«
  1. Ana sayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Hayızlı kadın oruç tutabilir mi?

Hayızlı kadın oruç tutabilir mi?

Soru: Hayızlı kadın oruç tutabilir mi? Bu konu hakkında bir ihtilaf var mıdır?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

Allâh sana rahmet etsin bilmelisin ki! Halk arasında adet/ay hali diye bilinen hayız, Allâh’u Teâlâ’nın Âdem kızlarına yazdığı bir ezadır. Bu haldeki bir kadının oruç tutması icmâ ile haramdır.

Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye rahîmehullâh şöyle demiştir: “Hayızlı kadına Kâbe’yi tavaf etmek haram olduğu gibi, namaz kılmak ve oruç tutmak da nas ve icmâ ile haramdır.” [İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ: 26/176]

İmâm eş-Şirbinî rahîmehullâh ise şöyle demiştir: “Hayızlı kadının oruç tutmasının haram olduğu ve (tutsa bile) bunun sahîh olmadığı konusunda icmâ vardır.” [Muğnil-Muhtâc:1/279.]

Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:

“Sana hayız halinden sorarlar. De ki: O, bir ezadır (rahatsızlıktır). Hayız halinde kadınlardan ayrılın ve temizleninceye kadar onlara (cinsel anlamda) yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman, Allâh’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allâh çok tevbe edenleri sever ve çok temizlenenleri de sever.” [el-Bakara: 2/222]

İmâm Kurtûbî rahîmehullâh âyetin tefsîrinde şöyle demiştir: “Kadının, fercinden dışarıya çıkıp akan kanı görmesi halinde (kanın duru­muna göre) üç ayrı hükmü olduğunu ilim adamları icmâ ile kabul etmişlerdir. Bunlardan birincisi: Bilinen hayız yani ay halidir ki, bunun kanı siyah, kır­mızıya çalan bulanık bir kandır. Bundan dolayı kadın namazı ve orucu terkeder. Bunda görüş ayrılığı yoktur… Yine âlimler hayız hali olan kadının orucu kaza edeceğini ancak namazı kaza etmesinin gerekmediğini icmâ ile kabul etmişlerdir.” [Kurtûbî, el-Câmiu li Ahkâm: 3/82-83.]

“Ebû Saîd el-Hudrî radîyallâhu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem kurban veya ramazan bayramı namazını kıldırmak üzere namazgâha yöneldi. Yolda kadınlara rastladı. Onlara: ‘Ey kadınlar topluluğu sadaka ve­rin! Zira cehennem ehlinin çoğunluğunun kadınlardan oluştuğu bana gösterildi’ dedi. Kadınlar: ‘Neden ey Allâh’ın elçisi? diye sordu. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem de: ‘Lanet eder ve kocalarınızın iyiliğine nankörlük yaparsınız. Kararlı ve basiretli bir adamın aklını sizden daha fazla çelen, dinî ve aklî bakımdan eksik birini görmedim’ diye cevâb verdi. Bunun üzerine kadınlar: ‘Ey Allâh’ın elçisi aklımızın ve dinimizin noksanlığı nedir?’ diye sordular. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ‘bir kadının şâhitliği erkeğin şâhitliğinin yarısına denk değil midir?’ diye sorunca, kadınlar ‘tabiî ki’ dediler. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ‘işte bu, onların akıllarının eksik olmasından ileri gelir’ dedi. Sonra ‘kadınlar hayız ol­duğu zaman, namaz kılmazlar ve oruç tutmazlar, değil mi?’ diye sordu. Kadınlar ‘evet’ deyince ‘bu da, onların dinî bakımdan eksik olduğundan ileri gelir’ buyurdu.” [Buhârî (304); Müslim (889)…]

Allâh Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem’in kadınlara: “Kadınlar hayız ol­duğu zaman, namaz kılmazlar ve oruç tutmazlar, değil mi?” diye sorması, onların da “evet” diye cevâb vermesi, kadınların bu hükmü önceden bildiklerini, hayız halinde namaz kılmadıklarını ve oruç tutmadıklarını gösterir. İmâm Buhârî rahîmehullâh “Sahîh”inde bu hadîsi “Hayızlı Kadının Oruç Tutmaması” başlığı altında nakletmiştir. Bilindiği üzere İmâm Buhârî’nin attığı başlıklar onun fıkhını ve dikkat çekmek istemiş olduğu şeyi ifâde eder. Sahîh-i Buhârî şârihlerinden İmâm İbn Hacer rahîmehullâh şöyle demiştir: “İbn Reşîd ve diğerleri şöyle demiştir: İmâm Buhârî âdeti olduğu üzere, anlaşılması basit konulan bir kenara bırakıp problemli meseleleri izah eder. Bu bâbda da böyle yapmıştır. Şöyle ki, manevî necâsetten arınmamış halde olan hayızlı kadının namaz kılmaması gayet açıktır. Çünkü temizlik, namazın sıhhat şartlarından biridir. Oruçta ise, temizlik şartı yoktur. Dolayısıyla hayızlı kadının oruç tutmaması, kolay kolay anlaşılmaz. Bu nedenle, namazın aksine bu durumu (böyle bir başlık artarak) belirtme ihtiyacı duymuştur.” [Fethu’l-Bârî: 1/405.]

İmâm İbn Kudâme rahîmehullâh ise hayızlı bir kadına nelerin haram olacağını açıklarken şöyle demiştir: “Bu durumdaki bir kadın: ‘Kadınlar hayız ol­duğu zaman, namaz kılmazlar, oruç tutmazlar, değil mi?’ hadîsi ile namaz kılmaktan ve oruç tutmaktan men edilmiştir.” [el-Muğnî: 1/223.]

“Âsım’dan rivâyet edildiğine göre, Muâze şöyle demiştir: Âişe radîyallâhu anhâ’ya şöyle sordum: ‘Hayızlı kadın neden orucu kaza ettiği halde namazın kazasını yapmıyor.’ O: ‘Sen Harûrî misin?’ dedi. Ben: ‘Hayır değilim ama (öğrenmek için) soruyorum’ dedim. Âişe radîyallâhu anhâ: ‘Biz (Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında) hayız olurduk, bize orucu kaza etmemiz emredilir ama namazı kaza etmemiz emredilmezdi’ dedi.” [Müslim (335); Nesâî (2318)…]

Hadîste, Âişe radîyallâhu anhâ: “Hayızlı kadın neden orucu kaza ettiği halde namazın kazasını yapmıyor” diye soran Muâze’yi: “Sen Harûrî misin?” diyerek azarlamıştır. Zîrâ hayızlı bir kadının namazı ve orucu terk ettiği, temizlendikten sonra orucu kaza edip, namazı kaza etmediği bilinmekte, sahâbe kadınları arasında böylece uygulanmaktaydı. Bu, Allâh’u Teâlâ’nın kadınlara bir rahmeti ve kolaylığıdır. Çünkü namaz her gün beş defa tekrar eden bir ibâdettir. Onun kazasında kadınlar için bir güçlük vardır. Oruç ise senede bir defe farzdır, o da Ramazan orucudur. Onu kaza etmelerinde bir zorluk yoktur. Kadının hayız halinde terk ettiği orucu kaza ettiği gibi namazı da kaza edeceği görüşü, Haricilerin uydurduğu bâtıllardandı. Sonra Âişe radîyallâhu anhâ: “Biz (Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında) hayız olurduk, bize orucu kaza etmemiz emredilir ama namazı kaza etmemiz emredilmezdi” diyerek hayızlı kadın hakkındaki Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in hükmünü beyân etmiştir. Bu hüküm görüleceği üzere hayızlı kadının namazı ve orucu terk edeceği, orucu kaza edip namazı kaza etmeyeceğidir. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in bu hükmünün çiğnemesi açık bir haramdır. Bu konu hakkında ümmetin âlimleri icmâ etmiştir. Nitekim İmâm Nevevî rahîmehullâh bu hadîsin şerhinde şöyle demiştir: “Hadîste: ‘Orucu kaza etmemiz emredilir, namazı kaza etmemiz emredilmezdi’ denmiştir. İşte bu, ittifâkla kabul edilmiş bir hükümdür. Müslümanların icmâı ile hayız halindeki kadın da loğusa halindeki kadın da o halde ne namaz kılmaları ne de oruç tutmaları farzdır. Yine icmâ ile kabul ettiklerine göre bu durumdaki kadınların bu halde kılmadıkları namazlarını kılmaları gerekmez. Orucu kaza etmelerinin vâcib olduğu üzerinde de icmâ etmişlerdir.” [Şerhu Sahîh Müslim: 4/26.]

İmâm Yusûf eş-Şirâzî rahîmehullâh şöyle demiştir: “Âişe radîyallâhu anhâ’dan gelen bu hadîse binâen hayızlı kadının oruç tutması haramdır. Çünkü ondan: ‘Bize orucu kaza etmemiz emredilir, namazı kaza etmemiz emredilmezdi’ şeklinde rivâyet edilmiştir.” [el-Muhezzeb: 1/79.] İmâm Nevevî rahîmehullâh, bu sözleri şerh ederken şöyle demiştir: “Eğer denirse ki, hadîste orucun haram olduğuna değil, sadece tutmamanın câiz olduğuna delîl vardır. Seferde olduğu gibi, oruç tutmak câiz olabilir ama vâcib olmayabilir. Buna cevabımız şudur: Sahâbe kadınların ibâdetler konusundaki titizlikleri ve yapılabilecek olanı yapmaktaki hırsları bilinmektedir. Bu durumda oruç câiz olsaydı, en azından bazıları bu halde iken de oruçlarını tutarlardı. Buhârî ve Müslim hadîsindeki şu söz de hayız halindeki kadına orucun ve namazın haram olduğunu gösterir: ‘Siz kadınlar günlerce oruç tutmadan ve namaz kılmadan oturuyorsunuz, bu da sizin dîninizdeki eksikliği göstermez mi?’ Bütün bunlara binaen bu ümmet, kadının hayızlı ve loğusa olduğu zamanlarında oruç tutmasının haram olduğu, tutarsa sahîh olmayacağı konusunda icmâ etmiştir. Bu icmâı İbn Cerir et-Taberî ve başkaları da nakletmektedir. İmâmu’l-Harameyn: ‘Bu durumda tutulan orucun sahîh olmaması meselesi aklın (içtihadın) alanı değildir’ demiştir.” [el-Mecmû: 2/354.]

Burada sözü daha da uzatmak mümkün olmakla beraber, yüzünü hakka dönen kimseler için bu kadarı yeterlidir. Açıkladığım üzere hayızlı bir kadının bu haldeyken ister farz, isterse de nafile olsun oruç tutması icmâ ile haramdır. Bu konu hakkında Ehl-i Sünnet arasında herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir. Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye rahîmehullâh şöyle demiştir: “Sünnet ve Müslüman âlimlerin ittifakıyla hayız kanı oruca manidir. Bu sebeble kadın oruç tutamaz fakat kazasını yapar.” [İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ: 25/220.]

Uyarı: “Hayızlı bir kadının namaz kılmasına yahut oruç tutmasına mani bir delîl yoktur” sözü, zamanımızdaki hadîs inkârcılarının yaymaya çalıştığı bâtıllardan bir tanesidir. Bunlar, “Kur’ân bize yeter” anlayışıyla Sünneti ya tamâmen ya da kısmen inkâr etmekteler. Bunlardan ve de zehirli görüşlerinden uzak durmak Ehl-i Sünnet olmanın olmazsa olmaz bir şiarıdır.  

Bu konu hakkındaki yukarıda zikrettiğim hadîslerin delâleti bu kadar açıkken, birçok âlimden icmâ nakledilip muhâlif görüşe delîl olacak ortada herhangi bir açık nas yokken bu görüşü savunmak, gerçekten şaşılacak bir şeydir. Uyanık olmak gereklidir. Bizler, Kur’ân ve Sünnet’e ve de selefin icmâına ve anlayışına bağlı kaldığımız sürece yolumuzu şaşırmayız. Ne zaman ki bunları terk edersek sonu hüsran olan bir yola girmişiz demektir. Allâh Azze ve Celle bizleri hakkın aydınlığı terk ederek bâtılın karanlığına dalmaktan muhafaza buyursun. Allâhumme Âmîn.         

 

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1438h./2017m.