«
  1. Ana sayfa
  2. MAKALELER
  3. Demokrasi

Demokrasi

İlk insân Âdem aleyhisselâm’dan kıyâmete kadar gelecek tüm beşeriyete adâleti emreden ve adâletin tesisi için de kitâblarını seçtiği güzide elçilerle kavimlerine gönderen en yüce zâtın, en güzel ismiyle…

Kardeşlerim! Şu dünyâ hayatı, Allâh’ın bizlere verdiği en önemli nimetlerden bir tanesidir. Çünkü bu nimet gereği gibi kullanıldığında ebedîyyet kazanılır. Ölümün öldüğü sonu olmayan, azâbtan ve akla gelebilecek tüm sıkıntılardan uzak olarak mutluluk içinde sürecek yeni bir hayat başlar. Gereği gibi sarfedilemediğinde ise bunun aksi gerçekleşir. Ebedî bir hüsran ve aklı dumura uğratan çeşit çeşit azablar… Rabbim bizleri korusun.

Öyleyse âyette geçtiği üzere bizim hayatımız ve ölümümüz ve de tüm ibâdetlerimiz âlemlerin yüce rabbi Allâh Azze ve Celle içindir. O’nun için olması ise O’nun indirdiği sistemi yaşamakla, Kur’ân ve Sünne’ti hâkim kılmakla gerçekleşir. Bunun dışındaki tüm sistemler beşeriyyetin aciz aklından uydurduğu yollardır. İzimler ve ideolojilerdir. Demokrasi de onlardan bir tanesidir. Çağın firavunlarının mazlum ve bilinçsiz halkalara dayattığı, sevdirdiği ve yolunda seferber kıldığı lanetli bir sistemdir. Batının İslâm coğrafyalarında oynadığı en büyük ve tehlikeli oyundur. Çünkü demokrasiyi kabul etmek hayat kitâbımız olan Kurân-ı Kerîm’i inkâr etmek demektir. Bakın bunu İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif nasıl ifâde ediyor: 

“Her kim ki kabul etmişse,
Demokrasi adındaki ilmi Yunan-ı
Bilsin ki inkâr etmiştir nuru Kur’ân-ı.”

Şimdi birileri çıkıp da diyebilir: “Demokrasiyi benimseyenler Kur’ân-ı inkâr etmiyorlar ki, onlar da namaz kılıyorlar… Allâh’a inanıyorlar…” 

Evet, doğrudur. Dilin kemiği yok. Îmân mefhumu gereği gibi anlaşılmadığında İslâm’ın ilkelerine inandığını söyleyen fakat bu esaslara aykırı bir sistemi benimseyerek uygulayan, onunla yöneten ve onu koruyan kimseler hep Müslüman ismiyle isimlendirilirler. Halbuki hakikat böyle değildir. Çünkü Allâh’a îmân, O’nun dışında kendisine ibâdet edilen şeyleri reddetmeyi gerektirdiği gibi O’nun sistemi olan şeriat dışındaki sistemleri de reddetmeyi gerektirir. Reddedilmesi gerekli olan bu sistemlere her ne isim verilirse verilsin hükümleri aynıdır. İslâm’a muhâlif oldukları sürece reddedilirler. Demokratlarında kabul ettiği üzere demokrasi sistemi Allâh’ın şeriatı değildir. Allâh’ın sistemi, O’nun yasakladıkları yahut serbest bıraktıkları değildir. İslâm coğrafyalarında yaşayan herkes bilir ki, Allâh’ın kanunlarına göre içki, kumar, zina ve faiz… haramdır. Beşeri olan demokrasi gibi sistemlerde ise helâldir. İşte bu, apaçık olarak Allâh’ın sistemi olan şeriatla çekişmek ve onu yalanlamaktır. Kur’ân-ı Kerîm’in ilgili âyetlerini kabul etmemek demektir. Velev ki biz de inanıyoruz desinler…

Öyleyse kardeşlerim! Müslüman asla demokrat olamaz. Demokratta şirkten tevbe etmedikçe Müslüman olamaz. Bizler, Allâh’ın kullarız ve adâletin kendisiyle sağlancak olduğu Kur’ân sistemini benimser ve sadece o sistemin ikâmesi ve bekâsı adına seferber oluruz. Allâh, Müslümanları korusun ve sistemini hâkim kılmak içim bizlere güç ve kuvvet versin. Allâhumme Âmîn.

Abdullâh Saîd el-Müderris.

 1437h./2016m.