«
  1. Ana sayfa
  2. AHLAK
  3. Erkekte Örtünür

Erkekte Örtünür

Mukaddime: 

Rahman ve Rahim olan Allah-u Teâlâ’nın adıyla…

Gelişiyle beraber insanlığı cahiliyyenin karanlıklarından medeni yaşamın en olgun seviyesine çıkarmak için Allah-u Teâlâ tevhidi insanlara öğreterek cahiliye döneminin sapkın adetlerini batıl kılmıştır. Aynı zamanda tevhid dininin ve tevhide inanan müslümanların maslahatlarını en iyi şekilde muhafaza etmek ve onları hertürlü sapıklık ve günahtan korumak için hükümler ve öğütler vaaz etmiştir.

Bunlardan bir tanesi de Allah-u Teâlâ’nın “Zinaya yaklaşmayın” (İsra Suresi 32) emridir. Bu büyük günaha yaklaştıran şeylerin ilki ise bakıştır. Bu bakıştan sakınmak gerektiği gibi bu türlü bakışları celbetmeyecek şekilde giyinmekte bir gerekliliktir ki nesli muhafaza maslahatının inşaası için temeller atılmış olsun. Bu da ancak insanın mahrem yerlerini örten, setreden tesettürle olur. Ve bu erkek ve kadın bütün Müslümanlara farzdır.

Genel olarak tesettür denilince kadınlar ön plana çıkar ve yalnızca kadınların örtünmesi gereği üzerine durulur ve onların giyim kuşamları üzerine tarifler yapılır. Oysa dinin örtünme yani tesettür emri sadece kadınlar değil erkekler üzerinde de farz olan bir uygulamadır. Evet, tesettürün sınırları konusunda kadın erkek arasında bazı farklar vardır ama erkekler de örtünmek zorundadır. Onlar için de çıplaklık ve ileride geleceği üzere giyinik çıplaklık(!) haramdır.

Tesettür Emri:

Erkelerin örtünmesi gereken yerlerini açıkça yani şeklen Kuran-ı Kerim bildirmemiş fakat erkeğin tesettürünün göz kapakları olduğuna Nur Suresi 30. ayette: ”Mü’min erkeklere söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar.” Şekilde dikkat çekilmiştir.

Fakat İslam hukukunun ikinci kaynağı olan hadisler bu hususu açıklamıştır. Bu hadisler -Allah-u âlem- aynı zamanda ayetin devamındaki “ırzlarını da korusunlar” emrinin dâhilindeki meseleleri de açıklamaktadır. Zira burada yine ırzı korumanın temelleri atılmış olur.

Erkeğin Tesettür Mâhâli:

Bu bağlamda erkeğin mahrem yeri, göbekleri altından dizleri altına kadar olan kısmıdır. Sağlam görüşe göre diz kapağı da uyluktan sayılıp avret yeri sayılır.

Efendimiz aleyhisselam hadisinde buyurmaktadır ki: “Erkeğin avret yeri göbeği ile diz kapağı arasıdır.” (Ahmed b. Hanbel).

Ayrıca Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Ali radıyallahu anh’a: “Dizini açma, diri veya ölü hiç kimsenin dizine bakma” diye emretmiştir.

Erkeğin giyiminde de tesettür noktası kadının ki kadar önem taşımaktadır. Bunun için İslam’a uygun tarzı seçmesi gerekir. Mesela, avret mahallini belli etmeyecek kadar bol olması, dışarıda kadınımsı bir görüntüyü andırmayacak renkleri ve biçimleri seçmeleri uygun olanıdır. Haram olan ipeği de kesinlikle giymemeleri gerekir.

Müslüman Erkeğin Tesettürde Numunesi:

Erkeklerin kılık ve kıyafette örnek almaları gereken en önemli şahsiyet Allah Rasûlü’dür. O sallallallahu aleyhi ve sellem, yeşil ve beyaz giymeyi severdi. En çok sevdiği elbise çeşidi ise kamisti. Hiçbir zaman tesettüre aykırı giyinmez, vücut hatlarını belli eder biçimde giysiler tercih etmezdi.

Erkeğin süsü, ziyneti ve asıl güzelliği tesettür iledir. Tesettür sadece örtmek anlamıyla değil, insana yakışanın, onu mahlûkattan ayıran şeklin cismen suret kazanması anlamıyla düşünülmelidir.

Elbise insanı sadece soğuk ve sıcaktan korumak için değil hassaten mahrem yerleri örtmek için buna en uygun şekilde üretilmeli ve kullanılmalıdır. Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bu konuda şöyle bir rivayet vardır:

Ebu Said el-Hudrî radıyallâhu anh anlatıyor: “Peygamber aleyhissalâtu vesselâm, elbiseyi yenilediği zaman şu duayı okurdu: Allah’ım! Hamd sanadır. -(giydiği şey ne ise) ismen söyleyerek- Bunu bana sen giydirdin. Bunun hayırlı olmasını, yapılış gayesine uygun olmasını diliyor, şerrinden ve yapılış gayesine uygun olmamasından da sana sığınıyorum.” [Ebû Dâvud, Libas 1, (4020); Tirmizî, Libâs 29, (1767).]

Giyinik Çıplaklar:

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:  “Rasulullah aleyhisselam şöyle buyurmuştur: Ateş ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim: Yanlarında sığırkuyruğu gibi birşeyler taşıyıp onu insanlara vuran insanlar; giyinmiş, çıplak kadınlar ki bunlar Allah’a taatten dışarı çıkmışlardır. Bunlar, başkalarını da baştan çıkarırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu kadınlar cennete girmek şöyle dursun, kokusunu dahi almazlar. Hâlbuki onun kokusu şu şu kadar uzak mesafeden duyulur” buyurdular.” [Müslim, Cennet  53, (2857), 52, (2128).]

Kadın, hadiste iki zıt vasıfla tavsif edilmektedir: “Giyinmiş fakat çıplak kadın.” Âlimler, bunu farklı yorumlara tabi tutarlar:

  • Bazıları giyinmiş çıplaklığı Allah’ın nimetine bürünmüş fakat şükür yönüyle çıplak yani nimetlerin şükrünü eda etmeyen kadınlar diye yorumlamıştır.
  • Bir kısmı: Kadın kadınlık yönünü ortaya koymak, dikkatleri çekmek için, vücudunun bir kısmını örttüğü halde,  diğer bir kısmını açar diye yorumlamıştır.
  • Bir kısmı da bedenini gösteren şeffaf elbiseler giyenler kastedilmiş demiştir.
  • Bu açıklamaların hepsi doğrudur. İslamî tesettüre aykırı olan bütün giyimler bu hadiste ifade edilmiş durumdadır. İslamî tesettür sadece “giyinmek” aramaz, giyinmenin tarzını da ister.
  • Belirlenen hududu örtecek büyüklükte olmalıdır.
  • Vücut hatlarını gösterecek darlıkta olmamalıdır. Çok dar giyinen “giyinmiş çıplak” hükmündedir. Batı menşeli modaları takip edenler bu hallere düşmektedirler.
  • Elbise bedeni göstermemelidir. Çok ince naylon ve şeffaf elbise giyenler de giyinmiş çıplak durumundadır.
  • Hadislerde yasaklanan bir başka kıyafet şöhret elbisesidir. Yani dikkatleri üzerine çekmek gayesini güden kıyafetler. İslam elbiseyi örtünmek için emrettiği halde günümüzde birçok çevreler elbiseyi örtünmeden çok dikkatleri üzerine çekme vasıtası olarak kullanıyorlar. Şu halde bu nev’e giren giyimler de giyinmiş çıplak manasına dâhildir.

Hadis-i şerifte sözü edilen “giyinik fakat çıplak kadınlar” şeklindeki hitap kadınların bu konudaki sapıklıklarının daha ileri olacağından dolayıdır. Yoksa kınama, hakkında tesettür emri üzerine gereklilik olan erkek ve kadın herkes için geçerlidir. Zaten hadiste de geldiği üzere bu şekil tesettüre riayet etmeme Allah’a itaatten dışarı çıkmanın bir tezahürüdür.

İslam’ın kıyafetle ilgili olarak vazettiği esasları anlamada sünnette gelen bazı yasakları şöyle özetleyebiliriz:

1- İslâmî tesettürü sağlamayan giyecekler:

  • Kısa olanlar.
  • Vücut hatlarını ortaya vuracak kadar dar olanlar.

 2- Sünnete zıt düşen kıyafetler:

  • Yabancı kültürü (Ehl-i Kitab ve Müşrikleri) temsil eden kıyafetler.
  • Şekil veya renk yönleriyle karşı cinse ait olan giyecekler.
  • Tekebbür (kibir ve gösteriş) verecek kıyafetler.
  • Erkekler için,  ipekten mamul giyecekler.
  • Mevkiine uygun düşmeyen kıyafetler (belli bir sınıfa (mesela zahidlere) âlem olan elbiseyi başkalarının giymesi, zenginin fukaraca giyinmesi gibi).
  • Dikkat çekici elbiseler. Hadislerde şöhret elbisesi diye geçer ve şarihlerce “islam toplumunun örfüne uymadığı için dikkat çeken, çok güzel veya çok çirkin olan” diye açıklanır.
  • Pejmürde olan kıyafetler.

Giyinişte Ehli Kitaba ve Müşriklere Benzemek:

  • İslam dini hemen her konuda olduğu gibi giyiminde her çeşidinde müşrik ve kafirlere muhalefet edip onlara benzememeyi esas edinmiştir. Bu müslümanla müşriğin ayrılması ve uygulanacak muamelenin hakkaniyetle yerine getirilmesi için uygulanan güzel bir menhecdir.

Farklı medeniyete (dine) mensup kimselerin daha ilk bakışta, kıyafetiyle fark edilmesini esas kabul eden İslam dini, bu maksatla bilhassa baş kıyafetine ehemmiyet verir. Hadislerde sakal ve bıyığın traş şeklinden, bunlara gereğinde vurulacak rengin çeşidine,  başı örten serpuşun çeşit ve şekline varıncaya kadar bazı teferruat üzerinde önemle durulmuştur. Bu konuda mesela sarık “imanla küfrü”, “müşriklerle bizi” ayıran alâmet-i farika olarak vasıflandırılmıştır.

“Yahudiler gibi iştimal etmeyin” hadisiyle, tesettürü sağlasa bile, bazı hususi giyim tarzlarında Ehl-i Kitab’a benzemekten kaçınmak dile getirilmektedir. Metinde geçen iştimal: “Elbisenin ucu aşağıya serbestçe sarkmaksızın, vücudu sımsıkı sarması” manasındadır.

Mesela rivayetler Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in, bir Ehl-i Kitaptan Hıristiyanlık sembolü olan haç işaretinin değil elbiseler, eşyalar üzerinde bulunmasına izin vermediğini, “üzerinde haç bulunan her eşyanın haçını mutlaka bozduğunu” belirtir.

Yabancı kültür unsurları karşısında İslam’ın tutumunu anlamak için Ömer radıyallahu anh’ın tatbikatından da bir misal vermek faydalı olacaktır. Rivayetler onun, zımmilerin kendilerine has kıyafetlerini muhafaza ederek Müslümanlara benzemeye yeltenmelerini önlemek için “Başın ön kısmındaki saçlarını kesip, orta kısımdakileri uzatmalarını ve hiçbir şeylerinde Müslümanlara benzememelerini emrettiğini” kaydeder. Hatta Şam’daki Hıristiyanlarla yaptığı anlaşmada, kıyafet meselesi ile alâkalı müstakil bir pasaja rastlamaktayız. Orada Hıristiyanlar şu taahhüdde bulunurlar: “Biz, gerek ayakkabılarında, gerekse baş kıyafetlerinde (imame, kalansuve) ve elbiselerinde hiçbir surette Müslümanlara benzemeyeceğiz; onların lisanlarıyla konuşmayacağız, künyelerini kendimize künye yapmayacağız…  Yüzüklerimize Arapça kelime nakşetmeyeceğiz.  Başlarımızın önünü traş edeceğiz. Ziyyimiz eskiden nasıl idiyse aynen takınacağız. Bellerimize zünnar bağlayacağız. Müslümanların sokaklarında haçlarımızı ve kitaplarımızı izhar etmeyeceğiz…”

Klasik İslam âlimleri, imanî ayrılık halinde bir kısım kültürel tezahürlerdeki ayrılığa o kadar ehemmiyet vermişler ki, bunu, yukarıda görüldüğü üzere, sadece kılık kıyafete, dile, yazıya inhisar ettirmemişler, daha da ileri giderek binaların haricî şekillerinde bile aramışlardır. Hanefîlerce meşhur ve muteber el-Hidaye’de şöyle denir: “…Evlerine tefrik edici alâmetler de koymak gerekir, ta ki, dilenciler gelip, yanlışlıkla kapılarında durup mağfiret duasında bulunmasınlar.”

Moda Akımına Kapılmak:

Müslümanların giyimlerinin şeklinde müşriklere uyduğu gibi bu uyumunda da bir ritim ve geldi geçtilikle bir israf ve tükettirme batağı olan modaya uymaları tabiri caiz ise daha dehşet verici bir tablodur. Aklı başında her müslüman düşünmelidir ki moda ne için vardır neye hizmet eder.  Bunu düşünmeli ve şeytan ve hizmetçilerinin bu konudaki oyunlarının rahat bir şekilde farkına varmalıdır.

Zaten tevhidi bir müslümanın böyle bir tutumu olabileceğini zannetmiyor fakat yeni müslüman olmuş gençlerin bu tip adet ve alışkanlıkları var ise bunları düşünmesini diliyorum.

Hâtime:

Bu emirleri göz önünde bulundurarak günümüz erkeklerinin kılık kıyafetlerine şöyle bir bakacak olursak, İslam’ın tarif ettiği şekli görmek artık neredeyse mümkün değil. Daracık pantolonlar, renkli gömlekler, diz kapağı üzerine çıkmış şortlar ve benzeri yakışıksız görünümler adım başı görülür haldedir. Haklı olarak hanım yakınlarının üzerine titreyen ve mümkünse tamamen örtünmelerini isteyen erkekler nedense kendi kılık ve kıyafetlerinde aynı hassasiyeti göstermiyorlar.

Unutmamak gerekir ki kadının kendisine karşı örtünmesi gereken hemcinsi ve karşı cinsi olduğu gibi erkeğinde hemcinsi ve karşı cinsi vardır ve elbette erkeklerinde karşı cinsine karşı bir ilgi uyandırıcılığı mevcuttur. Bunun için yukarıdaki gibi İslam kadının olduğu gibi erkeğinde tesettürü konusunda hükümler ortaya koymuştur. Müslüman bu konuda uyanık olmalı ve dininin güzelliğini yaşantısının her bölümünde olduğu gibi giyim ve kuşamında da göstermesi muhakkak bir gerekliliktir.

Bu konuda erkeğin ve kadının uygulaması gereken tesettür şekilleri her ne kadar günümüzde sapık ve yoldan çıkmış fakat kendilerini İslama nisbet eden fırkalarca da kullanılsa da biz Allah ve rasulunün emri ve nasihatleri mucibince örtünmemizi en güzel şekilde yapmalıyız. Çünkü müslümanlar Allah ve rasulune itaat ve uymaya daha layık ve mükelleftir.

Rabbim cümle müslümanlara takva örtüsüyle örtünme şuuru versin… Allahumme Amin…

“EY ADEMOĞULLARI!
Size çirkin yerlerinizi örtecek bir giysi, bir de giyip süsleneceğiniz bir giysi indirdik. Takva örtüsü ise daha hayırlıdır.

EY ADEMOĞULLARI!
Şeytan ana ve babanızı kötü yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak nasıl cennetten çıkardıysa, sizi de aldatmasın.” (Araf Suresi 26-27)

Osman et-Tâlib