«
  1. Ana sayfa
  2. MAKALELER
  3. Değerli Varlığımız Zaman

Değerli Varlığımız Zaman

makale DEĞERLİ VARLIĞIMIZ ZAMAN

Abdullâh el-Eşrefî

 

el-Evvel ve el-Ahir olanın ismiyle…

Zaman, en çok ihtiyaç duyduğumuz ve en az sahip olduğumuz, Rabbimizin en güzel nimeti ve en değerli emanetidir. Bir servet kadar değerli olan zaman elimizden kayıp giden bir su gibi hızlıca akmakta ve arkasında yalnızca izini bırakmaktadır. Zamanın izlerini insan, hayatının her anında ve de tüm yaşamında görebilir. Zaman öyle harcanacak, düşünmeden adım atılacak bir yol değil farkındalıkla en güzel şekilde kullanılması gereken bir sermayedir.

Bu sebeple zamanımızı geçmişteki hatalarımıza üzülerek veya gelecek için hayaller kurarak harcamamalı, şimdiki zamanımızı en iyi şekilde kullanmalıyız. Zira geçmiş için üzülmek hatalarımızı telafi edemez. Kimse geleceği yaşayacağını tam olarak bilemez. Kişinin yaşayamayacağı bir gelecek için hayaller kurması da kişiye bir fayda vermez.

Zaten şimdiki zamanı güzel bir şekilde değerlendirirsek, geçmişteki hatalarımızı telafi etmiş olur, gelecek içinde hazırlıkta bulunuruz. Öyleyse yapılacak en güzel şey, şimdiki zamanı dolu dolu yaşamak ve bu vakti iyi bir şekilde kullanmaktır.

Her şeyin Mâliki olduğu gibi, zamanın sahibi de Allah Azze ve Celle’dir. O subhanehu birçok ayetinde, farklı şekillerde zaman üzerine yemin ederek zamanın değerine dikkat çekmiştir.

“Asra (ikindi vaktine) andolsun ki.”  (Asr: 103/1)

“Kuşluk vaktine yemin olsun ki.”  (Duha: 93/1)

“Ve dindiği zaman geceye yemin olsun ki.” (Duha: 93/ 2)

Bu ayetlerde zamanın değerinin bildirilmesi ve üzerine yemin edilmesi, zamanın ilahi dille tescilidir. Zaman bir hazinedir. Aynı su misalinde olduğu gibi ne kadar çok olursa olsun zaman değerinden hiçbir şey kaybetmez. Çünkü zaman hayattır. Zamanı israf etmek, hayatı israf etmektir. Zira Allah’u Teâlâ Zümer Suresinin elli üçüncü ayetinde: “Hayatlarını boş yere harcayanlara nefislerini israf edenler” tasvirini yapmaktadır.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de zamanın değerine ve zaman konusunda insanlığın aldanacağına dikkat çekmektedir.

“İki nimet vardır ki, insanların çoğu o nimetlerin kıymetini bilmiyorlar da aldanıyorlar. Bunlar; sağlık ve boş zamandır.”  (Buhari)

Gerçekte de zaman insanlar için büyük bir değere sahiptir. İnsanların çoğu ise bunun farkında olmasalar da her an kaybedilmektedir. Hayat denen ömür sermayesi güneşin altındaki buzun eridiği gibi hızlıca erimekte ve geçen her gün ömrümüzden bir parçayı tüketmektedir.

Her geçen gün bizi biraz daha ölüme yaklaştırıyor. Geçen günler üzerimizde izler bırakıyor. Saçımıza karlar yağıyor, gücümüz tükeniyor, zaman ise mukaddes ana doğru hiç durmadan ilerliyor. Evet, herkesin varacağı yer aynı, ancak varılan yerdeki haller farklı.

Ölüm ahirete açılan kapı, bu kapıya varıldığında kişiyi kurtaracak şey ise onun imanıdır. Eğer bizler ahirette felaha kavuşan kimseler olmak istiyor isek, Rabbimizin rızasını kazanmak için hedefler koymalı ve bu hedeflere ulaşmak adına, zamanımızın her anını kullanmalıyız. Günümüzde Müslümanların imanını çalmak adına oynanan oyunlara kanmadan, her an Rabbimizin dini üzere dimdik ayakta durmalıyız. Günümüz firavunların, asrımız şeytanlarının imanlarımızı ifsat etmek ve dinimizi öğrenmememiz için yaptığı çalışmalara karşılık, insanları uyarmalı ve bu oyunlara kanmamalıyız.

Allah Azze ve Celle hayatı, hatta tüm zamanı bize bir emanet olarak vermiştir. Bu emaneti onun istediği gibi kullanmamak, Allah’a ihanet ve ona karşı nankör olmaktır. Nankörler ise kurtuluşa asla kavuşamayacaktır.

Rab Teâlâ’nın bizden istediklerini bu gün itibari ile yerine getirmeye başlamalıyız. Yarınlara bırakmadan, hemen şimdi onun rızasını kazanmak için çalışmalıyız. Bu günlerimizi yarınlarımız bilmeli, yarınlara bırakacağımız işleri bu gün itibariyle yerine getirmeliyiz. Nitekim imkân varken yapılması gerekenleri yapmamak, vakti boşa harcamaktır. Buda israftır. Zamanı hatta hayatı israftır. “Yazık! boşa geçen zamanlara. Yazık! Anlarını değerli kullanmayanlara.”

Birçok insan; “bir gün namaza başlarım, ilerde oruç tutarım, daha gencim hele bir gençliğimi yaşayayım” diyerek yapmakla sorumlu oldukları işleri yarınlara bırakmışlardır. Ancak bekledikleri yarınlara ulaşmadan kendilerini mezarda bulmuşlardır. Kendilerine geldiklerinde ise, değerli hazinelerini boşa harcadıklarını ve çok geç kaldıklarına göreceklerdir. Bizler bu durumlara düşmemek adına, vakitlerimizi iyi kullanmalı, pişman olacağımız değil, gurur duyacağımız bir geçmişi arkamızda bırakmalıyız.

Zamanın kısalığından şikâyet etmek yerine, şimdiki zamanı en güzel şekilde kullanmalıyız. Aslında iyi değerlendirilirse, çoğu hedeflerimize ulaşabileceğimiz kadar zamanın uzun olduğunu anlarız. İnsan değerlendirmediği vakitleri bir araya toplasa, hayretler içinde zamanı ne kadar boş harcadığını anlar.

İmam Şafi rahmetullahi aleyh de bu konu hakkında: “Zamana kusur buluruz. Oysa zaman konuşacak olsa utanırız” sözünü söyleyerek, insanın zamanının genelini boş yere harcadığını ifade etmiştir.

Allah Azze ve Celle de müminlerin vasıflarını sayarken: “Onlar ki boş ve yararsız şeylerden uzak dururlar” (Mümin: 23/3) buyurmuştur.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de insanın yaşadığı her an için hesap vereceğini ve kendisine verilen zamandan dolayı sorguya çekileceğini, boşa harcadıkları ve değerlendirmedikleri zamandan dolayı, insanların pişman olacağını bildirmiştir. İlk pişmanlık ölüm anında, ikincisi ise ahiret hayatında olacaktır. Ancak zamanı değerlendirmek meşgul görünmek değil, hedefler ve gayeler peşinde vaktimizi en güzel şekilde kullanmaktır.

Zaten kişinin değeri de zamana önem verdiği kadardır. Kişi vaktini ne kadar güzel kullanırsa, insanlar nazarında ve Allah katında o kadar değer kazanır. Bunun örneği ise imamlarımızdır. Onlar zamanı gerektiği gibi değerlice kullanmışlar bu şekilde de birçok eserler bırakmışlar ve büyük ilimlere ulaşmışlardır. İşte bu sayede asrımıza kadar isimleri unutulmamış, eserleri ise gün geçtikçe değer kazanmıştır.

Özetle diye biliriz ki; zaman büyük bir nimet, bizdeki ilahi bir emanet ve ahiretteki şahidimizdir. Dolayısıyla zaman emanetini iyi değerlendirmek ve dolu dolu geçirmekle yükümlüyüz. Allah Azze ve Celle: “Bir işten boşalınca hemen başka bir işe giriş. Yalnızca Rabbine yönel, Onunla asla irtibatı kesme” (İnşirah: 94/7-8)  buyurmuştur.

Bizler de hayırlı bir işten diğerine koşmalıyız. Zaman hususunda aldanmamalı, ömrü heder etmemeli, yapmamız gerekenleri zamanında ve en güzeli ile icra etmeye çalışmalıyız. Yeni başlayan her günün yeni bir doğuş ve oluşun habercisi olduğunu unutmamalıyız. Müslüman’ın sahip olması gereken vakit disiplinini kuşanmalı, zamanın keskin kılıcını ömrümüzü heder etmekte değil, olumsuzluklarımızı törpülemekte kullanmalıyız.

Her geçen gün ileriye yönelmeli, eksiklerimizi gidermeli ve Asrı Saadet döneminin özlemiyle, Sahabe-i Kiramın güzel hasletlerine bürünmeliyiz. Zamanın akışına kendimizi kaptırarak yok olmak yerine, önde koşan, tarihin seyrine yön veren insanlar olmalıyız. Zamanla eskiyen ve tarih sayfalarında kaybolan değil, tarihte iz bırakan bir nesil olmaya çalışmalıyız.

Allah subhanehu tüm Müslümanlara hayatlarını kendi yolunda en güzel şekilde kullanmayı ve vakit nimetini âhirette iyi bir şahit olarak bulmayı nasip etsin. (Âmîn.)

Hamd hiçbir şeye ihtiyaç duymayan; her şeyin ise kendisine ihtiyaç duyduğu Samed ve Kayyum olan Allah’adır.