«
  1. Ana sayfa
  2. MAKALELER
  3. Hangisi Doğru İslâm?

Hangisi Doğru İslâm?


HANGİSİ DOĞRU İSLAMHANGİSİ DOĞRU İSLÂM?

Esedullâh Saîd el-Muallim

 

 …

Tüm rasullerin tebliğ ettiği İslâm’ın sahibinin yüce ismiyle…

Yaşı seksenine merdiven dayayan (ve hoca sıfatıyla!) bir programa katılan adamın ağzından şu sözler çıkıyordu:

–“Ben bu yaşa kadar onca yer gezdim. Arab ülkelerine de gittim. En iyi İslâm’ın yaşandığı yer Türkiye’dir!!!”

O, böyle söyleyince salonda bulunan pür imanlı(!) seyirciler hemen alkışlamaya başladılar. Tabi ya onlar o halleriyle İslâm’ın en iyi temsilcisi iseler hocadan bunları duymayı da hak ediyorlardı. Ve gerçeği(!) söyleyen hoca da bu insancıklardan alkışı fazlasıyla hak etmekteydi! Sonuç olarak; karşılıklı olarak hak ettikleri övme-övünmeyi yerine getirdiler!

Onlar bu halleriyle İslâm’ı en iyi yaşayanlarsa, sahabe ve ondan sonra gelenlere ne demeliydi? Övülmüş selef nesliyle taban tabana zıt inanan ve yaşayanlar en güzel İslam’ı yaşayanlarsa, selefin İslam’ı ile bu zamandakilerin İslam anlayışları arasında bir fark olmalıydı.

İslâm neydi? Allah aşkına İslâm’ı kim doğru bir şekilde biliyordu ki? “En güzel İslâm Türkiye’de yaşanıyor!” diyen bu adamcağız, İslâm’ı ne kadar anlamıştı? Gerçekten hakkıyla anlayabilseydi bu sözleri böyle rahatlıkla sarf edebilir miydi?

Evet, dün olduğu gibi bu günde; insanlar bir şeylere inanmaktalar. Doğru.

Ve inandıklarına isimler de vermekteler. Yine doğru.

Ancak sormak gerek; inandıkları ve yaşadıkları adına da İslam dedikleri şey ‘doğru İslâm’ mı?

“Doğru İslam”, yani; Allah’ın katından gönderdiği ve Rasulünün ve sahabenin yaşadığı ve bizlerinde misli misline iman edip yaşamakla sorumlu olduğumuz ve yaşamadan da kurtulamayacağımız İslâm.

Sizce bu gün doğru İslâm mı hâkim, yoksa doğru İslam’ın alternatifli olarak birileri eliyle topluma sunulup, İslâm denilen ancak İslam olmayan ‘dini algı’ mı?
Evet, hangisi hâkim ve hangisi kabul edilmeli?

–“Laik ve demokratların tekelinde olup, yıllarca ve yıllarca Kemalist ideolojinin dayattığı, bireysel ibadetlerle sınırlı bir İslâm(!) mı; yoksa asırlardır Kitap ve Sünnet ile inananlarına nasıl inanıp nasıl yaşayacaklarını gösteren, her türlü ideolojiyi red eden bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Küresel tağutların razı olup desteklediği, Kapitalizm, Komünizm ve Siyonizm’le hiç bir sorunu olmayan ılımlı bir İslâm (!) mı; yoksa tüm izmlerden beri olup, tüm tağutları alaşağı edinceye kadar mücadeleyi emreden bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Faizli muameleyi hayatın olmazsa olması yapan, abdestli tefecilerin büyük adam sayıldığı faize cevaz verdirilen bir İslâm(!) mı; yoksa faizi ve tüm türevlerini ve tüm haksız kazançları yasaklayan bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Medyada her dakika zinanın reklamını yapıldığı, zina toplumu inşa edenlerin çağdaş Müslümanlar(!) sayıldığı, zinanın genelevlerden taşıp sokaklara döküldüğü, ezan okunurken binlerce insanın zina yaptığı, zani ve zaniyelerin suçlu görülmeyip, çağdaş kabul edilebildiği bir İslâm(!) mı; yoksa “zinaya yaklaşmayın” buyurup zinanın tüm yollarını bütünüyle kapatan, tüm hayâsızlıkları yasaklayan bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Ehli kitapla; “can ciğer, yakın dost, daimi müttefik” olunabilen ve birlikte Müslümanlara saldırılmaya cevaz veren, kâfirleri seven ve sevindiren bir İslâm(!) mı; yoksa ehli kitapla dost olunmayacağını, onlarla dostluk kuranların onlardan olacağını bildiren bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Her yerde kabirler, türbeler ile Allah’tan başkalarına yönelmeye, başkalarını Allah’a aracı koşulmasına cevaz veren, aracılı bir İslâm(!) mı; yoksa Allah’a yönelişte hiçbir aracıyı kabul etmeyip, Nebisinin emriyle tüm türbeleri yıkıp, kabirleri düzleyen, canlı-cansız tüm aracıları red eden bir İslam mı, doğru İslam?”

–“Helaller ve haramların, yasakların ve serbestlerin Allah’ın haricinde siyasi idareciler ve din adamı kisvesindekiler tarafından belirlenip Şarinin beşer olabildiği, beşeri hüküm verici kabul edebilen bir İslâm(!) mı; yoksa yegâne Şari olarak Allah’u Teâla’nın kabul edilip, O’nun dışında hiçbir beşere; helal ve haram, yasak ve serbest koyma hakkı vermeyen bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Şeytanın evliyasının Allah’ın evliyası olarak adlandırılıp, vahdetçi, hululcu ve ittihatçıların; ‘şeyhul ekber’, ‘hazret’, ‘gavs’, ‘kutup’ adlarıyla anılıp, tapıla geldiği, masallar ve masal kahramanlardan oluşan bir İslâm(!) mı; yoksa tüm bu sapkın inanışları, batıl felsefeleri, uyduruk masalları ve bunların ehlini red edip, reddettiren bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Mürşid rabıtası adı altında evli kadınların ve bekâr kızların şeyhlerini hayal edip feyz yağmuruna tutuldukları(!), mürid&mürşid transının büyük bir ibadet sayıldığı(!), ehlullahın(!) huzurunda bir an durup, rabıta ile ona nazar etmek ihlasla yapılan 150 yıllık ibadetten daha faziletli(!) diyen rabıtacı bir İslâm(!) mı; yoksa bırakın karşı cinsin resimlerini cüzdanlarına koymayı, tüm şirke ve harama giden yolları yasaklayan, bu tür şeylerin asla caiz görülmediği bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Allah’ın emirlerinin hiç birini yapmayıp, yasaklarından da kaçınmayan, tevhidi bilmeyip, sürekli ve sürekli kavli ve fiili şirk işleyen, buna rağmen kalbi tertemiz(!) olanların cennet hayalleri kurabildikleri kolaycı bir İslâm(!) mı; yoksa şirk üzerine ölünmesini asla af etmeyen, imandan sonra salih amelleri isteyen; iman edip, amel etmezse Peygamberin bile evladına faydasının olmayacağını bildiren bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Kur’ân’a ve Sünnete muhalif olmasına rağmen, Tevbeyi bile aracısız yapılmasına müsaade ettirmeyip, iplere yapışanlara tevbe dağıtmasına müsaade eden bir İslâm(!) mı; yoksa tüm şirk ve bidat olan masalları red edip, kulları kullara kulluktan kurtaran, tevbenin ancak aracısız olarak et-Tevvab’a yapıldığı bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Diyar diyar dolaşıp laik devlet yapısına anlatıp, buna çağırmada bir sıkıntı görmeyerek, göklerin ve yerlerin yönetilişini ayırt eden laikliğe ve demokrasiye karışmayan bir İslâm(!) mı; yoksa gökler ve yerler ve ikisi arasındakilerin yegâne hâkiminin Allah olduğunu beyan ile hükmün dünya ve ahirette O’nun olduğunu bildiren bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Namazsızlığın normal olup, erkekler için namazın Cuma ya da Bayramlarda akla geldiği, ölünce ıskat yapılarak kılınmayanlara kefaret olunabileceğine inanılan direksiz, temelsiz ve amelsiz bir İslâm(!) mı; yoksa namazın dinin sarsılmaz bir direği olup, bunu sarsanların dünyevi durumlarını ve uhrevi akıbetlerini bizlere bildiren İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Kafasını sıkma baş ile örtüp, altına dar giyinip kolları yarı açık yüzü palyaçoyu andıran sözde tesettürlülerin olduğu, kırıtmanın ve kışkırtmanın cazibe olarak normal görülüp, kadın-erkek hukukunu geniş ve serbest bırakan bir İslâm(!) mı; yoksa hicab ile tüm vücudun örtüldüğü ve namahrem bilincini veren bir İslâm mı, doğru İslâm? ”

–“Bizim istediğimizi yaşayacaksınız! diyerek İslam’ı camilere hapseden, oralarda bile laiklikten ödün verdirmeyen, laik devlete bağlı olabilen bir İslâm(!) mı; yoksa hayatın her alanına karışan, laik düşünceyi kökten red eden bir İslâm mı, doğru İslâm? ”

–“Sünnetin ve hadislerin red edilip, Peygamberimizi devre dışı bırakıldığı, Kur’ân ayetlerinin de nefislerine göre tevil edildiği bir İslâm mı; yoksa Rasule itaati vefatından sonra Sünnetine itaat olarak gören bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Kur’ân’ın tarihsel olduğunu söyleyip, Kur’ân’ın hükümlerinin çağın insanına hitap edemeyeceğini savunan zındıkların söylediği bir İslâm(!) mı; yoksa kıyamete kadar tüm insanlara hitap eden ve hükümleri bağlayıcı olan İslâm mı, doğru İslâm?”

–“Egemen laik otoritenin halkı uyutmak ve kontrol altında tutmak için kurduğu Diyanet Teşkilatı’nın insanlara sunduğu, imam hatipler ve ilahiyatlarda öğretilen resmi onaylı bir İslâm(!) mı; yoksa hiçbir ideolojinin emrinde ve tekelinde olmayan, sadece Allah’ın emrettiği ve Rabbani kullar ile insanlığa tebliğ edilip, uygulanan bir İslâm mı, doğru İslam?”

– “Kalplerinin temiz olduğunu söyleyerek kuru bir zanna yapışan, dinden ilmen, amelen ve ahlaken yüz çeviren, şirke ve bidate dalanların dahi bağışlanacaklarını ve af edilebileceklerini söyleyen bir İslâm(!) mı; yoksa tevhidi emredip şirki yasaklayan, amellerle desteklendikten sonra havf ve reca arasında Allah’tan sürekli af talep edenlerin kurtulacaklarını söyleyen bir İslâm mı, doğru İslâm?”

–“İçerisinde ahkâm ayetlerinin çıkarıldığı, cihadın tamamen devre dışı bırakıldığı, batılıların devşirmeleri eliyle Ümmet-i Muhammed’e dayattıkları ‘soft’ bir İslâm(!) mı; yoksa Mekkî ve Medenî ayetleri, itikadî ve ameli hükümleriyle parçalanamaz bir İslâm mı, doğru İslâm?”

Elbette burada bahsi geçen örnekler uzatılabilir. Ancak mukayese yapmak için bu kadarı kâfi. Şimdi, İslâm bir tane olduğuna göre, sorumuz şu: “

Hangisi doğru İslâm?”
Hangisini yaşarsak Rabbimiz gazap edecek, hangisini yaşarsak ise Rabbimiz razı olacak?

Rabbim bizleri katındaki doğru İslâm’ın müminlerinden eylesin. Allahumme âmin.

Esedullâh Saîd el-Muallim.

1437/2016