«
  1. Ana sayfa
  2. MAKALELER
  3. Aydın Kimdir?

Aydın Kimdir?

zihni-anlamak3AYDIN KİMDİR?

Esedullâh Saîd

 
 

Hak ile batılı yok eden yüce Allah’ın ismiyle…

Ecdadın dilinde “aydın” kelimesi yerine “münevver” kelimesi kullanılmaktaydı. Yazımız değiştirilip, dilimiz de ifsat edilince yeni kelimeler ya ithal edildi ya da uyduruldu. Münevver kelimesi; imanî ve İslâmi terbiye görmüş ve bu terbiyenin ürünleri fikriyatında gösteren akılı insanlar için kullanılmaktaydı. Ne hazindir ki, daha sonraları aydın denilince bu manaları içinde barındırmayan hatta daha çok imana ve İslâm’a saldıran kişiler için söylenmeye başlandı. Bilinçli ve programlı olarak imanî ve İslâmi hassasiyeti olanlar devre dışı bırakılarak, yerlerine hiçbir değer ölçüsü taşımayan insanlar getirildi; ve bunlar aydın(!) olarak topluma sunuldu. Elbette ki toplumsal dönüşümde bu sözde aydınlara verilen görevler vardı; ve onlar da hararetle ellerini sıvayıp görevlerini yaptılar ve yapmaktalar.

Cumhuriyet tarihi boyunca, kendilerini aydın olarak tanımlayanlar İslâm’a (haşa!) “irtica” derlerken, İslâm’a inananlara da; “mürteci”, “gerici”, “yobaz”… gibi isimler taktılar. Dini değerlere sırt çevirenler bu karanlık şahıslar, aydın pozlarında demeçler verdiler, bildiriler yayınladılar. Bu günde, sözde aydın, özde ise zihinleri ve kalpleri kapkara olanlar, çeşitli yerlerde ve çeşitli zamanlarda kendilerini göstermekten de geri durmamaktadırlar. Daha yeni gündem olan laiklik tartışmasının ardından bu sözde aydınlar ağız dolusu kusmuklarını etrafa saçmaktan çekinmediler.

Evet, tarih boyunca içinden çıktığı medeniyete sırtını dönüp, yüzünü başka medeniyetlere çevirenler çok olmuştur. Sorulduğunda (nasıl oluyorsa) Müslüman(!) olduklarını söyleyen bu tiplemeler, İslâm’a ve Müslümanlara karşı acımasız bir düşman olabilmekteler. Dinsizlere veya İslâm haricindeki inançlara karşı çok yumuşak ve sevecen, onlara karşı çok daha müsamahalı olanlar, tüm katılıklarını ve kabalıklarını İslâm’a ve ehline karşı göstermekten çekinmemektedirler. İslâm medeniyetiyle kavga içinde olan bu kişiler, örneğin batı medeniyetiyle(!) gayet barışıklar. İslâmi değerlere savaş açıp, İslâmi olan en ufak bir şeye daha tahammül edemezlerken, gayri İslâmi değersizlikleri ise öve öve bitirememektedirler. Tabi bu kişiler ancak laik, demokratik sistemlerde böyle rahatça İslâm’a ve ehline saldırabilirler.

Hemen şunu net olarak belirtelim ki: “Düşünce ve ifade özgürlüğü adı altında; Allah’a ve Peygambere, Kur’ân’a ve Sünnete yani İslâm’a saldırmak kimsenin haddine değildir. İman esaslarımıza, söz söyletmeyeceğimiz kutsallarımıza saldıran bir ifade özgürlüğü asla söz konusu olamaz.”

Laiklikten dem vurup, her fırsatta iman esaslarımıza söven bu kâfirler, kendilerini aydın(!) olarak tanımlamaktalar. Peki, münevver yerine bugün kullanılan bu, aydın kimdir, kime denir ya da kime denmelidir? Kitaplar ve diplomalar, söylemler ve eylemler, makam ve mevkiler kişiyi aydın yapar mı? Karanlığı savunan okumuş cahillerin aydın olmaları mümkün müdür?

Gelin bunların cevaplarını 30 maddede arayalım. Sorumuz şu: “Aydın kimdir?”

1. Aydın, beşeri olana yönelişinde daimi şüpheler içinde olsa da, ilahi olana nazarında şüphe duyan değil; bilakis Aydın, beşeri ve ilahi arasını ayırt edip, beşeri olana ilahi vasıfları vermeyen kişidir.

2. Aydın, kesesini doldurma planları içerisinde, inandığını iddia ettiği dinine ve tarihine düşman olan değil; bilakis Aydın, hakikatin penceresinden hadiselere ve tarihe bakabilen kişidir.

3. Aydın, “zaman beni tanısın!” telaşına düşen şöhret budalası kişi değil; bilakis Aydın, zamanını tanıyan, (mevcut ve gelecek olan) nesillere olması gereken zamanları tanıttıran kişidir.

4. Aydın, inandığını iddia ettiği dini ve o dinin değerlerin ümmisi olan kişi değil; bilakis Aydın, dinini ve değerlerini bilen, bilmekle de kalmayıp bu değerlerle kalkınan ve kalkındıran kişidir.

5. Aydın, karanlığı dost edinip, karanlıklardan beslenen kişi değil; bilakis Aydın, aydınlıktan beslenip, karanlık çağa aydınlık Kur’ânî mesajı, Peygamberin rehberliğinde sunabilen kişidir.

6. Aydın, toplumun inkırazında rol alıp, batan ve batıran kişi değil; bilakis Aydın, aydınlık bir İslâmi toplumun inşasında çalışan ve çalışmaya sevk eden kişidir.

7. Aydın, karanlık çağların kara adamlarının papağanı olan kişi değil; bilakis Aydın, fikriyatında ve vicdanındaki meşalenin nuru, kalemine ve kelamına yön veren kişidir.

8. Aydın, sorumluluklarını nefsiyle sınırlayıp, toplumsal ihtiyaçları unutan değil; bilakis Aydın, ümmet bilinciyle ümmetin felahının hayaliyle hareket eden kişidir.

9. Aydın, öz medeniyetine sırt çevirip, canavariyetlere kucak açıp, onlar adına ajan olarak çalışan değil; bilakis Aydın, kendini medeniyetinin öz çocuğu olarak görebilen kişidir.

10. Aydın, fildişi kulesinde, kuş sütü ile beslenip, açlıktan ölenlere “pasta yesinler!” diyen değil; bilakis Aydın, ümmetin sıkıntısı varken, yeri geldiğinde boğazı kuru kalabilen kişidir.

11. Aydın, bir takım odakların güdümüne girip, ümmetin geçmişinden intikam almaya çalışan değil; bilakis Aydın, geçmişten ders alarak, geleceğin inşasında geçmişin rolünü hesaba katabilen kişidir.

12. Aydın, dünyevi çıkarları için zulüm düzenlerinin ücretli maşası olan değil; bilakis Aydın, hak ve adalet için haksızlığa ve zulüm kimden geliyorsa gelsin onu red eden ve adalet adına zulme baş kaldırabilen kişidir.

13. Aydın, bir hıyanet psikozunun içerisinde olup, medeniyetinden koparak fikriyatını batıya bağlayan, batının ve batılın temsilcisi olan kişi değil; bilakis Aydın, doğru olanı doğrulayan, insanlığa huzur verebilecek tek medeniyet olarak kendi öz medeniyeti olarak gören, tüm fikriyatını bu medeniyetin özlemiyle harekete geçip hakkın temsilcisi olan kişidir.

14. Aydın, doğruları yanlışın savunucu olan medeniyet katili filozoflarda arayan değil; bilakis Aydın, kendi medeniyetinin alimleri, münevverleri, önderleri kendisine yetebilen kişidir.

15. Aydın, müptezel bir şair gibi her önüne gelen kasvetli havaları insanlara sunan, yazmak için yazıp, konuşmak için konuşan değil; bilakis Aydın, her harfin sorumluluğunu taşıyan ve her bir harf ve her bir sesinde ihya hedefi taşıyan kişidir.

16. Aydın, yeisi daimi ikametgâh ve barınak yapan değil; bilakis Aydın, şartlar her kadar zorlaşırsa zorlaşsın, her zorluktan sonra bir kolaylığın geleceğini yakinen inanan ve bu inancı hayatında gösterebilen kişidir.

17. Aydın, “avam beni anlayamaz!” diyerek belli bir kesime hitap eden değil; bilakis Aydın, avama ve havasa, küçüğe ve büyüğe, kadına ve erkeğe sözü olup, usulünce söyleyebilen kişidir.

18. Aydın, kökünün maymuna dayandığını sanan, maymun akıllı ve iştahlı olan değil; bilakis Aydın, kökleri hazreti Âdem’e dayanan, Âdem’in evlatlarına, Âdem’in mesajını sunan kişidir.

19. Aydın, düşünmek ve düşündürmek için yer ve zaman tayin eden değil; bilakis Aydın, yatağında bile düşünmesi gerekenleri düşünen, bulduğu çözümleri bir doktor edasıyla reçete olarak sunan kişidir.

20. Aydın, kötü çığır açan atalarının peşinde, onların yanlış yolunu körü körüne izleyen bir mutaassıp değil; bilakis Aydın, tuğyan eden atalarının taassubundan kurtulabilen, hür kişidir.

21. Aydın, şirkin ve haramın, her türlü zulmün kaynağı olan beşeri ideolojilerin suç ortağı olarak, onların meşruiyetinin dayanağı olan değil; bilakis Aydın, tüm yıkıcı sistemlerden beri olup, ancak doğrunun destekçisi olan kişidir.

22. Aydın, şeytanî aklının peşinde, dili aklının ucunda, şeytanî bir isyanla şeytanlaşan değil; bilakis Aydın, imanının peşinde, dili kalbinin arkasında, Âdemî istiğfarla yol alan kişidir.

23. Aydın, namazdaki kıblesi ile hayattaki kıblesi farklı olan değil; bilakis Aydın, kıble şuuruna ermiş, idraki engin, basiretlice yol alan ve yol açan kişidir.

24. Aydın, okur olmayı sadece kitap okuru olarak görüp, gösteren, sadece kitap okuyan ve tavsiye eden değil; bilakis Aydın, kâinatı ve insanı okunacak bir kitap olarak gören ve okuyan, canlı ve cansız kâinattaki her şeyi okumaya çalışıp, okuduklarını da insanlığa okutmaya çalışan kişidir

25. Aydın, diğer kültürlerden beslenip, beslendikleri ile hastalanan değil; bilakis Aydın, irfan bahçesinden beslendikleri ile sağlam ve sağlıklı olan, beslendiği bilgi inancına ve yaşantısına yakıt olan kişidir.

26. Aydın, yangından kaçar gibi değerlerinden kaçan, ancak kaçtığı yer kenef olup, bunun dahi farkında olamayacak kadar burnu koku almayan, Kapitalizmin, Komünizmin, Kemalizmin simsarı olan değil; bilakis Aydın, tüm kötü ve değersiz olan sistemlerden rahatsız olup, şerden hayra giden ve çağıran kişidir.

27. Aydın, yanlışın sözcüsü, zulmün kalemi, ahlaksızlığın temsilcisi ve cahiliyenin bozuk fikri olan kişi değil; bilakis Aydın, doğruluğun ve adaletin, hayânın ve ilmin temsilcisi olan kişidir.

28. Aydın, bizim dilimizle konuşup, bize ve değerlerimize düşman olup saldıran, ayağı Anadolu’da gönlü ve hissiyatı batıda olan değil; bilakis Aydın, bizim değerlerimizle oturup kalkan, Anadolu’da ve tüm dünyada imanî ve İslâmi değerlerimizi savunan kişidir.

29. Aydın, teknoloji ithaliyle birlikte kültür ve düşünce de ithal ederek halkına satmaya çalışan değil; bilakis Aydın, insana faydalı olanı savunup, faydalı olanı ümmetin yitik malı kabul eden, fennin ithalini dininden taviz vererek ödenmemesi gerektiğini bilen ve bildiren kişidir.

30. Yeryüzünde böbürlenerek yürüyen büyük müstekbirlerin küçük taşeronu olup, ağzını şişirerek konuşan, yükseklerde uçan kelimeleriyle hakaretler savuran değil; bilakis Aydın, verilen tüm nimetleri Allah’tan bilen, bunun şükrünü eda için, kendi görebildiği hakikatleri göstermek için göremeyenleri omuzuna alabilen kişidir.

Sözün özü; “Aydın, İslâm ve iman ile aydınlanan ve de aydınlatan kişidir.”

Esedullâh Saîd el-Muallim.

1437/2016