«
  1. Ana sayfa
  2. EDEBİYAT
  3. Emret Allah'ım, Emret!

Emret Allah'ım, Emret!

lebbeyk (tevdav)EMRET ALLAH’IM, EMRET!

Esedullâh Saîd

 .

“Lebbeyk, Allahûmme lebbeyk”’  

Emret Allah’ım, emret! Emrindeyim Allah’ım, emret!

“Lebbeyke, lâ şerike leke, lebbeyk”’

Senin ortağın yoktur! Emret, ortağı olmayan Rabbim, emret!

Her işi hikmet üzere yapansın, emret!

Sen Hakim olansın, emret!

Hangi beşerin sistemi Senin sistemin gibi olabilir?

Seni hamdinle tesbih ve tenzih ederiz, Rabbimiz, emret!

Kalbimiz, dilimiz ve bedenimizle emrindeyiz Allah’ım, emret!

Her şeyin ilmine vakıf olansın, emret!

Sen Alim olan emret!

Kullarından alim diye isimlendirilenler sınırlı bilgileri olanlardır.

Mutlak olarak her şeyi hakkıyla bilen Sensin, emret!

Her canlının halinden eksiksizce haberdar olansın, emret!

Sen Habir olansın emret!

Kulların kullarının ihtiyaçlarını ne kadar bilir!

Onları yaratan, yarattıklarının tüm ihtiyaçlarından haberdar olan yalnızca Sensin, emret!

Her elçin ile kullarına adaletli hükümleri gönderen Sensin, emret!

Sen Adil olansın emret!

Kulların adalete ancak Senin hükümlerini uygulayarak kavuşabilirler.

Onların adalet dedikleri şey, Senin hükümlerine dayanmıyorsa eğer, zulümdür elbet!

Muhakkak ki adaletli hükmün yegane sahibi Sensin, emret!

Ey Hakim olan, ey Alim olan, ey Habir olan, ey Adil olan Rabbimiz!

Emret! Emreden ancak Sensin, emret!

Emret! Biz Sana şirk koşmamakla mükellef kullarınız, emret!

Zaten Senin hiçbir ortağın yoktur, emret!

Yaratan, yaşatan ve yöneten yalnız Sensin, emret!

Hüküm ancak Sana aittir Allah’ım, emret!

Bizler emrine teslim olan, kurtuluşu teslimiyette arayanlarız, emret!

Ne gönderdiysen haktır; kabul etmekteyiz, emret!

Bizler Seni Rab, elçini Rasul ve dinini din olarak kabul ettik Rabbimiz, emret!

Rab olarak Senden, din olarak İslam’dan, rasul olarak Muhammed’ten razıyız, emret!

Emret! Emirlerin baş tacımızdır, emret!

Emrin üzerine yaşamak yegane hedefimizdir, emret!

Ne verdiysen razıyız, emret!

Bizi bize, bizi kullarına bırakma, emret!

Emret Allah’ım, emret!

*** 

Ey rab olarak Allah’u Tealâ’dan razı olanlar!

Ey Hacca gidip dilleriyle ‘lebbeyk/emret!’ diyenler!

Ne dediğinizi biliyor musunuz?

Yoksa uydum kalabalığa diyerek mi tekrarlamaktasınız bu sözü?

Ey hac yolcuları!

Kaçınız ne dediğinizin farkındasınız?

Bir insana dahi “emret” diyen kişi ne dediysen yapacağım demek istemez mi?

Ya Rabbimize ‘emret!’ diyenler!

Sizler ne deyip ne yapmaktasınız?

Ey amelleri dillerini yalanlayanlar!

Ey yegane emredicinin  emirlerine karşı gelenler!

Hatta O’nun emirlerine savaş açanlar!

Sizler ne söyleyip ne yaptığınızın ne kadar farkındasınız?

Ey dilleriyle rab olarak Allah’ı kabul edenler!

Biliniz ki!

Bizler, Rabbimizden razıysak eğer; O’nun bizim için seçtiği dinden, o dinin emir ve nehiylerinden razıyız, demektir.

Emir ve nehiylerinden razı olduğu halde insan başka emir ve nehiylere nasıl yönelebilir?

***

Ey din olarak İslam’dan razı olduğunu söyleyenler!

Söyleyin, İslam’ın emir ve yasaklarını kaldırıp, uyduruk yasaların hayata hakim olması için tüm imkanları seferber edenler “emret Allah’ım!” derken  ne kast etmektedirler?

Biliniz ki!

Dinimiz İslam, hem bireye, hem topluma, hem devlete, hem de sokağa karışır. Karışmaz, karışamaz demek, emreden Allah karışamaz demektir!

Biliniz ki!

Laiklik, Allah işimize karışamaz diyen sistemdir.

Oysa ki insan aciz, her daim Allah’a muhtaç.

O’nun emirlerine muhtaç.

O’nun yasalarına muhtaç.

Ey dilleriyle “emret!” diyenler!

Gelin görün ve muhtaç olduğunuza dönün!

Diliniz, kalbiniz  ve  amellerinizle “emret!” deyin.

İslam, Allah’ın razı olduğu tek sistemken, Allah’ın gazabının olduğu sistemlerden uzak durunuz.

İslam’ın haricindeki tüm sistemler insanlık için hüsrandır.

Bu sistemlerin hiç birisi insanlığa huzur ve mutluluğu sunamazlar.

Kan ve gözyaşlarıyla yazılan tarih buna şahittir.

Gelin, İslam dışı tüm sistemleri terk ediniz!

***

Ey rasul olarak Muhammed aleyhisselâm’dan razı olduğunu dillendirenler!

Allah’ın son elçisinin hayatı detaylarıyla ortadadır.

O, beşer olması hasebiyle evlenmiş bir koca, çocuk sahibi bir baba iken, aynı zamanda mescidte namaz kıldıran bir imam, devlet yöneten bir başkan ve orduları yöneten bir komutandır.

Onun hayatında; ‘ev-cami-devlet-ordu’ ayrımı yoktur. Bu ayrım ancak laiklikte vardır. Tüm seçilmiş elçilerin hayatlarında ve dahi onun hayatında; laiklik yoktu ve de olamazdı.

O, hayatının her alanında Rabbimize teslim olarak, ‘emret Allah’ım!’ demiştir.

O, evinde İslam’ı yaşamış, mescidte İslam’ı anlatmış, devletini İslam ile yönetmiş ve ordusuyla İslam’ın hâkimiyeti için savaşmıştır.

O, bugünkülerin tabiriyle demokratta değildi. Demokrasi denen şeyle İslam’ın devletini yönetmedi.

Allah’ın habibi, Allah düşmanlarından ve onların tüm uyduruk sistemlerinden beridir.

Allah, onu İslam’la tüm insanlığa ve tüm din dinlere üstün gelmesi için göndermişken, o tüm muharref ve batıl dinlerle ve tabileriyle mücadele etmiştir.

Ey yolunu takip etmesi gerekenler!

İşte size takipçi!

Ona salât ve selâm olsun!

Allah’ın rahmet nebisi bizler için en güzel örnekken, onun yaşantısı ve Kur’an’ın buyrukları önümüzdeyken, ey Rasule uyması gerekenler!

Ey Rasulü sevdiğini söyleyenler!

Laiklik ve demokrasi ile onun yolundan nasıl gidebilirsiniz?

Bizler sıratı mustakimi isteyenler değil miyiz?

Rabbimiz nebisine ‘Muhakkak ki sen sıratı mustakim üzeresin’ (Yasin:36/4) buyurmuş iken, dosdoğru yol peygamberin yolundan başka bir yol olabilir mi?

Ey cennette peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle olmayı isteyenler!

Dosdoğru yol; elbette peygamberlerin, sıddıkların, şehidlerin ve salihlerin yoludur.

Demokrasi ve laikliğin necis yolları nasıl dosdoğru yol olabilir?

Hangi rasul laik, hangi nebi  demokrattı?

Hangi sıddık, hangi şehid, hangi salih; laik ve demokrat olabilir?

Estağfirullah!

Ey akıl sahipleri düşünün ve ibret alın!

Gelin kurtuluş çağrısına kulak verin!

Rabbimizin insanlığa son mesajına; kalbiniz, diliniz ve amellerinizle, ‘lebbeyk/emret’ deyin! 

***