«
  1. Ana sayfa
  2. FIKIH
  3. Dört Mezhebe Göre Teyemmüm

Dört Mezhebe Göre Teyemmüm

Mukaddime:

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle… 

Hamd, -âlemlerin Rabbi olan- Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlüdür…

Bundan sonra:

Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın îmândan sonra soracağı en büyük ve değerli ibâdet namazdır. Namazın kabul olması ise kendisinin şartı olan taharete bağlıdır. Taharet ise bilindiği üzere su ile yapılan bir ibadettir. Su bulunamadığında şeriatın emri, teyemmüm etmektir. Öyleyse mükellefler için taharet fıkhına dâhil olan teyemmüm amelinin öğrenilmesi kaçınılmazdır.

Su bulunamadığında taharetin teyemmüm ile sahih olarak getirilebilmesi için selef ve halef uleması birçok eserler kaleme almışlar ve nesiller boyu muallimler de bunu talebelerine uzun uzadığı anlatmışlardır.

Yaşayan fıkhı mezhebler içinde dört mezheb olarak meşhur olan Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheblerinin fakihleri de teyemmüm fıkhına dair görüşlerini ortaya koymuşlar ve bu görüşlerin delillerini göstermişler; bunları talebelerine talim edegelmişlerdir…

Bize düşen vazife ise bu fıkhı mirasa sâhib çıkarak bu mirastan yararlanmak ve yararlandırmaktır. Buna binaen ecizâne olarak benim bu risaledeki hedefim teyemmüm fıkhına dair uzun uzadıya tafsilata girmeden genel olarak mezheblerin görüşlerini kolay ve anlaşılır bir üslup ile açıklamak, mübtediler için zorluğu gidermektir.  Yardım ve başarı Allâh Subhânehu ve Teâlâ’dandır.   

1. Teyemmümün Tarifi:

 Teyemmüm kelimesi lügatte “kastetmek” demektir. İslami ıstılahta ise: “Temiz toprağı suya bedel olmak üzere taharet maksadıyla şartlarına binaen yüz ve ellere sürmeğe teyemmüm denir.”  Teyemmüm yapan kimseye “Muteyemmim” adı verilir.

 

2. Teyemmümün Sıfatı:

 Teyemmümün caiz olması, mükellefin hadesi kaldıracak kadar su bulamamasına veya kullanamamasına bağlı olup, abdeste veyahut gusle bedeldir.  Yani gusül veya abdest almak için su bulunamadığında veya kullanılamadığında gusül veya abdeste bedel olarak onun yerine teyemmüm edilir. Bedel olması mutlak ve zaruri olarak ikiye ayrılır.

1. Mutlak Bedel Olması: Hanefi Mezhebine göre, teyemmüm zaruri değil, mutlak bir bedeldir. Bu se­beple hades hali suyun bulunmasına kadar kalkar. Vakit girmeden önce teyemmüm etmek caizdir. Tek bir teyemmümle su bulunamadığı ve abdest bozulmadığı sürece birden fazla farz veya nafile namaz kılınabilir. Nafile için alınan teyemmümle farzı eda etmek caizdir.

Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre, bedellik suyla toprak arasında olup, toprak suyun bedelidir. Muhammed bin Hasan’a göre,  bedellik abdestle teyemmüm arasında olup, teyemmüm abdestten bedeldir. Bu ihtilaftan doğan hükümler şöyledir.

a) Muteyemmimin Abdestlilere İmam Olması: Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre, abdestlilerin yanında su varsa namazları sahih değildir. Su yoksa namazları sahih­tir. Muhammed bin Hasan’a göre, yanlarında su olsun olmasın namazları sahih değildir. Züfer’e göre yanlarında su olsun olmasın namazları sahihtir.

b) Muteyemmimin İmam Olduğu Abdestlilerden Birinin Su Görmesi: Muteyemmimin imam olduğu abdestlilerden biri suyu görüp, namaz bitene kadar imama suyu bildirmezse namaz batıl olur. Züfer’e ve bir rivayette Ebu Yusuf’a göre namaz sahihtir.

2. Zaruri Bedel Olması:  Maliki, Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, teyemmüm zaruri bir bedeldir. Bu sebeple hadesin olmasıyla birlikte zaruretten dolayı teyemmüm eden kimse için namaz mubah olur ve vakit girmeden önce teyemmüm etmek caiz olmaz.

Bir teyemmümle birden fazla nafile namaz kılınabilir. Nafile için alınan teyemmümle farzı eda etmek caiz değildir. Maliki ve Şafii Mezheblerine göre, vakti içinde bir teyemmümle birden çok farz namaz kılınamaz. Hanbelî Mezhebine göre, vakti içinde kaza ve cem gibi birden çok farz namaz kılınabilir.

 

3. Teyemmümün Hükmü:

 Teyemmümün meşruiyeti kitab, sünnet ve icma ile sabittir. Teyemmüm; Hanefi, Maliki ve Şafii Mezheblerine göre bir ruhsattır. Hanbelî Mezhebine göre, azimettir.

Teyemmüm farz, vacib ve mendub olarak üç kısma ayrılır.

1. Farz Olan Teyemmüm: Abdest ve gusül farz olan mükelleflere, teyemmüm et­mek de farzdır.

2. Vacib Olan Teyemmüm: Hanefi Mezhebine göre, tavaf için, gerektiğinde teyemmüm etmek vacibtir. Abdestsiz veya teyemmümsüz tavaf sahihtir, ancak mükellef günahkâr olur.

3. Mendub Olan Teyemmüm: Abdest almak ve gusletmek mendub olan hallerde, teyemmüm etmek de mendub olur.

 

4. Teyemmümün Sebepleri:

 Teyemmümüm sebepleri mezheblere göre, abdest için su bulamamak, hastalık, can ve mal korkusu, suya ihtiyaç duyulması, suyun soğuk olması, suya ulaşamamak ve vaktin çıkmasından korkmak şeklinde yedi tanedir.

1. Abdest veya Gusle Yetecek Kadar Su Bulamamak: Abdest ve gusle yetecek kadar su bulmayan kimse hades halini kaldırmak ve ibadet etmek için teyemmüm eder.

2. Hastalık veya İyileşmenin Gecikmesi: Suyu kullanması halinde hastalığı artan veya iyileşmesi geciken bir kimse teyemmüm eder. Bunun tespiti tecrübeyle veya işinin ehli bir doktorun bildirmesiyle olur. Hanefi ve Hanbelî Mezheblerine göre, doktorun Müslüman olması şarttır.  Maliki ve Şafii Mezheblerine göre, şart değildir.

Hastalık bazı organlarda olup, diğer organlar sağlamsa, yıkanıldığında telef olma korkusu olmayan ve iyileşmede gecikme olmayacak olan organlar yıkanıp, diğerleri mesh edilir. Bu durumda teyemmüm etmek caiz değildir.

3. Can ve Mal Korkusu: Suya ulaşmak istendiğinde insan, hayvan, yangın, rüzgâr ve hırsız gibi sebeplerle canın veya malın zarar görme korkusu oluyorsa teyemmüm etmek caizdir.

4. Suya İhtiyaç Duyulması: Mükellefin yanındaki su, hadesi gidermek için kullanıldığında ken­disinin veya bir hayvanın helak olması veya şiddetli sıkıntı çek­mesine sebep oluyorsa teyemmüm edilir. Sıkıntının halen devam ediyor olması veya gelecekte olması arasında hüküm açısından fark yoktur. Her iki halde de teyemmüm edilir. Ancak suyun hadesi gidermek için kullanılması, hayatına saygı duyulmayan harbi, mürted ve benzerlerinin telef olmasına sebep oluyorsa, bunların hayat hakkı olmadığından teyemmüm etmek caiz değildir.

5. Suyun Soğuk Olması: Suyun kullanılmasından dolayı zarar görülmesinden korkulduğunda ve suyu ısıtmak imkânı olmadığında teyemmüm etmek caizdir. el-Hasan ve Ata’ya göre caiz değildir.

Hanefi Mezhebine göre, soğuk sebebiyle teyemmümün caiz olması için ölmekten veya ba­zı organların telef olmasından veyahut hastalıktan korkma halinin bulunması gerekir. Küçük hades sahibinin soğuk dolayısıyla teyemmüm etmesi caiz değildir. Maliki Mezhebine göre, soğuk sebebiyle teyemmümün caiz olması için ancak ölmekten korkma halinin bulunması gerekir. Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, soğuk sebebiyle teyemmümün caiz olması için bir organın telef olma veya organda bir kusur meydana gel­me korkusu olması gerekir.

6. Suya Ulaşamamak: Suyu kullanacak imkân bulunmakla beraber suyu kuyudan veya havuzdan kova ve ip gibi aletlerin bulunmaması sebebiyle çıkaramamak veya ona ulaşmamak nedeniyle teyemmüm etmek caizdir.

7. Namaz Vaktinin Çıkmasından Korkmak: Hanefi Mezhebine göre, farz olan namazlar ve bedeli olmayan bayram ve cenaze namazı gibi namazların kaçırılma korkusuyla teyemmüm etmek caizdir.

Maliki Mezhebine göre, farz namazlar ayrıca Cuma namazı için vaktin çıkmasından korkulduğunda teyemmüm edilerek namaz kılınır ve bu namazın iade edilmesi gerekmez. Cenaze namazında ise kendisine bu namazı kılmak farzı ayn olan kimse için teyemmüm etmek caiz olup, başkaları için caiz değildir. Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, vaktin çıkması korkusuyla, hiçbir na­maz için teyemmüm edilemez. Ancak seferi olan bu hükümden ayrı olup, onun vaktin çıkma korkusundan dolayı teyemmüm etmesi caizdir.

 

5. Teyemmümün Farz Olmasının Şartları:

 Hanefi ve Maliki Mezhebleri, teyemmümüm şartlarını, farz, sahih ve hem farz, hem sahih olma şartları olarak ayırırlar. Şafii ve Hanbelî Mezhebleri böyle bir ayrım yapmazlar.

Teyemmümün farz olma şartları mükellefle ve bizzat te­yemmümle ilgili şartlar olarak iki kısma ayrılır.

Birinci Kısım: Mükellefte Bulunması Gereken Şartlar

Teyemmümün farz olmasının şartları olarak mükellefte bulunması gerekli olan şartlar mezheblere göre, İslam, davetin ulaşması, akıl, buluğ, hayız ve nifas olmamak şeklinde beş tanedir.

1. İslam: Hanefi ve Hanbelî Mezheblerine göre, teyemmümün farz ol­ması için, Müslüman olmak şarttır.

2. Davetin Ulaşması: Malikî Mezhebine göre, teyemmümün farz olması için onu uygulayacak olan kimseye İslâm davetinin ulaşması şarttır.

3. Akıl: Hanefi, Maliki ve Hanbelî Mezheblerine göre, teyemmümün farz olması için, akıllı olmak şarttır.

4. Buluğ: Hanefi ve Maliki Mezheblerine göre, teyemmümün farz olması için, baliğ olmak şarttır.

5. Hayız (Âdet) ve Nifas (Lohusa) Olmamak: Hanefi ve Maliki Mezheblerine göre, teyemmüm yapabilmek için, mükellefin adetli ve lohusa olmaması şarttır.

İkinci Kısım: Teyemmümle İlgili Şartlar

Teyemmümün farz olmasının şartları olarak teyemmümle ilgili olan şartlar mezheblere göre, vakit, teyemmüme güç yetirmek ve teyemmümü bozucu halin bulunmaması şeklinde üç tanedir.

1. Vakit: Maliki, Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, teyemmümün sahih olması için vaktin girmesi şarttır. Bu şart, hem farz, hem de belli vakti olan nafileler için geçerli­dir. Hanefi ve Zahiri Mezheblerine göre, vaktinden önce alınan teyemmüm sahihtir.

2. Teyemmüm Etmeğe Güç Yetirmek: Hanefi ve Maliki Mezheblerine göre, teyemmümün farz olması için, temiz toprağı kullanma gücünün bulunması şarttır. Maliki Mezhebine göre, teyemmüm etmekten aciz olan için bu şart düşer.

3. Teyemmümü Bozucu Halin Bulunmaması: Hanefi ve Maliki Mezheblerine göre, teyemmümün farz ol­ması için hadesin bulunması gereklidir.

 

6. Teyemmümün Sahih Olmasının Şartları:

 Teyemmümün sahih olma şartları mükellefle ve bizzat te­yemmümle ilgili şartlar olarak iki kısma ayrılır.

Birinci Kısım: Mükellefte Bulunması Gereken Şartlar

Mükellefte bulunan şartlar mezheblere göre, akıl, temyiz, İslam, hayız ve nifas olmak üzere dört tanedir.

1. Akıl: Hanefi, Maliki ve Hanbelî Mezheblerine göre, teyemmümün sa­hih olması için, mükellefin akıllı olması şarttır.

2. Temyiz: Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, temyiz şarttır.

3. İslam: Teyemmümün sa­hih olması için, Müslüman olmak şarttır.

4. Hayız (Âdet) ve Nifas (Lohusa) Olmamak: Teyemmümün sona ermesi için, ittifakla, âdet ve lohusalığın sona ermesi gerekir.

İkinci Kısım: Teyemmümle İlgili Şartlar

Teyemmümle ilgili şartlar mezheblere göre, vakit, suyu aramak, tahur toprak, bedenden necaseti gidermek ve niyet olmak üzere beş tanedir.

1. Vakit: Maliki, Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, teyemmümün sahih olması için vaktin girmesi şarttır. Bu sebeple farz veya nafile bir ibadet için vaktin girişinden önce teyemmüm etmek sahih değildir. Hanefi ve Zahiri Mezheblerine göre ve Ma­liki Mezhebinden İbn Şaban’a göre şart değildir.

2. Suyu Aramak: Teyemmümün caiz olması için suyun bulunmadığından emin olana kadar aramak şarttır.

Hanefi Mezhebine göre, şehirde suyu bulamayan kimsenin teyemmümden önce araştırması gerekir. Seferi (yolcu) olan bir kimsenin ise bir milden (dört bin adım = 1.848 m.) az uzaklıktaki bir yerde su bulunduğunu zannederse araştırması gerekir. Ancak can ve malın telef olma korkusunun olmaması gereklidir. Birden fazla yöne gidildiğinde toplamı bir mil ise daha fazla aranmadan teyemmüm etmek caizdir. Yol arkadaşlarından su temin edebilecek olanın istemesi gerekir. İstemeden teyemmüm etmesi Ebu Yusuf ve Muhammed bin Hasan’a göre, caiz değildir. Ebu Hanife’ye göre caizdir. Suyu istediğinde arkadaşlarından suyu alıp alamayacağı şüpheli olanın teyemmüm ederek kıldığı namaz sahihtir. Namazdan sonra istendiğinde verilse dahi namazı iade gerekmez. Suyun bulunup bulunma­dığını kendisinden sorulacak uygun biri olduğu halde, sormadan teyemmüm edilerek kılınan namazın ardından o kimseden suyun bir milden daha yakın bir yerde olduğu öğrenilse, kılınan namazın iadesi gerekir. Suyu değer fiyatına veya biraz daha fazla bir fiyata alabilecek olanın suyu satın alması gerekir. Su, semen-i misil’den yani değer fiyatından çok fazlaya yani gabn-ı fahişle satıldığında suyu satın almak gerekmez, teyemmüm edilir. Eşyaları içindeki suyu unutup, teyemmüm ederek kılınan namazın iadesi gerekmez. Ebu Yusuf’a göre iade etmesi gerekir.

Abdest almaktan aciz olanın yüksek olmayan bir ücretle kendisine abdest aldırtacak bir kimse bulması ve ücreti de karşılayabiliyor olması halinde teyemmüm etmesi caiz değildir.

Maliki Mezhebine göre, iki mil veya iki milden daha fazla uzakta suyun bulunduğu kesin olarak bilinse dahi aramak gerekmez. Ancak iki milden yakın olduğu tahmin edildiğinde buna güç yetirebiliyor ise aramak gerekir. İstediğinde suyu alabilecek kimsesi olanın teyemmüm etmesi caiz değildir. Su semen-i misil’den fazla bir fiyata satıldığında suyu satın almak gerekli değildir. Eşyaları arasında su bulunan ve bunu unutan bir kimse teyemmüm ederek namaz kılsa vakit çıkmadan suyu hatırlasa kıldığı bu namazı kaza etmesi gerekir.

Şafii Mezhebine göre, suyu bulamayan kimsenin, vakit girdikten sonra vakti, son kısmına kadar daraltmadığı, can ve mal korkusu olmadığı sürece suyu mutlaka araması ge­rekir. Suyu bulacağını kesin olarak bilen ve suyla arasında altıbin adım bulunan bir kimsenin can ve mal korkusu olmadığında vaktin çıkmasından endişe etse dahi suyu araması gerekir. Altıbin adımdan uzakta suyun bulunduğu kesin olarak bilinse dahi aramak gerekmez. Su semen-i misil’den fazla bir fiyata satıldığında suyu satın almak gerekli değildir. Eşyaları arasında su bulunan ve bunu unutan kimse teyemmüm ederek namaz kılsa ve namazı kıldıktan sonra vakit çıkmadan önce unuttuğu suyu hatırlasa kıldığı bu farz namazı suyla abdest alarak tekrar kılar.

Hanbelî Mezhebine göre, suyu bulamayan kimsenin suyu bulamayacağını kesin olarak bilmediğinde araması gerekir. Aramadan teyemmüm etmesi sahih olmaz. Su örfi olarak uzak bir yerde ise aramak gerekmez. Su semen-i misil’den fazla bir fiyata satıldığında suyu satın almak gerekli değildir.

3. Tahur Toprak: Teyemmümüm caiz olması için teyemmüm edilen toprağın necis olmaması gerekir. Necis toprakla teyemmüm etmek caiz değildir.

Hanefi Mezhebinde Ebu Hanife ve Muhammed bin Hasan’a göre, toprak cinsinden olan kum, çakıl ve taş gibi maddelerle teyemmüm edilebilir. Yine toprak cinsi olan ve toprakta olup üzerinde toprağın tozu bulunan kül, demir, bakır, cam ve ağaç gibi maddelerle teyemmüm etmek caizdir. Ebu Hanife’ye göre teyemmümde asıl olan bu maddeler üzerinde elin gezdirilmesi olduğundan toprak cinsinin elde kalması şart değildir. Muhammed bin Hasan’a göre toprak cinsinin elde kalıp kullanılabilir olması şarttır. Bu sebeple kireç, alçı, ça­mur, kaya tuzu, tuğla ve çamurdan yapılmış çömlek gibi maddelerle teyemmüm etmek Ebu Hanife’ye göre caizken, Muhammed bin Hasan’a göre, ancak eseri kalabilir ise misal olarak tozu olursa caizdir. Ebu Yusuf ve Tahavi’ye göre, sadece toprak ve kumla teyemmüm yapılabilir.

Maliki Mezhebine göre, arzı yani yerkabuğunu oluşturan parçaların tümüyle teyemmüm edilebilir. Bu sebeple tozu olsun veya olmasın toprakla, kumla, taşla, çakılla, kireçle, çamurla, arza bitişik buzla, yerinde olup nakledilmeyen altın, gümüş ve diğer mücevherat dışındaki madenlerle teyemmüm sahihtir. Yanmış kire­mit ve kireçle teyemmüm edilmez.

Şafii Mezhebine göre, tozu olan toprakla veya kumla teyemmüm edilebilir. Davud ez-Zahiri ve İbn Munzir’de bu görüştedir. Yanıp kül olan toprakla, kükürtle, pişirilmiş alçıyla, tozu olmayan çamurla, seramik tozuyla ve musta’mel yani temizlikte kullanılmış olan toprakla teyemmüm caiz değildir.

Hanbelî Mezhebine göre, teyemmüm ancak tozu olan toprakla edilebilir. Kumla edilebileceğine dair Ahmed bin Hanbel’den gelen bir başka rivayette bulunmaktadır. Gasbedilmiş veya yanmış toprakla, taş tozuyla, kükürtle, pişirilmiş alcıyla ve kumla, teyemmüm edilemez.

Evzai ve Sevri’ye göre, toprak üzerindeki kar dâhil her şeyle teyemmüm etmek caizdir.

Vaktin sonunda suyu kesin olarak bulabilecek olanın namazı bu vakte kadar tehir etmesi gerekir. Eğer suyu bulma ümidi yoksa Hanefi, Maliki ve Şafii Mezheblerine göre, teyemmümün vaktin başında alınması müstehabtır. Hanbelî Mezhebine göre, teyemmümün tehiri her iki durumda da evla olandır.

Hem Su hem de Toprak Bulmayan Kimse: Hem su hem de toprak bulmayan kimsenin yani “fakidu’t-tuhûrayn”in Cumhura göre namaz kılması gerekir. Ancak Hanefi ve Şafii Mezheblerine göre, kıldığı namazları iade eder. İbn Kasım’da bu görüştedir. Hanbelî Mezhebine göre, iade etmez. Müzeni, Eşheb, İbn Munzir ve Sahnun’da bu görüştedir. Maliki Mezhebine göre, bu kimse üzerinden namazın farziyeti düşer.

Hanefi Mezhebine göre, niyet ve kıraat etmez sadece namaz hareketlerini yapar. Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre niyet ve kıraat ederek namaz kılar.

4. Bedenden Necaseti Gidermek: Şafii Mezhebine göre, teyemmüm etmeden önce bedendeki necasetin giderilmesi gerekir. Hanbelî Mezhebine göre, istincanın uygulanmış olması şarttır.

5. Niyet: Hanefi ve Hanbelî Mezheblerine göre, niyet şarttır. Şafii ve Maliki Mezheblerine göre, rükündür.

 

7. Teyemmümün Rükünleri/Farzları:

 Teyemmümün farzları, mezheblere göre niyet etmek, besmele çekmek, mesh etmek, tertip ve muvalat olmak üzere beş tanedir.

1. Niyet Etmek: Teyemmüm için niyet etmek farzdır. Niyet, ellerin teyemmüm edilecek madde üzerine konması sırasında yapılır. Şafii Mezhebine göre, niyetin yeri yüzün mesh edildiği andır. Hanbelî Mezhebine göre, niyet her iki durumda da sahihtir.

a-b) Niyetin Keyfiyeti ve Bir Teyemmümün İbadet Yeterliliği: Hanefi Mezhebine göre, hadesten temizlenmeye veya namaz kılmak için teyemmüm etmeğe niyet edilir. Ab­dest veya guslü belirtmek gerekmez. Cessas’a göre, gerekir. Hadesten temizlenmek veya namaz kılmak için edilen niyetle alınan teyemmüm, yapılacak tüm ibadet çeşitlere kâfi gelir. Bir teyemmümle birden fazla farz veya nafile namaz kılınabilir. Nafile bir namaz niyeti için edilen teyemmümle birden çok farz veya nafile namaz kılmak caizdir. Ancak Kur’an okumak, mescide girmek ve ezan okumak gibi ameller için edilen niyetle alınan teyemmüm, namaza kâfi gelmediğinden bu şekilde kılınan namaz sahih olmaz.

Maliki Mezhebine göre, hadesin engel olduğu ibadetlerin mubah olmasına niyet ederek yapılan teyemmümle namaz kılınabilir. Sadece hadesin giderilmesi için edilen niyet yeterli olmaz. Herhangi bir farz için alınan teyemmümle, sadece bir farz ve iste­nildiği kadar sünnet olan ibadetler yapılabilir. Ancak önce farz olan namazı kılmak gerekir. Önce nafile olan namaz kılınırsa, nafile olan bu namaz sahih olur, fakat farz için tekrar teyemmüm etmek gerekir. Nafile bir namaza niyet edilerek alınan teyemmümle farz olan bir namaz kılınmaz. Farz olan bir namazı kıldıktan sonra cenaze namazı için tekrar teyemmüm etmeden cenaze namazı kılmak caizdir. Tavaf ve cuma hutbesi farz namaz gibidir. Bu sebeple bir teyemmümle bir farz tavaf ve bir farz namaz kılınmayacağı gibi bir teyemmümle hem cumanın hutbesi ve hem de namazı kılınamaz.

Şafii Mezhebine göre, sadece hadesin giderilmesi niyetiyle alınan teyemmümle namaz kılınamaz. Kılınan namazın caiz olması için namazın mubah olmasına niyet ederek teyemmüm etmek gereklidir. Farz namaz gibi bir farzın mubah olması için yapılan teyemmümle farzların sadece biri ve nafilelerin bütünü ve istendiği kadar kılınabilir. Tavaf, cuma hutbesi ve adak namazı farz namaz gibidir. Bunlardan herhangi biri yapıldığında, başka bir farz aynı teyemmümle yapılmaz. Nafile namaz gibi farz olmayan bir ibadeti yapmak için alınan teyemmümle farzın dışında nafile olan tüm ibadetler yapılabilir. Farz olan bir namazı kıldıktan sonra cenaze namazı için tekrar teyemmüm etmeden cenaze namazı kılmak caizdir.

Hanbelî Mezhebine göre, niyet, farz veya nafile na­mazın, tavafın mubah olması için, küçük veya büyük hadesten temizlik için veya bedendeki necasetin giderilmesi dolayısıyla yapılır. Hadesin kalması niyetiyle alınan teyemmüm, ibadet için yeterli olmaz. Sadece gusül niyetiyle edilen teyemmümle küçük hadesin kalkmasına niyet edilmediği için namaz kılınamaz. Ancak cünüplük kalktığından Kur’an okunabilir. Aynı şekilde sadece abdest niyetiyle alınan teyemmümle cünüplük hali kalkmaz. Küçük veya büyük hades ile bedendeki necasetin bü­tünü dolayısıyla namazın mubah olması için niyet edince, bu niyet hepsi için yeterli olur. Her birine ayrı ayrı niyet etmek gerek­mez. Teyemmüm vakti ile mukayyet olup, vakti içinde birden çok kaza ve cem gibi farz veya nafile namaz kılınabilir. Nafile bir namaza niyet edilerek alınan teyemmümle farz olan bir namaz kılınamaz. Yani herhangi bir ibadet için alınan teyemmümle onun dengi ve altındaki işlerin yapılması caizdir. Bu da farz, adak, farz-ı kifaye, nafile namazlar, nafile tavaf, mushafa dokunma, Kur’an okumak, cünüpken mescidde kalma şeklinde sıralanır.

2. Besmele Çekmek: Besmele çekmek Hanbelî Mezhebine göre, farzdır.

3. Yüzü ve Elleri Mesh Etmek:  Hanefi ve Şafii Mezhebine göre, birincisi yüz için ikincisi eller için iki vuruş farzdır. Ali bin Ebi Talib, Abdullah İbn Ömer, Zuhri ve Sevri’de bu görüştedir.

Maliki ve Hanbelî Mezheblerine göre, farz olan birinci vuruştur. Ata, Mekhul, Davud ez-Zahiri, Evzai, Taberi, İshak, İbn Rahuye ve İbn Munzir’de bu görüştedir.

Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, toprağın teyemmüm organ­larına ulaştırılması şarttır. Hanefi ve Maliki Mezheblerine göre, şart değildir.

a) Yüzü Mesh Etmek: Yüzü tahur toprakla mesh etmek, teyemmümün farzlarından biridir. Uzayan sakal yüzden kabul edilir. Hanefi Mezhebine göre, mesh, elle yapılınca, bütün elin veya çoğunluğunun (en az üç parmağın) kullanılması gerekir. Cumhura göre mesh, bir elle veya bir parmakla da yapılabilir.

b) Elleri Mesh Etmek: Hanefi ve Şafii Mezheblerine göre, ellerden maksat abdestte olduğu gibi kolların dirseklere kadar olan kısmıdır. Bu sebeple kolları dirseklere kadar mesh etmek farzdır. Maliki, Hanbelî ve Zahiri Mezheblerine göre, ellerin mesh edilmesi gerekli olan yeri bileklere kadar olan kısmıdır. Taberi’de bu görüştedir. Şa’bi ile bazı muhaddislere ve Kurtubi’ye göre teyemmümde sadece avuçlar meshedilir. Muhammed bin Mesleme ve Zuhri’ye göre, kollar omuzlara kadar meshedilir.

Hanefi ve Maliki Mezheblerine göre, parmakların aralarını hilallemek farzdır. Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, mendubtur.

Elleri mesh ederken elin tamamını veya bir kısmını örten yüzük ve bilezik gibi eşyaların çıkarılması gerekir. Hanefî ve Maliki Mezheblerine göre, dar olan yüzük ve bilezikleri hareket ettirmekle bunların altıda mesh olacağından yeterlidir. Tozu oralara ulaştırmak şart değildir. Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, sadece mesh etmek yeterli olmayıp, tozu ulaştırmak şarttır.

4. Tertib: Şafii Mezhebine göre, büyük ve küçük hadesten dolayı edilen teyemmümde tertib farzdır. Hanbelî Mezhebine göre, sadece küçük hades dolayısıyla edilen teyem­mümde tertib farzdır.

5. Muvalat: Maliki Mezhebine göre, büyük ve küçük hadesten dolayı edilen teyemmümde muvalat (ara vermemek) farzdır. Teyemmümle namaz arasındaki muvalatta ayrıca farzdır. Hanbelî Mezhebine göre, sadece küçük hades dolayısıyla edilen teyem­mümde muvalat farzdır.

 

8. Teyemmümün Sünnetleri:

Teyemmümün sünnetleri mezheblere göre oniki tanedir.

1. Misvak: Teyemmüm için misvak kullanmak abdestte olduğu gibi sünnettir.

2. Besmele Çekmek: Hanefi, Maliki ve Şafii Mezheblerine göre, sünnettir. Hanbelî Mezhebine göre, farzdır.

3. Toprağa İki Kere Vurmak: Maliki ve Hanbelî Mezheblerine göre, teyemmüm için toprağa ikinci vuruş sünnettir. Hanefi ve Şafii Mezhebine göre, farzdır.

4. Parmakların Arasını Açmak ve Elleri İleri Geri Götürmek: Teyemmüm için toprağa elleri vururken parmakların arasını açmak ve toprağın ellere iyice sürülmesi için elleri ileri geri götürmek sünnettir.

5. Parmak Aralarını Hilallemek ve Elleri Silkelemek: Hanefi ve Maliki Mezheblerine göre, parmakların aralarını hilallemek farzdır. Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, mendubtur. Elleri toprağa sürdükten sonra elleri birbirine vurarak silkelemek sünnettir.

6. Yüzük Ve Benzerlerini Oynatmak: Teyemmüm edilmesi organ üzerinde bulunan eşyanın hareket ettirilerek altının mesh edilmesi sünnettir.

7. Ellerin Meshini Dirseklere Kadar Yapmak: Maliki, Hanbelî ve Zahiri Mezheblerine göre, ellerin dirseklere kadar mesh etmek sünnettir. Hanefi ve Şafii Mezheblerine göre, farzdır.

8. Sakalı Hilallemek: Sakalı hilallemek sünnettir.

9. Tertib: Hanefî ve Malikî Mezheblerine göre, sünnettir. Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, farzdır.

10. Muvalat: Hanefî ve Şafii Mezheblerine göre, sünnettir. Maliki ve Hanbelî Mezheblerine göre, farzdır.

11. Sağdan Başlamak: Teyemmüme sağ taraftan başlamak sünnettir.

12. Teyemmümü Vaktin Sonuna Kadar Ertelemek: Su bulacağını ümit edenin teyemmümü vaktin sonuna tehir etmesi sünnettir.

 

9. Teyemmümün Mekruhları:

 Teyemmümün sünnetlerini terk etmek, teyemmümüm mekruhlarıdır. Ayrıca teyemmümü tekrarlamak ve teyemmüm esnasında konuşmakta mekruhtur.

 

10. Teyemmümün Keyfiyeti:

 Teyemmüm adablarına uygun olarak şöyle alınır:

1. Teyemmüm etmeden önce misvak kullanılır,

2. Mesh edilecek organlardan yüzük, saat ve bilezik gibi eşyalar çıkarılır,

3. Teyemmüm için gerekli olan niyet edilir,

4. Besmele çekilir,

5. Eller, toprağa parmaklar açık bir şekilde vurulur, ileri geri oynatılarak silkelenir,

6. Yüz ve eller toprağın tozu kendisine intikal ettirilerek mesh edilir,

7. Eller tekrar toprağa vurulur,

8. Eller parmak araları hilallenerek dirseklere kendisine toprağın tozu ulaştırılarak mesh edilir.

 

11. Teyemmümü Bozan Şeyler:

Teyemmümü bozan şeyler mezheblere göre, abdesti ve guslü bozanlar, teyemmümü gerektiren halin kalkması, suyun bulunması veya güç yetirilmesi,  muvalatın terk edilmesi, vaktin çıkması ve irtidat olmak üzere altı tanedir.

1. Abdesti ve Guslü Bozan Haller: Abdesti ve guslü bozan tüm haller, teyemmümü de bozar. Cünüplük halinden dolayı teyemmüm edildiğinde başka bir cünüplük hali vuku bulmadıkça teyemmümün bozulmasıyla sadece abdest bozulur, gusül bozulmaz. Maliki Mezhebine göre hem abdest hem de gusül bozulur.

2. Teyemmüm Etmeği Gerektiren Halin Kalkması: Teyemmüm etmeği meşru kılan halin kalkması teyemmümün bozulmasına sebeptir.

3. Suyun Bulunması veya Kullanmaya Güç Yetirir Olunması: Hades halini kaldırmak için edilen teyemmüm, bu hadesi kaldıracak kadar su bulunduğunda veya kullanmaya güç yetirildiğinde bozulur. Hanefi ve Maliki Mezheblerine göre, suyun hadesi kaldırmaya yeter miktarda olması gerekirken, Şafii ve Hanbelî Mezheblerine göre, bu suyun miktarı hadesi kaldırmaya yeterli olmasa dahi abdest bozulur. Suyu bulmada veya kullanmaya güç yetirir olmada üç hal bulunmaktadır:

a) Suyun Namazdan Önce Bulunması: Namazdan önce suyun bulunmuş olması veya suyu kullanmaya güç yetirildiğinde daha önce edilen te­yemmüm bozulur.

b) Suyun Namaz Esnasında Bulunması: Namaz esnasında suyu gören veya kendisine su getirilen veyahut suyu kullanmasına mani olan hastalık gibi hallerin kendisinden kalktığı bir kimsenin namazı Hanefi ve Hanbelî Mezheblerine göre bozulur. Maliki ve Zahiri Mezhebine göre, bozulmaz. Ancak Maliki Mezhebine göre, unutulan suyun yeri namaz esnasında hatırlanacak olursa namaz bozulur. Şafii Mezhebinde göre, mukimin abdesti bozulur, seferinin bozulmaz.

c) Suyun Namazdan Sonra Bulunması: Kılınan namazın ardından suyun bulunmasıyla teyemmüm bozulur. Suyun bulunma zamanı namaz vaktinin çıkmasından sonraysa namazın iadesi gerekmez.

4. Teyemmümle Namaz Arasında Muvalat’ın Terk Edilmesi: Maliki Mezhebine göre, teyemmümle namaz arasında uzun bir sürenin geçmesi teyemmümü bozar.

5. Vaktin Çıkması: Hanbelî Mezhebine göre, vaktin çıkmasıyla teyemmüm bozulur.

6. İrtidat: Şafii Mezhebine -abdestin hilafına- ve Züfer’e göre irtidatla teyemmüm bozulur. Cumhura göre irtidat etmekle teyemmüm bozulmaz. Yeniden Müslüman olacak olursa o teyemmümle namaz kılabilir.

 

12. Teyemmümle Kılınan Namazın İade Edilmesi:

Teyemmümle kılınan namazın iadesi edilmesi mezheblere göre, suyun bulunması ve suyu kullanama gücüne sahip olma bakımından üç kısma ayrılır.

1. Suyun Namazdan Önce Bulunması ve Kullanmaya Güç Yetirilmesi: Teyemmüm edildikten sonra namaz kılınmadan önce su bulunduğunda ve kullanmaya güç yetirildiğinde edilen bu teyemmüm bozulur. Abdest almadan namaz kılınamaz.

2. Suyun Namaz Esnasında Bulunması ve Kullanmaya Güç Yetirilmesi: Namaz esnasında suyu bulan kimsenin namazı Hanefi ve Hanbelî Mezheblerine göre bozulacağı için kıldığı namazı kaza eder. Sevri, Evzai ve Müzeni de bu görüştedir. Maliki ve Zahiri Mezhebine göre, bozulmaz. İbn Munzir de bu görüştedir.  Şafii Mezhebinde göre, mukimin abdesti bozulur, seferinin bozulmaz.

3. Suyun Namazdan Sonra Bulunması ve Kullanmaya Güç Yetirilmesi: Namaz vakti çıktıktan sonra suyun bulunmasıyla teyemmüm ederek kılınan namazın iadesi gerekmez. Ancak vakit içerisinde su bulunduğunda ve başka sebeplerle teyemmüm edildiğinde Hanefi, Maliki ve Hanbelî Mezheblerine göre, kılınan namaz iade edilmez.

Hanefi Mezhebine göre, teyemmüm ile namaz kılmak zorunda bırakılan kimseler yani mükreh, bundan istisna edilmiştir. Böyle bir kimse namazını kılar sonra iade eder. Mahpus da böyledir. Ancak şehir dışında mahpus olanlar iade etmezler. Hastalık ve soğuk sebebiyle alınan teyemmümle kılınan namazı, iade etmek gerekmez.

Maliki Mezhebine göre, kendisine teyemmüm etmesi emre­dilenlerin yani mükrehin ve suyu araştırmada veya bulmada ku­surlu davrananların teyemmümle kıldıkları farz namazları iade etmeleri gerekir. Hastalık ve soğuk sebebiyle alınan teyemmümle kılınan namazı, iade etmek gerekmez.

Şafii Mezhebine göre, suyu bulamadığı için teyemmüm eden mukim bir kimse teyemmümle kıldığı bu namazları iade eder. Ata, Tavus, İbn Sirin, Mekhul ve Zuhri’de bu görüştedir. Seferi olan ise iade etmez. Ancak masiyet için yolculuk yapan kimse bundan istisna tutulmuştur. Onun teyemmüm ederek kıldığı namazı iade etmesi gerekir. Hastalık sebebiyle alınan teyemmümle kılınan namaz, iade edilmez. Soğuk sebebiyle alınan teyemmümle kılınan namaz, iade edilir.

Hanbelî Mezhebine göre, hastalık ve soğuk sebebiyle alınan teyemmümle kılınan namazın, iade edilmesi ve edilmemesi hakkında iki görüş vardır.

 

Hâtime:

Namazın anahtarı olan taharetin su bulunamadığında teyemmüm ile gerçekleştirilmesinin fıkhına dair mezhebler tarafından söylenmiş olan sözler elbette yukarıda naklettiklerimden ibâret değildir. Bunların tafsilatı her mezhebin kendi fıkıh kitâblarında yer almaktadır. Bununla birlikte teyemmüme dair yukarıda naklolan bilgileri zabteden bir kimse, tahareti gerçekleştirmek adına teyemmüm gibi her an muhtaç olabileceğimiz bir amelde hiçte azımsanmayacak bir seviyeyi elde etmiş olur.

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

 

1433 h. / 2012 m.

Abdullâh Saîd el-Müderris.

İktibas Yapacakların Dikkatine!

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *