb ve nebîlere îmân eden kimselerin yaptığıdır.” (Bakara: 2/177)

“Gerçekten biz, her şeyi bir kader (ölçü ve denge) ile yarattık.” (Kamer: 54/49)

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:

“Îmân; Allâh’a, meleklerine, kitâblarına, rasûllerine, âhiret gününe ve hayırlısıyla şerlisiyle kadere inanmandır.” [(SAHİH HADİS:) Müslim (8); Tirmizi (2610)…]

Bu şartlar, imanın olmaza olmazlarıdır. Bu şartların tümüne iman etmedikçe ve gereğini yapmadıkça kişinin imanı sahih yani geçerli olmaz. Bunlardan birini dahi kabul etmeyen yahut kabul ettikten sonra inkâr eden bir kimse kâfir olur. Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

“Kim Allâh’ı, meleklerini, kitaplarını, rasûllerini ve âhiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.” (Nisa: 4/136)

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Kişi hayrı ve şerri ile kadere inanmadıkça îmân etmiş olmaz.” [(SAHİH HADİS:) Ahmed (6703); Tabarani (Evsat: (7043)…]

İmam Ebu Hanife rahîmehullâh, şöyle der: “Bilmelisin ki, tevhidin ve inanılması sahih olan şeylerin aslı: ‘Allâh’a, âhiret gününe, meleklere, kitâblara, rasûllere, öldükten sonra dirilmeye, hayrı ve şerri ile birlikte kaderin Allâh’u Teâlâ’dan olduğuna inandım’ demenin gerekli oluşudur.” [el-Usulu’l-Munife li’l-İmam Ebi Hanife]

İmam Eşarî rahîmehullâh, şöyle demiştir: “Sözümüzün (itikadımızın) özeti şudur: Allah’a, meleklerine, kitâblarına, rasûllerine, Allah katından gelen her şeye ve güvenilir ravilerin Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ettikleri hadislere inanır, onları tasdik ederiz.” [Eşari, el-İbane an Usuli’d-Diyane]

Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye rahîmehullâh, şöyle demiştir: “İman: Allah’a meleklerine, kitablarına, rasullerine, öldükten sonra dirilişe iman etmek ve hayrıyla, şerriyle kadere inanmaktır.” [İbn Teymiyye, Mecmuu’l-Fetava]

İmâm Tahavî rahîmehullâh şöyle demiştir: “İşte bütün peygamberlerin ve rasûllerin -Allah’ın salat ve selamı üzerlerine olsun- ittifakla tebliğ ettiği iman esasları bunlardır. Bu esaslara, ancak peygamberlere tâbî olanlar gerçek anlamıyla iman eder.” [Şerhu’l-Akideti’t-Tahaviyye]

İfâde edildiği üzere, Allah’a, meleklerine, kitâblarına, rasûllerine, âhiret gününe, hayrı ve şerriyle kadere inanmak, îmânın şartlarıdır. Bu şartlar tamam olmadan ve bu şartları bozacak şeylerden de beri olmadan hiçbir kimse sahîh olarak îmân etmiş olamaz.    

 

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1436h./2014m.