«
  1. Ana sayfa
  2. EDEBİYAT
  3. Ey Aklı Kıtlar!

Ey Aklı Kıtlar!

Ey yolcu!

Yol O’nun, yolcu O’nun…

Ve sen!

Sen de kimsenin değilsin, olmadın ve olmayacaksın.

Tüm Âdemoğlu sadece ve sadece O’nun…

Ve O’nun isteği:

O’nun olanların sadece O’na teslim olup, yalnızca O’na itaat etmeleri… O’na boyun eğen, -O’nun haricinde hiçbir mahlûkun boyunduruğunu kabul etmeyen- Müslüman olmaları…

Ya biz, ya bizler, O’nun isteğine teslim olanlardan mıyız?

Yoksa kendi nefsine zulmeden isyancılardan mı?

Zarar ve fayda kime ey yolcu!

Sen yoldan çıksan zarar yola mı, sana mı?

Geldik ey insan hepimiz geldik şu geçici beldeye.

Ve gideceğiz ey insan hepimiz gideceğiz geçici olmayan yere.

Bu geliş gidişin amacı ne insan?

Ey gayeli can! Amaç ne?

Bu yaratılışın bir hakikati, bir gayesi, bir muradı var ey insan?

Kabul etmesen de etsen de…

Varlık âlemine seni yoktan çıkaran var ey insan!

Kâinata düzen koyup, en güzel şekilde seni beni yaratıp yaşatan var.

Cüzi iradeleri bahşeden bir mutlak külli irade var ey insan!

Yok diyen cahil ve inkârcının eli boş! Gönülleri gibi, bomboş!

Hayallerini, seraplarını, düşlerini çağdaş masal yapan nice sözde boş kafalı filozof, aklını yitirdi.

Ey cehli mürekkep!

Ey aklı ilahlaştıran deli!

Ey hakikati, hakikat davetinin sahibinden almayan ahmak!

Neyi çözdün, neyi çözebilirsin ki?

Heyhat! Yoldan çıkan yolculara bozuk yolu gösteren sarhoş, serseri ayaklar!

Ne uzak yolunuz, hayırda yarışanların yoluna!

Ne uzak aklınız, hakka teslim olanların aklına!

Ey necis yollara revan olanlar!

Ey soruların cevaplarını laşe akıllarda arayanlar!

Ey aklı kıtlar! Ey kıt akıllılar!

Nereden ve neden geldiniz? Nereye gidiyorsunuz?

Ey “yoktan geldik, yoka gidiyoruz!” diyen nefislerinin düşmanları!

Neden geldiniz? Cevabınız da yok!

Varlık, var edicinin eseriyken, eseri görüp sahibini inkâr eden cahillerin akılları, akla ziyan!

Ellerde ve gönüllerde hakikatin çağrısı varken, ey aklı kıtlar nedir bu hal? 

Acziyetin üstünde konaklamışken sefil akıllarınız, utanıp sıkılmadan ilahlığa kalkıştınız! 

Kimsin ki sen, ey insan?

Kimsin ki aklını yaratanı aklın almıyor? Aklın ancak inkara çalışıyor..

Kimsin ki sen, teslim olup, “işittik ve itaat ettik!” demek varken, “işittik ve isyan ettik!” diyorsun, diyenleri dinliyorsun, yollarını yol ediyorsun?

Ey aklı kıt! O yol çıkmaz sokak!

Ey İslam’ın emir ve yasaklarına “boş!” diyen sefih!

Gün gelir, hakikat ortaya çıkar ancak o zaman geç olur!

Gün gelir, “ne olurdu aklımızı kullansaydık! Ne olurdu aklımızı çaldırmasıydık! Ne olurdu aklı kıtları kendimizi rehber kılmasıydık!” diyeceksin ama o zaman pişmanlığın “boş!”

“Gel zaman, gel! Dehriyyun arzda seni beklemekte.

Götür artık, aklı kıt münkirleri yerlerine.”

Gidersin dönüşü olmayan yere.

Burada attığın naraların orada azabın olacak!

Burada teslim olmayıp ilahlaştırdığın aklın, orada yaman hasmın…

Aklı kıt filozof bozuntuları yok artık!

İdeolojiler bataklığı, izmler çöplüğü geride kaldı! Önünde ise dönüşü olmayan yol!

De hele şimdi: Nicedir halın? Kârda mısın, zararda mı ey aklı kıt insan?

“Duyanlar duysun, bilenler bilsin bizi,

Biz, teslim olanlarız şartsız-koşulsuz,

Takip edenleriz biz hak izi,

Tam bir teslimiyetle, kuşkusuz…”

Elhamdülillah…

Ulu’l elbab’a selâm ve dua ile…

Esedullâh Saîd el-Muallim