«
  1. Ana sayfa
  2. Akaid Soruları
  3. Din ve dindarlarla alay etmenin hükmü nedir?

Din ve dindarlarla alay etmenin hükmü nedir?

Soru: Din ve dindarlarla alay etmenin hükmü nedir?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

Kardeşim bilmelisin ki! İslâm Dîni’nden herhangi bir şeyle veya onun cennet gibi mükâfat, cehennem gibi cezâ olarak bildirdiği şeylerle yahut Müslümanlarla veya Müslümanların şiarı olmuş, hicab, ezan ve selam gibi şeylerle alay etmek icmâ ile küfürdür. Bunlardan birini yapan bir kimse ise ihtilafsız olarak kâfirdir. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:  

“De ki: Allâh ile O’nun âyetleri ve Rasûlü ile mi alay ediyorsunuz? (Boşuna) Özür dilemeyin. Çünkü siz îmân ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz.” [Tevbe: 9/65-66] 

Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye rahîmehullâh şöyle demiştir: Allâh’u Teâlâ onların, ‘biz küfür sözünü inanmaksızın söyledik; hatta biz dalmış, eğlenir bir halde idik’ demelerine rağmen, onların îmânlarından sonra küfre düştüklerini bildirmiş ve Allâh’ın âyetleri ile alay etmenin küfür olduğunu açıklamıştır. [İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ: 7/220.]

Âyetler onların kendilerine göre küfür işlemediklerini bilakis bu yaptıklarının küfür olmadığını zannettiklerini göstermekte ve Allâh ile âyetleriyle ve Rasûlü ile alay etmenin, kişiyi îmândan sonra kâfir yapan bir küfür olduğunu açıklamaktadır. Yine bu âyetler onlarda çok zayıf bir îmânın bulunduğunu gösterir. Onlar haram olduğunu bilerek bunu işlediler; ancak küfür olduğunu bilmiyorlardı. Yaptıkları şey onları kâfir yapan bir küfür ameli idi; oysa onlar bu yaptıklarının câiz olduğuna inanmıyorlardı (yine de kâfir oldular).” [İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ: 7/273.]

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, âyet-i kerîmelerinde Allâh ve Rasûlü ile O’nun hak ve hakîkatten başka bir şey olmayan âyetleriyle alay eden kimselerin kâfir olduklarını açık olarak beyân etmektedir. Bu hüküm, namaz kılan, oruç tutan, zekât veren ve Rasûlü ile cihâda çıkan kimseler hakkında sâbit olmuştur. Buna göre herkim, dînden olan her hangi bir şeyle alay ederse İbn Teymiyye rahîmehullâh’ın söylediği üzere câhil dahi olsa bu hükme dâhildir. Zamanların veya mekânların değişmesi bu ilâhî buruğu değiştiremez. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, başka bir âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır:  

“Bir şey söylemediklerine dair Allâh’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve Müslüman olduktan sonra kâfir oldular.” [et-Tevbe: 9/74]

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, bu âyet-i kerîmesinde küfür sözünü söyledikleri halde söylemediklerine yemin eden kimselerin Müslümanlıklarından sonra kâfir olduklarını beyân etmektedir. Âyetteki “küfür sözü”nden maksat, dîne dair olan şeyler hakkında ileri geri konuşmaktır. Buna göre dîne dair olan şeylerle alay etmek küfür olup, fâili de kâfirdir. Molla Alîyyu’l-Kârî rahîmehullâh şöyle demiştir: “Bir kimse şeriata yâhut şeriat için lüzumlu ve şeriattan ayrılmaz önemli mes’elelere hakaret ederse, küçük görürse kâfir olur.” [Alîyyu’l-Kârî, Şerhu Fıkhı’l-Ekber: 454.]

Açıklandığı üzere, İslâm Dîni’nden olduğu sâbit ve açık îtikâdî, kavlî ve amelî olan herhangi bir şeyi önemsememek, alay etmek ve küçümsemek küfürdür. Bunun amel ya da inanış, söz ya da yazı, şaka ya da ciddi, az ya da çok, inanarak ya da inanmayarak olması arasında bir fark yoktur. Böyle herhangi bir fiilin sâhibi -Rabbim bizleri korusun- kâfir olur.

 

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1436h./2014m.