«
  1. Ana sayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Çocukların şâhitliği geçerli midir ve çocukların cezâ ehliyetleri var mıdır? 

Çocukların şâhitliği geçerli midir ve çocukların cezâ ehliyetleri var mıdır? 

Soru: Çocukların şâhitliği geçerli midir ve çocukların cezâ ehliyetleri var mıdır? 

Cevâb: Ve aleykum selâm. Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur. 

Bu sorunun cevâbı hakkında öncelikle bilinmesi gerekli olan, çocukluk evresinin İslâm’a göre iki dönemden oluştuğudur.

Birinci dönem: Gayr-ı mümeyyizlik dönemi olup, doğumdan temyiz çağına kadar devam eden evreyi kapsar. Bu da İslâm fâkihlerinin genel görüşüne göre, doğumdan yedi yaşına kadar olan dönemdir.

İkinci dönem: Mümeyyizlik dönemi olup, temyiz kabiliyeti ile birlikte başlar, buluğa kadar devam eder. İslâm fâkihlerinin genel görüşüne göre, yedi yaşında temyiz gücüne erişilir.

Temyiz: “İyiyi kötüden faydayı zarardan, hayrı şerden ayırabilme kabiliyetidir.” Fiilin suç teşkil edip etmediğini yani amellerin tesir ve neticelerini, sebeb ve sonuçlarını anlayabilme, yasak olan veya olmayan şeyleri birbirinden ayırabilme kudretidir. Diğer bir ifâde ile fâilin bir suç işlediğinin, yaptığı hareketin bazı cezaî müeyyideleri gerektirdiğinin farkında olmasıdır.

Bundan sonra:

Çocukların Şâhitliği: Çocukların şâhitliği, şâhitliğin şartlarından olan buluğ şartını taşımadıkların ötürü kabul edilmez. Bu, çocukların şâhitliğinin hükmü hakkında var olan iki görüşten birincisidir.  

İmâm Evzâi, İmâm Sevrî, İmâm Şâfiî, İmâm İshâk ve İmâm Ebû Hanîfe rahîmehumullâh, çocukların ne büyükler hakkındaki, ne de kendi aralarındaki şâhitliğini kabul etmemişlerdir. Bu hükmün delîli Allâh’u Teâlâ’nın şu âyetidir:

وَاسْتَشْهِدُوا شَه۪يدَيْنِ مِنْ رِجَالِكُمْۚ ﴿٢٨٢﴾

“(Yazışmalarınızda) Erkeklerinizden iki şâhit tutun.” [el-Bakara: 21/282]

Allâh’u Teâlâ âyetinde “رِجَال” diyerek büyük kimselerden bahsetmektedir. Zîrâ Arapçada “رِجَال” kelimesi çocuklar için kullanılmaz.

Çocukların şâhitliğinin hükmü hakkındaki ikinci görüşe göre, –araya yalan yere yönlendirmeye imkânı olan bir şey girmediği sürece- çocukların birbirleri hakkındaki şâhitlikleri geçerlidir. Sahâbelerden Alî, Muâviye ve Abdullâh b. Zübeyr radîyallâhu anhum ile Kâdı Şureyh, Hasan-ı Basrî, İmâm Ahmed b. Hanbel, İmâm Mâlik, İmâm Nehâi, Hanefi’lerden İmâm İbn Ebî Leylâ rahîmehumullâh bu görüştedir. Bu görüş, özellikle yaralama ve karşılıklı zarar verme konularında ortaya çıkmaktadır. Mâliki mezhebinin genel görüşü de -şâhitlikte ittifak olduğu sürece – bu yöndedir. [İbn Kayyım, et-Turuku’l-Hukmiyye: 144; İbn Kudâme, el-Muğni: 10/144.] Hatta İmâm Mâlik rahîmehullâh şöyle demiştir: “Bu, bizce üzerinde icmâ olunan bir husustur.” [Kurtûbî, el-Câmiu li Ahkâm: 3/391.]

Bu hükme delîl olarak Alî radîyallâhu anh’ın huzura getirilen beş çocuğun aralarında boğulan bir çocuk hakkında şâhitlik yapmaları ve bu şâhitliğe göre, Alî radîyallâhu anh’ın olay hakkında hüküm verme hadîsesi zikredilmektedir. Bu hadîse de üç çocuk diğer ikisinin, ikisi de diğer üçünün altıncı çocuğu boğduklarına dâir şâhitlik yapmışlardır. [İbn Ebî Şeybe, Musannef: 5/448 (27873)]

Çocukların Cezâî Ehliyeti: Mümeyyiz olsun ya da olmasın çocuğun cezâî ehliyeti ittifakla yoktur. Enes radîyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

«رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلَاثَةٍ: عَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ، وَعَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَحْتَلِمَ، وَعَنِ الْمَجْنُونِ حَتَّى يَعْقِلَ.»

“Üç kişiden kalem (dînî sorumluluk) kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, buluğa (ergenlik çağına) erişinceye kadar çocuktan, aklî dengesi yerine gelinceye kadar deliden.” [Ebû Dâvûd (4403); Tirmizî (1423)…]

“Çocuğun cezaî ehliyetinin yoktur” demek, had veya ta’zir cezasını gerektiren bir suç işlediğinde cezâlandırılmaz demektir. Ancak başkasına verdiği zarardan doğan tazminatı ödemekle sorumludur. Vücub ehliyeti zimmete ve hukukî kişiliğe, edâ ehliyeti ise akıl ve temyiz gücüne dayanır. Çocuk mükellef olmadığı halde tazminle yükümlü olması onun fiili ile değil mal ve zimmeti ile ilgilidir. Kısası gerektiren suçlar ise şahıs haklarına yönelik suçlar olduğundan bu tür suçları işleyenler cezâî ehliyete sâhib olmadığında kısâs ile cezâlandırılmazsa da diyet ile sorumlu tutulmuşlardır. Cezâdan kurtulmak için, suçun çocuklara işletilmesi durumunda çocuk suça zorlanan bir alet gibi değerlendirilip cezâ zorlayan veya emredene uygulanır.

Bununla birlikte mümeyyiz çocuğa işlediği fiilden ötürü te’dip ve terbiye cezâsı uygulanır. Misâl olarak zinâ ve hırsızlık ettiğinde had cezâsı verilmez, adam yaralama ve öldürme fiillerine kısas uygulanmaz. Diyet ile sorumlu olmakla birlikte te’dip ve terbiye cezâsı uygulanır. [et-Teşrîu’l-Cinâiyyu’l-İslâmî: 432. Madde.]

Sonuç olarak: Çocuklar kendi aralarında vuku bulan ve akıl-bâliğ olan kimselerin şâhit olmadıkları durumlarda lehte yahut aleyhte -diğer şartlara binâen- şâhit olabilirler. Bu, hakların kaybolmaması ve hakîkatin ortaya çıkması adına zarûrî bir durumdur. En doğru olan ve bizim de tercih ettiğimiz görüş budur.

Çocuk, cezâî gerektiren işlediği bir fiilden dolayı had ve ta’zir olunmaz. Onu ıslâh etmek ve edeblendirmek için te’dip ve terbiye cezâsı uygulanır. Verdiği maddî zarar ise ödetilir.

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1442h./2020m.