«
  1. Ana sayfa
  2. Akaid Soruları
  3. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaatin özellikleri nelerdir?

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaatin özellikleri nelerdir?

Soru: Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaatin özellikleri nelerdir?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

Fırka-ı Nâciye (kurtuluş ehli) olan Ehl-i Sünnet’in bu kitâbın hacmini aşan birçok özellikleri bulunmaktadır. Bu özelliklerinden bazıları kısaca şöyledir:

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, Kur’ân ve Sünnet’e kayıtsız ve şartsız itaat ederler. Kur’ân ve Sünnet’in önüne hiçbir kimseyi ve hiçbir şeyi geçirmezler. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“De ki: Allâh’a ve Rasûl’e itaat edin. Eğer (itaatten) yüz çevirirlerse şüphesiz ki Allâh kâfirleri sevmez.” (Âli İmrân: 3/32)

“Kim Allâh’a ve Rasûlü’ne karşı gelirse, şüphesiz onlar için, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır.” (Cin: 72/23) 

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, Allâh’a ve Rasûlü’ne isyân olacak şeyleri emretmedikleri sürece nefislerinin hoşuna gitmese dâhi Müslüman olan idârecilerine ve âlimlerine itaat ederler. Hak oldukları sürece bunlara itaatsizliği, Allâh’a isyân olarak bilirler. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Ey îmân edenler! Allâh’a ve Rasûlü’ne itaat edin. Ve sizden olan (Müslüman) ulu’l-emre (idâreci ve âlimlere) de (Allâh’a ve Rasûlü’ne isyânı emretmedikleri sürece) itaat edin.” (Nisâ: 4/59) 

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, dînde ihtilâf etmeyerek hepbirlikte Allâh’ın ipine (Kur’ân ve Sünnet’e) sarılarak cemaat üzere kalırlar. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: 

“Hep birlikte Allâh’ın ipine (Kur’ân ve Sünnet’e) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.” (Âli İmrân: 3/103); 

“Her kim, kendisine hidâyet (doğru yol) besbelli olduktan sonra Rasûl’e karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir yerdir.” (Nisâ: 4/115)

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Dikkat edin! Sizden önceki Ehl-i Kitâb yetmiş iki dîni fırkaya ayrılmışlardı. Bu ümmette yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bu fırkalardan yetmişiki fırka cehennemlik (sâdece) bir tanesi cennetliktir. Bu (cennetlik olan fırka) cemaattir.” [(SAHİH HADÎS:) Ebû Dâvûd (4597); İbn Mâce (3993)…] 

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düştüğünde onu, Allâh’a ve Rasûlü’ne yani Kitâb ve Sünnet’e döndürerek çözümü bu iki kaynakta ararlar. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur: 

“Hakkında ihtilâfa (ayrılığa) düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allâh’a aittir.” (Şûrâ: 42/10); “Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, Allâh’a ve âhiret gününe gerçekten îmân ediyorsanız onu Allâh’a ve Rasûlü’ne (Kur’ân ve Sünnet’e) götürün.” (Nisâ: 4/59)

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, ilim, amel, ihlâs ve sabır ilkeleri üzere hareket ederler. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Mü’minlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminden bir kısmının dînde derin bir kavrayış edinmek (tafakkuhta bulunmak) ve kavimleri dönüp geldiklerinde onları (emri bi’l-mâruf ve nehyi ani’l-münker yaparak) uyarmak için geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar.” (Tevbe: 9/122) 

“Asra yemin ederim ki, insân gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak îmân edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” (Asr: 103/1-3)  

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, emri bi’l-mâruf nehyi ani’l-münker görevini güçleri yettiğince her dâim yerine getirirler. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Onlar, Allâh’a ve âhiret gününe îmân ederler. Mârufu (iyiliği) emrederler. Münkerden (kötülükten) menederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar sâlihlerdendir.” (Âli İmrân: 3/114) 

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Sizden her kim bir münker (İslâm’a uygun olmayan şeyler) görürse (seyirci kalmayıp) onu eliyle düzeltsin. Şâyet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle düzeltmeye çalışsın. Ona da gücü yetmezse kalbiyle onu hoş görmeyip kabullenmesin ki bu da îmânın en zayıf derecesidir.” [(SAHİH HADÎS:) Müslim (78); İbn Mâce (4013)…] 

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, hem akîdede hem fıkıhta ifrat ve tefridin ortasında vasat bir şekilde hareket ederler. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Böylece, sizler insânlara birer şahit olasınız ve Rasûl de size bir şahit olsun diye sizi vasat bir ümmet yaptık.” (Bakara: 2/143) 

İşte bu özellikler, yetmişüç fırkaya ayrılacağı bildirilen ümmetin içinde Allâh’ın azâbından kurtulacak olan tek fırkanın bazı özellikleridir. Onlar, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in ve ashâbının yolunu izleyerek hak üzere olacaklar ve hakka düşmanlık edenler onlara hiçbir zarar veremeyeceklerdir.

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan biri hariç hepsi Cehennem’de olacaktır. Ashâb: ‘Kimdir onlar ya Rasûlullâh’ diye sorunca: Rasûlullâh şöyle buyurmuştur: Benim ve ashâbımın yolu üzere olanlardır’.”  [(HASEN HADÎS:) Tirmizî: (2641); Hâkim (444)…] 

“Ümmetimden bir topluluk, Allâh’ın emrini dimdik ayakta tutmağa devam edeceklerdir. Onları yardımsız bırakanlar da ve onlara muhâlefet edenlerde onlara zarar veremeyeceklerdir. Onlar, Allâh’ın emri gelinceye kadar bu halleri üzere kalmaya devam edeceklerdir.” [(SAHİH HADÎS:) Buhârî (3641); Müslim: (1037)…]

Arşın el-Kerîm olan Rabb’ine duamız odur ki, bizleri de kurtulan bu fırkaya dâhil ederek haşretsin. Allâhumme Âmin. 

 

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1436h./2014m.