«
  1. Ana sayfa
  2. SOHBETLER
  3. İlim, Hizmet, ve Muhabbet

İlim, Hizmet, ve Muhabbet

Yeri bizler için döşek, göğü de yine bizler için kubbe yapanın ismiyle…

Göklerde ve yerde her ne varsa hepsinin sahibine sığınarak… 

Yeryüzündekileri bizler için, bizi de kendisine kulluk için yaratan yüce yaratıcımızın rızası için…  

Gizliyi ve açığı bilen, gönüllerden geçenlere vakıf olanın dinine hizmet gayesiyle… 

Rasulüne ilminin arttırılmasını istettiren, Müslümanları kardeş kılına teslim olup… 

Kullarının üstünde her türlü tasarrufa sahip, hüküm ve hikmet sabinin ismiyle… 

Selam hidayete eren kardeşlerime! Selam bağırlarından hayata tevhidi yansıtan kardeşlerime! Selam hak davanın erleri, büyük davanın neferlerine!

Kardeşlerim! Zor zamanlardayız elbet, bu bir hakikattir, kim inkâr edebilir? Ellerimizde kor taşıdığımız günlerin adamlarıyız biz, kim ne diyebilir? İnsanların akın akın inkâr bataklığına sürüklendiği, tevhid adına seslerin çıkmadığı bir garip zamanda, İslam’ın hakikatlerine iman edip yaşayanlarız biz, elhamdülillah.

Küfrün iman diye sunulduğu bir zaman ve yerde iman ehli olmak Allah subhanehu ve teala’nın verdiği en büyük nimettir, kardeşlerim! Bu nimet bizlere nasip olduysa ne kadar şükretsek de azdır. Yapabilecek olsaydık da her saniyemizde bu şükrü ifade edebilseydik yine de az olurdu. Ona yarattığı mahlûkatın adetince şükürler olsun.

Şükürler olsun, Âlemlerin Rabbine. Şükürler olsun, tevhidi bizlere nasip edene. Şükürler olsun, yolunu bizlere gösterene. Şükürler olsun, dinini bizlere öğretene. Şükürler olsun, dini için mücadele etmeyi bizlere nasip edene. Şükür olsun… Şükürler olsun… Şükürler olsun, her şeyin sahibi, Kadir olan Rabbimize.

Ey tevhidi kavrayanlar! Ey tevhidi hayat yapanlar! Ey milyonları, milyarları karşılarına alsalar dahi umursamayanlar! Ey Allah subhanehu ve teala’dan korkup mahlûkatın korkularını unutanlar! Ey asrı gurabanın garipleri, kardeşlerim!

Öncelikle şunu belirtelim ki, en büyük hedefimiz Rabbimizi razı emek ve O, bizden razı iken canlarımızı teslim etmemizdir. 

Bizler şu dünya hayatının geçici ve ahiret hayatının ise ebedi olduğuna iman edenleriz. Şu imtihan dünyasında kendimiz ve başta ailelerimiz olmak üzere -sorumluluğumuz altındakileri- ateşten korumak için çalışmalıyız. 

Allah subhanehu ve teala’nın dininin, Allah subhanehu ve teala’nın arzında, Allah subhanehu ve teala’nın tüm kullarına hakim olması elbette isteğimiz ve gayemizdir. Ancak bizler bu gayeye -gücümüzün yetmediğinden dolayı- ulaşamasak bile, gücümüz yettiği halde yapmadığımız şeylerden dolayı hesaba çekileceğimizi de biliyoruz. Öyleyse yapmamız gerekenleri -yarınlara bırakmadan- bu günden başlayarak yapmaya koyulmalıyız. 

Peki, neler yapabiliriz ya da neleri yapmalıyız? Elbette bu soruların içerisine çok cevaplar girer. Ancak biz kısaca birkaçının üzerinde duralım.

Öncelikle kardeşlerim! Neye nasıl iman edeceğimiz ve neyi nasıl red edeceğimizi delilleriyle öğrenmeliyiz. İbadetlerimizin fıkhı ile güncel meselelerimizin fıkhını tahsil etmeliyiz. İslam’ın ahlak boyutunu önce nazarisinden öğrenip, ardından yaşantıya geçirmeliyiz.

Yani kardeşlerim! Tahsil etmek, öğrenmek gerek. Neyi? İslami ilimleri. Evet, öncelikle teferruata dalmadan, ilmin çeşitli alanlarında tahsil edeceklerimizi iyice öğrenmeliyiz.

İlimsiz ne kendimizi, ne de elimizin altında sorumlu olduklarımızı koruyamayız. Bundan dolayı evlerimizden başlayarak, bir ilim seferberliğine girmeliyiz. Günlük hayatımızda aile bireyleriyle paylaşacaklarımız arasında ilim de olmalı. 

İnsan gün içerisinde nelerden konuşmuyor ki! Bizler bu konuştuklarımızın arasına İslami ilimleri de koymalıyız. Bizi biz yapan -Allah, Peygamber, Kuran, Sünnet, Ahiret gibi- kavramları şuur dünyamızdan, dillerimizden ve yaşantılarımızdan düşürmemeliyiz. 

İslami hizmetleri nasıl yapacağımızın ardına düşmeliyiz. İnsanımızın tevhidi duyacağı, tevhidi bir şuurla yetiştireceği yerlerin oluşturulmasını sağlamalıyız. Dünyevi evbark hedeflerimiz olduğu gibi, İslami nesillerin yetişeceği evleri, medreseleri nasıl kurmalı, nasıl ayakta tutmalıyızın peşine düşmeliyiz. 

İslam’ı tüm gerçekleriyle anlatacak, yayınevleri, dergiler, radyolar -ve diğer hizmet kurumlarını- kurmak gerektiğini dillendirmeli ve bunun hayata geçmesi için çalışmalı ve kurulanları desteklemeliyiz. 

Ve kardeşlerim! İlim ve hizmet ile bir ömrü yaşarken, tüm Müslümanlarla bir binanın tuğlaları gibi olmamız gerektiği gerçeğini ihmal etmemeliyiz. 

Olur, olmaz insanların hallerini değerlendirip bu budur, şu şudur ile ömrümüzü geçirmemeliyiz. Herkesin ne olduğunu ve ne olacağını Rabbimiz en iyi bilendir. Bizler kötüleri görüp hallerine üzülme becerisini kendi kalplerimizde bulabilmeliyiz. İnsanlarımızın ve tüm insanlığın İslam’la kurtuluşa ereceklerine iman edenler olarak İslamsızları görmek bizim ancak üzüntümüzü arttırmalıdır. 

Hayatı kimin ne dediğine ve ne diyeceğine bakmadan Rabbimizin ne diyeceğinin hesabıyla yaşamalıyız.  

Rabbimiz rızasına uygun faydalı ilimler, ahirette karşımıza çıkacak değerli hizmetler ve kalplerimizde kardeşlerimize karşı muhabbetle bir ömrü yaşamayı bizlere nasip eylesin. Selam ve dua ile…

Esedullâh Saîd el-Muallim

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *