«
  1. Ana sayfa
  2. AKAİD
  3. İlâhî Emir İttiba

İlâhî Emir İttiba

makaleİLÂHÎ EMİR İTTİBA

 Mustafa b. Sezgin

.

Rububiyyetin ve Ulûhiyetin sıfatlarına eksiksiz sahip olan Allah Azze ve Celle’nin ismi ile…

Zamanın ilerlemesi ile teknoloji geliştiği gibi insanlarda bu gelişimden etkilenmiştir. Teknoloji bize birçok kolaylık katsa da, zararı faydasından daha fazla hale gelmiştir. Zira Müslümanlara saldırmak için fırsat kollayan şeytan ve avanesi, teknolojiyi küfrü ve haramı, fıskı ve fücuru yayma gayesiyle maalesef ele geçirmiştir…

Bugün insanlar ihtiyaç duydukları cevapları teknoloji sayesinde bir-iki “tık”ta bulur ve öğrenir hale gelmiştir. Buradan edinilen bilgiler, doğru yanlış sağlaması yapılıp kullanıldığında güzel bir imkân olarak bizlere sunulmuştur. Ancak teknolojinin sağladığı bu imkanlar, küfür rejimlerin idaresinde bulunan coğrafyalarda çok dikkatli kullanılması gerekli olan şeylerdir. Çünkü hayatı boyunca küfür toplumunun içerisinde ‘kulaktan duyma bir din’ anlayışı öğrenen toplum bireyi, kendisine âlim(!) diyen zalim ve belamların yazıp çizdikleri sözlere itibar ederek bir akide ve fıkıh belirtebilmektedir…

Bu ve benzeri sebeblerle Kur’an ve Sünnet’e ittiba unutulmuş, şahısların söylemiş olduklarına göre bir din anlayışı belirlenmeye başlanmıştır.

Peki, toplum arasında unutulmuş olan “ittiba” ne demektir?

İttiba kelimesi; itaat etme, tabi olma, uyma gibi manalara gelmektedir. Buna göre itaat edip tabi olunması gerekli olan tek şey, Kur’an ve Sünnettir. Kur’an ve Sünnetten başka bir şeye tabi olanlar şeyhlerini, hocalarını Kur’an ve Sünnetin önüne geçirenler, ‘yerinden söyler derinden söyler’ ifadesiyle sofilerin İslam Dini’ne aykırı olan görüşlerini kabul edip hayat kılanlar, fıtratlarını bozmuş ve İslam Dini’nden çıkmışlardır.

Müslüman olduğunu iddia eden bir kimse bilmelidir ki, fetva Kur’an ve Sünnette aranır ve akide buna göre belirlenir. Çünkü Kur’an hayata dair tüm hükümleri getirmiş, Sünnet ise nasıl yaşanacağını göstermiştir. Allah’u Teâlâ dinine dair hiçbir şeyi eksik bırakmamış ve bu dini kemale erdirmiştir. Bu sebeple O Subhanehu kendisine ve Rasulü’ne ittiba edildiğinde insanların kurtuluşa ereceğini şöyle haber vermiştir:

 “Allah ve Rasulü’ne itaat edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Ali İmran: 3/132)

Unutulmamalıdır ki, İslam Dini’nin temeli olan Tevhid akidesi tağutların red edilip Allah’a ve Rasulü’ne itaat edilmesi üzerine kurulmuştur. Buna göre iman ancak Allah’a karşı haddi aşanların red edilip Allah’a ve Rasulü’ne kayıtsız ve şartsız itaatle gerçekleşir.

Allah’u Teâlâ’ya ibadet için yaratılan insanoğlu bu ibadet şeklini ancak Allah’u Teâlâ tarafından gönderilen bir kitapla öğrenip yaşayabilir. Çünkü Allah Subhanehu ve Teâlâ insanlık için, yaşayıp hayat kılacakları Kur’an ve Sünneti indirmiştir. “Size iki şey bırakıyorum. Bunlar: Kur’an ve Sünnettir” (Muvatta) buyuran Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettikten sonra miras olarak ümmetine bu iki hayat kaynağını bırakmıştır.

Müjdelenmiş nesil olan, Sahabe, Tabiin (sahabeyi görenler) ve Etba (Tabiini görenler) Kur’an ve Sünnet’i hayat kıldıklarından dolayı Allah ve Rasulü onlardan razı olmuştur. “Bu ümmetin başı ne ile kurtulmuş ise sonu da ancak onunla kurtulur” diyen İmam Mâlik hayatı boyunca Peygamberin hadislerine ittiba edip hayat kılmaya çalışmış ve ümmetin ancak bu yolu takip ettiklerinde kurtulabileceklerini söylemiştir.

Ehli sünnetin muteber imamlarından olan İmam Ebu Hanife, İmam Şâfi, İmam Mâlik ve İmam Ahmed Hanbel’in -Allah onlara rahmet etsin- kavilleri (sözleri) incelendiğinde, hepsi Kur’an ve Sünnet’e ittiba etmenin asıl olduğunu bildirerek şöyle demişlerdir:

“Bizim Kur’an ve Sünnet’e aykırı olan görüşlerimizi alın duvara vurun. Kur’an ve Sünnete ittiba edin.”

Bu sebeple mezheplere ‘her konuda doğrudur’ diyerek taklit etmek caiz değildir. Çünkü mezhep imamları da insandır ve hata yapabilirler. İttiba asıl olduğundan kişi, imamların kavillerini Kur’an ve Sünnet’teki delillerine bakarak amel etmelidir. Nitekim İmam Ebu Hanife râhimehullah şöyle demiştir:

“Bizim nereden aldığımızı bilmediğiniz sürece onunla amel etmeniz caiz olmaz.”

Müslümanlardan istenen şey; yaptıkları her işi Kur’an ve Sünnete müracaat ederek yapmalarıdır. Kendi akıllarından veya başkalarının önermeleriyle değil, yalnızca Kur’an ve Sünnete ittiba ederek gerçekleştirmeleridir. Çünkü Kur’an ve Sünnete dayanmayan her şey batıldır ve reddedilir. Kurtuluşa erenler ancak Kur’an ve Sünnete ittiba edenlerdir.

Müslüman olup Müslüman kalmak isteyen bir kimse hayatının her alanında yani akidesi ve fıkhında yalnızca Kur’an ve Sünnete ittiba etmelidir. Çünkü bu bizleri yaratan el-Halık sıfatına sahip olan Allah’ın ve O’nun şerefli Rasulü olan Muhammed aleyhisselam’ın tartışılamaz bir emridir. Kurtuluş ancak bu emri yani ittibayı gerçekleştirmekle mümkün olur…

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’u Tealaya’dır. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı olan Muhammed aleyhisselam’a; onun aline, ashabına ve hakka ittiba ederek onun ehli olan tüm kardeşlerimin üzerine olsun.