«
  1. Ana sayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Fâtiha’dan sonra "âmîn" demekle alakalı hükümler nelerdir?

Fâtiha’dan sonra "âmîn" demekle alakalı hükümler nelerdir?

Soru: Fâtiha’dan sonra “âmîn” demekle alakalı hükümler nelerdir?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

Namazda Fâtiha Sûresi’ni okuduktan sonra “âmîn” demenin maânâsı: “Allâh’ım, dualarımıza icabet et, dualarımızı buyur” demektir.

Namazda Fâtiha Sûresi’ni okuduktan sonra “âmîn” demekle alakalı olarak rivâyet edilen hadîslerden bazıları şöyledir:

Âişe radîyallâhu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:

“Şüphesiz ki Yahûdîler, hasetçi bir kavimdir. Onlar bizim ‘selâm’ ve ‘âmîn’ sözlerimize haset ettikleri gibi başka hiç bir şeyimize (bu kadar) haset etmezler.” [İbn Huzeyme (25029); Ahmed (574)…]

Ebû Hureyre radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:

“İmâm ‘âmîn’ dediği zaman siz de ‘âmîn’ deyin. Zîrâ meleklerle aynı anda ‘âmîn’ demeye muvaffak olan bir kimsenin geçmiş -küçük- günâhları bağışlanır.” [Buhârî (780); Müslim (410)…]

Vâil bin Hucr radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, o, şöyle demiştir:

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ‘وَلَا الضَّالِّينَ Velâ’d-dâllîn’ dedikten sonra ‘âmin’ der ve sesini yükseltirdi.” [Ebû Dâvûd, (932); Tirmizî (248)…]

Ebû Hureyre radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ‘Ummu’l-Kur’ân’ı’ (Fâtiha’yı) bitirince sesini yükselterek ‘âmîn’ derdi.” [İbn Huzeyme (571); İbn Hibbân (1086)…] [Bu rivaâyetin senedi hakkında konuşulmuştur. Fakat bu, onun delîl olarak zikredilmesine mânî değildir. Nitekim İmâm Dârakutnî hadisi “hasen” olarak” nitelemiştir. İmâm Hâkim ise hadîsin Buhârî ve Müslim’in şartlarına göre “sahih” olduğunu söylemiştir.]

İmâm Buhârî rahimehullâh “Sahîh”inde -talikan- şöyle demiştir: “Atâ şöyle demiştir: ‘Âmîn’ demek bir duadır. Abdullâh İbn Zübeyr namaz kıldırdığında hem kendisi hem de cemaat ‘âmîn’ derdi. Hatta yükselen ses mescidde yankılanırdı. Ebû Hureyre namaz kıldıran imâma: Benden önce ‘âmîn’ diyerek beni seninle birlikte ‘âmîn’ demekten mahrum bırakma!’ derdi. Nâfi’ şöyle demiştir: Abdullâh İbn Ömer ‘âmîn’ demeyi terk etmezdi ve ce­maati de bunu söylemeye teşvik ederdi. Ben ondan ‘âmîn’ demenin çok hayırlı olduğuyla ilgili pek çok söz işittim.” (Sahîh-i Buhârî: 1/156)

Bu rivâyetlerden açıkça anlaşılacağı üzere, Fâtiha Sûresini okuduktan sonra “âmîn” demek müstehabtır. “Âmîn”, kıraati gizli yapılan namazlarda gizli; kıraati açık olan namazlarda açık olarak söylenir. Cemaatle namaz kılındığında -ki mümkün mertebe namaz cemaatle kılınmalıdır- açık kıraaatlı namazlarda imâm ve cemaat “âmîn”i, aynı anda  açıktan yüksek sesle söylerler.  Kadınlar ise seslerini yükseltmeden -okudukları kıraatte olduğu gibi- “âmîn” derler.

 

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1434h. / 2013m.