«
  1. Ana sayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Fâiz yemenin hükmü nedir?

Fâiz yemenin hükmü nedir?

Soru: Fâiz yemenin hükmü nedir?

Sorunun metni şöyledir: Faiz yemek küfür, diyenler var. Çünkü Allâh’u Teâlâ fâiz yiyenleri ebedî ateşe atacağını buyuruyor. Bunu açıklar mısınız?

Cevâb: ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

Rabbimizin rahmeti üzerimize olsun, kardeşim bilmelisin ki! Faiz yani ribâ, Kitâb, Sünnet ve icmâ ile haramdır. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:

“Allâh, alışverişi helâl, ribâyı ise haram kılmıştır.” [el-Bakara: 2/275]

Ebû Hureyre radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Helâk edici yedi günahtan sakının… Onlar: Allâh’a şirk koşmak, sihir, hak ile olması dışında allâh’ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmek, yetim malını yemek, faiz yemek, savaş günü arkasını dönüp kaçmak, hiçbir şeyden habersiz iffetli mü’min kadına iftirada bulunmak.” [(SAHÎH HADÎS:) Buhârî (2766); Müslim (145)…]

İmâm Nevevî rahîmehullâh şöyle demiştir: “Müslümanlar ribânın haram olduğunu icmâ ile kabul etmişlerdir.” [el-Minhâc: 11/9]

 Sözünü ettiğin -fâiz yiyenlerin ebedî ateşte olduğu hakkındaki ilgili- âyet şöyledir:

“Fâiz yiyenler, ancak şeytânın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların: ‘Alışveriş de fâiz gibidir’ demelerinden dolayıdır. Oysa Allâh, alışverişi helâl, fâizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de fâizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allâh’a kalmıştır. Kim tekrar (fâize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.” [el-Bakara: 2/275]

Allâh Azze ve Celle, “Kim tekrar (fâize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır” buyruğu ile fâize tekrar dönenlerin ebedî olarak cehennemde kalacaklarını beyân etmektedir. Ancak burada her fâiz yiyenin ebedîyyen cehennemde kalacağı ve dolayısıyla da bunun küfür olduğu mânâsı çıkarılamaz. Çünkü: Küfür olan şeyler, zaman yahut mekân farkı olmadan daim küfürdür. Haramlar ise böyle değildir. Yani önceden küfür olmayıp, sonradan küfür olan hiçbir amel yoktur. Haramlar ise içki gibi öncesinde helâl olabilir…

Abbâs radîyallâhu anh’ın Müslüman olduğu halde Mekke fetholunup, fâiz tamâmen haram kılınıncaya kadar fâizle uğraştığı bilinmektedir. [Bak: İbn Hişâm, es-Siretün-Nebeviyye; Taberî, Tarih] Nitekim Mekke fetholunduktan sonra veda hutbesinde Amr bin el-Ahfas radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Haberiniz olsun, şüphesiz câhiliye fâizlerinden olan tüm fâizler kaldırılmıştır. Sermayeleriniz ise kendinize aittir. Siz zulmetmeyiniz, zulme de uğramayınız.” [(SAHÎH HADÎS:) Ebû Dâvûd (3334); Tirmizî (1163)…]

Bu sebeble âyetin “Kim tekrar (fâize) dönerse…” cümlesinin ifâde ettiği mânâ, haram olduğu sâbit olan fâizi helâl sayarak ona dönerse; helâl sayarak alıp verirse, şeklindedir. Nitekim İmâm İbn Cevzî rahîmehullâh ilgili buyruk hakkında şöyle demiştir: “İbn Cubeyr ‘Kim dönerse’ cümlesi hakkında şöyle dedi: Bu kim helâl sayarak ve ‘alışveriş de fâiz gibidir’ diyerek tekrar dönerse, demektir.” [Zâdu’l-Mesir: 1/247]

Kısacası fâiz alan da veren de bunu helâl görmedikleri sürece günah işlemekle birlikte küfür işlemiş sayılmazlar. Bu Ehl-i Sünnet’in ihtilâfsız olarak kabul ettiği hükümlerden bir hükümdür.

Nasihat:

Kardeşim! Kur’ân ve Sünnet nasslarını anlamada akıllı kimselerin izleyeceği menhec, Ehl-i Sünnet’in menhecidir. Ehl-i Sünnet’in menheci ise selefin fehmidir. Yeterli ilmi almadan nasslar hakkında konuşan kimselerin görüşleri değildir. İbn Abbâs radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Kim bilgisiz olarak Kur’ân ayetleri hakkında konuşur ve hüküm verirse Cehennem’deki yerine hazır olsun.” [(HASEN HADÎS:) Tirmizî (2950); Ahmed (2069)…]

Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye rahîmehullâh ise şöyle demiştir: “Sonrakilerin, öncekilerden ayrı olarak ortaya koydukları ve daha önce kimsenin dile getirmediği her görüş hatadır. Nitekim İmâm Ahmed şöyle demiştir: Bir imâmın olmadan bir mes’ele hakkında konuşmaktan sakın.” [Mecmûu’l-Fetâvâ: 21/291]

 

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1436h. / 2015m.