«
  1. Ana sayfa
  2. SÜNNET
  3. “Allâh, iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdı”

“Allâh, iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdı”

“Allâh, İyilik ve Kötülükleri Takdir Edip Yazdı

Hadîsi ve Şerhi 

•••

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle…

Hamd, âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlüdür…

Bundan sonra:

عَن ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، عَنْ رَسُولِ اللهِصَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فِيمَا يَرْوِي عَنْ رَبِّهِ قَالَ:

«إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ الْحَسَنَاتِ وَالسَّيِّئَاتِ، ثُمَّ بَيَّنَ ذَلِكَ، فَمَنْ هَمَّ بِحَسَنَةٍ فَلَمْ يَعْمَلْهَا، كَتَبَهَا اللَّهُ عِنْدَهُ حَسَنَةً كَامِلَةً، وَإِنْ هَمَّ بِهَا فَعَمِلَهَا كَتَبَهَا اللَّهُ عِنْدَهُ عَشْرَ حَسَنَاتٍ إِلَى سَبْعِمِائةِ ضِعْفٍ إِلَى أَضْعَافٍ كَثِيرَةٍ، وَإِنْ هَمَّ بِسَيِّئَةٍ فَلَمْ يَعْمَلْهَا، كَتَبَهَا اللَّهُ عِنْدَهُ حَسَنَةً كَامِلَةً، وَإِنْ هَمَّ بِهَا، فَعَمِلَهَا كَتَبَهَا اللَّهُ سَيِّئَةً وَاحِدَةً.»

İbn Abbâs radîyallâhu anhumâ’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’dan rivâyet ettiği bir hadîste şöyle buyurmuştur:

“Allâh, iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdı. Sonra bunları şöyle açıkladı: “Bir kimse iyilik yapmaya niyetlenir de onu yapmazsa, Allâh kendi nezdinde o kimse için tâm bir iyilik sevabı yazar. Eğer hem niyetlenir hem de o iyiliği yaparsa, on iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yedi yüze veya daha fazlasına kadar çıkarır. Eğer kötülük yapmaya niyet eder de, sonra onu yapmaktan vazgeçerse, Allâh onun için tâm bir iyilik sevabı yazar. Eğer kötü bir işe hem niyetlenir, hem de onu yaparsa, Allâh o kimse için sadece bir tek günah yazar.”

[(SAHÎH HADÎS) Buhârî (6491); Müslim (131)…]

Râvi Bilgisi:

Bu hadîsi, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivâyet eden Abdullâh İbni Abbâs radîyallâhu anhumâ’dır. 

Abdullâh İbni Abbâs, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in amcası Abbâs radîyallâhu anh’ın oğludur. Annesi Hatice radîyallâhu anhâ’dan hemen sonra Müslüman olan Ümmü’l-Fadl Lübâbe radîyallâhu anhâ’dır.

Hicretten üç yıl önce Mekke’de doğdu. Doğumundan hemen sonra Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ona bizzat tahnik yaptı; mübarek ağzı ile çiğnediği hurmayı onun damağına yapıştırdı. Daha sonraları ise ona iki defa duâ etti. Bu duâlarından birinde: “Allâh’ım! Onu büyük dîn âlimi (fakîh) yap ve ona Kur’ân’ı öğret!” buyurdu. Bu sebeble İbn Abbas Kur’ân-ı Kerîm’i en iyi bilen sahâbelerden oldu, kendisine “Tercümânü’l-Kur’ân” unvânı verildi. Ümmetin en âlimi anlamında “Hibrü’l-ümme” diye de anıldı.

Ömer radîyallâhu anh zamanında, çok genç olmasına rağmen ilim ve istişare meclisinde söz sâhibi sahâbelerden oldu. Alî radîyallâhu anh devrinde ise Basra valiliği yaptı.

Tefsîr ve fıkıh ilimlerinde otorite olarak kabul edildi. Verdiği fetvâlarla abâdile diye anılan dört Abdullâh’tan bir oldu.

Bir kısmını bizzat Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’den duyduğu -mükerrerleriyle birlikte- 1660 hadîs rivâyet etti.

Hayatının son yıllarında gözlerini kaybetti. Bazı kaynaklar onun Kerbelâ Fâciası’na çok üzülüp ağladığını ve gözlerini bu yüzden yitirdiğini belirtirler.

Hicretin 68. (milâdî 687.)  yılında ise Tâif’te 71 yaşında vefat etti. Allâh’ın rahmeti onun ve babasının üzerine olsun.  

Hadîsten Çıkan Hüküm Ve Fâideler:

1. Bu rivâyet, kutsî bir hadîstir. Kudsî hadîs: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’den Rabbine izâfe edilerek rivâyet edilmiş olan hadîslerdir. Bu itibarla kudsî hadîsler, söz olarak Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e, mânâ olarak Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya âittir.

2. Neyin iyilik ve de neyin kötülük olduğunu takdir eden Allâh Subhânehu ve Teâlâ’dır. Bu sebeble neyin iyilik ve de neyin kötülük olduğu ancak Kur’ân ve Sünnet ile sâbit olur. Aklın, iyilik ve kötülüğü belirleme noktasında bir payı yoktur. Akıl ancak Allâh’ın beyânı ile iyi olan şeylerin neden iyi olduklarını anlayıp onları yapmak ve kötü olan şeylerin de neden kötü olduğunu kavrayıp onlardan sakınmak için vardır.

3. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, neyin iyilik ve de neyin kötülük olduğunu takdir etmiş ve görevli meleklerine emrederek onları levh-i mahfûza yazdırmıştır. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır:

﴿وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ۟﴾  

“Biz her şeyi, apaçık bir kitâbta (levh-i mahfuzda) sayıp yazmışızdır.” [Yâsin: 36/12]

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, daha sonra kullarını tâbi tutacağı imtihânın bir gereği olarak iyi ve kötü olan şeyleri ve amellerin neye göre yazıldığını kullarına indirdiği kitâblar ve gönderdiği rasûller ile onlara açıklamıştır. 

4. Her kim, infâk etmek, nâfile oruç tutmak, Kur’ân okumak ve hasta ziyaretinde bulunmak gibi dînen güzel görülmüş bir iyilik yapmaya niyetlenir ve sonra da onu yapmaktan vazgeçerse, Allâh Subhânehu ve Teâlâ kendi nezdinde o kimse için tâm bir iyilik sevabı yazar. Yazılan bu sevâb, kişinin güzel niyeti sebebiyledir. Sehl b. Sa’d radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

«نِيَّةُ الْمُؤْمِنِ خَيْرٌ مِنْ عَمَلِهِ.»

“Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.” [Taberânî (el-Kebîr: 5942)… ]

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, iyi bir amel olarak bildirdiği bir şeye niyetlenerek o ameli yapan kimseye ise on iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yedi yüze veya daha fazlasına kadar da çıkarabilir.  

﴿مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ﴾ 

“Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.” [el-Enâm: 6/160]

5.  Her kim, kötülük yapmaya niyet eder de, sonra onu yapabilme kudretine rağmen sırf Allâh rızâsı için yapmaktan vazgeçerse, Allâh onun için tâm bir iyilik sevâbı yazar. Zîrâ onun yapmak istediği kötülüğü imkânı olduğu halde terk etme nedeni, sadece Allâh rızâsı içindir. Bu da, hem niyet ve hem de amel olup, Allâh katındaki karşılığı tâm bir iyilik sevâbıdır. Niyet ettiği kötülüğü yapmaktan âciz kalması veya unutması sebebiyle yapmamış olması ise kişiye ecir kazandırmaz. Zîrâ bu halde kişinin tercihi kötü olanı terk etmek değil, bilakis yapmayı isterken imkân bulmaması yahut yapmayı unutmasıdır.     Eğer hem kötü bir işe niyetlenir ve hem de onu yaparsa, Allâh o kimse için sadece bir tek günah yazar.  

6. Bu hadîs, -yukarıda zikredilenlerden anlaşılacağı üzere- Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın bu ümmete lütuf ve ikrâmını açıkça ifâde etmektedir.   

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

1441 h. / 2019 m.

Abdullâh Saîd el-Müderris.

İktibas Yapacakların Dikkatine!