«
  1. Ana sayfa
  2. MAKALELER
  3. Göz Zinâsı

Göz Zinâsı

GÖZ ZİNÂSI

Alî Yolcu

 

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle, O’ndan yardım ve başarı dileyerek… 

İnsânların yaptığı günâhları tevbe vesilesiyle affedip onlara nebîleri aracılıyla doğru yolu gösteren âlemlerin Rabbine hamd olsun. Salât ve selâm insânların en şereflisi Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem’e ve sıratı müstakim üzere yürüyen tüm kulların üzerine olsun.

Âdem aleyhisselâm’dan Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’e kadar gönderilmiş olan peygamberlerin hepsi kavimlerini Allâh’u Teâlâ’ya ibâdet etmeye, güzel ahlaka ve kötü ahlakı terk etmeye davet etmişlerdir. Bizlere düşen görev ise gücümüz nispetinde Allâh’u Teâlâ’ya ibâdet etmek, güzel ahlak ile ahlaklanmak ve kötü ahlakı terk etmektir. Bunun için her mükellefin bilmesi gereken kavramlardan biride ahlak kavramıdır. Çünkü toplumun bekası ve felahı güzel ahlaka bağlıdır. Ahlaksız bir toplum ise dünyâda iken yerilmeye; âhirette ise ebedi bir azaba duçar olur. Geçmiş kavimlerin helak sebeplerine baktığımız zaman kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlamaları ve kötü ahlak ile ahlaklanmalarıdır. Bu kötü ahlaklardan biride Allâh’u Teâlâ’nın İsrâ suresinde bildirdiği üzere zinâya yaklaşmaktır. Allâh’u Teâlâ şöyle buyurmuştur: 

“Zinâya yaklaşmayın o cidden hayâsızlıktır, kötü bir yoldur.” (İsrâ: 17/32)

Allâh’u Teâlâ âyet-i kerîmede mükellef kullarına zinâya yaklaşmamalarını, zinânın kötü bir iş olduğunu ve zinâya götürecek olan şeylerden de kaçınmaları gerektiğini bildirmiştir. Zinâya götüren unsurlardan biride göz zinâsıdır. Fitnelerin çoğaldığı zamanımızda ise her mükellefin göz zinâsını ve korunma yollarını iyi bilip onu terk etmesi gerekir ki Allâh’u Teâlâ’nın ve Rasulünün emrine itaat etmiş olsun. 

Peki, göz zinâsı nedir? Biz bunu âlemlere rahmet olarak gönderilen habibin dilinden dinleyelim. Ebu Hureyre radıyallâhu anh’ın haber verdiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurdu: 

“Her âdemoğlu için zinâdan bir pay vardır. Gözler zinâ eder, onların zinâsı bakmaktır. Kulakların zinâsı dinlemektir. Dilin zinâsı konuşmaktır. Eller zinâ eder, onların zinâsı tutmaktır. Ayaklarda zinâ eder, onların zinâsı yürümektir. Ağız zinâ eder, onun zinâsı öpmektir. Kalp arzular ve temenni eder, ferç ise bunu ya doğrular ya da yalanlar.” (Buhârî ve Müslim) 

Hadîsi şerîfte gözün zinâsı ilk olarak zikredilmiştir. Çünkü o, el, ayak, kalp ve fercin zinâsına vesiledir. Bundan da anlaşılmaktadır ki, bakış zinânın öncüsüdür. Bunun için bakış, insânların başına gelen şer nitelikli şeylerin temel kaynaklarındandır. Zira bakış, bir şeyin akla gelmesine sebeb olur. Akla geliş düşünceyi, düşünce arzu ve istekleri, arzu isteklerse irâdeyi doğurur. Bu ise azmetmeye dönüşür ve sonunda fiil gerçekleşir. Bir engel çıkıp da engellenmediği sürece bu sonuç kaçınılmazdır. Bilinmelidir ki göz kalbe haberleri ileten resimleri ona nakşeden bir habercidir. 

Allâh’ın kullarına ihsan ettiği nimetlerde birde göz nimetidir. Allâh’u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Ona iki göz vermedik mi?” (Beled: 90/8) 

İnsân diğer nimetlerde olduğu gibi göz nimetinden de sorumludur. Diğer azalar gibi gözde bize verilmiş bir emanettir ve bu emanetten sorguya çekileceğimiz yine bizleri doğruya irşad eden kitabımızda şöyle buyrularak bizlere bildirilmiştir:

“Kulak, göz ve kalp hepsi ondan sorumludur.” (Mülk: 67/23) 

Gözün Allâh’a itaat etmesi şarttır. İzin verilen şeylerin dışında kalan haram şeylere bakmamasına veya başka tarafa çevirmesine dair nasslarda birçok emir bulunmaktadır. Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

“Rasûlüm; mü’min erkeklere, gözlerini harama dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allâh, onların yapmakta olduklarından haberdardır.” (Nur: 24/30) 

Ve Rabbimiz, başka bir âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır:

“Mü’min kadınlara söyle; gözlerini harama bakmaktan korusunlar, namus ve iffetlerini esirgesinler görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler.” (Nur: 24/31) 

Allâh’u Teâlâ yukarıdaki iki âyet-i kerîmede de ırzın korunması emrinden önce bakışları haramdan muhafaza etmeyi emretmiştir. Zîrâ bakışları haramdan muhafaza etmek ırzı korumaya vesiledir. Aksi ise zinâya sebebtir. “Vesile ise vesile olduğu şeyin hükmünü alır” kaidesince gözleri harama bakmaktan korumak âyet-i kerîmelerde geçtiği üzere erkek olsun kadın olsun her mükellefe farzdır.

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem de haram olan şeylere bakılmasının haram olacağını bu sebeble de bundan sakınılması gerektiğini birçok kez ifâde etmiştir. Nitekim ani bakış hakkında soran Cerir bin Abdullâh radıyallâhu anh’a bakışını çevirmesini emretmiştir. (Muslim) Alî radıyallâhu anh’a ise şöyle demiştir:

 “Ey Alî! Bakışını diğer bir bakış izlemesin. İlki sana(bağışlanmıştır) ancak sonraki değil.” (Ebu Davud) 

Kim Allâh için bir şeyi terk ederse Allâh onun yerine daha hayırlısıyla doldurur. Kim gözünü korursa Allâh onun basiretini nurlandırır. Nitekim Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 

“Bakış, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Kim gözünü Allah için korursa, Allâh da kendisiyle buluşuncaya kadar ona kalbinde bir mutluluk duygusu bahşeder.” (Ahmed) 

Hikmet sahiplerinden biri de şöyle demiştir: “En önem verdiğin şey Allâh olsun. Allâh’ı göre-ceğin gözünü Allâh’tan başkalarına yöneltmekten sakın. Yoksa Allâh’ın gözünden düşersin.” 

Anlaşılacağı üzere haram olan şeylere bakmamak yani gözü zinadan korumak tüm Müslüman-lara farzdır. Bu farzda sebatı ise ancak iffetli Müslümanlar gerçekleştirebilir. Ayrıca bakışları haramdan korumanın birçok faydaları vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

     1. Kalbin acıdan ve kederden kurtulmasını sağlar.

     2. Kalbe mutluluk, sevinç ve rahatlık verir.

     3. Kalbi arzu ve istekleri esaretten kurtarır.

     4. Aklı kuvvetlendirir.

     5. Cehennem kapılarından bir kapıyı kapatır.

Göz zinası hakkında daha söylenecek birçok şey olmasına rağmen nasihat almak isteyenler için yeteri kadar söz söylediğime inanarak Rabbimden tüm Müslüman kardeşlerim adına bu farzı hakkıyla yerine getirebilmelerini niyaz ederek sözlerimi noktalıyorum.    

Hamd, et-Tevvâb ve es-Settâr olan Allâh’u Teâlâ’ya aittir.

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *