«
  1. Ana sayfa
  2. Arabça
  3. Arapça Dersleri – 5 (İsmini nasb, haberini ise ref eden harfler )

Arapça Dersleri – 5 (İsmini nasb, haberini ise ref eden harfler )

ARAPÇA DERSLERİ

-Hurûfu Müşebbehe Bi’l-Fiil, İstisnâ, Nefiy Lâ’sı- 

 

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’In ismiyle.

Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O’nun kulu ve Rasûlü’dür… 

Bundan sonra:

Dersimiz itibariyle âmili lafzî semâînin ikinci çeşidine geldik.

Fiile Benzeyen Harfler:

Âmili lafzî semâînin ikinci çeşidi fiile benzeyen harflerdir. Bunlar ismini nasb, haberini ise ref eden harfler olup, inne (إِنَّ), enne (أَنَّ), keenne (كَأَنَّ), lekinne (لَكِنَّ), leyte (لَيْتَ), lealle (لَعَلَّ), illâ (اِلاَّ) ve lâ (لَا) olmak üzere sekiz harftir.

Fiile Benzeyen Harflerin Mânâları:

1-2. İnne ve enne (إِنَّ ve أَنَّ) “muhakkak ki, şüphesiz ki, gerçekten, doğrusu” mânâsındadır. Tekid (kuvvetlendirmek) içindir. Misâlen:

اِنَّ اللَّهَ تَعَالَى عَالِمُ كُلِّ شَيْءٍ

Şüphesiz Allâh’u Teâlâ her şeyi bilendir.

اِعْتَقَدْتُ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَادِرٌ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ

“Ben inanıyorum ki, şüphesiz Allâh’u Teâlâ her şeye gücü yetendir.”

3. Kenne (كَأَنّ) “sanki ve şayet” mânâsındadır. Teşbih (benzetmek) içindir. Misâlen:

كَأَنَّ اْلحَرَامَ نَارٌ

Sanki haram (tıpkı) ateştir.

4. Lekinne (لَكِنَّ) “fakat, ama, yalnız, ne var ki” mânâsındadır. İstidrak (şüpheyi def) içindir. Misâlen:

مَا فَازَ اْلجَاهِلُ لَكِنَّ اْلعَالِمَ فَائِزٌ

Câhil kurtulamadı fakat âlim kurtulur.

5. Leyte (لَيْتَ) “keşke, bari” mânâsındadır. Temenni içindir. Misâlen:

لَيْتَ اَلْعِلْمَ مَرْزُوقٌ لِكُلِّ أَحَدٍ

Keşke herkes ilimle rızıklanmış olsaydı.

6. Lealle (لَعَلَّ) umulur ki mânâsındadır. Teracci (ümit etmek) içindir. Misâlen:

لَعَلَّ اللَّهَ تَعَالَى غَافِرُ ذ َنْبِي

Umulur ki Allâh’u Teâlâ, günâhımı bağışlar.

7. İllâ (اِلاَّ) “ancak, meğer, mutlaka, aksi halde” mânâsındadır. İstisnâ-ı munkatı (ayırmak) içindir. Misâlen:

اَلْمَعْصِيَّةُ مُبَعِّدَةٌ عَنِ اْلجَنَّةِ اِلَّا الطَّاعَةَ مُقَرِّبَةٌ مِنْهَا

Günâh cennetten uzaklaştırıcıdır, ancak taat ona yaklaştırıcıdır.

8.(لَا) “hiçbir, değildir, yoktur” mânâsındadır. Cinsi nefy içindir. Misâlen:

لَا فَاعِلَ شَرٍّ فَائِزٌ

Hiçbir şer işleyen kurtulamaz.

Bu harflerden inne (إِنَّ), enne (أَنَّ), keenne (كَأَنَّ), lekinne (لَكِنَّ), leyte (لَيْتَ) ve lealle (لَعَلَّ) olmak üzere altısı hurûfu müşebbehe bi’l-fiildir. İllâ (اِلاَّ) istisnâ edatıdır. Lâ (لَا) ise cinsini nefyeden nefiy edatıdır.

Hurûfu Meşebbehe Bi’l-Fiil:

Hurûfu meşebbehe bi’l-fiil, “fiile benzeyen harfler” demektir. Bu harfler lazfen, manen ve istiğmalen olmak üzere üç yönden fiile benzemektedir.

Hurûfu meşebbehe bil-fiilin, fiile lafzen benzemesi:

Hurûfu meşebbehe bi’l-fiilin, fiile lafzen benzeyişi şu üç şekilde olur:

1. Fiil gibi üç veya daha fazla harften oluşurlar.

2. Fiili mazi gibi fetha üzere mebnidirler.

3. Fiil gibi zamiri mensubu muttasıla – اِنَّهُ gibi – bitişirler.

Hurûfu müşebbehe bil-fiilin, fiile mânen benzemesi:        

Hurûfu meşebbehe bi’l-fiilin, fiile manen benzemesi kendilerinde fiil mânâsı olmasıyladır. Zîrâ:

İnne (إِنَّ), enne (أَنَّ) de ekedde (اَكَدَّ) fiilinin mânâsı vardır.

Keenne (كَأَنَّ) de şebbehe (شَبَّهَ) fiilinin mânâsı vardır.

Lekinne (لَكِنَّ) de istedrake (اِسْتَدْرَكَ) fiilinin mânâsı vardır.

Leyte (لَيْتَ) de temenne (تَمَنَّ) fiilinin mânâsı vardır.

Lealle (لَعَلَّ) de teraccâ (تَرَجَّي) fiilinin mânâsı vardır.

Hurûfu meşebbehe bil-fiilin, fiile istiğmalen benzemesi:        

Hurûfu meşebbehe bi’l-fiilin, fiile istiğmalen yani amelen benzemesi müteaddi fiil gibi iki ismin başına gelmesiyledir. Ancak müteaddi filinin aksine mübtedayı kendilerine isim almakla nasb ederler. Haberi ise haber almakla ref ederler. Misâlen:

اِنَّ اللَّهَ وَاحِدٌ تَعَالى

Şüphesiz ki Allâh’u Teâlâ birdir.

İstisnâ:

İstisnâ “ayırmak” mânâsında olup, “istisna harflerinin dâhil olduğu kelimedeki hükmü, makablinden ayırması” demektir.

İstisnâ edilene yani ayrılana “müstesnâ” makabline yani kendisinden ayrılana “müstesnâ minh”, kendisi ile istisnânın yapıldığı harfe “istisnâ edatı”, yapılan işe ise “istisnâ” denir. Misâlen:

جَاءَ عَمْرٌ اِلَّا زَيْدًا

Amr geldi, Zeyd müstesnâ (gelmedi).

Bu misâlde عَمْرٌ müstesna minhitir; اِلَّا istisnâ edatıdır; زَيْدًا müstesnadır. Böylece Zeyd’in gelmeme hükmü, Amr’ın gelme hükmünden ayrılarak istisnâ gerçekleşmiş olur.

İstisnâ harfleri:

İstisnâ harfleri illâ (اِلاَّ), gayru (غَيْرُ), sivâ (سِوَى), adâ (عَدَا), hâşâ (حَاشَا), halâ (خَلَا), lâ siyyemâ (لَا سِيَّمَا), beyde (بَيْدَ), leyse (لَيْسَ) ve lâ yekûnu (لَا يَكُونُ) olmak üzere on tanedir.

İstisnânın kısımları:

İstisnâ, muttasıl, munkatı ve müferrağ olmak üzere üç kısma ayrılır.

1. İstisnâ-ı muttasıl:

İstisnâ-ı muttasıl, müstesnâ ile müstesnâ minhin aynı cinsten olmasıdır. İstisnâ-ı muttasılın cümledeki irâbı iki türlüdür. Bunlar:

Birincisi: Müstesnâ minh müsbet yani olumlu olursa müstesnâ mansub olur. Misâlen:

جاءَ الرِّجَالُ اِلَّا زَيْدًا

Erkekler geldi, Zeyd müstesnâ (gelmedi).

Misâlde الرِّجَالُ olan müstesnâ minh müsbet olduğundan, müstesnâ olan زَيْدًا nin irâbı mensub olmuştur. Müstesnâ minhin irâbı kendinden önceki amile bağlıdır.

İkincisi: Müstesnâ minh menfi yani olumsuz olursa müstesnâ, müstesna minhin irabını alır. Misâlen: عَمْرٌ اِلَّا النِّسَاءُ جَاءَ مَا Kadınlar gelmedi. Ancak Amr geldi. Misâlde النِّسَاءُ olan müstesnâ minh menfi olduğundan, müstesnâ olan عَمْرٌ müstesnâ minhin irabını almıştır.

2. İstisnâ-ı munkatı:

İstisnâ-ı munkatı, müstesna ile müstesnâ minhin ikisinin de aynı cinsten olmamasıdır. Müstesnâ, müstesnâ minh müsbet ya da menfi fark etmeksizin mansub olur.

Müsbete misâl:

جاءَ الْحِماَرُ اِلَّا عَمْرَ

Hımâr geldi, Ömer müstesnâ (gelmedi).

Misâlde الْحِماَرُ olan müstesnâ minh müsbet olmuştur ve müstesnâ olan عَمْرَ nın irâbı mensub olmuştur.

Menfiye misâl:

مَا جاءَ الْقَوْمُ اِلَّا الْغَنَمَ

Kavim gelmedi, koyun geldi.

Misâlde الْقَوْمُ olan müstesnâ minh menfi olmuştur ve müstesnâ olan الْغَنَمَ min irâbı mensub olmuştur.

3. İstisnâ-ı müferrağ:

İstisnâ-ı müferrağ, müstesnâ minh cümle içinde hazf olunmasıdır. Müstesnâ, hazf olan müstesnâ minhin irâbını alır. Hazf olunan müstesnâ minhin irâbı kendinden önceki amile bağlıdır. Misâlen:

مَا جاءَ) اَحَدٌ (اِلَّا زَيْدٌ مَا جاءَ اِلَّا زَيْدٌ

Hiçbir kimse gelmedi, Zeyd müstesnâ (geldi).

Misâlde اَحَدٌ müstesnâ minhdir ve hazf olmuştur. Müstesnâ ise hazf olan müstesnâ minhin irâbını almıştır.

Cinsini nefyeden lâ:

Cinsini nefyeden lâ, başına dâhil olduğu ismin bütün cinsinden olan bir hükmü, tamâmen nefyeder. Bu sebeble kendisine “nefiy lâ”sı denir. Misâlen:

لَافَاعِلَ شَرٍّ فَائِزٌ

(Hiçbir) Şer işleyen kurtulucu değildir.

Sorular:

1. Fiile benzeyen harfler ve mânâları nelerdir?

2. Fiile benzeyen harfler cümlede ne şekilde amel ederler?

3. Hurûfu müşebbehe bi’l-fiil olan harfler hangileridir?

4. Hurûfu müşebbehe bi’l-fiil fiile hangi yönlerden ve nasıl benzer?

5. İstisna ne denir, öğeleri nelerdir?

6. istisna harfleri hangileridir?

7. İstisnâ kaç kısımdır?

8. İstisnânın cümle içindeki irâbı nasıl olur?

9. Nefiy lâsını nasıl amel eder?

Uyarı: Eğer sorulara doğru cevâbları verebiliyorsanız istenilen hâsıl olmuş demektir. Yok, veremiyorsanız eksiğinizi tamâmlamadan bir sonraki derse kesinlikle geçmeyin!