«
  1. Ana sayfa
  2. FIKIH
  3. Et Risâlesi (Kimlerin Kestiği Yenir?)

Et Risâlesi (Kimlerin Kestiği Yenir?)

et risalesiET RİSÂLESİ

(KİMLERİN KESTİĞİ YENİR?)

Abdullâh Saîd el-Müderris

 

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle… 

Hamd, -âlemlerin Rabbi olan- Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlüdür…

Bundan sonra:

Bil ki! Müslüman ve Ehl-i Kitâb dışındaki herhangi bir dîn mensubunun kestiği hayvan, besmele ile dâhi kesilmiş olsa, helâl değildir. Bu; Kitâb, Sünnet, icmâ ve sahâbe kavli gibi sahîh şer’î delîllerin delâletiyle sâbit olan bir hükümdür.

Bu hükmün Kitâb’tan delîlleri şöyledir: “Meyte, kan, domuz eti, Allâh’tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, vurulmuş, yüksek bir yerden düşmüş, süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş, (henüz canlıyken yetişip) sizin kestikleriniz hariç, dikili taşlar üzerine boğazlanan (hayvanlar) ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (günahla yoldan sapmadır).” (Mâide: 5/3)

Allâh Tebâreke ve Teâlâ, âyet-i kerîmede “Sizin kestikleriniz hariç…” buyruğu ile ancak Müslümanların şer’an kesim ehliyetine sahip olduğunu beyân etmektedir.

İmâm el-Mevsilî rahimehullâh, şöyle demiştir: “Kesen kişinin Müslüman olmasına gelince bu Allâh’u Teâlâ’nın ‘Sizin kestikleriniz hariç…’ âyetinden dolayıdır. Bu Müslümanlara yönelik bir hitabtır.” [el-Mevsilî: el-İhtiyar li Talili’l-Muhtâr: 5/10.]

Allâh’u Teâlâ, “Sizin kestikleriniz hariç” buyruğundan sonra ilerleyen âyetlerde şöyle buyurarak Ehl-i Kitâb’ın da kestiklerinin helâl olduğunu bildirmektedir.

“Bugün size tayyibât (temiz şeyler) helâl kılındı. Kendilerine kitâb verilenlerin taâmı size helâl, sizin de taâmınız onlara he-lâldir.” (Mâide: 5/5)

Allâh’u Teâlâ’nın “Kendilerine kitâb verilenlerin taâmı size helâldir…” buyruğunda kastedilen Yahûdi ve Hıristiyanların kestikleri hayvanlardır. Zira kesimi gerektirmeyen yiyeceklerde onu hazırlayanın kitâbî olup olmaması arasında fark yoktur.

İmâm İbn Kesîr rahimehullâh, âyet-i kerîmenin tefsîrinde şöyle demiştir: “Allâh’u Teâlâ, Yahûdi ve Hıristiyanlardan oluşan iki kitâb ehlinin kestiğinin hükmünü zikredip şöyle buyurdu: ‘Kendilerine kitâb verilenlerin taâmı size helâldir.’ İbn Abbas, Ebu Umâme, Mücâhid, Saîd bin Cubeyr, İkrime, Atâ, Hasen, Mekhûl, İbrâhîm en-Nehaî, Suddî ve Mukâtil bin Hayyân yiyecekten kastın kesilmiş hayvanlar olduğunu söylemişlerdir. Bu ulemâ arasında icmâ edilen bir konudur ki onların kestikleri hayvanlar Müslümanlar için helâldir.” [Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm: 3/40.]

Sünnet’ten delîle gelince: İmâm İbn Ebî Şeybe ve İmâm Abdurrezzâk, “Musannef” isimli eserlerinde, İmâm Ebû Yûsuf “Kitâbu’l-Harâc” isimli eserinde, İmâm Beyhakî “es-Sünenü’l-Kubrâ” isimli eserinde ve İmâm Tahâvî, “Şerhu Müşkili’l-Âsâr” isimli eserinde şöyle rivâyet etmişlerdir: “el-Hasen -bin Muhammed bin Alî-’den rivâyet olunduğuna göre ‘Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Hacer Mecûsilerine mektub yazıp onlara İslâm’ı arzetti. Müslüman olandan bu kabul edildi. Kim yüz çevirdiyse onlara kestiklerinin yenmemesi ve kadınlarının nikâhlanmaması üzere cizye belirlendi.” [(MÜRSEL HADÎS:) İbn Ebî Şeybe, (32645); Abdurrezzâk (10028)…]

Bu hadîs-i şerîf, rivâyeti açısından mürsel olup, mânâsı üzerinde Müslümanların icmâ etmesi onu güçlendirmektedir. [Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ: 9/323.] Böylece hadîs, besmele ile şer’î usûllere göre kesseler dâhi Mecûsi gibi Ehl-i Kitâb olmayan müşriklerin kestiklerinin yenmeyeceğinde ittifakla hüccettir. [Mürsel’in meşhur olan tarifi “Senedinden bir sahâbî düşen hadîs” şeklinde yapılmıştır.  Buna göre mürsel yaşı ister küçük, ister büyük olsun bir tâbiînin mutlak olarak merfûan rivâyet ettiği hadîstir.]

Nitekim Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye rahimehullâh, şöyle demiştir: “Bu hadîs mürseldir. Beş sahâbeden buna muvâfakat eden rivâyet vardır. Onlardan bu konuda muhalefet bilinmiyor. Huzeyfe’ye gelince İmâm Ahmed onun bir Yahûdi kadınla evlendiğini zikretti. İlim ehlinin çoğu bu mürselle amel etmiştir. Ulemânın iki kavlinden birine göre mürsel hadîs hüccettir. Ebû Hanîfe, Mâlik ve Ahmed’den bir rivâyette olduğu gibi. Diğer kavle göre ilim ehlinin çoğunun görüşü, Kur’ân’ın zahiri veya başka yolla gelen mürsel onu desteklediği zaman mürsel hadîs hüccettir. Bu da İmâm Şâfiî’nin kavlidir. Bu gibi mürsele gelince bu tür mürsel, âlimlerin ittifakıyla hüccettir.” [İbn Teymiyye: el-Fetâvâ el-Kübrâ: 3/109.]

İcmâya gelince: Ehl-i Sünnet âlimleri -Allâh kendilerinden râzî olsun- Ehl-i Kitâb dışındaki müşriklerin kestiklerinin keserken besmele çekseler dâhi haram olduğunda icmâ etmişlerdir.

İmâm İbn Abdilberr rahimehullâh “el-İstizkâr” adlı eserinde şöyle demiştir: “Âlimler icmâ etmişlerdir ki: Mecûsi ve putperest Allâh’ın ismini zikretse bile kestiği yenmez.” [İbn Abdilberr: el-İstizkâr: 5/250.]

Ehl-i Kitâb dışındaki müşriklerin keserken besmele dâhi çekseler kestiklerinin haram olduğunda icmâ nakledenlerden bazıları şöyledir:

İmâm İbn Munzir “Kitâbu’l-İcmâ” adlı eserinde, İmâm İbn Hubeyra, “İhtilâfu Eimmeti’l-Ulemâ” adlı eserinde, İmâm el-Beğavî rahi-mehullâh, “Meâlimu’t-Tenzîl” adlı eserinde, İmâm İbn Cevzî rahimehullâh, “Zâdu’l-Mesir” adlı eserinde, İmâm el-Hazin “Lubâbu’t-Te’vîl” adlı eserinde, İmâm İbn Kudâme “el-Muğni” adlı eserinde, İbn Rüşd, “Bidâyetü’l-Müctehid” adlı eserinde ve Zafer Ahmed et-Tehânevî “İlâu’s-Sünen” adlı eserinde… [Bak: Kitâbu’l-İcmâ: 61; İhtilâfu Eimmeti’l-Ulemâ: 2/349; Meâlimu’t-Tenzîl: 2/336; Zâdu’l-Mesir: 1/518; Lubâbu’t-Te’vîl: 2/14; el-Muğni: 7/131; 9/392; Bidâye-tu’l-Müctehid: 2/212; İlâu’s-Sünen: 17/94.] 

Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye rahimehullâh şöyle demiştir: “İcmâ’nın anlamı: Müslümanların âlimlerinin herhangi bir hükümde görüş birliğine varmalarıdır. Bir hüküm üzerinde ümmetin icmâsı kesinleştiğinde hiç kimsenin onların icmâsından çıkma imkânı yoktur. Çünkü ümmet delalet üzere birleşmez.” [Mecmûu’l-Fetâvâ; 20/10.]

Sahâbe kavline gelince:

Alî radıyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, o şöyle demiştir: “Mecûsilerin yiyeceğinde bir beis yoktur. Sadece kestikleri yasaklanmıştır.” [Dârekutnî, Sünen: 5/534 (4807); Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ: 9/479 (19172). ]

İbn Me’sûd radıyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, o, şöyle demiştir: “Müslümanların ve Ehl-i Kitâb’ın kestiği dışındakileri yemeyin.” [el-Bûhiti, Keşşâfu’l-Kınâ: 6/205; İbn Muflih, el-Mubdi: 8/23; ed-Dureru’s-Seniyye: 7/479.]

İbn Abbâs radıyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, o şöyle demiştir: “Sadece Yahûdi ve Nasranîlerin kestikleri helâl kılınmıştır. Çünkü, onlar Tevrat ve İncil’e îmân etmişler.” [Hâkim, el-Mustedrek: 2/341 (3213); Taberânî, Mu’cemu’l-Kebîr: 11/293 (11779); Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ: 9/474 (19155). ]

Sonra bu konuda bilinmesi gerekli olan mühim bir kâide vardır ki, onun üzerinde ümmetin imâmları ittifak etmişlerdir. Kâideye göre: “Kesilen hayvanlarda aslolan haramlık ve şüphedir.” [İbn Kayyım, İlâmu’l-Muvakkıîn: 1/256. ] Kâideyi bu lafzıyla İmâm İbn Kayyım, “İlâmu’l-Muvakkıîn” adlı eserinde zikretmiştir.

[Bu kâide şu lafızlarla da zikrolunmuştur: “Etlerde aslolan haramlıktır.” / “Hayvanlarda aslolan haramlıktır.” Kâideyi bu lafızlarla zikredenlerden bazıları şunlardır: İmâm İbn Arabî “Ahkâmu’l-Kur’ân” (2/35) adlı eserinde, İmâm Nevevî “el-Mecmû” (9/25, 75) adlı eserinde, İmâm Zekeriyâ el-Ensârî, “Esnâ’l-Mutâlib” (2/41) adlı eserinde, İmâm Ebu İshak eş-Şirâzî “el-Muhezzeb” (1/454) adlı eserinde…]

Bu kâidenin delîllerinden biri şu hadîsi şerîftir: “Adiy bin Hâtim radıyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Köpeğini saldığın zaman Allâh’ın adını zikret! Eğer senin için yakalar ve sen de diriyken ona ulaşırsan onu kes. Eğer ölüyken ona ulaşırsan ve köpek ondan yememişse ondan ye. Eğer köpeğinin yanında başka bir köpek bulursan ve köpek avı öldürmüşse ondan yeme, çünkü sen onların hangisinin avı öldürdüğünü bilmiyorsun. Eğer ok atarsan Allâh’ın ismini zikret! Eğer av senden bir gün gizli kalır, sonra onu bulursan ve okunun eserinden başka bir şey bulamazsan, dilersen ye! Eğer avı suda boğulmuş bulursan yeme!” [(SAHÎH HADÎS:) Müslim (1929); Nesâî (4263)…]

İmâm Nevevî rahimehullâh hadîsin şerhinde şöyle demiştir: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ‘Eğer köpeğinin yanında başka bir köpek bulursan ve köpek avı öldürmüşse ondan yeme, çünkü sen onların hangisinin avı öldürdüğünü bilmiyorsun’ kelâmında mühim bir kâidenin beyânı vardır. O kâide şudur: ‘Hayvanı helâl kılan kesimde şüphe hâsıl olursa helâl olmaz! Çünkü hayvanda aslolan haramlıktır. Bu konuda ihtilâf yoktur.” [Nevevî, el-Minhac fi Şerhi Sahîhi Müslim: 13/78.]

Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın şu âyet-i kerîmeleri ise kesilirken üzerine Allâh’ın ismi anılmayan hayvanların yenilmesini yasaklamaktadır: “Eğer O’nun âyetlerine îmân ediyorsanız, artık üzerinde Allâh’ın ismi anılanlardan yiyin.” (Enam: 6/118)

Kâdî Beydâvî rahimehullâh, âyet-i kerîmenin tefsîrinde şöyle demiştir: “Âyetin mânâsı şöyledir: Kesilirken Allâh’ın isminin anıldığı şeylerden yiyin. Başkasının ismiyle yahut kendi başına ölenlerden yemeyin.” [Beydâvî, Envâru’t-Tenzîl: 2/180.]

“Allâh, mecbur kaldıklarınız dışında neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken size ne oluyor ki, üzerine Allâh’ın ismi anı-lanlardan yemiyorsunuz? (Enam: 6/119)

İmâm İbn Kesîr rahimehullâh, âyet-i kerîmenin tefsîrinde şöyle demiştir: “Allâh’u Teâlâ, üzerine ismi anılarak kesilen hayvanlardan yemeyi mü’min kullarına mubah kılmıştır. Bunun mefhûm-u muhalifi şöyledir: Üzerine Allâh’ın ismi anılmayan şeyler mübâh değildir.” [Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm: 3/323.] [Mefhûm-u muhalif: Bir sözde sükût geçilen şeyin mantûk ve mezkûr olan şeye varlık ya da yokluk bakımından hükmen muhalif olmasıdır.]

 “Üzerine Allâh’ın ismi anılmayanlardan yemeyin. Çünkü o gerçekten bir fısktır.” (Enam: 6/121)

Âyet-i kerîmedeki, “Üzerine Allâh’ın ismi anılmayanlardan yemeyin” nehyi, tahrim içindir. Buna göre kesim yaparken besmele çekilmesi şart olup, üzerine Allâh’ın ismi anılmayan hayvanlar helâl değildir. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in şu hadîsi de bunu desteklemektedir:

“Rafi’ bin Hadîc radıyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Kanı akıtan (bir alet ile kesilen) ve üzerine Allâh’ın adı anılanlardan ye.” [(SAHÎH HADÎS:) Buhârî (2488); Müslim (1968)…]

Unutularak Allâh’ın ismi anılmadığında ise ondan yemek helâldir. Çünkü Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

 “İbn Abbâs radıyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Şüphesiz ki Allâh’u Teâlâ, ümmetimin yanılmasını, unutmasını ve zorlandığı şeyi (n günahını) affetmiştir.” [(SAHÎH HADÎS:) İbn Mâce (2043); Darâkutnî (4351)…]

Bu görüş, Alî bin Ebî Tâlib, Hasen-ı Basrî, Ebû Hanîfe, İshâk İbn Râhûye ve Süfyan-ı Sevrî’nin görüşüdür. Mâlik bin Enes ve Ahmed bin Hanbel’in meşhur olan görüşleri de budur. Ayrıca bu görüş İbn Abbas, Saîd İbn el-Müseyyeb, Ata ve Tavus’tan da -Allâh kendilerinden râzî olsun- rivâyet edilmiştir. [Kurtubî, el-Câmiu li Ahkâmi’l-Kur’ân: 7/74 vd.; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm: 3/324 vd…]

Görüldüğü üzere şer’î delîller, Müslüman ve Ehli Kitâb dışındaki bir dîn mensubunun kestiklerinin helâl olmadığına; Müslüman ve Ehl-i Kitâb’ın Allâh’ın ismini kasten terkettiklerinde ve kesen kim olursa olsun Allâh’tan başkası adına kesilenlerin haram olduğuna delâlet etmektedir. 

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

 pdf-2

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *