«
  1. Ana sayfa
  2. SOHBETLER
  3. Allâh Yolunda Cihâd Etmek

Allâh Yolunda Cihâd Etmek

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle…

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidayete erdirdiğini hiç kimse sapıttıramaz, sapıttırdığını ise hiç kimse hidayete erdiremez. Şahadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şahadet ederim ki, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve rasuludür… 

Bundan sonra:

Kardeşlerim! Cihâd, Allâh Tebâreke ve Teâlâ’nın kulları üzerine farz kıldığı muhkem bir ibâdettir. Hiçbir şey yahut hiçbir kimse onu neshedemez. Bu ibâdet, Müslümanlarla saldırganların orduları karşı karşıya geldiğinde, Müslümanların halifesi tarafından seferberlik ilân edildiğinde, Müslümanların toprakları saldırganlar tarafından işgal edildiğinde yediden yetmiş yediye, kadından erkeğe silâh tutabilecek herkes üzerine farz-ı ayn olur. Bu üç yerin dışında ise farzı kifâyedir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ bunu şöyle buyurmaktadır:

“Kıtâl (savaş), hoşunuza gitmediği hâlde üzerinize yazıldı (farz kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allâh bilir, siz bilmezsiniz.” (el-Bakara: 2/216)

Allâh Azze ve Celle âyet-i kerimesinde kıtâlın yani Allâh yolunca silah ile mücâdele etmenin Müslümanlar üzerine farz kılındığını beyân etmektedir. Bu sebeble kıtâl, aynı  kılmak ve oruç tutmak gibi dînimizin farzlarından bir farzdır. Şiarlarından bir şiardır. Nefislerin hoşuna gitmese bile bu böyledir. Zîrâ nefisler rahat ve hoş yaşamayı arzular. Sıkıntı ve musibetlerden, imtihan ve mihnetlerden râzı olmaz. Ancak nice sıkıntılar ve musibetler, imtihanlar ve mihnetler vardır ki, Allâh Azze ve Celle’nin hoşnutluğu bunların içerisinde saklıdır. Bizler bunları kerih görürüz fakat sabrederek fıkha göre iş yaptığımızda, şer olarak gördüğümüz şeyler bizler için hayırlara dönüşür. Kıtâl da ihlâs ve sabırla birlikte yapıldığında Müslümanlar için her haliyle hayırdır, hayırlıdır. Allâh her şeyin hakîkatini bilir, fakat bizler bilemeyiz. Allâh Subhânehu ve Teâlâ başka bir âyetinde şöyle buyurmaktadır:

“Ağırlıklı ve ağırlıksız olarak savaşa çıkın. Ve Allâh yolunda mallarınızla, canlarınızla cihâd edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.” (et-Tevbe: 9/41)

Enes radîyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Müşriklerle mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihâd edin.” (Ebû Dâvûd – Nesâî)

Âyet-i kerîmede ve hadîs-i şerifte ifâde edildiği üzere Allâh yolunda mallarla, canlarla ve dillerle cihâd etmek emredilmiştir. Emir -aksi bir karine olmadığında- vucuba delâlet eder. Bu sebeble Allâh yolunda mallarla, canlarla ve dillerle cihâd etmek farzdır. Kardeşlerim Kur’ân ve Sünnet’te Allâh yolunda cihâd etmenin farz olduğuyla alakalı birçok nass vardır. Burada zikrettiklerim bunlardan sadece bir kaçıdır. Öyleyse herkes Allâh yolunda dînin ikâmesi için gücü nispetinde cihâd etmelidir. Kıtâlı desteklemelidir. Mallar ve canlar Allâh yolunda feda edilmeyecekse kim için yahut hangi dava uğruna feda edilecektir? Rabbimiz emrolunduğumuz bu farzı, kabul edecek olduğu şekilde yerine getirebilmeyi tüm Müslümanlara nasib etsin. Allâhumme âmîn…

Kardeşlerim! Cihâdın gayesi milliyetçilik yahut ulusçuluk değildir. İktidar ve servet sevdası değildir. Şeriatsız bir özgürlük anlayışı ise hiç değildir. Cihâdın gayesi yeryüzündeki fitne ve fesadın kalkıp dînin yalnızca Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya ait olmasıdır. Nitekim Allâh Subhânehu ve Teâlâ bunu şöyle buyurarak beyân etmiştir:

“Fitne kalmayıncaya ve dînin tamâmı Allâh’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.” (el-Enfâl: 8/39)

Bu âyetteki fitneden kasıt küfürdür. Yani yeryüzünde küfür kalmayıncaya ve tevhîd dîni olan İslâm da yeryüzüne hâkim oluncaya kadar savaşmak, cihâdın tek gayesidir. Evet, cihâdın gayesi İslâm’ı yeryüzüne hâkim kılmaktır. Zîrâ İslâm Dîni Allâh’u Teâlâ’nın kendisinden râzı olacağı tek dîndir. Öyleyse bu dînin akîdesinin ve ameliyesinin yeryüzünde inanılan ve uygulanan tek nizam olması için mücadele etmek, Müslümanlar için en yüce ülkü ve en değerli hedef ve gayedir. Rabbimiz, bu gaye uğrunda ihlâslıca mücadele edebilmeyi tüm Müslümanlara nasib etsin. Allâhumme âmîn…

Kardeşlerim! Cihâdın farz olduğunu ve gayesinin de yeryüzüne İslâmı hâkim kılmak olduğunu zikrettik. Öyleyse Müslüman bir kimse nasıl olurda cihâddan geri durabilir? Bu cürümden sizleri sakındırıyorum. İmtihan alanında olduğumuz unutmayın. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Yoksa siz, Allâh, içinizden cihâd edenleri belirtip ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip ayırdetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Ali İmrân: 3/142)

Cihâddan geri kalmak, onu düşünmemek Allâh Azze ve Celle’nin azabına sebeb olacak olan amellerdendir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ bunu şöyle buyurarak beyân etmiştir:

“De ki: Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticâret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allâh’tan, O’nun Râsûlü’nden ve O’nun yolunda cihâd etmekten daha sevimli ise, artık Allâh’ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allâh, fâsıklar topluluğuna hidâyet vermez.” (et-Tevbe: 9/24)

Allâh Azze ve Celle bu âyetinde hicretten ve cihâddan geri kalanları açık olarak tehdit etmektedir. Zîrâ hiçbir şey Allâh’tan, O’nun Rasûlü’nden ve O’nun yolunda cihâd etmekten daha sevimli olamaz, olmamalıdır. Eğer ki babalar, çocuklar, kardeşler, eşler, akrabalar, mallar, ticaret ve evler Allâh’tan, O’nun Râsûlü’nden ve O’nun yolunda cihâd etmekten daha sevimli geliyorsa kişinin îmânî bir sorunu var demektir. Ebû Hureyre radîyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Herkim gazaya çıkmadan yahut gazaya çıkmaya niyet etmeden ölürse nifâktan bir şube üzerine ölmüş olur.” (Buhârî – Müslim)

Hadîste ifâde edildiği üzere Allâh yolunda gazaya çıkmamak yahut çıkmayı gerçekten arzu etmemek münafıkların özelliklerinden bir özelliktir. Bu ise kişiye musibet olarak yeterlidir. Rabbim tüm Müslümanları cümle münafıklık hasletlerinden korusun. Allâhumme âmîn… Allâh yolunda cihâda çıkmak ise onun rahmetine kavuşmaya en büyük vesilelerdendir. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz îmân edenler hicret edenler ve Allâh yolunda cihâd edenler; işte onlar Allâh’ın rahmetini umabilirler. Allâh bağışlayandır esirgeyendir.” (Bakara: 2/218)

Rabbimiz Allâh Subhânehu ve Teâlâ bizlere yolunda cihâd edebilmeyi, hayırlı işler yapabilmeyi ve şehid olarak can verebilmeyi nasib etsin. Allâhumme âmîn…

1435 h. / 2014 m.

Abdullâh Saîd el-Müderris.

İktibas Yapacakların Dikkatine!