«
  1. Ana sayfa
  2. EDEBİYAT
  3. Çözüm İslam'da

Çözüm İslam'da

kısas

ÇÖZÜM İSLAM’DA

Esedullâh Saîd

 .

Zamane insanları İslami kavramları ne kadar biliyorlar? Dinsizlikle yetişenlerin dini kavramları bilmeleri ve doğru anlamaları ne kadar mümkün? 

Bir olay anlatılır:

Otobüste iki kişi yan yana bir yolculuktayken, konu sürekli tağuta geliyor. Konuşanlar demek ki o kadar çok konuşmuşlar ki arkalarında yolcu dayanamıyor ve soruyor: 

-“Yav kardeşim! Bu nasıl tavuktur sabahtan beri bitiremediniz!”

Adam Kur’anî bir kavramdan habersiz. Ki bu kavram, Müslüman için bilinmesi zaruri olan bir kavram. Neden zaruri? Çünkü insan bu kavramın ne olduğunu bilecek ki, bunu red etsin. Tüm peygamberlere Allah’ın tağutu red edin ve red ettirin emrini öğrensin. Red etsin ve red de çağırsın. Gel gör ki biz tavuktan bahsediyoruz!

Bu gün birileri çıkıp, “tağut” hakkında veya “kısas” hakkında bir anket yapsa acaba kaç kişi bu kavramları bilir? Yoksa sorulduğunda onlarda mı tavuk misali mi cevap verirler? E, ne yapsınlar hacısında, hocasında duymamışlar… “Ne tavuğu, ne kızması kardeşim?” derlerse şaşmamak lazım!

Tabi bu işin latife boyutu ancak durum gerçekten hiçte iyi değil. Laik düşüncenin etkisinde yetişenler, yaşayan ölüler gibi… İyi de suçlu kim? Bataklığa suç bulmayıp sineği kovalayana ne demeli? 

Tüm dine alternatif olarak sunulan batakhane sistemler her biri insanlık suçu işlemekte. Suçlarından sadece birisi; insanı manasından ayırıp hayvanlaştırmak… Geçenlerde yeni bir hayvanlaşma vakıası yaşandı: Bir kadın daha katledildi. 

Günümüz kafirleri, kimi silahla öldürüyorlar, kimi zihinleri bozarak öldüttürüyor. Kafirlerin işgal faaliyeti sabah akşam durmuyor. Her köşe başını kapmışlar. Sen hep ortadasın. Sürekli yeni oyunlar senin üzerine oynanıyor. Sorulduğunda “Müslüman’ım!!!” diyen ancak Müslümanlıktan bihaber nesiller yetişsin istiyorlar. Öyle ki bu nesiller; İslam’ı hiç bilinmesin, İslam’ı hiç yaşanmasın, bu nesillerde İslam ahlakı hiç olmasın…  Sadece isimleri İslami olsun, yeter! Maalesef ki bu günkü tablo onların istediği gibi… 

Müslüman’ım diyenler Müslümanlara karşı bugün. Sakallı, çarşaflılara düşman! Subhanallah! Niye? Çünkü kafirler zihinleri ele geçirmişler; bizim nesillerimizi mankurtlaştırmışlar bize karşı kullanıyorlar. İsmi Muhammed olan Muhammed’in sakalına; ismi Aişe olan Aişe’nin örtüsüne düşman… Bu nasıl olur, nasıl oldu? Kafirler çalıştılar ve hala çalışıyorlar… Küfür yolunda alabildiğine bir çaba var… Maalesef önleri açık… İmkanları da çok…  

Allah’ın emirlerine göre yaşamayan nesillerin hür olarak haram işleyecekleri ortamlar hazırladılar. Haramda yarış sınır tanımıyor. Rezillik diz boyu değil, boy boyu olmuş; toplum, haram batağında boğuluyor. İmdat sesleri kimsenin umurunda değil. Birkaç ağızdan cılız birkaç cümle çıkıyor, onlar da duyulmuyor. 

Ancak başlarına bir şeyler geldiğinde insanlar uykularından uyanıyor; ancak canları yandığında silkinmeye çalışıyorlar. Böyle mi olmalıydı? Hayır, elbette böyle olmamalıydı? İnsanlar, hala sineklere kızıyorlar da, bataklığı konuşan yok. Bataklık her gün yeni sinekler üretiyor. Yeni kan emiciler… Yeni hırsızlar… Yeni dolandırıcılar… Yeni katiller… Yeni… Yeni…

İnsanlar; “biz kendimize Müslüman diyoruz, bu iş Müslüman’ca nasıl olur?” diye sormuyor. Sorunu nasıl çözeceklerini bilmedikleri gibi Müslüman’ca bir çözümden de haberleri yok. “Demokraside çareler tükenmez!!!” diyen demokrat kafalar yine çıkmazdalar. İnsanlar; “yahu bu demokrasi denen şeyle her türlü rezillik gün geçtikçe artıyor, bu işin çözümü demokraside değil!” demiyor yada diyemiyor.

Ey adı Müslüman! Neden demiyorsun: “Çözüm İslam’da! Çözüm Allah’ın kanunlarında” diye. Neden demiyorsun: “Bu başımıza gelenlerin sebebi bizim kafirce yaşamamızdan kaynaklanıyor!” diye.  Görüyorsun ki; insanlar birbirini yiyor. Yaralanan, ölenlerin ardından “asmak lazım!” “kesmek lazım!” sözleri geliyor. Canı yanan asmanın, kesmenin peşine düşmüş… Nefsi adına konuşuyor; nefsi adına asıyor kesiyor… Ey Allah’ın kulu! Nefsine dokunmadı mı; “bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” mı diyeceksin? Ne kadar duyarlı bir söz! Yılan, önüne çıkana saldırıyor. 

Sonuç olarak; Rabbimiz bize dinimiz olan İslam’ı göndermiştir, ey insanlar! Sadece dillerimizle; “biz Müslüman’ız!” diyelim diye değil; Müslüman’ca inanıp, Müslüman’ca yaşayalım diye… İslam’ın kendi kanunları var; bu gün yaşanmayan kanunları… Yaşansa bu durumlar olur muydu? Kesinlikle olmazdı. Neden? Çünkü İslam, bataklıkları kurutuyor. Çünkü İslam, yılanları ortaya salmıyor. Çünkü İslam, bana dokunmayan diye bir sözü kabul etmiyor.

Ey Allah’ın kulları! İyi biliniz ki! Yeniden İslam’a dönmedikçe hem dünya da, hem de ahirette kurtuluş yok! Gelin Allah’ın kanunlarını isteyin! İslam’da haksız yere bir cana kıyan kısas olarak öldürülür. Bunu canınız yandı diye değil; Allah, kanun olarak bize gönderdi diye isteyin. Ve sadece bu kanunu değil; Allah’ın bize gönderdiği tüm kanunları isteyin. İsteyin ki yeni canlar yanmasın, isteyin ki dünyamız ve ahiretimiz kurtulsun… 

“Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.” (Bakara: 2/179)